Filistin'i kurtaracak formül ne?

  • Giriş : 24.12.2006 / 00:00:00

Washington ve İngiltere, Hamas'tan kurtulma konusunda çaresiz.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Filistin Kurtuluş Örgütü için ne üzücü bir son. FKÖ, siyonistleşti ve ABD'nin Filistin'deki uygulayıcısına dönüştü. Batı liberal vicdanı her daim Filistin'in çektiği acılara karşı kördü. Gazze, koşulların berbat olduğu bir getto. Dünya, hiçbir şey yapmıyor. Geçici bir süreliğine olsa bile ne Kahire ne de Ankara, büyükelçilerini tepki olarak çekmiyor. Renk yeşile döndüğünde, Batı'nın gökkuşağı devrim şekli de sönüverdi. Hamas'ın parlamento seçimlerinde kazandığı zafere, yükselen aşırıcılığın bir işareti gözüyle bakıldı ve Atlantik dünyası yöneticileri ve gazetecileri arasında İsrail ile barış ihtimallerine yönelik bir darbe olarak algılandı. Hamas'ın sandıkta yendiği politikaları uygulamaya zorlamak için uluslararası toplum tarafından mali ve diplomatik baskı uygulandı.

Hamas'a oynanan oyunlar

Aslında, rakamsal olarak Hamas'ın kazandığı zafer abartılmamalı; çünkü oyların yüzde 45'ini aldı ve meclisteki sandalyelerin yüzde 54'ünü kontrol ediyor şu anda. Fakat, ahlaki açıdan İsrail, ABD ve AB'nin El Fetih'in çoğunluğu sağlaması için yaptığı rahatsız edici müdahaleler ters tepti. Filistinli seçmenler koro halindeki tehditleri ve İsrail silahlı güçleri tarafından Hamas üyelerinin rutin bir şekilde taciz edilmesi ve gözaltına alınması, posterlerine zarar verilmesi, ABD-AB fonlarının seçim kampanyası boyunca El Fetih'e akıtılması kampanyasında görüldüğü gibi uluslararası toplumun rüşvet çabalarını geri püskürttü.

ABD'li bir kongre üyesi Hamas'ın seçilmesine izin verilmemesini bile söylemişti. seçim tarihi konusuna hile karıştırmaya dahi kalkıştılar. Çünkü seçimlerin normalde yapılma tarihi 2005 yazıydı; ancak Abbas'ın verilenleri Gazze'de dağıtması için Ocak 2006'ya ertelendi -bunu Mısırlı bir istihbarat yetkilisi açıklamıştı: Halkın Hamas'a karşı oy vermesi bekleniyordu. Hamas'ın niyeti, El Fetih yönetimi altında on yıldan fazla devam eden yolsuzluk ve zorbalığı bir süpürge ile temizlemekti.

Hamas, Filistin Otoritesi'nin bağımlı hali ve tamahı, kendi üyelerini zengin etme çabaları ve daha fazla kamulaştırmayı, düzensizliği beraberinde getiren barış süreci aldatmasıyla uzlaşmıyordu, Hamas bir alternatif öneriyordu. Rakibinden herhangi bir fon almadan Hamas, yoksullar için klinikler, okullar, hastaneler, gezici eğitim araçları ve refah programları inşa etti. Liderleri ve kadroları sade bir şekilde yaşadı, tıpkı sıradan halk gibiydiler. Hamas'ın destek kazanmasının temel sebebi, sadece Kur'an'dan ayetler okuması değil, günlük ihtiyaçları karşılamadaki başarısıydı. Onun, ikinci İntifada'yı başlatmış olmasının kendisine kazandırdığı ekstra kredibilite konusunda bir şey söylemek zor. El Fetih'in, El Aksa Tugayları ve İslami Cihad'ı gibi onların İsrail'e düzenledikleri saldırılar da her geçen gün ölümcül hale gelen işgale karşı bir misillemedir. İsrail'in neden olduğu ölü sayılarıyla Filistin saldırıları kıyaslandığında aradaki fark çok fazladır. Ayrıca Hamas, intihar saldırılarına bir son verdi ve bir buçuk yılı aşkın bir süredir de büyük bir disiplinle İsrail'e karşı tek taraflı bir ateşkes uyguluyor.

İsrail'in buyruğuyla, 2004 Ekim'inde Hamas, AB tarafından 'terörist bir örgüt' olarak ilan edildi. Elbette, tüm sivil öldürmeleri kınanmalıdır; ancak İsrail bunun planlı bir uygulayıcısı, bu nedenle AB'nin Hamas kararı bu durumu kötüleştirmekten öteye gitmiyor. İsrail askerî istihbaratı başkanı General Shlomo Gazit, 1993 yılında, "Ezici bir biçimde, cinayet çizmesi diğer ayağa girmiş durumda, jetlerle, tanklarla ve füzelerle donanmış, modern tarihin en baskıcı ordusu ile Filistinlileri acımasızca eziyor. Hiç kimse, 45 yıldır askerî bir işgal altında ezilen, acı çeken ve işgal gücüne karşı ayaklanan bir halkı kınayamaz ya da reddedemez." demişti.

AB'nin gerçek derdi, onun Atlantik'teki patronundan bahsetmiyorum, Hamas'ın Oslo anlaşmalarında öngörülen kapitülasyonları ve Taba'dan Cenevre'ye, Filistinliler üzerinde sebep oldukları belaları kayda almayan, müteakip her türlü çabayı kabul etmeyi reddetmesidir. Şimdi, dış güçlerin önceliği Hamas'ın bu direncini kırmaktır. Filistin Otoritesi'ne verilen yardımları kesmek, Hamas'ı hizaya getirmek için bir sopa yöntemidir. Abbas'ın, yasama meclisi karşısında başkanlık yetkilerinin artırılması ise,- tıpkı Bağdat'taki Bremer gibi Abbas'a görevi de Washington vermişti- bir diğer çaba. Bu tür çabaların bumerang etkisi yapma tehlikesi bulunsa da, esas niyet Hamas'ın iktidar nimetleri ile fazlasıyla rahatlayıp evcilleşmesini sağlamaktır, böylece selefi daha 'pragmatik' olacaktır. Bu, kesinlikle mantıklı bir hesap. Hamas, tarihî açıdan şu an Mısır'daki kolu daha radikal konumda olan Müslüman Kardeşler'den neşet etmiştir.

Çözümün kilidi Hamas'ta

Hamas'ın hızlı bir şekilde Batı'ya ve İsrail'e temayül edip etmeyeceği tartışılabilir bir mesele; ancak emsalleri de yok değildir. Hamas'ın politik program mirası, Filistin milliyetçiliğinin ölümcül derecedeki zayıflığı ile ipotek altındadır; çünkü politik tercihler ya İsrail'in varlığının tümünün reddedilmesi ya da ülkenin beşte birinin elde edilmesi inancıyla sınırlıdır. Birincisi, bir fantezinin maksimum halini ifade ederken diğeri de dokunaklı bir minimalizmin yansımasından öte bir şey değildir. Hamas için sınav, onun Batı düşüncesini (Şaron'un barış doğrultusunda adım atarken, Filistin ulusunun barış aleyhinde oy kullandığına inanan düşünce) tatmin edecek şekilde evcilleştirilip evcilleştirilmemesi değil, bu arızalı halkayı ve geleneği yıkıp yıkamayacağıdır. Ülkenin ve kaynakların eşit bir şekilde dağıtılmasını talep ederek, Filistin milli davasını doğru düzgün bir zemine oturtmak için gerekli olan şey, iki halka dağıtılanların eşit bir konuma getirilmesidir. Bir kısım yüzde 20'yi alırken diğerinin yüzde 80'i alması adil değildir. Bu hususta, bir eşitlik talebi davanın içine yerleştirilmelidir. Ya bu yapılmalıdır ya da tek bir devlet kurulmalıdır.

(*) Bu yazıyı Zaman için kaleme alan dünyaca ünlü Tarık Ali, Pakistan asıllı İngiliz yazar ve film yapımcısıdır. 60'lı ve 70'li yılların önemli politik simalarından biri olan Tarık Ali, hâlâ kitlesel hareketlerin önderlerinden biridir. Fikirleri ile Avrupa'da büyük etki uyandıran Tarık Ali, Guardian'da düzenli yazıyor, aynı zamanda dünyanın sayılı akademik dergilerinden biri olan New left Review'in de hakem kurulu üyeliğini yapıyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious