Gastrit deyip geçmeyin!

  • Giriş : 25.01.2007 / 00:00:00

Erkeklerde 45, kadınlarda ise 40 yaşından sonra görülen ani zayıflama, kansızlık ve yutma güçlüğüne yol açan gastritlerde ileri inceleme yapılmalı

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroentroloji Bilim Dalı öğretim üyesi ve Gastroentroloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nurdan Tözün, "Bakteri her zaman bir yakınma oluşturmayabilir. Bazen bakteri vardır ama kişi bunun farkında değildir" diyerek uyarıyor.
Gastrit tedavisi nasıl yapılıyor?
Tedavi, sigara ve alkol kullanımının bırakılması, Ağrı kesici ilaçlardan kaçınılması ve bazı ilaçların kullanılmasıyla yapılır. Hastalığı doğuran nedenler ortadan kaldırılır. Aktif dönemde hafif yiyecekler yenir. Aspirin gibi ilaçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve çok çiğnenerek yenir. Hasta gençse, yani 40 yaşın altındaysa, genel durumu iyiyse, şikâyetlerini açıklayacak bilgiler varsa (mesela 'Şu ilaçları kullandım ondan sonra midem ağrıdı' diyorsa), önce bir ilaç tedavisi uygulanır. Mide asidini, gazı gideren, gerginlik şikâyeti varsa mide boşalmasını kolaylaştıran ilaçlar verilir ve şikâyetlerinin geçmesi beklenir. Eğer suçlu bir bakteri ise ilaç tedavisi yapılabilir.
Tedavi edilmezse sonuçları ne olur?
Helikobakter pilorinin uzun dönemde yaygın bir iltihabi yanıta ve mideyi döşeyen zarda değişikliklere neden olduğu biliniyor. Uzun sürede asit salgılayan bezlerinde azalmayla birlikte 'atrofik gastrit'e yol açar. Bu durumun bazı kişilerde mide kanserine yol açtığı bilinmekteyse de helikobakter pilorisi olan herkeste kanser gelişmez. Yani kanser gelişimi için başka faktörlere de gereksinim vardır. Helikobakter pilori bir-iki haftalık antibiyotik ve asit giderici (proton pompası inhibitörü adı verilen) ilaç tedavisiyle ortadan kaldırılabilir. Daha sonra hastaya yine mide koruyucu ilaçlar verilir. Bakteri her zaman yakınma oluşturmayabilir. Bazen bakteri vardır ama kişi bunun farkında değildir. Yıllarca hiç sorunsuz olarak bu bakteriyle yaşayabilir.
Bu bakterinin varlığı nasıl anlaşılır?
Çeşitli yöntemlerle belirlenebilir. Endoskopik biyopsi en doğrusudur. Bunun yanında kan, dışkı ve nefes testleriyle bakteri varlığı tespit edilebilir. Mide koruyucu, asit azaltıcı ilaçlar verilir. Bunun için en çok kullanılan ilaçlar, mide asidi salgısını azaltan, etkisini nötralize eden, mide mukozasını koruyan ilaçlardır. Mide iç zarı hasarlı olduğu için üretilen asitten daha çok etkilenir mide ve şikâyetler de artar.

Gastrit hastası olduğunu öğrenen biri öncelikle ne yapmalı?

Gastrit veya ülser olduğundan şüphelenenler pratisyene, aile hekimine, iç hastalıkları uzmanına veya gastroenteroloji uzmanına başvurabilir. Önce doktor, hastayla konuşarak şikâyetlerini dinler. Bu bilgiler doktorun teşhisinin önemli bir parçasını oluşturur. Muayene sırasında doktor gereken tetkikleri belirler ve hastayı yönlendirir. Mide şikâyetleri ön plandaysa iki yol izlenebilir. Birinci yol, tetkikler olmadan bulgulara göre ilaç tedavisidir. Hasta tedaviden yarar görmezse tetkikler yapılır.
İkinci yol ise endoskopik olarak üst sindirim sisteminin incelenmesidir. Hasta erkekse, 45 yaşı veya üstündeyse, kadın ise 40 yaşın üzerinde ve şikâyetleri yeni başlamışsa, kansızlık (gizli veya aşikâr kanamaya bağlı), kilo kaybı, belirgin zayıflama, inatçı kusmalar, yutma güçlüğü gibi durumlar varsa mutlaka ileri inceleme yapılır. İstisnai durumlar dışında gastritin teşhisinde ilaçlı mide filmleri gereksizdir ve pratik bir değeri yoktur. Gastroskopiyle alınan biyopsiler sonucunda kesin teşhis konulur.

'Işıklı hortum'la kolay tanı

Eğer yemek borusu, mide ve onikiparmakbağırsağını görüntülemek için endoskopi yapıyorsak bunun adı 'özofagogastroduodenoskopi'dir. Buna kısaca gastroskopi diyoruz. Endoskopi en önemli tanı araçlarından biridir. Bu alet hem görüntülemeye hem de biyopsi gibi bazı işlemleri yapmaya olanak sağlar. Halk arasında 'ışıklı hortum' olarak bilinir. Eğer kanama varsa mutlaka endoskopi yapılmalı. Buna karın ultrasonografisi, bazı kan tahlilleri ve dışkı tahlili de eklenebilir. Hasta laboratuvarı ve endoskopi aleti bulunan bir yerdeyse tetkiklerin süresi çok kısadır. Tüm bunlar birkaç saat içinde gerçekleşir ve sonuca ulaşılır. Endoskopi ve bazı kan tahlilleri için aç olunmalı.

Mide asidini azaltmak için nasıl bir beslenme şekli öneriyorsunuz?

Akılcı bir diyet yapılmalı, kolay sindirilen gıdalar alınmalı ve öğün atlanmamalı. Baharatlılar, yağlılar, kızartmalar, asitli içecek ve meyveler, turşu ve sirke bazı kişilerde yakınmayı arttırabilir. Diyetin belli bir iyileştirici etkisi gösterilememiştir. Sadece reflü hastalığıyla gastridi birlikte olanlarda çikolata, tereyağı, asitli içecek ve yiyeceklerle alkol yasaklanır. Ek olarak sigaranın sindirim sisteminde çok olumsuz etkileri vardır. Nikotin mide asit salgısını artırıp olumsuzluklara neden olıyor. Nikotin mide giriş kapısının gevşemesine neden olup reflü hastalığına yol açarak iyileşmeyi geciktiriyor. Alkolün tahriş edici etkisi var. Sigara ve alkolün damarları etkilediği ve bu şekilde zararlı olduğu biliniyor. Gastrit eğer şiddetli ise midenin yüzeyinde tahriş yaptığı için o bölgedeki damarlara ulaşır ve kanamaya neden olur. Kanama midenin her tarafını etkilediği için çok ciddi olabilir. Gereksiz yere Ağrı kesici , ateş düşürücü antiromatizmal ilaçlar kullanılmamalı. Zorunluysa doktor kontrolünde ve mide koruyucu ilaçlarla alınmalı.

Karında şişkinlik yapan huysuz sendrom

Anadolu Sağlık Merkezi'nden gastroenteroloji uzmanı Dr. Aysun Bozbaş, huysuz bağırsak sendromu hakkında şu bilgileri verdi:
"Dışkı kıvamı, dışkı yapma sıklığındaki değişikliklerle aynı zamanda ortaya çıkan karın ağrısı ve şişkinliktir. Kabızlıkla giden veya ishalin baskın olduğu ya da ishal-kabızlık ataklarıyla seyreden değişik tipleri vardır. Kadınlarda daha sıktır. Hastalık oluşumunda psikososyal faktörler, bağırsak motor fonksiyonunda değişme ve genetik faktörler rol oynar. Hastaların bir bölümünde cinsel, fiziksel veya duygusal taciz öyküsü vardır. Bu kişelerde anksiyete, depresyona sık rastlanır.


Çikolata belirtileri tetikleyebilir

İrritabl bağırsak sendromu olan hastaların bağırsakları sindirim esnasında bağırsaktan kaynaklanan normal fizyolojik uyaranlara anormal şekilde duyarlıdır. Kalınbağırsakta sindirim sırasında oluşan gaz normalde ağrısız geçerken, bu hastalarda; gaz, stres, yağ ve lif içeriği yüksek besinlere karşı artmış duyarlılık vardır. Belirtilerin ortaya çıkması tetikleyici faktörlerle olur. Tetikleyiciler ise besin maddeleri, ilaç, enfeksiyon, psikolojik sorun veya stres olabilir. Gaz oluşumunu artıran süt ürünleri, baklagiller, çikolata, kafein, alkol belirtilerin ortaya çıkmasını tetikleyebilir.
Yaşam tarzı ve diyet değişiklikleri yakınma sıklığı ve şiddetini azaltır. Süt ve süt ürünleri azaltılmalı, kafein, alkol ve sorbitol içeren yapay tatlandırıcılardan kaçınılmalı. Yeterli lifli gıda (kepekli tahıllar, meyve-sebze) alınmalı, fasulye, mercimek gibi iyi sindirilmeyen fermente baklagillerden kaçınılmalı. Az miktarda ancak sık öğünle beslenilmeli, az yağlı gıdalar seçilmeli ve sıvı alımı arttırılmalı."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious