Fişleme yeniden gündemde

  • Giriş : 01.04.2006 / 00:00:00

Hükümetten Genelkurmay’a, sivil toplum kuruluşlarından akademisyenlere kadar birçok kesimin sert tepki gösterdiği ‘fişleme uygulamaları’ yeniden gündemde.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çeşitli belgelerle sunulan haber büyük yankı uyandırırken, Genelkurmay’dan yazılı bir açıklama geldi. Genelkurmay Başkanlığı’nın kamu görevlileri ve bazı kişiler hakkında bilgi toplanmasına yönelik emir vermediği bildirilen açıklamada, “Günümüzün teknolojik imkanlarıyla her türlü belgenin tahrif edilmesi, sahtesinin yapılması ve amacından saptırılması mümkündür.” denildi. Tartışmaları Zaman’a değerlendiren Sabah Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı da, “Jandarma valiyle hakimi bile fişledi” başlıklı haberlerinin arkasında olduklarını söyledi. “Biz arkasında duramayacağımız haberi yayınlamayız. Haberi devam ettireceğiz.” diyen Altaylı, Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasından belgelerin sahte olduğu manasının çıkmayacağını da vurguladı. Altaylı, açıklamanın dikkatle incelenmesi halinde “Bu tür belgelere dikkat edilmeli. Sahte olma ihtimali olabilir.” anlamının çıkacağını ifade etti ve ekledi: “Biz de açıklamayı bu manada algıladık.”


Sabah gazetesinin dünkü manşetinde yer alan habere göre, Jandarma Genel Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Mehmet Çavdaroğlu imzasıyla 6 Ocak 2006'da Bölge Komutanlığı'na gönderilen yazıda eski fişlerin güncellenmesi isteniyor. Yeni fişler için de 15 Mart'a kadar süre veriliyor. Validen, hâkim ve savcıya kadar isimlerin bulunduğu fişlerde ‘AKP atadı. Eşi türbanlı. Dul olup ahlaken güçlü değil. Atatürkçü. Sosyal biri' şeklinde bilgiler yer alıyor. Listelerdeki isim, görev ve görev sürelerinin doğruluğu dikkat çekiyor. Jandarma yazısında fişleme yapılırken gizlilik esasına uyulması da isteniyor: “Hiçbir resmî ya da özel kuruluşla yazışma yapılmayacak. Çizelgeler imzasız ve başlıksız olacak şekilde emniyetli PC'lerde hazırlanacak. Bir diskete kaydedilecek. Bir çıktı alınacak, sonra tüm veriler imha edilecek. Disket kurye ile komutanlığa gönderilecek.” Güncellenmesi istenen fişlerin altında, Diyarbakır Jandarma İstihbarat şube müdürlüğü yapan Kurmay Binbaşı A.D.'nin imzası yer alıyor.

Genelkurmay: Fişleme emri yok

Haberle ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ise fişleme iddialarının gerçek dışı olduğu belirtildi. Açıklamada şöyle denildi: “Haberde söz konusu edilen emirler, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu gereğince hazırlanmış olan ve askerî birliklerin valinin talebi üzerine nasıl kullanılacağının esaslarını belirleyen ‘emniyet asayiş ve yardımlaşma’ planları gereğince ihtiyaç duyulan bilgilerin toplanması amacına yönelik olup, hiçbir şekilde kişilere ilişkin bilgi talebi içermemektedir. İnceleme sonucunda, tahrifat yapılmak suretiyle söz konusu emirlerin ilgisi olmayan konularla irtibatlandırılarak gündem yaratılmaya çalışıldığı anlaşılmıştır. Günümüzün teknolojik imkanlarıyla her türlü belgenin tahrif edilmesi, sahtesinin yapılması ve amacından saptırılması mümkündür. Eline bu tür belge ulaşanların, bilhassa kamuoyunu bilgilendirme işlevini görenlerin, bu tür belgelerin doğruluğundan emin olmadan yayımlamamalarının daha sorumlu bir davranış olacağı değerlendirilmektedir.’’

Erkan Acar, İstanbul


--------------------------------------------------------------------------------

‘Bilgi toplama’ alışkanlığı yeni değil

Diyarbakır’da yaşanan ilk fişleme skandalı bu değil. 2004 yılında İstanbul 2. Zırhlı Tugay’da benzer bir olay patlak vermişti. KKK, askerî birlikler ve kaymakamlıklara gönderdiği yazıyla ‘AB ve ABD yanlısı kişiler hakkında istihbarat toplanması’nı istemişti. Ayrıca ‘bölücü ve yıkıcı’ faaliyetlerde bulunan kişi ve kurumlar hakkında bilgi talep ediliyordu. Bunlar arasında AB ve ABD yanlısı kişiler, sanatçılar, yüksek sosyete grupları, satanistler, masonlar, azınlıklar, internet grupları da yer alıyordu. Olay Hürriyet gazetesinde ‘Sosyetik fişleme’ başlığıyla duyurulunca Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, sert bir çıkış yaptı. “Ordunun komutanı benim. Kabahat de benim.” diyen Özkök, böyle bir görevin kimseye verilmediğine dikkat çekerek, halkın huzur içinde olmasını istemişti. Fişlemenin müsebbibi olarak gösterilen komutan da emekli edilmişti. Aralık 2005’te ise Gaziantep’te bir başka skandal kamuoyuna yansıdı. Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Kurulu’nun, il ve ilçelerdeki askerî birlikler aracılığıyla kamu kurumlarında görev yapan kişiler hakkında bilgi topladığı ortaya çıktı. Habere göre, devlet görevlilerinin ailesi, yaşantısı, dünya görüşü ve kılık kıyafetine kadar en ufak detaylara yer verilerek rapor tutuluyordu. İçişleri Bakanlığı, mülkiye müfettişlerini göndererek konuya el koydu. Olayla ilgili soruşturma sürüyor. Jandarma’nın fişleme çalışmaları sadece kamu görevlileri ile sınırlı kalmadı. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an kursları da takip edilen kurumlardan. Kur’an kurslarında okuyan öğrenciler ile ilgili bilgiler jandarma tarafından bir yazı ile müftülüklerden istendi. Çete suçundan yargılanan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın’ın kasasında da bu tür fişlemeler bulunmuştu. Aşkın, geçtiğimiz günlerde mahkemede güvenlik güçleri tarafından hazırlanan bu fişlerde yazılan bilgilerin ‘kasıtlı ve yanlış’ olduğunu belirlediğini açıkladı.


--------------------------------------------------------------------------------

Fişleme mağdurları dava açacak

Sabah gazetesinde Jandarma Genel Komutanlığı'nın Diyarbakır'daki devletin yöneticileri ile yargı üyelerini fişlemesini ortaya çıkarmasının ardından fişlenen kamu görevlileri dava açmaya hazırlanıyor. Diyarbakır Vali Yardımcısı Erol Özer, yapılanların demokrasi ve hukuk devletine yakışmadığını dile getirdi. Özer, bu raporu hazırlayanları işgüzar olarak gördüğünü vurgulayarak, “Genelkurmay Başkanlığı'nın bunlar hakkında gerekli yasal işlemi yapacağını düşünüyorum.” diyor. Fişlemenin çağdışı bir uygulama olduğunu kaydeden Özer şunları söyledi: “Bütün yasal haklarımı arayacağım. Ben terör tazminatında Türkiye'yi 20 milyar Euro zarardan kurtardım. Benim hakkımda bu raporu hazırlayanlar, benden daha mı vatanperver? Sonuna kadar devam edeceğim, hakkımı arayacağım. Genelkurmay Başkanlığı'nın bunlar hakkında gerekli yasal işlemi yapacağını düşünüyorum.” Dava açmayı düşündüğünü dile getiren Bismil Kaymakamı Kenan Çiftçi, bu konuda bilgi almasının kendisinin anayasal hakkı olduğunu belirtiyor. Çiftçi, “Adamlar benim hakkımda neden bu tür bilgiler tutmuşlar; bunu öğrenmek istiyorum. Demokratik bir ülkede böyle bir şey olabilir mi? Gerekirse tazminat davası açacağım.” dedi. Diyarbakır Vali Yardımcısı Ahmet Aydın ise “Bütün hukuki yolları kullanarak şahsımla alakalı mağduriyetimi gidereceğim. Bu maddi ve manevi tazminat olsa da dava açacağım.” diye konuştu.

Fişleme olayından daha önce bilgisi olduğunu açıklayan Diyarbakır Vali Yardımcısı Cumali Atilla, “Herkes beni biliyor, ben buradayım. Basında bu şekilde çıkmasını istemezdim. Daha ne yapacağıma karar vermiş değilim.” dedi. Fişlemenin Jandarma’nın görevi olmadığına dikkati çeken Bismil İlçe Milli Eğitim Müdürü Kemal Yılmaz, iddiaları iftira olarak nitelendirdi. Yılmaz şöyle konuştu: “Bu bir iftira kampanyasıdır. Kanuni işlemleri yaparak hakkımı arayacağım. Bu vatan ve milletini sevenleri karalama kampanyasıdır. Hiç kimse benden daha vatanperver değildir.”

Yusuf İpek, Emrullah Bayrak; Diyarbakır



--------------------------------------------------------------------------------

‘Uygulama 28 Şubat’ın ürünü’

Fişleme skandalına sivil toplum kuruluşları ve hukukçular sert tepki gösterdi. Yapılanın hukukun açıkça çiğnenmesi olduğunu vurgulayan Hukukçular Birliği Başkanı Hüsnü Tuna, “Açık seçik suç işlenmiş. Bunun arkasında kim varsa, ucu nereye kadar giderse ortaya çıkarılmalı ve cezalandırılmalı.” dedi. Jandarma’nın fişlerini ‘28 Şubat sürecinin alışkanlığı’ diye nitelendiren Tuna, “O dönemde yargıçlar, savcılar, brifinglere çağrılmıştı. Gitmeyenler ise takibe alındı. Bu fişler, o dönemde emir almayan isimleri karalamak için hazırlanıyor.” diye konuştu. AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili ve avukat Mehmet Ali Bulut, yapılan fişlemenin toplum üzerinde huzursuzluğa sebep olacağını belirtti. “Türkiye'de devlet, valisine hakimine güvenmiyor. Bu güvenmeme olayından dolayı sıkıntıdan kurtulamıyoruz.” diyen Bulut, ‘gözetleniyorum endişesiyle' yaşayan vatandaşın sosyal hayatının da erozyona uğrayacağını söyledi. İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Yusuf Alataş ise fişlemenin Türkiye'nin en önemli problemi olduğuna dikkat çekerek İçişleri Bakanlığı’nı göreve çağırdı. Yasalara göre, özel hayatla ilgili bilgilerin toplanması için mahkeme kararının olması gerektiğine dikkat çeken Alataş ,“Fişleme özel yaşama müdahaledir. Burada sesini çıkarması gereken kurum da, İçişleri Bakanlığı'dır. Bu olay, yetkilerin ne derece aşıldığının göstergesidir.” dedi. Diyanet-Sen Genel Bakanı Ahmet Yıldız ise fişleme olayının psikolojik bir mücadele olduğunu söylüyor. “Bu uygulama 28 Şubat sürecinin ürünüdür.” diyen Yıldız, hükümeti göreve çağırdı. Yıldız, “Fişlemenin Genelkurmay’ın izni olmadan yapıldığını düşünüyorum.” dedi.

İsa Yazar, Hasan Bozkurt; Ankara



--------------------------------------------------------------------------------

CHP iddiaları Meclis’e taşıyor

Mülki erkan hakkında bilgi fişleri hazırlandığı iddiası Meclis’e taşınıyor. CHP, İstanbul 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nın bazı kişilerin fişlenmesini istediği iddialarını Meclis gündemine taşıdı. CHP Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül tarafından yanıtlanması istemiyle Meclis Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde, fişleme istemini içeren resmi bir yazı yazılıp yazılmadığını sordu. Özyürek, haberin doğru olması halinde, Zırhlı Tugay Komutanlığı’nın hangi yasal yetkiye dayanarak kaymakamlara yazı gönderdiği sorusunu da yöneltti. Toplanacak istihbarat bilgilerinin nasıl değerlendirileceğinin açıklanmasını isteyen Özyürek, “İzlenen kişi ve gruplarla ilgili herhangi bir işlem yapılacak mıdır? Özellikle yazar ve düşünürlerin fişlenmesinin düşünce özgürlüğüne aykırı olduğunu kabul ediyor musunuz?” diye sordu.

Türk Demokrasi Vakfı eski Başkanı ve 21. Dönem ANAP Milletvekili Emre Kocaoğlu, jandarmanın fişleme olayını ‘ayıp ve suç’ olarak nitelendirdi. Aynı zamanda sosyolog olan Kocaoğlu, “Vali, jandarmanın amiridir. Bağlı olduğu amiri fişlemek olağanüstü bir suç.” diye konuştu. Jandarmanın artık çok başlıklı bir yapıya büründüğünü ve gayri nizami işler yapmaya başladığnı ifade eden Kocaoğlu jandarmanın aynı zamanda orduyu da yıpratmaya başladığını belirtti. Kocaoğlu, jandarmanın en kısa zamanda iç güvenlikten elinin çekilmesi gerektiğini aktardı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious