Gazeteci Emin Çölaşan'ın Hürriyet'ten ayrılışı nasıl oldu?

Gazeteci Emin Çölaşan'ın Hürriyet'ten ayrılışı nasıl oldu?.10243
  • Giriş : 16.08.2007 / 22:00:00

Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, bugünkü yazısında Çölaşan'ın ayrılığının perde arkasını yazdı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gazeteci Emin Çölaşan'ın Hürriyet gazetesi'nden gönderilmesi medya dünyasında geniş yankı uyandırdı. Hükümet'e muhalif yazılarıyla dikkat çeken Çölaşan'ın Hürriyet'ten ayrılışı nasıl oldu? Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, bugünkü yazısında Çölaşan'ın ayrılığının perde arkasını yazdı.

Ayrılık kararını İzmir'de bir restoranda yemek yerken Çölaşan'a bildirdiğini anlatan Özkök, yönettiği gazetede Çölaşan'la aynı zamanlarda çalışmaya başlattığını ifade etti. Çölaşan'la Hürriyet arasında son yıllarda bazı sorunların çıktığını belirten Özkök, sorunun büyüyerek sonunda gazetenin kurumsal kimliğiyle çatışma noktasına vardığına işaret etti.

Çölaşan'ın gönderilmesinin siyasi nedenlerle olduğu iddialarını kesin bir dille yalanlayan Özkök, "Öyle olsaydı, yazar kadromuza Yılmaz Özdil gibi Türkiye'nin en çok okunan, en muhalif seslerinden birini katmazdık. Öyle olsaydı, Oktay Ekşi, Bekir Coşkun, Tufan Türenç, Özdemir İnce, Yalçın Doğan, Yalçın Bayer gibi güçlü muhalif yazarlar bu logo altında yazıyor olmazdı." Dedi.

Çölaşan'ın geçen 20 yıl zarfında istediği her şeyi yazdığını kaydeden Özkök, yazısını şöyle sürdürdü:

"Çölaşan geçen 20 yıl boyunca istediği her şeyi yazdı. Yüklü tazminatlar ödeme pahasına bunlara ses çıkarmadık. Hürriyet bundan 5 yıl önce yeni yayın ilkelerini belirledi. Bu ilkeler, yeni ve çağdaş bir yayıncılık anlayışının temel taşlarıydı.

Kişi hakları, hakaret, takıntı gibi konularda daha titiz bir yayıncılık sürdüreceğiz. Bunda kesin kararlıyız. İşte bu noktada Çölaşan'la bazı anlaşmazlıklar çıkmaya başladı.

Hepimiz o kurumsal kimliğe saygı göstermek, onun koyduğu yayın ilkelerini benimsemek zorundayız. Peki yazarların bunu kabul etmeme hakkı yok mu? Var elbet. O zaman yapacağımız iş, kendimizce daha uygun gördüğümüz bir yerde mesleğimizi devam ettirmektir."

Türkiye'nin çoğulcu bir ülke olduğunu ifade eden Özkök, Çölaşan'ın başka gazetelerde de çalışabileceğini söyleyerek, "Türkiye çoğulcu bir ülke. Bu ülkede gazete olarak sadece Hürriyet yok. Gazetelerde muhabirlerin işine son verildiği gibi, yazarların da verilebilir. Genel yayın yönetmenlerinin de..." diye yazdı.

Çölaşan'la sohbetin nasıl bir havada geçtiği hakkında da bilgi veren Özkök, yazısında o anları şöyle anlattı:

"Herhalde Çölaşan'la sohbetimizin nasıl bir havada geçtiğini merak ediyorsunuzdur. Bana göre her zamanki üslup ve samimiyet içinde geçti. Daha çok ben konuştum, o dinledi. Sonunda yine el sıkışarak ayrıldık. Tabii hem 22 yıllık arkadaşlık hem genel yayın yönetmenliği açısından hüzünlü bir ayrılık olduğunu söyleyebilirim."

Çölaşan'ın Hürriyet'ten gönderilmesine ilişkin medyada yer alan haberlere de değinen Özkök, Çölaşan haberlerinin medyada geniş yankı bulmasından yakındı.

Özkök, yazısını şöyle sürdürdü:

Şöyle yakın döneme bir göz atın. Türkiye'nin en muhalif seslerinden biri Necati Doğru'nun Sabah Gazetesi'nde işine son verildi. Benim hatırladığım tek satır yazı çıkmadı.

Daha geçenlerde Yılmaz Özdil, Sabah'tan ayrıldı. Çıt yok. Bundan iki üç yıl önce Tuncay Özkan, Akşam gazetesinden kovuldu. Kimsenin kılı kıpırdamadı.

Mehmet Barlas, Cengiz Çandar, Mehmet Ali Birand ve daha başka kaç köşe yazarı çalıştığı gazetelerden çıkarıldı. Birkaç arkadaşı dışında hatırlarını soran bile olmadı. Onların her biri büyük yazardı. O zaman. Acaba yazdıkları gazeteler mi küçüktü...

Hürriyet'e gelince, işin rengi değişiyor. Bir muhabirin işine son verilmesi bile olay oluyor. "Büyük gazete" olmanın bedeli var. Başkaları hep küçük kalmaya, kendilerini küçük görmeye devam ettikçe, biz olduğumuzdan da büyük görüneceğiz ve bu bedeli ödemeye devam edeceğiz.

Hürriyet şimdi önümüzdeki 10 yıla hazırlanıyor. Kadrolar gençleşiyor. Çağdaş yayın ilkeleri yerleşiyor. Eski güçlü yazarlarının yanı sıra, yeni, genç ve güçlü muhalif sesler yükseliyor. Kimsenin kuşkusu olmasın, biz iktidarlar karşısında en güçlü müessese, en güçlü ses olmaya devam edeceğiz.

Emin Çölaşan'a gelince. O güçlü bir kalemdir. Türkiye'de birçok gazete var. Mutlaka bir başka gazetede sesini duyurmaya devam edecektir. Türkiye çoğulcu bir toplum. Burada olmazsa başka yerde. Başkaları oralarda olmazsa, burada...

Bu duygularla Çölaşan'a "Güle güle" diyorum."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious