Ferdi Tayfur: Necla Nazır ile severek ayrıldık

Ferdi Tayfur: Necla Nazır ile severek ayrıldık.12203
  • Giriş : 28.06.2008 / 09:29:00

‘Memur Muzaffer’ ile ekranlara dönen Ferdi Tayfur, albüm ve kitap çalışmalarına da devam ediyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Reyting uğruna kendine iftara atanlarla muhatap dahi olmayan Tayfur artık dokunulmazlığının olmasını istiyor.’Necla Nazır ile tekrar birleşir misiniz?’ sorumuza ise pek yeşil ışık yakmıyor.

Ferdi Tayfur:
Necla Nazır ile ayrılsak da gönüllerimiz bir


Türk müziğinin önemli temsilcilerinden Ferdi Tayfur, şu sıralar yine oyunculuğunu konuşturuyor. Biz yeni bir müzik albümü beklerken, o ‘Memur Muzaffer’ olarak çıktı karşımıza. Kim bilir belki de hakkında çıkan dedikodular ve Necla Nazır’dan ayrılmasının stresini Muzaffer ile biraz olsun atmıştır. Yaz boyunca Fox ekranlarında yayınlanacak dizinin setinde neşeli bir ortamın içinde bulduk Ferdi Tayfur’u. İyiden iyiye memur rolüne bürünen Tayfur, hükümetlerin memurları hoş tutmasından yana. Şu sıralar Türk sanat müziği eserlerinden oluşan ikinci albümünün ve “Bir Zamanlar Ağaçtım” kitabının hazırlıklarıyla da uğraşan sanatçı, son sürat çalışıyor. Sohbet sırasında söz dönüp dolaşıp Necla Nazır ile olan ayrılığına geliyor. “Ben ona hiçbir zaman nikah sözü vermedim.” diyen sanatçı, ayrılıklarının da kendilerine yakışan şekilde gerçekleştiğini anlatıyor. 40 yıl bu ülkeye hizmet ettiğini vurgulayan Tayfur,artık dokunulmazlık istiyor.

Memur Muzaffer ile aranız nasıl?

O iyi bir aile babası; ama maalesef maaşını yetiştiremiyor. Muzaffer, naif bir adam, onu tutup haciz memuru yaptılar. Düşkünleri, işi ters gitmiş insanları görünce yüreği acıyor ve haciz koymaya vicdanı el vermiyor. Bu yüzden memuriyetten atıldı; ama geri döndü. Ben de yavaş yavaş Muzaffer’in memurluk rolünü giyiyorum.

Memur Muzaffer rolüne bürününce memuriyetle ilgili nelerin farkına vardınız?

Bu ülkeyi memurlar sırtlarında taşır. Devlet ve hükümetlerin onları hoş tutması gerekir. İşleri çok zor, her gün binlerce insanla karşılaşıyorlar, ama aldıkları maaş da belli. Ev kirası, çocuklarını geçindirme bakımından zorlukları var.

Uzun yıllar sinemada rol almadınız ; şu anki oyunculuğunuzu nasıl buluyorsunuz?

Bana verilen rollerin hakkını vermek ve elimden geldiğince altından kalkmak istiyorum. Kalkıp da ben çok iyi oyuncuyum falan diyemem. Küçükken sinema oyuncusu olmayı çok isterdim, Allah nasip etti; önce şarkıcı olduk, orada parladık, sonra film teklifleri geldi.

Eski filmlerinizi seyrettiğinizde neler geçiyor aklınızdan?

O zamanki şartlarda, çekimler, kameralar, ışıklar çok zorlamış bizi. Ama buna rağmen oyuncu ve yönetmenler birer kahramanmış. Sinemayı bu noktaya getirene kadar çok emek vermişler. Şimdiki sinemacılar çok şanslılar. Teknoloji çok geliştiği için işleri daha kolay. Biz eskiden bir ekip 10 kişi falan olurduk. Şimdi 50-60 kişi, jeneratörlerle, kostüm arabalarıyla dört beş TIR birden gidiyor. Güzel filmler çekiyorlar

En iyi Türk sanat müziği sanatçısı ödülü aldınız, biz çok şaşırdık...

Valla ben de çok şaşırdım. O şarkılar benim gençliğimin şarkılarıydı ve biz onlardan çok feyiz aldık. Hayranlarım da bunu duysunlar istedik ve albümü satışa koyduk. Sonra ödül verilince başkalarının okumalarına ve kendi okumama baktım, benimki çok düzgün geldi. Besteci ne bestelemişse ben aynısını okudum. Hiç abartmadım.

Siz de bazı sanatçılar gibi albüm yapmak yerine dizi ve filmlerden mi para kazanmayı kafanıza koydunuz?

Televizyon programlarına davet ediyorlar, çıkmıyorum. Ama hayranlarım beni görmek istiyor, onun için dizi tekliflerini değerlendiriyorum. Bari ekranda görünmemin anlamı olsun.

Dizinin koşuşturmacası, hakkınızda çıkan asılsız dedikoduların sıkıntısından biraz olsun uzaklaştırdı diyebilir miyiz?

Aslında pek sıkıntı yaşamadım; ama insanların ikiyüzlülüklerini gördüm. Tanımadığım insanların hayatıma burnunu sokmak istediklerini gördüm. Sabah programlarında insanların hayatıyla, şerefiyle oynadıklarını gördüm. Sırf reyting için insanların ekranlardan ahkâm kesmeleri ağrıma gitti. Ben filmlerde oynarken onlar daha doğmamıştı bile. Onların beni ağızlarına alırken destur demeleri lazım. 40 senedir bu millete hizmet etmişim. Bu adamın artık dokunulmazlığının, sit alanının olması lazım. Ne kimse namussuzluğumu ne de sahtekârlığımı gördü. Hep dikkat ederim kul ve komşu hakkına. Böyle bir insan olduğum için de ‘Aman bunu biraz baltalayalım, vuralım da reyting alalım’ dediler. Ben onlarla muhatap olup seviyemi düşüremem.

Sabah yayımlanan dedikodu programlarına mı katılmanız istendi?

Zaten bütün meseleleri oydu. Sabah kalkacağım, programına gidip onun bunun aleyhine konuşacağım. Bana yakışır mı böyle bir durum! Beni şimdiye kadar kim düzeysiz bir programda görmüş. Sen bana gelmezsem ben de sana böyle yaparım düşüncesiyle hareket ettiler. Edersen et, beni herkes biliyor. Sonra da bütün söylediklerimiz yalandı diye itirafta bulundular.

Bu olaylar Necla Hanım’la aranızın bozulmasını körükledi mi?

Necla Hanım’la olan meselem yıllar öncesine dayanır. Yıllardır Necla Hanım benden nikah istiyor. Ben de evliyim, 30 senedir beraberim Necla Hanım’la; ama hiç evlilik sözü vermedim.

Onun hakkı değil mi, 30 yıldır berabersiniz?

Peki öteki kadının hakkı değil mi?

Ama uzun süredir berabersiniz...

Öbür kadın da ayrılmıyor, o da iki tane çocuk yetiştirmiş bana pırlantalar gibi. Allah razı olsun. Şimdiden sonra nikâha ne gerek var ki. Benim annemle babam da imam nikâhlıymış, ben daha yeni öğrendim. Ne olacak ki gönüller bir olduktan sonra. Hiçbir zaman sıcak sudan soğuk suya elini sokturmamışım. Yalan söylememişim ona.

Peki durduk yere neden sizden nikah istesin ki Necla Hanım?

Oğlumu büyüten bir kadın vardı, onu bana yamamaya kalktılar. Hâlbuki öyle bir şey yok. Ben çocuğumu aldığımda 13 yaşındaydı. Okula gönderdim, gözünden rahatsızlığı, vardı tedavi ettirdim. Sonra büyüdü evlendirdim, Ferdifon’un da başına koydum, daha ne yapayım.

Hep birbiriniz hakkında iyi güzel şeyler söylüyorsunuz, sanki tekrar bir araya gelecekmişsiniz gibi geliyor?

Biz hiçbir zaman için birbirimizi incitecek ağır laflar söylemedik. Nasıl severek bir dirlik kurmuşsak, severek de ayrılabiliriz. İlla ayrılamam diye bir şey yok. Hayatta insanlar için her şey mümkün.

Necla Hanım dese ki, “Her şeyi unutup, tekrar görüşelim...”

Demez. Tuğçe de büyüdü ya artık. Nikah mikah numarası biraz daha karmakarışık oldu.

Peki siz bir adım atar mısınız?

Yok ben de atamam, o da atamaz. Zaten biz uzak değiliz birbirimize. Yine konuşuyor, telefonlaşıyoruz. Biz öyle çok ketum insanlar değiliz. O ibadetlerini yapıyor, Kur’an okuyor, namaz kılıyor. Çok fazla zorlanmış değiliz.

ZAMAN CUMAERTES;

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious