Fırat: Sİlah varsa sesiniz duyulmaz

Fırat: Sİlah varsa sesiniz duyulmaz.12965
  • Giriş : 23.10.2008 / 09:52:00
  • Güncelleme : 23.10.2008 / 09:52:25

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fırat, DTP'li Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve İbrahim Binici ile yemekteki görüşmesinin perde arkasını anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat muhataplarına neler söylediğini Hürriyet'ten Şükrü Küçükşahin'e anlattı.

Ahmet'e dedim ki

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, DTP milletvekilleri Sırrı Sakık ve İbrahim Binici ile görüşen AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, o görüşmeyi ilk kez anlattı; muhataplarına ne dediğini açıkladı.

İşte Fırat'ın buluşma ve o buluşmadaki görüşmelerle ilgili söyledikleri:

Ya Ahmet en zengin sendin

Bir kere gizli bir toplantım olsa Ankara'nın en kalabalık lokantasında konuşmam, o kadar çok buluşulacak yer var ki. O gün genişletilmiş il başkanları toplantımız vardı. Geç çıkınca 'Hadi yemek yiyelim' dedim. Kalktık gittik. Kapıdan girdim ki, Sırrı (Sakık) geldi yanıma. 'Abi buyurun, bizimle oturun' dedi. 'Kim var' diye sordum. 'Ahmet (Türk) var' dedi. Ahmet benim okul arkadaşım. 'İyi, olur; hay hay' dedim. Önce okuldan, üniversite yıllarından söz ettik. 'Ya Ahmet, en zenginimiz sendin. Kimimiz yurtta kalırdık, kimimiz ortak ev tutardık. Ama sen, Ulus'taki Turist Otel'de kalırdın. Bütün öğrencilik dönemini de orada geçirdin. O yıllarda solcu oldun sonra, böyle oldun' dedim. Geyik muhabbeti yaptık yani bir süre.

Silah varsa sesiniz duyulmaz

Sonra, Öcalan'a İmralı'da kötü muamele olduğunu, bunun bütün Türkiye'de protesto edileceğini söyledi. 'Bunu istemiyoruz' dedi. Bunun benim işim olmadığını, Adalet Bakanı ile konuşmaları gerektiğini söyledim. 'Görüştük zaten; müfettiş göndereceğini, bir kusur varsa işlem yapacaklarını söyledi' dedi. 'Bak, çok güzel; merciini bulmuşsun ve gereğini yapacağını da söylemiş' dedim. 'Evet, gerçekten haklısın; ulaştık ve konuştuk' cevabını verdi. Sonra şunları dedim: Bak, çatışma değil, konuşma dönemi. 21. Yüzyıl bir derdin varsa onu demokratik yollarla söyleyeceksin. Meclis'e girdiniz, temsil ediliyorsunuz. Varsa bir şey orada söyleyin; ama ortada silah oldukça konuşmanızı kimse duyamaz, birbirini anlayamaz.

Orayı onlar yönetmiyor

Bak arkadaş, bu silah mutlaka gömülecek. Devlet de bunu yapsın sonra ben yapayım demek, bunu istemek olmaz. Devlet zaten esas olarak silahtır. Silah olmazsa devlet olmaz. Sen dağda, elinde o silahla oldukça devlet seni takip eder. Sana diyorum ki, gücünüz yetiyorsa gidip onlara bunu anlatın, görüşün. Bak, kan gövdeyi götürüyor. Söylediklerimin bir çoğuna onlar da iştirak ettiler. Görebildiğim kadarıyla, onlar yönetmiyor, orayı. Bu nedenle, onlara çok kusur bulmuyorum. Yönettiklerini bilsem, tamam kusur veririm; ama öyle değil. Ayrıca böyle bir yemekle ne benim ne de onların fikri değişmez. Birbirimizi değiştirmek gibi bir iddia ile yola çıkmadık zaten; o kadar saftirik değiliz.

Olağanüstü hal olsun istiyorlar

Başbakanın da talimatı var; 'Terör örgütü demedikleri sürece görüşmem' diye. Doğrusu da budur. Sen hedef gözetmeksiniz adam öldürürsen olmaz. Bunu lanetlemen lazım; ama yapmıyorsun. Oysa, bu konuda bir ihtilaf olmaması lazım. Başbakan bunu söylüyor. Ben de aynı düşüncedeyim. PKK bir terör örgütüdür ve terörle bir yere varması da mümkün değildir. Başarı şansları yoktur. Devletin gücü sınırsızdır, çünkü. Akıllı olmak, doğru düşünmek, derdini anlatabilmek gerek. Bunları hep söyledim. Ancak bence bu olayların gelişimi ile Ergenekon davasının zamanlaması ilginç. İkinci olarak da mahalli seçimler geliyor. Bu nedenlerle isteniyor ki sıkıyönetim, olağanüstü hal gibi şeyler olsun. Hedeflenen şey burasıdır.

HÜRRİYET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*