Felaketin ayak sesleri

  • Giriş : 16.12.2006 / 00:00:00

Havaların sıcak gitmesi nedeniyle soğuk aylarda olabilecek virütik salgınlar da deforme olarak biçim değiştirdi. Artık hastalananlar da çok ağır geçiriyorlar.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İklimde tuhaflıklar yaşanmakta olduğu mutlaka herkesin malumudur. Amerika’nın ileride olabilecek felaketleri birkaç yıl öncesinden Hollywood filmleri aracılığıyla dünyaya duyurma gibi tuhaf bir âdeti var. Film, New York’u, kabaran denizin basmasıyla başlıyor ve bir anda Antarktika koşullarının hüküm sürmeye başlamasıyla şehirde her şey donuyordu. Uzmanlar buna ‘katastrofik iklim değişikliği’ diyor. Şu anda dünyada ve Türkiye’de ‘katastrofik iklim değişikliği’ yaşanmakta. Hiçbir yerde kar olmadığı gibi yağmur da yok. Büyük ihtimalle yakında susuzluk başlayacak. Yaz ayları gelince bakalım neler olacak, çöl koşulları hüküm sürecek mi? Bazı uzmanlar bu yağmursuz günlerin ardından büyük yağışlar ve sellerin gelebileceğini de söylüyor. Yani anlayacağınız; iklim koşullarında normali bulmak diye bir şey yok artık.

Birçok insan bu gibi şeylerle uğraşmasa da iklim değişimi, insanlığın ve Türkiye’nin en büyük sorunudur. Havaların sıcak gitmesi nedeniyle soğuk aylarda olabilecek virütik salgınlar da deforme olarak biçim değiştirdi. Artık hastalananlar da çok ağır geçiriyorlar. Okullarda binlerce çocuk yatağa düşmüş durumda. İngiliz bilim adamları, Kuzey Kutbu’ndaki deniz buzullarının çok yakın zamanda eriyeceğini söylüyor. Bu ne demektir biliyor musunuz; demin bahsettiğim filmde yaşananlar olacak. Amerika’nın doğu yakası ile İngiltere’nin bir bölümünü dev dalgalar basacak, Amerika’nın doğu kısmının en büyük mevsim düzenleyicisi olan gulf stream’in değişmesi anlamına gelecektir.

Sevgili okurlar; bunlar bir anlamda kıyamet göstergeleridir. Belki bu tür laflara aranızda gülecekler çıkacaktır ama kıyamet denilen olay, pek dinle alakalı da değildir. Pozitif bilimlere inanan insanlar, kıyametin başlangıcını bugün olan olaylar gibi şeylerle tanımlarlar. Ne yazık ki; dünya kötü bir döneme girmiş durumda ve ozon deliğinden sorumlu ülkeler-yani ABD başta olmak üzere- işbirliği içinde vakit geçirmeden tedbir almaya başlamalıdır. Zararın hangi noktasında dönülse kârdır. Birey ve ülke olarak tek başına yapabileceğimiz bir şey de yok açıkçası... Sadece olan biteni doğru tespit edelim ve hazırlıklı olalım. Ondan sonrası dünya çapında işbirliği için kamuoyu oluşturmaya uğraşalım. Dünyanın geleceği için el ele vermek romantik insanların tekelinden çıkmalı. Bu işe, gidişatları etkileyebilecek güçte insanların soyunması gerekiyor. O açıdan bakıldığında ben ‘keşke Bush’un yerine Al Gore başkan seçilmiş olsaydı’ diye düşünüyorum şu anda. Eğer Al Gore başkan olsaydı ABD ozon deliğine katiyen şimdi olduğu kadar ilgisiz kalamazdı. Dünya yeni realitesi ile yaşamaya hazırlanmalı. İngiltere ve Amerika’da iktidar değişikliği de bu mücadelenin önemli yol taşlarından biri olacak.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious