Felsefe okuyor, halı dokuyor

  • Giriş : 02.03.2007 / 00:00:00

Halil Dalyan 27 yaşında İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde 3. sınıfta okuyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ailesi Mersin’de. O öğrenimini tamamlayabilmek için Zeytinburnu’nda bir öğrenci yurdunda kalıyor. Okuldan vakit bulduğu zamanlarda ise yağmur çamur demeden şehrin bir ucundan diğer ucuna halı dokumaya gidiyor.

Yaklaşık 4 aydır Pendik Belediyesi ipek halıcılık kursuna devam eden Halil, derslerden arta kalan vakitlerde geçip tezgâhının başına halısını dokuyor. “” sözleriyle niyetini açıklayan Dalyan’a, hepsi bu kadar mı şeklindeki sorumuzu yöneltince başlıyor anlatmaya.

“Aslında mekanik amaç bu olsa da insanımızın halinden sürekli şikâyet etmek yerine çevresindeki imkânları iyi kullanarak fayda sağlayabileceğini göstermeye de çalışıyorum.”

İleride fizik ve metafizik üzerine mastır yapmak istediğini de söyleyen Halil, Türk toplumunun sürekli transfer bilgiler ile beslendiğini savunarak “Maalesef kendi ürettiğimiz özgün bilgiler yok. Ne geçmişimize tam olarak sahip çıkabiliyoruz ne de geleceğimizi dair planlarımız var. Örneğin bana bir yatırım yapılmış ve okumam sağlanmış fakat benim bir üretim boyutum yok. Devamlı almışım, okulu bitirdikten sonra iş buldum diyelim peki bunun ne kadar geri dönüşümü olacak. Çoğumuz iyi bir iş sahibi olabilmek ve toplumsal statü sahibi olabilmek için okuyoruz. Peki bu yetiyor mu bence yetmiyor. Bu böyle olmamalı birikimlerimizin sadece kendimiz için değil, toplumsal manada da bir karşılığı olmalı. Bir şey yapmadan boş boş oturmanın arkasında sürekli bahaneler ve eleştiriler bulursunuz. İmkânsızlıklardan söz edilir. Benim yaşadığım kasabanın nüfusu 500-600 civarında bu projeye oraya götürüp 100 aileyi dahil edebilsem onlar için büyük bir katkı olur diye düşünüyorum. Eğer Dünya’dan sana bir akış varsa senden de Dünya’ya bir akış olması gerekir diye düşünüyorum.”

Haftada maksimum 2 gün halı atölyesine gelip dokuduğu ipek halıya ilmik attığını söyleyen Halil’e bu işin sabır gerektirip gerektirmediğini soruyoruz. “Hangi açıdan baktığınız önemli eğer severek yapıyorsanız bir süre sonra bırakın sıkıcı olmayı bağımlılık yapmaya başlıyor üzerinizde, sürekli düğüm atmak istiyorsunuz. Ve dokuduğunuz halıda yavaş yavaş desenler ve motifler ortaya çıktığında peşinden ne geleceğini merak edip daha fazlasını yapmaya çalışıyorsunuz. Ayrıca burada ilmik attıkça ruhsal ve zihinsel bir terapi ile karşı karşıya geldiğinizi söyleyebilirim. Sadece güncel olayları değil hayatın muhakemesini yapma fırsatını da buluyorsunuz. Zihin bütün problemleri çözebilecek eğilimde ve yapıdadır. Ama bu onu rahat bırakabilmek ve boşaltabilmekle mümkündür. Onu burada yakalayabiliyorum.”

BU ATÖLYELER DAHA YAYGINLAŞTIRILMALI

“Ben böyle bir kurs bulabilmek için bir hayli araştırma yaptım ama yaşadığım yere Zeytinburnu’na en yakın kursu Pendik’te buldum. Derslerimden vakit buldukça buraya gelip halımı dokuyorum. Bu tarz atölyelerin yaygınlaştırılması gerekiyor.” Baylara bu halı dokumayı tavsiye ediyor musunuz şeklindeki sorumuza ise Halil’in verdiği cevap hayli düşündürücü “Bence toplumumuzda insan olmanın gerekliliğini çok fazla kastığımızdan yapılan işleri bayan ve erkek olarak kategorize ediyoruz. Dokumacılık sadece bayanlara terk edilmeyecek kadar zevkli ve güzel bir iş. Herkes keyifle yapabilir buna siz de dâhilsiniz”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious