Felaketin 9. yılında deprem filmi

Felaketin 9. yılında deprem filmi.13261
  • Giriş : 17.08.2008 / 08:24:00

''Her Şeyin Bittiği Yerden'' adlı sinema filminin çekimlerine başlandı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Marmara Depreminde 27 saat enkaz altında kalan Sami Dündar'ın yaşadıklarından esinlenerek, Ezel Akay'ın yöneteceği, başrolünü Okan Bayülgen'in oynayacağı, Türk-Yunan ortak yapımı ''Her Şeyin Bittiği Yerden'' adlı sinema filminin çekimlerine başlandı.

Çekimler öncesi film için eski SEKA İzmit İşletmesi alanında hazırlanan platoda düzenlenen basın toplantısında konuşan yönetmen Ezel Akay, depreme hazır olmadığını, evindeki dolapların duvara monte edilmediğini söyledi.

İkna olabilmesinin tek yolunun, tekrarlarla ''bir daha, bir daha, bir daha'' çeşitli mecralarda ''Hazır olun, başınıza çok kötü şeyler gelecek'' demek olduğunu ifade eden Akay, sete giren herkesin korkuya kapıldığını, sağa sola bakmaya pek cesaret edemediğini, oysa bakılması gerektiğini dile getirdi.

''Başımıza geldi ve gelecek, üstelik hazırlık süresi yetmeyecek'' diyen Akay, şöyle konuştu:

''Biz ne kadar çok insanı, ne kadar çok hayatı kurtarırsak kendimizi o kadar karlı sayacağız. Filmin hikayelerine çalışırken pek çok okuma yaptık, hikayeler dinledik, her hikaye dinleyişimizde bir küçük 'ağlama', 'üzülme' arası verip öyle devam etmek zorunda kaldık. 'Bunlarla nasıl başa çıkacağız, okuyup yazacağız' dedik ama bir süre sonra içimizdeki korkuyu, ürpertiyi yenip, meselelere analiz gücüyle bakmaya başladığımızda yapılabilir, anlatılabilir ve etkili olabilecek bir hikayeyle karşı karşıya olduğumuzu gördük. Kaçılacak bir durum yoktu, biz kaçmıyoruz, bu film için ve seferberlik kampanyası için çalışıyoruz. Bu işi ne için yaptığımızı gerçek bir sözle anlatmak istiyorum. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde görevli, deprem döneminde sağlıkçı olarak görev yapan Dr. Gülcan Türker'in sözü; (Büyük bir acı duyarak, deliler gibi dolaşıyor, sürekli çalışmak istiyordum. Sanki sürekli çalışırsam kıyamet günü buralara bir daha hiç uğramayacaktı.)''

-FİLM MART AYINDA VİZYONDA-

Film hakkında bilgi veren Akay, başrolde Okan Bayülgen'in olduğu filmde, Işın Karaca ve 50'ye yakın diyaloglu oyuncunun rol alacağını bildirdi. Akay, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Kalabalık bir dünyayı anlatıyoruz. Aramızda bu hikayeleri gerçekten yaşamış insanlar var. Bunlardan birisi o dönemde Gölcük'te Sami ile birlikte çalışan astsubay Suat Ay... Ay, danışmanlığımızı ve kurumsal ilişkilerimizi yürütüyor. Bandırmalı Erol (Çakır), yani Sami'yi bir ceset torbasında bulup, canlı olduğunu fark eden kişi aramızda. Bunlar gibi pek çok karakter, kendisini oynayacak kişilerle yüzleşmeyi bekliyor. Filmin bittiği yerden başlayacağız. Bir final sahnemiz var ve bugünde geçiyor. Filmin sonunda 17 Ağustos 2008 gecesine geliniyor. Onunla ilgili bir final sahnemiz var. Daha sonra çeşitli efekt sahneleriyle çalışmalarımız devam edecek, oyunculu sahnelere 1 Ekim'de başlanacak. Filmin mart ayında vizyona girmesi planlanıyor.''

-GÖÇÜK ALTINDA 27 SAAT-

Filmin yapımcısı Sami Dündar, olayları ve filmi herkesten farklı algıladığını dile getirerek, ''O göçüğün altında kaldım, 27 saat can çekiştim'' dedi.

Çok korktuğunu ifade eden Dündar, şunları kaydetti:

''Bir an önce kurtulmak istiyorum. Burada bulunma sebebim, bir filmi yapmak ya da kampanyanın içinde bir parça haline dönüşmekten ziyade, göçükten hala çıkamayan ruhları temsil etmektir. Onlardan birisi de benim, ben hala göçükten çıkamadım. Eminim ki canlı olarak kurtulan kimse hala göçükten çıkamamıştır.

Göçükten çıktıktan sonra balkonda (Okan Bayülgen'in balkonunda) otururken Bayülgen, 'Sami, biz bu işi film yapacağız' dedi ve bu günlere geldik. Önce denedik olmadı, bir kaç kişi yazmak istedi, bir türlü olmadı, her halde kendimizi ifade edemedik. Sonra da 'Madem kimse yazamıyor. Sen kitap yaz' dedi ve kitabı yazdırdı. Gene olmadı, senarist gene ortaya çıkmadı. Senarist çıkabilmesi için galiba Ezel Akay gibi muhteşem bir yönetmene ihtiyaç duyuluyordu. Artık o filmi yapabiliyoruz.''

Okan Bayülgen de toplumların başlarına gelen felaketleri ve iyi şeyleri yorumladığını dile getirerek, bu yorumlamanın destanlarla, kitaplarla, kayıt altına alınarak yapıldığını, Marmara Depreminde ise utanç duyulurcasına o günlerde bulunan pek çok hikayenin kaybolduğunu bildirdi.

''Bunlardan neredeyse hiç film çıkmış, hiç hikaye çıkmıştır'' diyen Bayülgen, hikayelerin yorumlanması, uyarı filmi yapmak ve 'hazır olun' demekten öte, sanatçıların bunları anlatması gerektiğini vurguladı.

Bayülgen, ''Yapılacak film, üzücü, seyredilemeyecek, hatırlanamayacak kadar uyarıcı ya da utanç verici iş olmayacaktır. Yapılacak film, kendimizi izlememizi sağlayacak ve gelecek nesillere burada neler olduğunu aktaracaktır'' diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*