Fethullah Gülen odasındaki haritayı niçin değiştirdi?

Fethullah Gülen odasındaki haritayı niçin değiştirdi?.8422
  • Giriş : 31.10.2007 / 19:38:00
  • Güncelleme : 31.10.2007 / 18:08:23

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin odasındaki haritayı niçin değiştirdiğini yazdılar.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dünyanın gözü üzerinde olan ve en son Lordlar Kamarsı'nda adına konferans düzenlenen Fethullah Gülen Hocaefendi'nin odasındaki haritayı niçin değiştirdiğini Prof. Marcia Hermansen yorumladı, Abdulhamit Bilici köşesinde yazdı.

İşte o yazı...

Aralarında İsviçreli bir tıp profesörü ve Time Dergisi eski yayın yönetmeninin de bulunduğu bir grupla Orta Asya steplerindeydik.

Gezinin konusu, Kazakistan'daki 'Türk okulları' idi. Konuyu bütün yönleriyle kuşatan bir program hazırlanmıştı. Öğrenci, öğretmen, belletmen ve idarecilerle ayrı ayrı görüşecektik. Velileri evlerinde ziyaret edecektik. Hem Kazak hem de Türk yetkilileri dinleyecektik. Son olarak okullara maddi destek veren sponsorlarla buluşacaktık.

Görüşmeler başarıyla gerçekleşti ve ortaya etkileyici bir tablo çıktı: İstisnasız bütün taraflar memnundu. Bir Türk vatandaşı olarak bu tablodan gurur duymamak imkansızdı. Dönüş yolunda, gezi boyunca en küçük ayrıntıya kadar her şeyi sorgulayan profesöre, çıkardığı sonucu sordum. Cevabı çarpıcıydı: "Şayet Avrupa, Türklerin dünyanın ücra noktalarında insanlık adına yaptığı bu büyük işlerden haberdar olsa, Türkiye'yi bir saat bile Avrupa Birliği dışında bırakmak istemez." Dünyada Türkiye hakkında var olan olumsuz imajın değişmesi için, yapılan bu seferberliğin anlatılmasının büyük fayda sağlayacağını ifade ediyordu.

İngiltere'nin tek Müslüman lordunun himayesinde Lordlar Kamarası'nda açılışı yapılan "Değişen İslam Dünyası: Fethullah Gülen'in Katkıları" başlıklı konferans, Avrupalı profesörün bu önerisini hatırlattı. Türkiye'nin peş peşe kaybettiği şehitlerin acısıyla büyük bir gerilimin içine çekildiği şu günlerde, Anadolu'dan çıkıp dünyanın her köşesine barış ve diyalog düşüncesini taşıyan bu gönüllüler hareketi Avrupa'nın göbeğinde konuşulacaktı.

Açılış törenine, tebliğ sahibi yerli yabancı 49 bilim adamının yanı sıra, Lordlar Kamarası'nın birçok üyesi, bakan ve pek çok gazeteci katılacaktı. Müzakereler, İngiltere'nin en itibarlı eğitim kurumlarından London School of Economics'te olacaktı.

Sahalarında yetkin sosyal bilimcilerin sunduğu tebliğlerin başlıkları bile konunun ne kadar derinlemesine ele alındığını gösteriyordu: Liberalizm ve İslam arasındaki ilişkiler açısından Gülen hareketi; Türkiye'de İslamcılık ve laiklik üzerine değişen düşünceler: AK Parti ve Gülen hareketi; Uzakdoğu'daki Müslümanlara Etkisi; İslam dünyasında Gülen hareketi; Türk okulları ile Fransız Cizvit okullarının karşılaştırılması; Kamboçya'daki Türk Okulu'nun dini gruplar arasındaki diyaloğa katkısı; Kırgızistan'daki Sebat Eğitim Kurumları üzerine alan araştırması; Gülen'in Cihad Anlayışı... Bu şekilde uzayıp giden tebliğler, 700 sayfalık hacimli bir kitap demekti.

Anadolu insanının maddi/manevi katkısıyla büyüyüp gelişen bu Türkiye hareketinin ele alındığı konferansa medyamız hak ettiği ilgiyi gösterdi mi? Maalesef buna olumlu cevap vermek zor. Halbuki bu hareketi, Türkiye'nin dünya çapında en önemli markası olarak görenler bir yana, hadiseye şüpheyle bakanların bile bu uluslararası platformda bilim adamlarınca ortaya konan görüşleri bilmesi gerekiyordu.

Şayet ilgi göstermiş olsalardı, toplantıya Güney Afrika'dan katılan felsefe profesörü Yasin Muhammed'in Cape Town'daki Türk lisesi üzerine yaptığı analizden haberdar olacaklardı. Nitekim Türk okulunun hem seküler hem de İslami okullara alternatif oluşturduğunu belirten Prof. Muhammed, burada Müslüman çocukların her renk, din ve dilden çocukla birlikte okuduğunu, bir yanda ciddi eğitim alırken, diğer yanda ahlaki değerler kazandığını vurguluyordu. Uygulamanın, Müslümanların azınlık olduğu tüm toplumlar için model olduğunu söylüyordu.

Şayet ilgi göstermiş olsalardı, Avrupa'da son zamanların en büyük iç savaşını yaşamış Kuzey İrlanda'da bile Gülen'in teşvikiyle kurulan Tolerans Eğitim ve Kültür Derneği'nin aktif olduğunu ve birbiriyle kavgalı Protestan ve Katolikleri aynı masa etrafında buluşturduğunu öğreneceklerdi.

Şayet ilgi göstermiş olsalardı, Philip Brukmayr'ın tebliğinden, Kamboçya'da açılan Türk okulunun bu bölge Müslümanları üzerine yaptığı olumlu etkileri dinleyeceklerdi.

Şayet ilgi göstermiş olsalardı, Prof. Marcia Hermansen'in yorumuyla, neden Gülen'in odasındaki Osmanlı haritasını kaldırıp yerine dünya haritasını koyduğunu, sonra onu da kaldırıp yerkürenin uzaydan çekilmiş fotoğrafını astığını duyacaklardı.

Afrika'da, Kamboçya'da, Orta Asya'da, İrlanda'da insanımızın vesile olduğu güzellikleri hatırlatarak bizi dünyaya en güzel şekilde anlatan, tarihe not düşen ve üzerimizdeki karamsar havayı dağıtanları tebrik ediyoruz. Türkiye'yi aşıp dünyaya mal olan bu hareketi anlamaya, sadece medya ve akademinin değil, herkesin ihtiyacı var.

ABDULHAMİT BİLİCİ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious