Fırat-Kılıçdaroğlu tartışması sona erdi

Fırat-Kılıçdaroğlu tartışması sona erdi.36422
  • Giriş : 26.09.2008 / 02:34:00
  • Güncelleme : 25.09.2008 / 22:01:26

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu'nun tartışmasını sona erdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nda yapılacak tartışmayı yönetecek olan Uğur Dündar şu an salondaki yerini aldı. AK Parti ve CHP'li isimler şu an tek tek içeri giriyor. Tartışma salonu şu anda oldukça yoğun...

KILIÇDAROĞLU GELDİ

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu şu anda masada kendisine ayrılan yere oturdu. Tartışmayı yönetecek olan Uğur Dündar salonda sadece basın mensuplarının yer almasını isteyerek "Acaba diğer arkadaşlarımızın salonu terketmesini istesek kırar mıyız kendilerini?"diye sordu. Milletvekilleri sözkonusu talebi burasının TBMM olduğunu belirterek Dündar'ın ricasını reddetti.

DENGİR FIRAT DA GELDİ

Şu anda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Mir Dengir Fırat'ta salona giriş yaptı. Fırat'ı oturdu yerden kalkarak ayakta karşılayan Kılıçdaroğlu'yla tokalaşması dikkat çekti. Şu anda salonda oturacak yer kalmadığı gibi ayakta duracak yer bulunmakta zorluk çekildiği gözlemleniyor...

DÜNDAR KONUŞUYOR

Değerli seyirciler değerli basın mensupları. Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat'la CHP Grup Başkanvekili arasında çok ağır iddialar ve hatta ithamlara varan tartışmalar yaşandı. Her iki deneyimli siyasetçinin bu tartışma boyunca kullandıkları üslup gerçekten kendilerine pek yakıştıramadığımız bir üslupta. Yüce Meclis'in çatısı altında belki de demokrasi tarihinde gerçekleştirdiğimiz bu açık oturumun amacı iddianın belgelerle netlemesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve zihinlerde oluşan soru işaretlerin kaldırılması. Ben tartışma boyunca her iki deneyimli ve değerli siyasetçinin siyasi etik sınırlarını zorlamayacaklarına inanıyorum ve bunu yürekten diliyorum.

DENGİR FIRAT: Size çok teşekkür ediyorum. Televizyonların başındaki insanlar bu tartışmaya kilitlenmiş vaziyette. Birileri şunu bekliyor olabilir. Biz düello yapmayacağız. Belli bir adap içerisinde konuşacağız. O bakımdan birileri hayal kırıklığına uğrarsa şimdiden özür dilerim.

UĞUR DÜNDAR: Ben de özenle bir üslup kullanılacağı konusunda hiçbi şüpheye sahip değilim.

KILIÇDAROĞLU: Öncelikle ben de size ve sayın Fırat'a teşekkür ediyorum. Bu toplantı bir düello toplantısı değil siyasette ahlakı egemen kılma toplantısıdır. Bu toplantı sokaktaki insanın soramadığı soruların yöneltileceği bir toplantı olacak. Bu toplantıda tüyü bitmemiş yetimin hakkını nasıl arayacağını göreceğiz.

DÜNDAR: Önce iddia sahibi olan Kılıçdaroğlu'na sözü vermeyi düşünüyorum. İlk iddia kurucusu ve ortağı olduğunuz geçen yıl ortaklıktan ayrıldığınız Menas Şirketi iddialarıydı.

KILIÇDAROĞLU: Yaşamın boyunca kimseye iftira atmadım. Söylediğim herşey belgeye dayalıdır. Şimdiye kadar fotokopilerle değil belgelerle konuştum. Dolayısıyla söylediğim herşey doğrudur. İftira atmadım böyle bir alışkanlığım yoktur. Ben şimdi size bir belge gösteriyorum. Bu belge Başbakanlık Teftiş Kurulu'na verilen bir teftiş dilekçesi. Bu dilekçe sayın Mir Dengir Fırat'a ait. Bu belgede izah edilemeyecek bir varlığa sahip olduğu ve varlığını eşi ve çocuk üzerine geçirdiği görülecektir. Sayın Fırat sıradan bir politikacı değildir AK Parti'nin ikinci adamıdır. Bu dilekçeyi yazarken herhalde çok düşünmüştür.

DÜNDAR: Sayın Kılıçdaroğlu bu dilekçeyi niçin yazdığını sayın Fırat'a açıklamanız gerekir.

KILIÇDAROĞLU: Bu dilekçe Ukrayna Hükümeti Türkiye Cumhuriyeti Gümrük İdaresi'ne yazı yazıyor. Gönderilen belgelerin sahte olabileceğini yazıyor. Bu olaydan sonra sayın Fırat, Gümrük Kontrolü'nü sayın Başbakan Erdoğan'a rica ediyor. Erdoğan olayın incelenmesini istiyor. Kontrolün kendisi, kardeşleri ve küçük çocukları bütün yakınları inceleniyor. Sonunda iki müfettiş arkadaşın vardığı sonuç şu: Müffettişçiliğimizce yapılan işlem sonucunda bir şeye rastlanmadığı kanaatına varılmıştır. Bu ihbar dilekçesi tam bir fiyaskodur. Ortaya çıkan belge kontrolör arkadaşımızın aklanmış olmasıdır. Sadece bu yetiyor mu? Sayın Fırat bununla da yetinmiyor bu arkadaşımızı görevini kötüye kullanarak mahkemeye verdi. Mahkeme beraate karar vermiştir. Şimdi burada kim müfteridir, kim müfteri değildir. Benim söylediklerimin hepsi doğru çıktı. Sadece bir tanesi farklı çıktı. Sayın Fırat, bir dava durduğunu iddia etti oysa o dava sonuçlanmıştı. Telefon ettik anında düzeltildi.

Bir politikacı halkın önüne çıkarken her söylediği cümle düzeltilecekse o zaman iddianızı savunamazsınız. Sayın Fırat'ın ortaya koymuş olduğu bana yönelik muhbir suçlamasının doğru olmadığını ama bu suçlamaya asıl kimin muhatap olmasını takdirinize bırakıyorum.

DÜNDAR: Sizin ilk bölümdeki konuşmanız 9 dakika sürdü.

FIRAT: Ben hiçbir zaman sayın Kılıçdaroğlu'na muhbir demedim müfteri dedim. Muhbir ihbar eden müfteri iftira atan anlamına gelir. Kendisi benim ortağım olduğum şirketin eroin kaçakçılığı yaptığını iddia etti. Ben siyasetçi olmanın dışında herşeyin ötesinde her vatandaş gibi TC Devleti vatandaşıyım. Anayasanın her vatandaşa verdiği hak ve yetkileri kullanma hakkına sahibim. Sayın Kılıçdaroğlu'na sormak istiyorum. Bu tahkikatı yapan kişi kendi partisinden Diyarbakır CHP aday adayı mıydı, değil miydi? Eğer aday ise CHP ile organik bağı vardır. Sayın Kılıçdaroğlu'nun söylediği şu. Ben şikayet hakkımı yetkili merciler nezdinde kullandım bundan sonra kullanırım. Sayın Kılıçdaroğlu belgenin devamını okumayor sadece belli yerlerini okuyor. Aslında tümünü okumak lazım. Ne d iyor Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun belgesi. Mal beyanı yönünden bir suç oluşmadı. Haksız yere beni suçladığından dolayı geniş izahlar yer alıyor. Adı geçen şahıs bu kez kendisi, eşi, çocuğu ve kardeşleriyle beraber Ankara asliye hukuk mahkemelerine başvuruyor. Sayın Fırat bizim şahsiyetimizi zedelemiştir diyerek tazminat davası açıyorlar. Ankara 26. Asiliye Hukuk Mahkemesi, dava manevi tazminat. Mahkeme kararının gerekçesi çok enteresan: Anayasal hak arama özgürlüğü tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir.

Biz asıl meselemize dönelim. Benim şirketimin hayali ihracat yapmış olmakla itham ediliyorum. Bunun belgelerini sayın Kılıçdaroğlu açıklarsa memnun olurum.

DÜNDAR: Siz hayali ihracat yapmadığınızı izah edin.

FIRAT: Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Hala iddialar var ispat etsin. Benim de sözüm var kendisine hemen istifa mektubunu kendisine sunacağım.

DÜNDAR: Mikrofonu sayın Kılıçdaroğlu'na veriyorum.

KILIÇDAROĞLU: Sözkonusu kişi aday adayı olmuş doğrudur. Ama bütün bürokratlar CHP'den değil AKP'den de aday olmuştur. Sayın Fırat bir düzeltme yaptı. Eğer Başbakanlık Teftiş Kurulu, bir yazı üzerine bir müfettişin ve kontrolün yedi göbeğini inceleyip bir şey bulamıyorsa bu nedir? Kim bu mal varlığından bir şey çıkmadı diyor? Sayın Erdoğan diyor. Tazminat davalarında yansıma olmaz.

Gelelim uyuşturucu işine

DÜNDAR: Önce hayali ihracata gelelim efendim.

KILIÇDAROĞLU: İddiam şuydu: Dengir Mir Mehmet Fırat'ın ortağı olduğu Menas şirketi hayali ihracat yaptı mı yapmadı mı? Sayın Fırat 'Hayır' dedi ve ekledi: Belgeyi çıkarın istifa edeyim dedi. Menas Mersin'de ihracat yapıyor. İhracat yaptığı için KDV ve devletten teşvik alıyor. Bir olay oluyor ihracat yapılıyor. Fakat ihracattan sonra beklenen dövizler Türkiye'ye gelmiyor. Olaya bir arkadaş Orhan Tur Hazina Kontrolörü olayı soruşturuyor. Sadece Menas bağlamında değil. Düzenlediği rapor sonucunda diyor ki: İhracat yapılmış gibi gösteriliyor dövizi Türkiye'den topluyorlar Mersin Serbest Bölge'de topluyorlar ve ihracat prim teşvikini alıyorlar. İddia bu. Bu iddia üzerine firma diyor ki, 1918 yasa bağlamında bir soruşturma daha açıyor Orhan Tur'un raporuna bağlı olarak. O raporda bu iş Menas Yönetim Kurulu Başkanı'na soruluyor. Deniyor ki siz aldığınız teşvikleri Merkez Bankası'na geri verdiniz. Bu hayali işlem midir diye.. O da biz bu parayı geri verdik Merkez Bankası'nı dava ettik. Dava Mersin İdari Mahkemesi'nde açılıyor. Ne oluyor dava sonucunda. Son paragrafı okuyorum. Destekleme fiyat istikrar primini gerçekte ihracat yapmadan para transferleri süresiyle teşvikin geri istenmesi... Firma buna itiraz ediyor. Temyiz dilekçesinde ne söyleniyor: Menas A.Ş. davalının eksik ve yanlış soruşturmasının birleştirmesi sonucu deyim yerindeyse hayali ihracatlar yapan hale getirilmiştir. İtiraz nereye gidiyor. Danıştay 10. Dairesi'nde görüşülüyor. Danıştay da Mersin İdare Mahkemesi'nin verdiği kararı usül ve hukuk açısından doğru buluyor. Şimdi kesinleşti mi arkadaşlar? Burada çok önemli bir şey var. Bu hayali ihracat işlerinin yapıldığı dönemde sayın Fırat bu şirketin yönetim kurulu başkanıdır. Yani daha milletvekili değil. Yönetim kurulu başkanvekili, fiilen orada. Bunu nereden biliyorsunuz diyeceksiniz. Pek çok yerde var ama ben müfettişin raporundan açıklıyorum. Raporda şu yazıyor: Adı geçen Ticaret Memurluğu'nun sayın Fırat'ın yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşılmıştır. Hayali ihracatı burada noktalıyoruz.

DÜNDAR: Şimdi sözü size bırakıyorum.

FIRAT: Biraz önce bu elemanın CHP'yle bir organik bağının olduğu ortaya çıktı. Seçimde milletvekili aday adayı olduğunun altını çiziyorum. Ama bu müfettişin raporunu okuyorum. Sayın Kılıçdaroğlu hep eksik okuyor. Diyor ki firmanın ortakları ortak yapısı itibarıyla Menas'ın içinde yer aldığı amacının çıkar sağlamak olduğu, bu çıkarın firma ortaklığına gideceği göz önüne alınarak diyor. İkincisi en önemli şeylerden birisi bu soruşturma raporu devletin bütün kademelerinde bu arada da Mersin Cumhuriyet Savcılığı'na gidiyor. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasında bunu inceliyor ve koğuşturmaya yer olmadığına karar veriyor. Onun hüküm kısmını okuyalım. Yukarıda açıklanan nedenlerle koğuşturmaya yer olmadığına avukatın itirazın reddine diye bir karar çıkıyor. Bu nereden çıkıyor. Bu aslında Tarsus mahkemesinin koğuşturmaya yer olmadığına verdiği karara itirazdır. Şimdi peki ben bir şey sormak istiyorum, Türk yargısına inanıyorlar mı, inanmıyorlar mı? Ama her vatandaş gibi şimdi kalkıp niye sen bunu şikayet ettin, vallahi CHP'yle organik bağı olduğunu bilseydim sayın Kılıçdaroğlu'nun hatırı için bu itirazımdan vazgeçerdim. Ben koğuşturmaya yer olmadığına dair karar ayrıca Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi'nin bunu tasdik eden kararını sundum. Şimdi bakın siyaset yapıyoruz. Siyaset dürüstlük sanatıdır aslında. Delillere dayanmadan bir kişiye ki ben o şirketin yönetim kurulu üyesi falan değilim. Ben 1999'da milletvekili olduğum andan itibaren üyelikten çekilmişimdir. Bunu savcılığın belgesinden incelemek mümkündür. 1993'de kurulun şirketin o tarihten sonraki değişiklikleri nasıl gerçekleştiği gözüküyor. Eğer ben bu olayın olduğu tarihte yönetim kurulu üyesiysem haklılığını kabul edeceğim. Bu soruşturma raporunda da aynısını görmek mümkün. O tarihte ben sadece bir anonim şirketin ortağıyım. Bu koğuşturmaya yer olmadığına dair kararda açık ve sahih olarak yer almıştır.

Bu belgeyle beni suçlamasını haksızlık olarak nitelendiriyorum. Ben hiçbir şeyi mahkeme kararı olmadan iddia etmeyeceğim. Bu dosyayı inceleme imkanını bulduktansonra Kılıçdaroğlu'nun benden özür dilemesini beklerim.

DÜNDAR: Efendim Mersin Cumhuriyet Savcılığı'nın takipsizlik kararının verdiğini ve mahkemenin bunu kabul ettiğini sundu.

FIRAT: Biraz önce Danıştay'ın kararını rica ediyorum.

DÜNDAR: Bu iddiayla birlikte son bölüm.

KILIÇDAROĞLU: Birimiz elmadan bahsederken birimiz armuttan bahsediyoruz. Ben sayın Fırat'ın açıkladığı rapordan hiç bahsetmedim. Benim ona sözüm yok. Yargı kararlarına sonuna kadar saygılıyım. Savcılık takipsizlik kararı vermiştir ama hangi gerekçeyle dosya zaman aşımına uğradığı için. İki bürokrat bir dosyayı zaman aşımına uğratırsa, mahkeme suç olsa dahi zaman aşımına uğramıştır derse o bürokratlara hesap sormaz mısınız? Hesap sorulmuyor. Ne yapılıyor? Zaman aşımına uğrayanlar terfi ettiriliyor. Benim sözünü ettiğim sayın Fırat'ın sözünü ettiği raporla ilgisi yok. Benim bahsettiğim Orhan Tur beyin yazdığı rapordur. Sayın Fırat'tan istiraham ediyorum: Sayın Fırat siz iktidardasınız bu raporu lütfen gazeteci arkadaşlarımıza dağıtın. Orada hayali ihracatın bütün boyutlarını göreceksiniz. Ben size Danıştay kararını okuyorum, Mersin İdari Mahkemesi'nin kararını okuyorum. Ben size kesinleşmiş kararı okuyorum. Şu anda tuttuğum rapor başka bir rapor. Bu da o müfettişin raporu değil; yani CHP'den aday aday olan arkadaşın raporu değil. Bu arkadaşların ne CHP'yle ne de siyasetle ilgisi var. Bakın bu raporda müfettiş Menas'ın İngiltere'ye gönderdiği malları soruyor. İngiltere gümrük memurları gidiyorlar ve bakıyorlar. İlgili firma hakkında incelemenin yapıldığı ve bu şirketin varlığına rastlanmadığı ve bu nedenle sözkonusu malların kontrollerinin yapılmasının mümkün olmadığını... Bunu bana mı söylüyor; hayır. Kim bu müfettiş Ali Ortalan yani CHP'li değil.

Ben size hem idari mahkeme ve Danıştay kararlarını okudum. Bunları sizin takdirlerinize sunuyorum.

DÜNDAR: Söz sırası Fırat'ın

FIRAT: Çok üzgünüm. Şahsen sayın Kılıçdaroğlu'nun bu konuya gireceğini tahmin etmemiştim. Önce Ukrayna'dan başladık şimdi İngiltere'ye döndük. 2003 tarihinde yapılmış olan bir ihracatı Danıştay nasıl karara bağlamış. Bu kararla idari mahkemin kararı da tutmuyor. İsterseniz bunun fotokopilerini dağıtalım. Bana yöneltilen suç ayrı şimdi söylenen şeyler birbirniden ayrı. Biz şunla ilgili konuşuyoruz. Şu zaman aşımı meselesi. Çok çok ayıp.

DÜNDAR: Acaba siz özetlesiniz.Yoksa mevzuatı okumak zihinlerde kafa karışıklığı yaratabilir

FIRAT: Şüphelilerden Fırat'ın suç tarihinde yönetimde bulunmaması. Burada zaman aşımından bu davanın düştüğüne dair tek bir ibare var mı? Bu  belgenin aynısını kendilerine sundum. Şimdi hayali şeylerle.. Şu dava  diyeceksiniz, başka kararı göstereceksiniz. Ondan sonra kalkıp, bu kaçakçılık yönünden değil zaman aşımından  dolayı dava kapatılmış. Bu bürokratlar hakkında ne yapılması lazım. Lütfen insanlarımızı aldatmalıyım. En azından bir özür borcunuz varsa onu söyler kalkar gidersiniz. Siz hangi konuyu dile getirdiniz onu tartışıyoruz. Hangi konuyu dile getirirsiniz onu tartışırız. Lütfen sahte belge göstermeyin, yalan beyanlarda bulunmayın. Burada zaman aşımı yok. Cumhuriyet savcılığı soruşturmaya yer olmadığına dair karar veriyor Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi buna uygun olduğuna karar veriyor. Şimdi kalkıp Danıştay'ın kararını söylemek anlamsız. O dosyaları çıkartın onu da tartışırız. Ben bu konuda takdiri sizlere bırakıyorum. Ama sakın ola bana evrak sallanmasın. Sallanacaksa fotokopiler basılır basına dağıtılır. Daha sağlıklı tartışırız. Biraz sonra Danıştay kararını ve bölge idare mahkeme kararını inceleyin bir de bu davayı inceleyin. İkisinin arasında bir ilişki varsa haklıdır. Eğer yoksa bundan sonra inanmayın.

DÜNDAR: Her iki değerli tartışmacı iddialarda bulundular. Belgeler gösterdiler. Ama zihinlerde bana göre hala netleşme olmadı. Bu belgeleri lütfen medyaya dağıtalım. Medya bunları okurlarıyla paylaşsın.

KILIÇDAROĞLU: Sizin raporun tarih ve numarasını öğrenebilir miyim?

FIRAT: Hayhay efendim.

KILAÇDAROĞLU: 6/12/2006 değil mi efendim

FIRAT: Evet efendim.

KILIÇDAROĞLU: Menas şirketiyle ilgili üç rapor var. Birisinin tarihi 2000, ikinci rapor 2004. Benim hayali ihracatla ilgili rapor 24 Ekim 2000 rapordur. Bu rapor gizleniyor. Bu rapor MASAK'a gitti. Onlar ne yaptılar? Orada ne yazıyor Mehmet Mir Dengir Fırat'ın ortağı olduğu Menas şirketi hayali ihracat yaptı mı yapmadı mı? 24 Ekim 2000 tarihli rapor 'yaptı' diyor. Ben hiçbir zaman Ukrayna'ya yapılan ihracatla bir şey söylemiyorum. Değerli arkadaşlar ben eski hesap uzmanıyım. Uzun yıllar bu bu işlerde çalıştım. İddia ediyorum 24 Ekim 2000 tarihli rapor hayali ihracat yaptığı kararı var kesinleşmiş Danıştay raporu var. Ben daha ne diyeyim. Ben yargının kesinleştirdiği hayali ihracatın Danıştay kararıyla kesinleştiği raporun tarihini,  raporu düzenleyen kişiyi, Menas'ın yaptığı itirazı ve Danıştay'ın kararını açıkladım. Daha ne açıklayayım arkadaşlar?

KILIÇDAROĞLU: Sayın Kılıçdaroğlu'nun hesap uzmanı olduğunu biliyorum. Sayın Mehmet Moğultay döneminde SSK Başkanlığına geldiğini biliyorum. Bana bir şey söyleyebilir mi? Biraz önce Başbakan'ın imzasıyla yalanyacaktı ya? O kimdi? Bayram Çolak adında bir arkadaştı değil mi? Peki Bayram Çolak'ın bu dosyayı hazırladığını bilmiyorsa, yemin ederse ben inanıyorum. Biraz sonra dağıtılacak rapora bir kez daha dikkatinizi çekiyorum. Bu r aporların birbiriyle ilintisi var mı yok mu? Biraz sonra alacağınız şuradaki esas olan Gümrük Müsteşarlığı'nın düzenlemiş olduğu benim hakkımda koğuşturmaya yer olmadığına dair karar bunlarla ilgili mi değil mi? Bayram Çolak'ın Menas hakkında düzenlemiş olduğu raporu biliyor mu bilmiyor mu? Bilmiyorsa neden bu kadar çok ilgilendi. Şimdi herhalde Mersin Belediyesi fazla bir evrak bulamamış. Ama o konuda bir televizyon kanalında toplanalım.

DÜNDAR: Sayın Kılıçdaroğlu diğer iddianıza geçelim. Sayın Fırat'ın geçen yıl sonu itibarıyla yönetim kurulu görevinden 2007 dokuzunca ay itibarıyla ortaklığından ayrıldığını söylediği Menas şirketinin bir eroin kaçakçılığına adının karıştığınızı söylediniz.

KILIÇDAROĞLU: Ben yine 24 Ekim 2000 tarihli raporun Hazine Müsteşarlığı'ndan alınıp basın mensuplarına dağıtılacağına dair sayın Fırat'tan söz istiyorum. Söz versin her ortamda tartışırız.

FIRAT: Siz getirirseniz tartışırız.

KILIÇDAROĞLU: Çok teşekkür ederim. Olay aydınlandı. Mehmet Fırat'ın en büyük ortağı olduğu Menas'a ait TIR'da 89 kilogram eroin yakalandı mı yakalanmadı mı? Yakalandığı kesin. Ne zaman 27 Şubat 2008'de. Hiçbir tereddüt yok. Bu olay Vatan Gazetesi'nde manşetten yayınlandı. 10 Mayıs 2008'de 'Eroin TIR'ının sırrı' diye. Sayın Fırat şirketten ayrıldığını söyledi. Fakat bir süre sonra elime birbelge geçti. Gümrükler Genel Müdürlüğü'ne yollanmış bir belge. Altında şöyle bir ifade var: Az önce Bayram Çolak'ın raporunda beraat ettiğini söylüyor,  doğrudur. Bunları yazdıktan sonra diyor ki: Sonucundan yazılı olarak tarafıma bilgi verilmesini rica ederim. Bu şu anlama geliyor: Bizim ürünlerimiz sınırdan geçerken aramayın. Artık biz beraat ettik diyor. Bir firma bunu diyebilir mi? Ama bir şey var. Yazının altında Dengir Mir Mehmet Fırat'ın ismi var. Elinizi vicdanınıza koyalım şunu soralım: Ben iktidardaki bir partinin genel başkan yardımcısı isem benim adımı kim hangi gerekçeyle koyabilir, bunun ahlaki bir yönü var mıdır yok mudur? Bunu alan memur ne diyecek, biraz dikkatli olmamız lazım diyecek. Eğer bu yazı Menas'a aitse tereddüt yoktur. Sayın Fırat siyasi nüfusunu kullanmıştır. Sayın Fırat diyor ki, 1 Eylül 2007'de ayrıldım.Ayrılma yazısı bu. Daktilo sayfasına yazılmış bir yazı. Sonra ne oluyor? Menas'ın yönetim kurulu toplanıyor. 1/7/2007'de ayrılmıştır diye karar alıyorlar. Aradan 8 ay geçiyor. Bir gün Vatan Gazetesi şunu manşet yapıyor, 10 Mayıs'ta. Gazeteci soruyor: Diyor ki böyle bir TIR yakalandı. Sayın Fırat 'ayrıldım' deniliyor. Sonra Notere gidip ben şu tarihte ayrıldım deniyor. Ayrıldığınız neden 8 ay sonra Noter'e gider, Noter'e gitmek o kadar zor mu? Aklınıza bir soru gelmez mi? Vicdanımızın sesini dinleyelim. Ticaret Sicili Gazetesi'ni de bulduk. 4 Haziran 2008'de ayrıldığı belirtiliyor. Sayın Fırat diyor ki, ben o firmadan ayrıldım. Peki bu iki belgenin niye 8 ay bekliyorsunuz da uyuşturucu yakalandığında Notere gidiyorsunuz. Sayın Fırat diyor ki, bu işin suçluları bulunuyor, ağır cezada yargılanıyor, şoför itiraf etti. Siz bugüne kadar uyuşturucu baronların yakalandığını Türkiye Cumhuriyeti'nde yakalandığını duydunuz mu? Van'da bir uyuşturucu baronunun silahla karakol basıp altın kabzalı tabancayı kırdığını yaşadığını biliyormusunuz? Şoför ne yapsın? Şu garanti veriliyor şoföre. Çocuklarına bakarız. İşten çıkınca işin hazır. Sen bunları uyduruyor musun diye sorarlar adama. Hayır. TBMM raporunu okuyorum şimdi size. Soruyorlar niye yakalayamıyorsunuz diye. Deniliyor ki, bizim yakalayabildikleriiz sadece kurye, pazarlamacı ve taşıyıcılardır. Çünkü delil elde edemiyorsunuz. Hiçbir şekilde kaçakçılığın içerisin yer almıyorlar. Bunlar çok varlıklı ve zengin insanlar. Biz bu endişemizi dile getirdik. TIR'la yakalandı mı, tererdüt yok. Menas'a ait ürünleri mi götürüyordu bu TIR? Evet. Gümrükte bir deyim var kırmızı hat, sarı hat, yeşil hat. Yeşil hattakiler güven veren firmalardır aranmaz.Sarı hattın evrakları incelenir. Kırmızı hattakiler didik didik incelenir. Kırmızı hatta olan bir firmayı 'bu hattan çıkarın' diye bir belge var. Niçin kırmızı hattan çıkarın dediği belgeye sayın Fırat'ın imzası var. Bu ciddi bir baskı anlamına gelir. Kaygılarım ve kuşkularım bu. Sayın Fırat'ın söylediği açıklamalar vardı.

DÜNDAR: Sayın Fırat söz sizde.

FIRAT: O benim ismimin geçtiği yazıyı rica edebilir miyim?

KILIÇDAROĞLU: Buyrun efendim.

DÜNDAR: Şunu hatırlatayım. Bu son bölümdür. Sonra belki 1 dakika imkan sağlamayı düşünüyorum.

FIRAT: Birkaç tekrarladığı için şunu söyleyeyim. Ben yüzde 30 ortağıydım. En büyük ortağı falan değilim. Zahmet edip bakın lütfen. Şimdi Menas'a ortak idim. Bir şey sormak istiyorum. Ben şu tarihte hissemi 300 bin ABD Doları bedelini alarak sattım deniliyor. Bu yönetim kurulunun kararı işleniyor. Bunun notere gitme sebebi şu. Ben yurtdışındaydım. Burada Vatan Gazetesi'nin Ankara Temsilcisi bana ulaştı. Ne gibi bir durum olduğunu benden sordu. Ben de hemen Menas'a telefon ettim ve noter tasdikli karar defteri daha evvel noter tasdikli, onu tasdik ettirerek Vatan Gazetesi Ankara Temsilcisine gönderilmesini rica ettim. Şimdi acaba doğru mu değil mi? Ben orada banka havale mektuplarını gösterdim. Yani bazıları hisse senedi alıpsatıyor ya. Ben o tarihte sattığımla ilişkili 300 bin doların bankadaki hesaplarıma, İş Bankası hesaplarına geldiğini görebilirsiniz. Dolayısıyla ben 1/9 tarihinde ayrıldım. Bu Menas A.Ş'nin bu işlerle uğraştığı konusunu tenzih ediyorum. Ben ortağım ve avukatıyım. Hukuk fakültesi mezunuyuz. Geçimimizi çiftçilikle sağlıyoruz. Hala öyle. Narenciyeyi satıyoruz. Biz iki arkadaş bir araya geldik. İhracatçının yaptığı işi biz de yapabiliriz dedik. Bir paketleme tesisi almamız lazım. Mersin'de bulunan Menas Kooperatifi'nin paketleme tesisi vardı satıştaydı. Gittik arttırıma girdik ve satın aldık. 1993'de kuruldu. Yaş sebze ve narenciye ihraç etmeye başladık. 1998'e kadar ben yönetimdeydim, imza yetkim yoktu. 1998'de seçime gireceğim için ortağıma dedim ki 'Ben ticaretten ayrılıyorum'  dedim. Bu arada ihracatımız devam ediyor. Bu işin yarısındayız. Bu paketleme tesisine de bir kiralama fiyatı koyalım. Siz bana kirayı ödeyin sonra siz işletin. O zaman benim hisseme düşen 500 bin dolarlık bir zarar çıktı. Ben kirayı da alamadım. Zararıma mahsup edildi. Baktım ki bu arkadaşlar takibata uğruyor, iftiraya uğruyor. Ortağımla Ankara'ya geldi. Bak senin başın dertten kurtulmaz dedim. Biz pazarlığı yaptık. Orada bana devredilmesi gündeme geldi. Ortak Mersin'den aradı, ben 1 milyona kabul ediyorum dedi. Teşekkür ettim ve paranı gönderdiğim gün satış listemi göndereceğim dedim. Banka dekontlarını takip ederseniz bunları görürsünüz. Menas sadece narenciye ihracatı yapar, nakliye yapmaz.

Gelelim buna. Ben ortak değilim ama hadi ortak olalım. Bir şeyi söylerken ayağınız yere basması lazım. Siz TIR'da eroin yakaladı mı yakalanmadı. Senede 1500 nakliye yapan bir firma bu. Aslında bana baron falan diyor. Ben baron değil; mirim. Mir bey demektir. Kendisi de bilir bunu. Beş kuruş haram parayı boğazıma koymadım. Ben 16. dedemden itibaren neyse gelir. O bakımdan ben rahatım. Yapılan bir yoklamada bu daha evvel takip edilen bir araç. Şoför şüpheli Liceli. Daha önce takip ediliyor. Takip ediyorlar ve malı çıkarıyorlar. Edirne iddianame hazırlıyor, mahkeme tevfikediyor. Mevkuf hala orada üçüncü duruşmasını yapıyor. İlk yakalandığı anda ifade veriyor. Diyor ki ben Irak'a yük götürmüştüm. Geri dönerken birileri bana bunu yükleyeceklerini söylediler. Hollanda'da bana 10-15 bin dolar vereceklerini söylediler. Sonra beni tehdit etiler. Bu davada Menas'tan herhangi bir kişi sorgulamaya çağrılmamıştır. Bu eroinde 4-5 kişinin parmak izleri gözüküyor. Bunların parmak iziyle oradaki parmak izinin uyuşmadığı tespit ediliyor. Durum bu. Dengir Fırat'ın, Menas'ın aracında eroin çıktı mı? Diyelim ki basın Finlandiya'dan kağıt getiriyorsunuz. Geldi Kapıkule'de kokain çıktı. Bunun mesulu gazete patronu mu? Veya bir nakliye yaptınız. Araçta esrar çıktı. Bu esrar sizin mi? Siyaset yapıyoruz diye birilerine iftira atmanın yeri yok. Siz Vatan Gazetesi'nin birinci sayfasını okumuşsunuz.  Devamını okusaydınız şuna rastlayacaktınız. Haberin arkasında Dengir Fırat 1999'da bu şirketten ayrılmıştır deniliyor. Doğru değil yönetimden ayrılmıştım. Her cümlesinde beni ve Menas'ı aklıyor. Allah'tan korkun ve elinizi vicdanınıza koyun. Bir haberi okumşusunuz devamını niye söylemiyorsunuz. Şüphe uyandırırsanız doğru ama uyandırmıyorsanız şimdi ben burada bir şey söylemeyiceğim. Başka yerlerde konuşacağım. Bunun bir karalama mekanizması olduğunu, partinizin temel anlayışının bu olduğunu ileri söyleyeceğim. Teşekkür ederim.

KILIÇDAROĞLU: Düzgün çalışan bir firma neden şüpheli şoför çalıştırır. Menas'ın kırmızı hatta alan ben değilim. Hesaplarının incelenmesini de isteyen ben değilim. Sayın Fırat'ta dedi ki buralara yaptığımız ihracatta çift fatura kullanıyoruz dedi. Sayın Fırat böyle diyorsa Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ne düşünüyor? Siz bunu hiç çekinmeden seslendiriyorsanız bu felaket bir şeydir. Bizim partimizin tutumuna dair beyanı oldu. Bizim partimizin tutumu siyasette ahlakı egemen kılmak için bütün uğraşları vermektir. Son dönemde Şaban Dişli olayı ne oldu, çıktı. Siyasette bir ilk yaşandı. Güzel bir şey değil mi? Ben kendisine teşekkür ederim. Siyasette ahlakı arttırdığımız zaman farklı siyasi görüşlere sahip olabiliriz. Ama bu güzel olur. Sayın Fırat ben ortağı olsam ne olur dedi? Japonya'da pirinçte küf çıktı diye bakan istifa etti. Sayın Bakan diyor ki, ben ortaklığa devam etseydim ne olurdu? Doğru olmazdı.

DÜNDAR: Buyrun efendim

FIRAT: Ben bir fıkra anlatmak istiyor. Anadolu'da kadın hamur açıyor. Eşi gaz kaçırıyor. Kadın diyor ki, 'bey hoş olmadı'. Adam diyor ki, 'sen baltanın sapını niye kırdın onun hesabını ver'. Şimdi hayali ihracatı bitirdik tekrar oraya döndük. Siyasete seviye getirmek istiyorsanız belge olmadan sakın ola ki konuşmayın. Sizle ilgili birçok belge var ama açıklamadım. Çünkü delil  olmadan bunu yapamam. Ne zamana kadar araştırırım belgesini bulurum çıkar konuşurum. Eğer istifa gerekiyorsa önce kendi partisini soyanların istifa etmesini düşünüyorum.

KILIÇDAROĞLU: Sanıyorum sayın Fırat Anayasa Mahkeme kararını bahsediyor. O harcamalar yapıldı. Örneğin uçak biletleri alınırken CHP Genel Merkezi denmediği için onu mahkeme gider kabul etmiyor. Benzer olaylar diğer partiler için geçerli. Siz bunu gündeme getirirseniz ahlaki değildir. Ahlaki olan sizle ilgili iddialar belgeleniyorsa. Şimdi vatandaşlar neyin ne olduğunu biliyro.

DÜNDAR: Çok değerli ve deneyimli iki siyasetçi açısında yapılan tartışmanın belgelerle ilgili iddiaların gündeme getirilmesi ve kamuoyunun bilgilenme hakkına hizmet etmek adına bu oturumu düzenledik. İki siyasetçiye de teşekkür ederim. Herhalde bir sürçi lisan ettiysek özür dileriz.

HÜRHABER

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*