Fotoğrafa aldanmayın!

  • Giriş : 18.12.2006 / 00:00:00

Bilgisayarda fotoğraflara yapılan müdahaleler tartışılıyor

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Habercilikte en önemli unsurdur tarafsızlık ve salt gerçeği yansıtmak. Onun için bu sorun yıllardır tartışıla gelmiştir. Gazetelerde çıkan haberlerin metinlerini doğrulatmak için ve kanıt olarak gösterilmesi açısından kullanılan fotoğrafları kim doğrulatacak? Bu hep muallâkta kalmış bir mesele. Fotoğrafın tarihine şöyle bir baktığımızda karanlık odalarda hazırlanan -bu fotoğraflar özellikle bir de tarihi öneme sahipse- görüntüleri daha etkili kılmak için üzerinde ne tür manipülasyonlar yapıldığı ortaya çıkıyor. Birçok kişi bu tür manipülasyona uğramış fotoğraflardan çok büyük paralar kazanmış ve böyle yaparak kitleleri etkilemiş.

Microsoft'un patronu Bill Gates, "Fotoğrafa hükmedenler, insanların beyinlerine de hükmeder." sözüyle resim ve fotoğrafın insanların zihinlerini şekillendirme konusunda ne kadar etkili olduğunu vurguluyor. Savaşlar, milletlerin hayatlarında dönüm noktaları olduğu için bu tür yalanların en çok görüldüğü yerlerden biri sadece. Hatta bir milletin geleceğini karartacak kareler varsa onlar da gerektiğinde sansürlenir ve ortadan kaldırılır. Nitekim ünlü Alman Şansölyesi Otto Van Bismark, bu gerçeği şöyle dile getiriyor: "En fazla yalan seçim öncesinde, savaş esnasında ve av sonrasında söylenir." Aynı kanaati İngiliz şair Rudward Kipling de paylaşıyor olmalı ki, onun şu sözü de tarihe geçmiştir: "Savaşın ilk kurbanı hakikattir." Tarihin sayfalarından ve karanlık odalarda manihüle edilen fotoğraflardan, günümüze, dijital ortama geldiğimizde, özelliklede haber fotoğrafçılığında işin etik boyutu sorgulanmaya başlandı. 70�li yılların Türkiye'sinde, ülkenin karışık olduğu dönemlerde gücü elinde bulunduranların fotoğraflarda ne tür manipülasyonlar yaptığını ve bunun sonucunda birçok masum insanın, bu fotoğrafları mahkemenin delil olarak kabul etmesi sonucu tutuklanarak yıllarca hüküm giydiğini bilmeyen yok gibi. Bundan on yıl geriye gittiğimizde durum daha da enteresan bir hal almış. Öyle ki 60�lı yıllarda taşradaki politikacıların çektirdikleri fotoğrafların yanlarına ünlü politikacıların fotoğraflarını yerleştirerek oy toplayıp popülerlik elde etmeye çalıştıkları dönemleri de biliyoruz. Ama bunlar basında yer alıp toplumu bilgilendirmek ya da yönlendirmek için kullanılırsa başka bir propagandaya dönüşüyor. Fotoğraf da toplumdaki bu ahlaki erozyondan nasibini almış durumda.

Fotoğrafa müdahale etmek ne kadar doğru
Yakın bir zamana baktığımızda İngiliz haber ajansı Reuters, Lübnan işgalinde çektiği iki fotoğrafı photoshopta değiştirdiği için foto muhabiri Adnan Hajj'ı işten çıkardı. Hajj'a ait, daha önce servis ettiği 920 fotoğrafı da geri çektiğini açıkladı. Söz konusu fotoğraf; İsrail'in Beyrut'a düzenlediği saldırıdan sonra binalardan yükselen kalın siyah dumanı gösteriyordu. Yapılan photoshop müdahalesi ile dumanların yoğunluğu artırılmış, gri olan renk de siyaha dönüştürülmüştü. Peki bu meslekte ahlaki boyut nasıl olmalı? Fotoğrafa müdahale etmek ne kadar doğru ve müdahalede sınır ne olmalı? Bahçeşehir Üniversitesi'nden Doç. Dr. Melih Zafer Arıcan, "Manipülasyonun dijital fotoğrafçılıkla ya da habercilikle ilgisi yoktur, nasıl bir insan olduğunuzla ilgisi vardır." diyor. Arıcan'a göre eğer amaç, fotoğrafa bakan kişileri kandırmak değilse, fotoğrafı biraz koyulaştırmak, açmak, renk düzeltmek, kadrajlama yapmak gibi masum değişiklikler pek sorun değil. Ancak var olan gerçeği farklı ya da Adnan Hajj'ın fotoğrafındaki gibi abartılı göstermek, okuyucuyu aldatmaya yönelik bir davranış, fotoğrafın güvenilirliğini zedeleyip bu mesleğin sonunu getirebilir.

Gazeteler Neden Fotoğraf kullanır?
Zaman Gazetesi Fotoğraf Editörü Selahattin Sevi, dijital fotoğrafı kullanıma hazır hale getirmek için mutlaka teknik işleme tabi tutulması gerektiğini söylüyor. Sevi, "Başka programlar da olmasına rağmen bu genellikle photoshopta oluyor ve yapılanlar çekim kusurlarını giderme çerçevesinde kalıyor. Fotoğrafı internet ortamında göndermek için ölçüsünü küçültüyoruz, renk ve kontrastlık düzeltmelerini yapıyoruz. Belki küçük kadraj sorunlarını gideriyoruz." diyor. Sevi, ancak haber fotoğrafının çekim ve sunum aşamasındaki en önemli ölçütlerini; çekilen kareye bir şey eklenmemesi, çıkartılmaması ve bölgesel müdahalelerin yapılmaması olarak açıklıyor. Aslında foto-manipülasyon olayına 'Gazeteler neden fotoğraf kullanır?' sorusundan başlamak gerekiyor. Fotoğraflar, muhabirlerin yazdığı haberlerin doğruluğunun en büyük kanıtı ve tamamlayıcı unsuru. Bu nedenle, fotoğrafın doğruluğunu sorgulatabilecek en küçük değişiklikten bile kaçınmak gerekiyor.

Basın, fotoğrafa hiç önem vermiyor
Uzun bir dönem National Geographic Türkiye dergisinin fotoğraf editörlüğünü yapmış ve bir çok fotoğraf ajansının kuruculuğunda bulunmuş ünlü belgesel fotoğrafçısı Haluk Çobanoğlu bu fotoğraflardaki manipülasyon olaylarında sorunun, kişinin, kurumun ve ülkenin ahlakı ile ilgili bir mesele olduğunu söylüyor. Toplumun buna tepki göstermesi gerektiğini dile getiren Çobanoğlu "Kapitalizmin yayılması, insanları şöhret ve başarıya karşı hırslandırdı. İnsanlar biran önce şöhret olabilmek ve başarıya ulaşabilmek için böyle enteresan durumlar içine giriyorlar. Bu mesele ile mücadele edilmesi gerekir." diyor. Bosna Savaşı'nda da böyle bir durumla karşılaştıklarını, küçük bir kız çocuğunun yanaklarına o zamanın büyük gazetelerinden birinin gözyaşı damlası eklediğini dile getiren usta fotoğrafçı, "Bosna'da yaşananlar zaten büyük bir yankıydı. O böyle yapmakla fotoğrafın içini boşaltmış oluyor aslında." şeklinde ifade ediyor. Bu konu ile ilgili en doğru tavrı adli mercilerin aldığını belirten Çobanoğlu, "Mahkemeler artık fotoğrafları delil olarak kabul etmiyor. Bunlar toplumu kandırmaya yönelik davranışlar. National Geographic'e baktığımızda onlar böyle bir duruma asla izin vermez. Eğer böyle bir etiğe aykırı durum olsaydı ben orada zaten çalışmazdım." diyor. "Fotoğraf Romancısı" olarak bilinen Çobanoğlu Batı'da durumun daha hassas olduğunu, Türkiye'de de basının böyle hassas olması gerektiğini söylüyor. Türkiye'de gazetelerin çoğunun fotoğraf editörlerinin olmadığını, basının fotoğrafa gereken önemi vermediğini dile getiren Çobanoğlu, "Türkiye'ye baktığımızda kaç tane gazetenin fotoğraf editörü var? Bunlar bir elin parmaklarını geçmiyor. Fotoğrafa basında ne kadar önem veriyoruz bunu buradan çıkarabiliriz. Şimdi arşivde kim var, gel sen fotoğraf editörü ol diyorlar. Fotoğraflar incelenmeden kontrol edilmeden �lap� diye sayfaya yapıştırılıyor. Zaman Gazetesi'nden başka ikinci üçüncü �Fotoğraf Editörlüğü� olarak sayabileceğim bir yer yok."

Manipülasyonun adı: Havada ölüm�
1933 yılında Havada Ölüm: Savaş Günlüğü ve Bir Askeri Pilotun Fotoğrafları adında bir kitap yayınlandı. Kitapta İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri'nden bir pilot tarafından Birinci Dünya Savaşı sırasında çekildiği iddia edilen sayfalar dolusu muhteşem �it dalaşı� fotoğrafları yer alıyordu. Fotoğrafların sahte olduğu 1984 yılına kadar anlaşılamadı. Bunlar aslında orijinal it dalaşı fotoğrafları değil, sadece Wesley David Archer adında film sanayinde çalışan bir maketçi tarafından karanlık odada üretilmiş parçalardı. Resimlerde görülen bütün uçaklar aslında arka planında hava olan kâğıtların üzerine yerleştirilmiş küçük uçak maketleriydi.

Örnekleri uzatmak mümkün. Görüldüğü gibi bazen yerdeki su birikintisi kan şeklinde yansıtılıyor, bazen de bir çocuk yuvasında çekilen bir kare Rus kampında cefa gören acınası çocukların fotoğrafı olarak sunuluyor. Ya da kanlar içinde yatan ceset fotoğrafını daha etkili kılmak için arkadaki kepenklerin üzerine onlarca kurşun deliği açılabiliyor. İstenmeyen kişiler kareden çıkartılıyor ya da istenenler fotoğrafa montajlanabiliyor.

Kim bilir belki basında çıkan her resme, ekrana yansıyan her görüntüye farklı gözle bakmaya başlarsınız. Ömrünüz yeter de ileride bir gün şimdilerde kamuoyuna mal olan fotoğrafların gerçek yüzünü anlatan bir sergi açılırsa o zaman da çevrenizdekilere şu cümleyi fısıldarsınız: "Ben bu serginin bir benzerini yıllar önce görmüştüm."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious