Gaspirali Ismail’in yurdunda Türkçe’nin siir bayrami

  • Giriş : 15.11.2005 / 00:00:00

AKMESCID - Kirim Tatarlari, dünyanin 15 farkli ülkesinden gelen 150’ye yakin Türk sair ve yazarini agirladi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sonu gelmez zulümlere maruz kalan, 1900’lerin basinda anadillerini kullanmalari yasaklanan, 1944’te ise yurtlarindan sürülüp ölüme gönderilen Kirim Tatarlari için, Türkçe’nin konusulup yazildigi bütün Türk devlet ve topluluklarinin sair, yazar ve aydinlarini agirlamak, kelimenin tam anlamiyla ‘tarihî’ bir olaydi. Sahibi olduklari topraklara ancak 10-15 yil önce adeta misafir gibi dönebilen Kirim Tatarlari, ancak rüyalarinda görebilecekleri bu bulusmayi ‘bayram’ olarak nitelendirdi. Sölenin yapilacagi konferans salonunun girisinde herkes birbirine, “Bayramin mübarek olsun!” diyordu. Etkinlik süresince adindan en çok söz edilen kisi ise süphesiz fikirleriyle bütün Türk dünyasini derinden etkileyen yazar ve fikir adami Gaspirali Ismail oldu. Sölen, Bahçesaray’da çikardigi Tercüman gazetesi ile Türk dünyasinin kültürel birligini savunan; bunu “Dilde, fikirde ve iste birlik” formülüyle özetleyen Gaspirali’nin büyük rüyasinin gerçeklesmesi yolunda bir ilk adim gibiydi. Etkinlik boyunca farkli ülkelerden gelen ve farkli sivelere sahip Türk sairler birbirinin siirlerini dinleme, ülkelerinin edebiyatlarini tanitma ve siirin meselelerini tartisma imkani buldu.

Ahmet Yesevi Ödülü, Cahit Koytak’in

Türkçe’nin Siir Söleni, Kirim Tatar Yazarlar Birligi ve Kirim Devlet Mühendislik ve Mimarlik Üniversitesi isbirligiyle yapildi. Etkinlige Türkiye ve ev sahibi Kirim ile birlikte 15 ülkeden 120’ye yakin sair katildi. Sairlerin yani sira TYB Baskani Yakup Deliömeroglu, Seref Baskani D. Mehmet Dogan, eski baskanlar Nazif Öztürk ve Necmettin Turinay ile kurumun bütün yöneticileri Kirim’daydi. Elestirmen ve bilim adamlarindan Prof. Dr. Ramazan Kaplan, Prof. Dr. Yavuz Akpinar, Doç. Dr. Turan Karatas; AK Parti S.Urfa Milletvekili ve sair M. Atilla Maras ile Tokat Milletvekili Resul Tosun da etkinlige konuk olan isimler arasindaydi. Iki yilda bir düzenlenen sölende geleneksel olarak üç saire verilen büyük ödüller de sahiplerini buldu. Bu yil etkinligin adina düzenlendigi üç büyük Türk sairinden Abdülhak Hamid Tarhan Büyük Ödülü Çuvasistan’dan Ulya Ivanov’a, Gazi Bora Giray Han Büyük Ödülü Tataristan’dan Feruze Müslimova’ya, Ahmet Yesevi Büyük Ödülü ise Türkiye’den Cahit Koytak’a verildi.

Siir söleni, Türk dünyasi edebiyatinin, dolayisiyla Türkçe’nin gündeme geldigi tek ortak zemin. 11 Kasim Cuma günü baslayip pazar günü ödül töreni ile sona eren sölenin açilisinda, üniversitenin müzik toplulugu muhtesem bir konser verdi. Daha sonra Yesevi, Tarhan ve Giray basliklari altinda ‘siir fasillari’ gerçeklestirildi. Siir fasillarinda gördük ki Azerbaycan, Kerkük ve Balkanlar’dan gelenler disindaki sairlerin dili ile aramizda önemli engeller var. Türkiye disindan gelen sairlerin okuduklari siirlerin vatan hasreti temasinda yogunlasmasi, Türk cografyasinin yasadigi trajedilerin özetiydi. Bu cografyada siir henüz estetik bir olgunluga erismis degil. Fakat, geçtigimiz yillardaki etkinliklere de katilan Dr. Necmettin Turinay, bu sölende estetik anlamda birtakim filizlenmeler gözlemledigini, ileriye dönük umutlarinin güçlendigini ifade etti. Siirini okumak için kürsüye gelen pek çok sairin dilini anlamiyorduk belki; ama ses tonlari, bakislari ve yüzlerindeki ifadeler çok sey söylüyordu. Onlar da bunun farkinda olmali ki kendi ülkelerine, dramlarina dair bir kelime daha söyleyebilmek, bir soluk daha duyurabilmek için çabaliyorlardi. Çok uzun yillar susmuslardi ve sonsuz konusmak arzusu duyuyorlardi… Üçüncü gün yapilan siir atölyelerinde ise günümüz siirinin meseleleri tartisildi. Siirde Anlam Sorunu, Siir ve Gelenek, Siirde Yeniligin Sinirlari, Modern Siirimizin Macerasi, Sekilden Muhtevaya Siir, Siir ve Cografya basliklari altinda yapilan toplantilardan, Türkiyeli sairler de umutla ayrildi. Ikinci gün Bahçesaray’a geçtik ve Han Sarayi, Zincirli Medrese ve Gaspirali Ismail Müzesi’ni ziyaret ettik. Kirim’daki bütün Müslüman Türk eserleri yok edilmesine ragmen, 1820’de gelip bir süre burada kalan ve saraydaki ‘Gözyasi Çesmesi’nin siirini yazan Puskin’in hatirina Ruslar, Han Sarayi’na ve buradaki diger eserlere dokunmamis. Siir Söleni’nin en anlamli bölümü belki de Gaspirali’nin Tercüman’i çikardigi matbaanin binasi olan müzede yapilan oturumdu. Burada Prof. Dr. Yavuz Akpinar ve Prof. Dr. Ismail Kerim Asanoglu, Gaspirali Ismail Bey’in hayatina ve mücadelesine dair çok önemli bilgiler aktardi ve onun, Türk halklarinin izlemesi gereken yolu, bundan 100 yil önce bütün açikligiyla ortaya koydugunu anlatti: Bati’nin bilim ve teknigini alarak ‘dilde, fikirde ve iste bir’ olmak, yani kültürel birligi muhafaza etmek... Gaspirali’nin huzurunda siirlerini okuyan Türkiyeli ve Kirimli sairlerin heyecani ise görülmeye degerdi. Arkamizda Ismail Bey’in büyük boy bir portresi vardi ve onun altinda da daktilosu duruyordu. Misafirlerin pek çogu, bu daktilonun tuslarina dokunmak gibi bir ayricaligi kaçirmak istemedi. Daha sonra da toplu halde, Ismail Bey’in mezarinin bulundugu Zincirli Medrese ziyaret edildi.

Kirim’a dair ne az sey biliyormusuz!

Akmescid’e indigimizde ilk dikkatimizi çeken, sehrin tamaminda yogun sekilde görülen dev reklam panolari oldu. Kapitalizm, bütün kollari ve ürünleriyle gelip yerlesmisti anlasilan. Muhtesem sonbahar manzarasi içinse ertesi günü, o günesli, aydinlik sabahi beklememiz gerekiyordu. Hepimizi hayran birakan bu manzaranin ardinda, inceden inceye Kirim Tatarlarinin hüzünlü hikayesi fisildaniyor kulaklarimiza. Akmescid, yaklasik 2,5 milyon nüfuslu Kirim Özerk Cumhuriyeti’nin bassehri. Kirim’in tamaminda Tatar nüfusu 300 bini ancak buluyor. Hepimiz itiraf ediyoruz ki buraya gelene kadar Kirim’a ait çok az sey biliyormusuz. Büyük göç, dil ve kültür yikimi, ülkelerine dönen Kirim Tatarlarinin yoksullugu, genç nesillerin dillerinden uzak kalisi… Bunun sonuçlari, gezdigimiz kaldirimlarda, çarsida pazarda acimasiz bir sekilde karsimiza çikiyor. Kirim davasinin bayrak ismi Mustafa Cemiloglu, sölene katilanlar onuruna bir yemek verdi. Cemiloglu, pek çok Türkiyeli için bir efsaneydi ve onunla tanismak, fotograf çektirmek, pek çok kimse için unutulmaz bir an oldu. Pazar günü 62 yas günüydü; Türk dünyasi sairleriyle birlikte ziyaret edip yas gününü kutladik, o da bundan gurur duydu. Akmescid’de Uluslararasi bir Türk okulu var. Büyükçe bir arazide, temiz, piril piril bir okul. Kirim için umut kaynagi. Okullarin genel müdürü Sait Bey’in dedigi gibi onlar orda bir tarih yapiyor; bunu gören birileri de mutlaka yazacak o tarihi.

Türk cografyasinin sairleri bulustu

Türkiye: Ali Ural, Ahmet Kot, Erdem Bayazit, Ahmet Mercan, Ali Akbas, Ayse Sevim, Bahaettin Karakoç, Cahit Koytak, Celal Fedai, Cem Yavuz, Ersin Özarslan, Hayriye Ünal, Ibrahim Demirci, Kamil Esfak Berki, Metin Önal Mengüsoglu, Osman Özbahçe, Ömer Erdem, Saban Abak, Yasar Bedri, Mehmet Ocaktan, Hicabi Kirlangiç, Mustafa Özçelik, Ihsan Deniz, Hasan Akçay, Hanifi Ispirli. Kirim: Sakir Selim, Idris Asanin, Seryap Ali, Isa Abdurrahman, Sukri Abbazov, Rustem Ali, Riza Fazil, Ayse Kokiyeva, Dilaver Osman, Ismet Zaat, Riza Yusuf’un aralarinda bulundugu 33 sair ve yazar. Azerbaycan: Rasim Karaca, Akbar Gosali, Resmiye Sabir. Romanya: Güner Akmolla. Özbekistan: Umsan Azim, Esgalim Sükür. Tataristan: Muhammet Mirza, Sabir Ibragimov, Zulfiye Gayazova Kazakistan: Bekaris Soybekov, Aksar Dusenbin. Çuvasistan: Ilya Ivanov, Marina Karyagina, Vlademir Kojevnikov. Gagauzya: Liubov Tanasoglu, Vasi Finioglu. Kirgizistan: Kiyalbek Urmanbetov, Altinbek Ismailov, Betül Çekeroglu. Kibris: Sevil Emirzade.

[ORTAK HAFIZAMIZI TAZELEDIK, AKRABALIKLARIMIZI PEKISTIRDIK]

Ali Akbas: Tarihi bilenler için hafiza tazelemek çok önemli. Bir Erzurum, bir Edirne ne ise Kirim da oydu dün. Buralar bizim için mübarek beldelerdir. Tekrar hafiza tazeliyoruz, kopan akrabaliklarimizi pekistiriyoruz. Rüyalarimizin beldesiydi buralar, hayal bile edilemezdi gelmek. Simdi kapilar bir bir açiliyor. Geride biraktigimiz gönüller, kardeslerimiz var. Çok sevindirici, mutlu günler bunlar...

Erdem Beyazit: Türkçe’nin siir sölenleri iyice oturdu. Seyahatler milletimizin kaynasmasinda öncü adim oldu. Kirim’da yapilmasi çok isabetli. Ilk gençlik yillarimda Cengiz Dagci’dan okudugum Kirim’i görmek istiyordum. II. Dünya Savasi’nda ugradiklari zulumün izlerini, Bahçesaray’i, Akmescid’i çok merak ediyordum. Hanlari, müzeleri, saraylari gezerken tarihî olaylar canlandi gözümde.

Mustafa Özçelik: Faaliyetin bu yil Kirim’da yapilmasi çok anlamli geliyor bana. Türkiye, imparatorluk günlerindeki gibi yakin cografyasiyla yeniden temasa geçiyor. Türk cumhuriyetlerindeki düsünce ve kültür adamlariyla isbirligi imkânlari gelisiyor. Türkiye’de yasayanlarin bu cografya üzerine bildikleri, kitabi bilgilerle sinirli. Gezilerle fotograflanan gerçekler edebiyata da yansiyacak.

Mehmet Ocaktan: Türkçenin konusuldugu cografyalarda Türk siirinin konusulmasi çok anlamli. Fakat bir eksiklik var. Türk cografyalarinda siirler, romanlar, öyküler yaziliyor; ama bir dil ortakligi olmadigindan çok fazla paylasilamiyor. Türk siirindeki derin gelenek paylasilmali. Keske dil problemi asilabilse. Bu olmadan diger adimlar yetersiz kalacak. Öncelikle alfabe engeli ortadan kaldirilmali.

Cem Yavuz: Ortak köklerden gelmemize ragmen Kirim Tatarlari’nin yasadiklarina dair hiçbir malumatimiz yoktu. Siir okumak ve dinlemek disinda benim için en büyük kazanç bu oldu. Yasli kusak dilini ve gelenegini yasatiyor; ama gençler göç yüzünden asimile olmus. ’Dilde, fikirde, iste birlik’ çok uzak bir ideal gibi görünüyor. Kendi içlerinde ortak bir Tatar dili gelistirememisler daha.

Ihsan Deniz: Kirim’da, Türk dilinin farkli lehçeleriyle bir arada olma, dil konusunda farkli yaklasimlari yakalama imkânimiz oldu. Türk cumhuriyetlerinde yasayan ve bundan sonra gelecek kusaklarla ilgili olarak sairlerin Türk modern siirinden poetik anlamda beslenmesi, bu imkâna kavusmasi gerekiyor. Temel problem bu. Genellikle poetik zemin çok zayif, çok geride.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious