Gazeteci dediğin ne zaman ölmeli?

  • Giriş : 05.01.2007 / 00:00:00

Yener Süsoy'un cenaze törenindeki yoğun kalabalık Aykut Işıklar'a Hürriyet'in tepesindeki bir ismin hayret veren uyarısını hatırlattı:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gazeteci dediğin emekli olmadan ölmeli

Hürriyet Gazetesi'nin en tepedeki müdürlerinden biri olan 'Fikret Ercan', kendisi ile ilgili bir yazımdan sonra telefon açıp 'Cenazene kimse gelmeyecek' demişti.

Aslında bu bir tespit değil, temenni idi. Bazı insanların beni ve gazeteciliği anlamasını beklemiyordum ama yine de patlamıştım. Yanıtını o saniye vermiştim. 'Değer yargılarının böylesine yozlaştığı bir ülkede sen haklısın. Ama şunu unutma, öleceğin zamanı iyi seç. Şayet Hürriyet'ten kovulduğun veya emekli olduğun zaman ölürsen, senin de cenazene kimse gelmez. Şimdi ölürsen, 'Cenazede Ertuğrul Özkök'ü de görürüm' diye tanımadıkların, ismini hiç bilmeyenler bile bile koşa koşa gelir. Bak Hürriyet'in efsane Genel Yayın Müdürü Ferhan Devekuşuoğlu emekli olduktan sonra öldü. Öldüğü üç gün sonra fark edildi. Koktuğu için komşuları polise haber vermiş. Cenazesine de kaç Hürriyetçi veya gazeteci arkadaşı gitti? Nezih Demirkent'i hatırlayan var mı?' Bu sevimsiz konuşmayı ve temenniyi 'Yener Süsoy'un cenazesi hatırlattı. Rahmetlinin cenazesine gelenlere bakıp bakıp on yıl önceki durumu geldi aklıma. Şayet o günlerde ölseydi, cenazesine kimler gelirdi? diye düşündüm. Kıssadan hisse çıkarmak için ucundan yazacağım. Gerçek çok acı ama yazmanın anlamı yok.

Süsoy 10 yıl önce ölseydi?

Yener Süsoy', gazeteciliğe 80'li yıllarda istemeyerek ara vermişti. Uzun süre medya ortamında hiç bulunmadı. İşte o zor yıllarında selam verecek arkadaşı yoktu. Değil, gel bizim gazetede çalış diyecek kişi... Cenazesinde Ataköy Camii'nde tabutunun başında toplananların, meslektaşlarının çoğu, hatırını bile sormazdı. Telefonuna çıkmazdı. Şayet o zaman vefat etseydi, Fikret'in bana temennisi gerçekleşirdi. Belki üç-beş eski arkadaşı ancak olurdu.

Böyle Bakanlar, Vali nerdeeee. Allah'ın sevgili kulu imiş ki, mesleki açıdan zirvede iken bu dünyaya veda etti. Ne kimseye hastalığını duyurdu, ne kimseye muhtaç oldu. Son yolculuğu da çok az gazeteciye nasip olacak kadar görkemli oldu. Çünkü işsiz eski gazeteci olarak değil, Hürriyet yazarı olarak omuzlarda taşındı. Yenerciğim sana hakkımı helal ediyorum. Bak ne güzel giderken bile genç gazetecilere örnek oldun. Baştan ne demiştik, öleceksen emekli olmadan öl. Sonra cenazene kimse gelmez.

Fikret senin de... Yener Süsoy'un yaşam öyküsü müthiş bir film hikayesidir. Kumar hastalığının bir aydını bile ne hale getireceğini en güzel anlatan gerçektir. O günleri iyi bilen kişi 'Cenk Koray' da rahmetli oldu. Neyse ki oğlu, ilk eşinden kayınbiraderi gazeteci 'Taner Dedeoğlu' gibi çok şeyi bilen, çok kişi var...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious