Fransız siyasetçi: "Türkiye'nin AB üyeliği bizi küçültür"

Fransız siyasetçi:
  • Giriş : 18.05.2008 / 09:44:00
  • Güncelleme : 18.05.2008 / 09:53:25

Sarkozy'ye yakın siyasetçilerden ve iktidar partisi UMP'nin sözcüsü Frederic Lefebvre'den itiraf gibi açıklama.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Fransa'da Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği için referandum düzenlenmesi şartının korunması için girişim başlatan iktidar partisi Halk Hareketi Birliği'nin (UMP) sözcüsü Frederic Lefebvre, Türkiye'ye karşı sert muhalefetlerine gerekçe olarak Türkiye'nin büyüklüğünü gösterdi. Bu hafta Fransız Parlamentosu'na sunacakları "Türkiye önergesini" Zaman'a değerlendiren Fransız siyasetçi, "Türkiye'nin üyeliği, Avrupa'nın dengesini altüst edecek ve Fransa'yı daha küçük bir ülke haline getirecek. Oysa şimdi, Avrupa'nın önde gelen ülkelerinden birisi." dedi. Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'ye yakın siyasetçilerden birisi olan Lefebvre, şimdiye kadar coğrafya üzerine kurdukları argümanlarını, Fransız Dışişleri Bakanlığı'nın 'Türkler yanlış anlar' uyarısı üzerine değiştirdiklerini açıkladı.

Fransız Parlamentosu'nda bu hafta görüşülecek olan kurumlar reformu paketi, önceki Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından anayasaya konan, Hırvatistan'ın ardından AB'ye girecek olan tüm üyeler için Fransa'da referandum yapılması şartının kaldırılmasını ve tercihin cumhurbaşkanına verilmesini öngörüyor. Fakat, Ermeni asıllı siyasetçi Patrik Deveciyan yönetimindeki UMP, bu şartın Türkiye için devam etmesi için değişiklik önergesi verdi. Önerge, geçtiğimiz hafta Fransa Milli Meclisi'nin Hukuk Komisyonu'nda kabul edildi. Frederic Lefebvre, geçtiğimiz günlerde önergeyle ilgili yaptığı açıklamada, "Avrupalı olmayan ve başkenti Avrupa'da bulunmayan" ülkelerin paketin kapsamı dışında bırakılmasını istediklerini bildirmiş ve bunun Türkiye'yi dışarıda bırakmak için yeterli olacağını söylemişti. Fransız siyasetçi, kendi Dışişleri'nin araya girmesiyle coğrafya argümanından vazgeçtiklerini ve önergeyi nüfus argümanı üzerinden sunmaya karar verdiklerini bildirdi.

"Türkler bunun sadece kendileri için yapıldığını zannederler" uyarısı aldıklarını belirten Lefebvre, "Aynı zamanda dost olan Türk halkının hedef olmaması ve metnin sadece onlara karşı yapıldığı izleniminin verilmemesinin yollarını aradık... UMP olarak, Avrupalı mı değil mi kriterini bırakarak yeni bir kriter seçtik: nüfus kriteri. Tartışma bunun üzerinden olacak." şeklinde konuştu.

UMP yönetimi, girişimleri Sarkozy'nin ticari kaygılarla kazanmaya çalıştığı Türkiye ile ilişkilere yeni bir darbe vurmasın diye argümanlarını değiştirse de önergenin hazırlanma sebebi ve tek amacı Türkiye. UMP yetkilileri, kendi aralarında belgeyi "Türkiye önergesi" olarak nitelendiriyor.

UMP'nin sunduğu değişiklik önergesi, AB'nin toplam nüfusunun yüzde 5'inden fazla nüfusu olan ülkelerin AB'ye üyeliklerinin Fransız halkına sorulmasını öngörüyor. Fransız iktidarının endişesi, Türkiye'nin üye olması durumunda AB içerisinde Fransa'dan daha fazla gücünün olacak olması. Önergede, bu durum rakamlarla anlatılmaya çalışılıyor. Bugün Türkiye'nin üye olması halinde, AB Konseyi'nde 31 oya sahip olacağı, oysa Fransa'nın 29 oyu olduğu, Türkiye'nin Avrupa Parlamentosu'nda 85 koltuğu olacağı, oysa Fransa'nın 78 koltuğu olduğu ve Türkiye'nin 71 milyonluk nüfusuyla AB nüfusunun yüzde 7'sini oluşturacağı ifade ediliyor. Lizbon Anlaşması'yla, AB'nin organizasyonunun nüfus üzerinde şekilleneceğini ve ülkelerin nüfusları oranında ağırlığa sahip olacaklarını kaydeden UMP sözcüsü, Fransa'nın Avrupa'daki ağırlığını ve çıkarlarını gözetmesinin hakkı olduğunu söyleyerek önergeyi savunmaya çalışıyor.

Bütün aday ülkeler için referandum tercihinin cumhurbaşkanına verilmesine neden karşı oldukları yönündeki soruya ise Fransız siyasetçi, Sarkozy'ye bu konuda güvendiklerini, Türkiye'nin üyeliği söz konusu olursa referandum düzenleyeceği yönünde söz verdiğini, fakat sonrasından emin olmadıklarını söyledi. Yeni reforma göre Sarkozy'nin en fazla iki defa Cumhurbaşkanı olabileceğini hatırlatan Lefebvre, "Ondan sonra kimin geleceğini kimse bilmiyor. Bir cumhurbaşkanının, gelecekte Fransızlara verilen bu gücü ellerinden almasını istemiyoruz." şeklinde konuştu.

UMP olarak amaçlarının Türkleri ve Türkiye'yi incitmek olmadığına inandırmaya çalışan Lefebvre, Türkiye'nin yarım asırlık AB tarihini görmezlikten gelerek Kanada, İsrail, Çin, Rusya ve Fas gibi ülkelerle karşılaştırarak bu ülkeler AB'ye girmek istediğinde onlar için de referandum yapılacağını ifade ediyor. Fransa Milli Meclisi ile senatonun ortak oturumunda ele alınacak olan Anayasa Değişikliği paketinin kabul edilebilmesi için parlamentonun beşte üçünün onayı gerekiyor. Sarkozy tarafından hazırlattırılan reform paketinin geçmesi için muhalefetteki sol partilerin de desteği gerekiyor.

Otuza yakın UMP'li parlamenter tarafından imzalanan önerge, UMP Genel Sekreteri Patrik Deveciyan, Ermenilerin yoğun yaşadığı Bouches de Rhone bölgesinden milletvekili Richard Mallie ve sözcü Lefebvre tarafından hazırlandı. Önergeye imza koyan milletvekillerini 6 Mayıs'ta kabul eden Cumhurbaşkanı Sarkozy de girişime destek veriyor. Önergeye anamuhalefetteki Sosyalist Parti'den eleştiri gelmeye başladı. Eski milli eğitim bakanı Jack Lang, önergenin Türkleri "yaralayacağını" bildirerek "evet" demeyeceğini açıkladı. Türkiye'nin üyeliğinin on yıldan önce gündeme gelmeyeceğine dikkat çeken Lang, "Uzun yıllar Sovyetlere ve Saddam Hüseyin'e kale olmuş olan, Fransız endüstrisine ev sahipliği yapan bu çok büyük ülkeyi bir kere daha incitmeye gerek var mı?" şeklinde tepkide bulundu.

Eski AB bakanı: Türkiye'ye yapılan utanç verici

UMP'nin Türkiye önergesine ilişkin Liberation gazetesine konuşan Sosyalist Parti'nin önde gelen isimlerinden, eski Avrupa Bakanı Pierre Moscovici ise, nüfus argümanıyla hedefin sadece Türkiye olmadığı izleniminin verilmeye çalışıldığını; fakat "önergenin sadece Türkiye'yi damgaladığını çünkü Türkiye'nin üyelik müzakereleri yapan tek büyük ülke olduğunu" söyledi. "70 milyonluk bir ülkeye böyle muamele edemeyiz. Bu utanç verici." diyen Fransız siyasetçi, değişiklik önergesinin kabul edilmesi halinde Sosyalist Parti'nin anayasa değişikliğini oylamayacağını düşündüğünü kaydetti. Önergenin kabulü durumunda Türkiye'nin "böyle bir aşağılanmayı hiç kabul etmeyeceğini" ileri süren Liberation ise "Bunun faturası hem ekonomi hem de siyasi olarak ödenecek. Ve tüm Müslüman ülkeleri, Fransızların olumsuz oyunu, kendilerine yönelik bir hakaret olarak da değerlendirecek. Kim, kampanyanın bu ülkenin dini üzerinden olmayacağına inanabilir? Her referandum, ayrıca, en kötü ırkçı eylemlere, kazalara yol açma riski taşıyor." yorumunda bulundu.

ALİ İHSAN AYDIN-ZAMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious