'Gaffur'a laf söyletmem'

  • Giriş : 21.01.2007 / 00:00:00

Peker Açıkalın'ı kızdıran bir şey var. O "Ben buna çok kızıyorum" demese de anlaşılıyor. Kızdığı şey Peker olarak değil, Gaffur olarak algılanmak.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Haksız da sayılmaz. 6,5 yaşındaki kızı Narin Şeker bile bunun farkına varabilirken kimilerinin bu karmaşaya düşmesini tuhaf karşılaması doğal.
Geçen hafta Narin'le beraber Capitol'de "Maskeli Beşler: Irak" filmine gitmişler. Salonun arkasında oturanlar "Aaa, Gaffur gelmiş" deyince Şeker dönüp "Sen benim babamın adını Gaffur mu zannediyorsun? O koskocaman Peker Açıkalın. Onun adı Peker" demiş. Eee şimdiki çocuklar harikadan da öte. Hatırlasanıza geçen yıl "Aliye skandalı" olarak isimlendirilen olayda Sanem Çelik'in Aliye olmadığını algılayamamıştı insanlarımız. Dizilerle gerçekliği ayırmakta zorlanan bir toplum olduğumuz gerçek.
Açıkalın son olarak iki filmde rol aldı: "Maskeli Beşler: Irak" ve "Amerikalılar Karadeniz'de 2".
"Amerikalılar Karadeniz'de 2" filmini Metin Akpınar'la birlikte oynayabilmek için kabul etmiş. "Maskeli Beşler: Irak"ta ise bir serinin devamında çıkıntılık yapmamak için. Açıkalın "Gaffur'a laf söyletmem" diyerek bu karakteri sahipleniyor ama bundan prim yapma gibi bir isteği ya da niyeti yok.

Gaffur karakteriyle popüler kültürün yıldızlarından biri oldunuz. Yıllarca oyunculuk yaptığınız halde ancak şimdi hakkınızın teslim edilmesi sizi sinirlendiriyor mu?
Hiçbir zaman ancaklarla ve keşkelerle yola çıkmadım. Bütün bu işleri planlayarak, seçerek bugünlere geldim. Gaffur'la ilgili hiçbir popüler kültür rüzgarına kapılmam, kapılmadım da. Bundan önce yaptığım işleri ne unuttum ne de yarattığım karakterleri çekim evinde bıraktım. "Ekmek Teknesi"ndeki Cengiz benim için hâlâ yaşayan bir karakter. Benim Cengiz'i orada bitirmem hayatımda da bitirdiğim anlamına gelmiyor. Cengiz başka karakterlere açılım yapar.

Gaffur'un sizin için önemi nedir?
Türk toplumunda Gaffur gibi silik ve hayatını minimal bir şekilde idame ettiren insan sayısı çok. Gaffur insanların birebir ilgisini çektiği gibi, annesinin de ilgisini çekiyor. Ben Gaffur'u bir oyuncu olarak değil, toplumda yaşayan bir insan olarak üstleniyorum. Örneğin Gaffur, Burhan'a çok kırılıp nasıl sinirleniyorsa, yine Burhan'a çok kırılıp gerçekten onunla görüşmeyip annesinin dizinde patates de soyabilir. Bu da komik olabilir. Yarattığınız karakterler yaşayan karakterlerse, silik de olsa, az rolü de olsa toplumun ilgisini çeker ve bu da her oyuncuya nasip olmaz. Bunun içinde 29 yıllık bir eğitim ve tecrübe var.

Gaffur tiplemesinin artık sizin kontrolünüzden çıktığını hissetmiyor musunuz?
Hayır, Gaffur'u şu ana kadar yüzde 30 performansla oynadım. Karakteri ilk 13 bölümde tanıtırım. İkinci 13'te yüzde 60'lık performans gösteririm. Üçüncü 13 yapılacaksa performansımı yüzde 90'a çıkarırım. Ayrılacaksam 40'ıncı bölümde yüzde 100 performans gösterebilirim. Çok doğal ve minimal bir oyunculukla "Allahaısmarladık" diyebilirim, kimse el salladığımı da görmez.

"'Avrupa Yakası' fazla iddialı olmayan bir kumardı"
Gaffur'a kendinizden neler ekliyorsunuz? Senaryoya birebir uyuyor musunuz?
Gaffur'a laf söyletmem, onun başka yerlere çekilmesini de istemem. Kaldı ki çok başarılı bir kalemin ucundan çıkan bir karakter. Her lafı bir damlalıktan akıtılmış gibi. Ben doğaçlama yapılacak projeler içinde çok bulundum ama ilk defa Gülse Birsel'in yazdığı senaryoya birebir bağlantılıyım. "Hı"ysa "Hı", "Ha"sa "Ha"! Ve bütün ekip böyle.

Sitcom tekliflerini önceden kabul etmezken "Avrupa Yakası"nda neden bu prensibinizden vazgeçtiniz? Hele söz konusu olan miadı dolmuş gibi görülen bir diziyken.
Bu kadro bir oyuncu için risk teşkil etmiyor. Bu fazla iddialı olmayan bir kumardı. Ama kendine güvenen bir insan 1 YTL ile kumara oturursa karşısındakileri yutabilir.

Gaffur etiketinin üzerinize yapışmasını istemediğinizi söylüyorsunuz.
Yapıştırtmam ki!

Ama Şırnak'ta kurulan Gaffur Nasılımspor takımıyla top oynadınız. Çelişkili bir durum değil mi?
Oynarım. O farklı bir misyon. Sezen Aksu'yla TRT'de yılbaşına el ele girmem de farklı bir misyon. Kimse Şırnak'ı da kıramaz, Sezen Aksu'yu da. Lütfen kimse Peker Açıkalın'ı da kırmasın. Şırnak'ta çocuklar mutlu olsun diye pijama giyip top oynadım. Ama oraya gitmemin başka bir nedeni var. Orada ilkokul yaptırmak için çaba içerisindeyim. Fakat bundan sonra "Avrupa Yakası" dışında kimse bir yerde pijama giydiğimi göreceğini zannetmesin. Benim orada burada pijamayla dolaşan bir sanatçı olmadığımı insanlar süreç içerisinde görecekler.

Beğendiğiniz oyuncular kimler?
Metin Akpınar, Uğur Yücel, Şener Şen. Genç kuşaktan da Erkan Can, Olgun Şimşek, Engin Günaydın, Zafer Algöz, Erkan Taşdöğen.

"İlk ve son içkimi 16 yaşında içtim"

Saçlarınızın modeli hep aynı. Neden arada değiştirmiyorsunuz?
Bu benim tarzım. Ben Robert Plant, Jim Morrison, Peter Gabriel, Genesis, Roger Waters ve David Gilmour'la büyümüş bir insanım. İlkokul birden beri kendimi hep rock'çı olarak gördüm. Depeche Mode'un Dave Gahan'ı da benimle aynı kadere sahip. Onun da iki kızı var, o da 63'lü. Ben çok heyecanlanmama uğruna konserine gitmedim.

Yemekle aranız nasıl? Yiyip de zayıf kalabilen insanlardan mısınız?
17 yaşında 59 kiloydum. 44 yaşında yine 59 kiloyum. Her sabah aç karnına bir çay bardağı balık yağı içip jimnastik yaparım. Yürüyüş yapıp kahvaltımı eder ve vitaminimi alırım. Haftada bir kez kırmızı et yerim, üç gün evimizde balık olur. Balığı kendim tutarım, deniz kıyısında kesip ayıklarım. Sebze ve meyve yerim. İçki içmem. Hayatımda ilk ve son içkimi 16 yaşında içtim. Rakıdan içki komasına girdim. O yüzden alkole yaklaşamıyorum. Konservatuvar döneminde iki paket sigara içerdim. Herkes askerde sigaraya başlar, ben askerde bıraktım. Komando olarak askere gittiğimde 52 kiloydum. Üç ay sonra 76 kilo, kaslı bir insan olarak eğitmen oldum. 52 kilo, "Hair" filmindeki gibi uzun saçlı küpeli bir adam Foça Dağ Komando Okulu'na gidip teslim oluyor. Üç ay sonra annesi bile onu tanımıyor.

Mağaracılık da yapıyorsunuz.
Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü'ne üyeydim. Her hafta sonu cumadan çıkıp pazartesi sabahı gelirdik. Artık zaman bulamıyorum. Bir gün işi bıraktığımda trekking, mağaracılık ya da rafting sporuyla uğraşıp bu konuda ihtisas yapmak istemişimdir hep. Bir de yaşlandığımda ufak bir antikacı dükkanım olsun gibi hayallerim var.

"Peker, çocuğun olmazsa insan olamayacaksın"

Ayşe Arman'la yaptığınız röportajda geçirdiğiniz ameliyattan sonra artık hayatı daha çok ciddiye aldığınızı söylemişsiniz. Tam tersi olması gerekmez mi?
Koşuyolu Kalp Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Cevat Yakut, Klinik Şefi Doç. Dr. Mehmet Özkan ve ekibi, Klinik şefi Operatör Dr. Cihangir Kaymaz ve üç ay boyunca bana yemek yediren hemşire Dilek Aydın benim hayatımı kurtardı. Annemle rahmetli babamın sözleri ve beni hayata döndüren Prof. Yakut'un öğrettiği şeyler bana hayata ne kadar önem vermemiz gerektiğini anımsattı. Babam şunu söylerdi: "Oğlum okuyacaksın, adam olacaksın. Askere gideceksin, asıl o zaman adam olacaksın. Askerden döndükten sonra evlenecek ve sorumluluk sahibi olacaksın. Ama çocuğun olmazsa insan olamayacaksın." Aldığım son ders Prof. Yakut'un sözü: "Dünya bir gündür. O da bugündür." Sağlık, kardeşlik, güven ve barış çok önemli. Sanatçıysanız bunları gözeterek adım atmalısınız. Yoksa bu gece barda, gönlüm hovarda... Lay lay lom... Bir de 4x4 cip alırız. Süpermiş be!

Kızlarınızın isimleri çok ilginç.
Perim Yakut'un annesinin adı Melek Perim. Annesiyle özdeşleştiği için Perim ismini koyduk. Yakut da beni yaşama döndüren doktorumun adı. Narin Şeker'de ise Narin, annesi Niran hanımın isminin tersten yazılışı. Şeker de Peker'i çağrıştırıyor.

2000'de baba olmayı planlamışsınız. Bu işler plan programla oluyor mu?
2000'de çocuk yapmayı planlayan dünyadaki tek insan ben değilim. Niran hanımla her ne kadar o "arkadaşlık" dese de, iki yıllık düzgün bir nişanlılık dönemimiz olmuştu. Şu anda Şeker'i annesi aslan gibi büyütüyor.
Geriye dönüp baktığınızda Niran Ünsal'la kızınızın velayeti yüzünden olan kavgalarınızın basına çok yansımış olmasından dolayı pişman mısınız?
Ne Niran hanımın ne de benim pişmanlığımız var. Bu paparazzi kültürünün açığa çıkardığı bir şey. Biz hiç ciddi bir açıklama yapmadık. Onlar kendi kendilerine gelin güvey oldu. Her zaman Şeker'i ön plana aldık.

"Oyuncu kadınlar oyuncu adamlardan, oyuncu adamlar da oyuncu kadınlardan uzak dursunlar" demişsiniz. Neden bir arada yapamıyorlar?
Egoları çok yüksek insanların birlikte bir hayat kurması zor. Ama aşk varsa bilinmez.

Anne-babanızın 52 yıllık mutlu bir evliliği olmuş. Bu sizin dördüncü evliliğiniz. Bu anlamda başarısız hissettiğiniz oldu mu?
Aşkta saygı, sevgi ve mantık varsa, iki kişi anlaşabiliyorsa sorun yok. Bunlar yoksa da medenice oturup anlaşmak var. Bir kez hayata geliyorsunuz. Hayatın provası yok. Evlilik de hayatı provayla sınayacak bir şey değil. Tutmadıysa oyunu değiştirmek gerekir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious