'Fotokopi' darbenin ardından kalanlar

'Fotokopi' darbenin ardından kalanlar.15274
  • Giriş : 25.06.2009 / 09:39:00

Yargıtay'ın 'Fotokopiden ibaret belge, hukuki sonuç doğuramaz' kararı, fırtınayı dindirecek mi?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ya askeri savcılığın, imzanın Albay Çiçek'e ait olmadığını açıklaması, şüpheleri yok edecek mi?

Mehveş Evin yazdı...

Hiç sanmam. 'Belgenin kanıtlanamıyor olması, bu planın yapılmadığını göstermez' türünden itirazlar, Yargıtay'ın kararını sorgulayacak kalemler, askeri savcılığın objektif olamayacağını iddia edenler illa ki çıkacaktır. Buna karşılık belgeye baştan beri inanmayanlar, diğerlerini fena halde tefe koyacak...

Benim açımdan son 2 haftada 'AKP'yi ve FG'yi bitirme planı' üzerine dönen tartışmalar, sinir bozucu olduğu kadar öğretici oldu. Nasıl mı?

1. Bazıları, darbe planlarının halen yürürlükte olduğundan o kadar emin ki, değil fotokopi, belirsiz bir kaynaktan gelen e-mail veya fotoşopla üretilmiş bir fotoğraf karesine bile belge demeye dünden hazır. Bu grup, en azından 'şeriat gelecek' diyen laik kesim kadar paranoyak.

2. Sürekli yıpratıldığından şikayet eden askeri en çok 'yıpratan', kendi içlerinden biri, emekli Oramiral Atilla Kıyat'ın sözleri oldu: 'Bu kadar salak insanların darbe yapması mümkün değil'. Aynı Kıyat, Büyükanıt'ın e-muhtıradan sonra istifa etmesi gerektiğini söylemişti...

3. Kamuoyu, CSI misali yeni bilgilere vakıf oldu. Prof. Dr. Sami Selçuk, Fikret Bila'ya 2 gün önce net bir şekilde anlatmış: 'El ürünü her türlü yazı ve imza incelemesi, elle yazılmış yazı veya atılmış ıslak imzanın incelenmesiyle anlaşılır. Çünkü, incelenen, kalemin bıraktığı izlerdir. İmza atılırken bir güç kullanılır ve güce dayalı olarak da kağıt üzerinde izler ve özellikler oluşur. Oysa fotokopide bu tür izler ve özellikler yoktur. Bu nedenledir ki fotokopi üzerinden sonuç alınmaz. Yazıbilim açısından kabul görmez.'

4. 'TSK'nın Hilmi Özkök'ten sonra en demokrat Genelkurmay Başkanı' olarak nitelendirilen Org. Başbuğ için 'ayrılacak' söylentileri bile çıktı. Ancak Başbuğ, soğukkanlılığı elden bırakmadı, zamansız açıklamalara girmedi ve kazandı.

5. 'Çiçek imzalı fotokopi'nin en hoş(!) tarafı, CHP lideri Deniz Baykal'ın 12 Eylül darbecilerine yargı yolunun açılabileceğini söylemesi oldu!

ÖNCE ERGENEKON TAVRI

Baykal ne kadar samimi, zamanla göreceğiz... Ancak TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun, Baykal'ın bu sözlerine karşılık topu Anayasa'nın geçici 15. maddesine ve Baykal'ın 28 Şubat'ı savunmasına atması, anlaşılır bir savunma değil...

Ortada, 12 Eylül darbesini yapanların yargılanması için iddianame hazırlayan, hakkında takipsizlik kararı verilen Savcı Sacit Kayasu örneği olmasa, inanacağız belki!

Ergenekon'un, varsa 'yeni' darbe planlarının üzerine sonuna kadar gidelim... Ama 'önce Ergenekon, sonra 12 Eylül' tavrı, Başbakan Erdoğan'ın Kenan Evren'le hala aynı karede yan yana gelmesi, siyasi iradenin 'darbelere karşı posta koyarız' imajını hiç de inandırıcı kılmıyor.

Askeri müdahaleyle darbe farkı!

12 Eylül tartışmaları konusundaki sözlere en ilginç yorumlardan birine NTVMSNBC'de rastladım... Emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu, '12 Eylül gerekliydi' tezini savunarak darbe ile askeri müdahale arasında ayrım yapmış:

'Darbede bir keyfilik vardır; askeri müdahalelerde ise bir zorunluluk ortaya çıktığından dolayı bunlar yapılmıştır zamanında.'

Darbe, adı üstüne darbedir; yani askeri müdahaledir! 'Zorunluluk' ise göreceli bir kavram... Darbeyi keyfi olarak tanımlarsanız, askeri müdahale de pekala keyfidir.

AKŞAM

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*