Gazeteciden Genelkurmay'a açık mektup

Gazeteciden Genelkurmay'a açık mektup.16926
  • Giriş : 14.06.2009 / 14:20:00

Yenişafak yazarı Mehmet Gündem, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'a seslendi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yenişafak yazarı Mehmet Gündem, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'a seslendi. İşte o yazı...

Ergenekon TSK'yı tehdit ediyor...

Her güne iyi niyetle, pozitif projelerle başlarım.

12 Haziran Cuma günü de öyleydi.

Ta ki Taraf gazetesinin birinci sayfasını görene kadar.

Bütün sayfayı kaplayan dehşet verici haber: “AKP ve Gülen'i bitirme planı”

Logonun devamı niteliğinde Ahmet Altan'ın “Ordu Uslanmıyor” başlıklı yazısı…

Demokrasi, hukuk için utanç verici.

Devlet değil de sanki kabileyiz…

Birileri istediğini yapabileceklerini, her şeyi zorbalıkla halledebileceklerini sanıyorlar.

Akıl almaz bir durum…

TSK tehdit altında…

Hükümet tehdit altında…

Ordu tehdit altında…

Millet tehdit altında…

Toplumsal kesimler tehdit altında…

Akıl tehdit altında…

Taraf'ın yayınladığı habere göre; Genelkurmay'da, 'İrticayla Mücadele Eylem Planı' adı altında bir plan hazırlanmış. Plan plan değil kirli mi kirli bir tezgah.

Gizli ibareli ve Nisan 2009 tarihli plan Kurmay Albay Dursun Çiçek'in imzasını taşıyor.

Ergenekon'da tutuklanan emekli üsteğmen, avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda ele geçirilmiş.

Tam dört sayfalık belgenin ruhunda Ergenekon sanıklarını koruma var. Bunun için her yol mubah mantığı işliyor…

”Laik ve demokratik düzeni yıkarak, şeriata dayalı bir İslam devleti kurma hayalinde bulunan AKP Hükümeti ve ona destek veren çeşitli gruplar ile Fethullah Gülen grubu… “ deniyor.

Hedef AK Parti hükümetini ve Gülen cemaatini bitirmekmiş…

Neler var neler…

Ergenekon soruşturmasından duyulan rahatsızlık açık bir şekilde dile getirilmiş, “Ergenekon davasının gündemi değiştiriliyor havası oluşmadan” eylemler yapılması, Ergenekon kapsamında tutuklanan muvazzaf ve emekli askerlerin irtica ile mücadele ettikleri için cezaevine kondukları yönünde haberlerin ön plana çıkarılması hedefleniyormuş…

Askerî suç kapsamında yapılacak Işık Evleri baskınlarında, silahlı terör örgütü oluşturmak doğrultusunda; silah, mühimmat, plan vb. materyal bulunması sağlanarak, FG grubu “Silahlı Terör Örgütü” kapsamına aldırılacak ve soruşturmalar askerî yargı kapsamında yürütülecekmiş…

Cemaatin PKK ile işbirliği yaptığı; CIA, MOSSAD gibi kuruluşlarla ilişkide olduğu ve Ergenekon Davası'nı yönettiği izlenimini yaratma amaçlı eylemler de yapılacakmış…

Ilımlı İslam konusu özellikle vurgulanacak, FG'cilerin ABD güdümünde hareket ettikleri ve İslam'ın orijinalini bozmak istedikleri hususu yoğun olarak dile getirilecekmiş…

Bu yönde propaganda amaçlı haberler yaptırmak çok önemliymiş…

“FG'ciler gemi azıya aldılar, doğrudan TSK'ya saldırıyorlar” teması işlenecek, bu kapsamda muhafazakâr vatandaşların bile “Pes doğrusu biz de Elhamdulillah Müslümanız, ama FG'ciler resmen TSK'ya saldırmak için provokasyon yapıyorlar” dedirtecek çalışmalar yapılacakmış…

Alevî düşmanlığını körükleyecek bilgi ve belgeler 'ışık evlerine' bırakılacakmış…

AKP içindeki ajanlar harekete geçirilecekmiş…

AKP mensubu kilit haberleşmecilere kamuoyuna çelişkili açıklamalar yaptırılarak, parti-hükümet içerisinde ciddi anlaşmazlık ve bölünmeler yaşanıyormuş şeklinde algılanması sağlanacakmış…

Bu hedeflere ulaşmak için “dost unsurlar”, özellikle medyayı da kullanacaklarmış.

Kastettikleri medya bu noktada önemli bir işlevi yerine getiriyormuş…

Tam bu kadar da olmaz derken, geride bıraktığımız cümlemin ne kadar da hafif kaldığını düşündürten yeni bir cümle geliyor…

Ahmet Altan yazdı; “İnsan nasıl kanlı sonuçlar verebileceğini bilmese, okuduklarına 'takıntılı bir çocuğun yazdığı tuhaflıklar' deyip geçer ama böyle bir 'eylem planı' hazırlayanın yedi yüz bin askeri olan bir Ordu olduğunu bilince, ülkenin başına neler gelebileceğini görüp ürperiyorsunuz”

Kurmay Albay'ın hazırladığı dehşet planının son bölümünde “Kara Propaganda Faaliyetleri” anlatılıyor…

Karanlık adamların karanlık planları.

Ülkesini seven hiç kimse; devletine, kurumlarına, toplumsal kesimlerine tuzak kurmaz.

Onlara hayatı zindan etmek için tuzak planlar yapmaz…

Bu tür “ahlaksız” planlara zayıflar, kötüler, düşmanlıktan beslenenler, sevgisizler hasta ruhlar itibar ederler.

O yol “pozitif düşünceden” nasibini alamamış zavallıların yoludur…

İyimserliğimi sonuna kadar muhafaza ederek, bu büyük kötülük bir avuç çetecinin işidir diyorum.

Akıl ve ruh dengesini yitirmiş, askerliğin şerefli dünyasından nasip alamamış 'azgın azınlığın' işidir bunlar…

Bunlar bizi sadece utandırırlar, acırız hallerine…

Birilerin kendi hezeyanlarını Genelkurmay adına ortaya koymaya çalışıyorlar.

Çok açık ki TSK'ya sızmalar var.

Ergenekoncular TSK'ya sızmışlar ve TSK'yı yıpratıyorlar…

Sayın Genelkurmay Başkanı Başbuğ;

Siz Nisan ayında “İçimizde darbecilere yer yok, barınamazlar” derken birileri size inat, hiçbir demokraside olmayacak bir plan hazırlıyor…

Hem TSK'ya hem de topluma haince tuzaklar kurmayı düşünebiliyor…

Sayın Başbuğ;

Siz bu haberi nasıl okudunuz?

Rahatsız oldunuz mu?

Yüzünüz kızardı mı?

Rahatsızlığınızı nasıl ifade ettiniz?

Kime öfkelendiniz?

Bu haberi yayınlayan gazeteye mi?

Bu bilgiyi sızdıranlara mı?

Bu kirli işlere bulaşmış ve bu tür hezeyan mahsulü planlara bel bağlamış ruhu kirli, aklı hasta kişilere mi?

Askere bu kötülüğü yapanlara mı?

Sayın Genelkurmay Başkanı;

Bu “hukuk ve demokrasi cinayetinin” katili Ordu adına hareket ettiği imajını vermektedir.

Genelkurmay'da hazırlandığı söylenen "İrticayla Mücadele Eylem Planı" ile çok açık ki orduya da kirli bir plan kurulmuş. Plan içinde plan var…

Bu durumdan nasıl bir vazife çıkaracaksınız ve nasıl bir icrada bulunacaksınız sorusu hepimizin aklında bütün zindeliği ile duruyor.

Soruşturma başlattınız, en hızlı şekilde sonuna kadar gidin ve sonucu kamuoyu ile paylaşın.

Bu size itibar kazandırır,

Bu orduya itibar kazandırır.

Bu hukuk ve demokrasiye itibar kazandırır

Siz TSK'ya hâkim olduğunuza inanıyorsanız lütfen bunu yapın.

Bu tür akıl almaz tezgâhlar hala nasıl işliyor?

Ordu içinde toplum düşmanlarının, demokrasi karşıtlığının güçlenmesine izin vermeyin.

Orduyu, karalık amaçlarına alet eden üniformasının hakkını veremeyen kişilerden temizleyin…

Orduyu darbecilerden temizleyin.

Orduyu Ergenekonculardan temizleyin.

Ergenekon hepimizi tehdit ediyor, galiba en fazla da orduyu…

Bu kötülüğe izin vermeyin...

Ülkenin huzurunu bozmayalım…

Ayıklayın içinizdeki hainleri…

Ayıklayın içinizdeki Ergenekoncuları…

Ayıklayın içinizdeki iktidar hastalarını…

Ayıklayın askerlik mesleğine kara leke düşürenleri…

Hesap sorun…

Ve her durumda hesap verecek kadar temiz tutun kışlayı…

Siz Ergenekonculara, darbecilere, hukuk bilmezlere rağmen bunu yapar, karanlık planlara geçit vermezseniz tarihe geçersiniz.

Ötekilerini de tarih sadece kara bir leke olarak kaydeder…

Sayın Başbuğ;

Bütün gücünüzü, imkan ve kabiliyetlerinizi, stratejilerinizi kullanın ve şu “uslanmaz bir avuç Ordu mensubunu” uslandırın…

Bitirin “andıçlar” dönemini.

Siyasete bulaşmış askeri meslek sınırlarına çekin ki hepimiz rahat edelim, en çok da siz rahat edin, huzur bulun…

Siyaset orduya huzur vermez.

Bir ülkede Ordu huzursuzsa toplumda huzur bulamaz…

Sayın Başbuğ;

Ergenekon hastalarını ve Ergenekon hastalığını ordudan uzak tutun…

Unutmayın onlar size de düşmanlar…

Çünkü siz de demokrasiye sadakatinizi beyan etmiştiniz.

Ahmat Altan'ın “Ordu uslanmıyor” yazısının son cümlelerini bir kere daha okuyun:

“Ergenekon örgütünün bir parçası ordunun içine uzanıyor.

Bunu yakalamaya uğraşmıyorlar.

Ergenekon cephaneliğinden ordunun silahları çıkıyor.

Bununla da uğraşmıyorlar.

Hükümeti şeriatçı ilan etmek ve bir cemaatin üyelerini 'silahlı terör örgütü' kılığına sokmak için planlar yapmakla uğraşıyorlar.

Bu Fethullahçı denilen insanlar suç işliyorlarsa, devlet 'belgelerini' bulur ve yargılar.

Devlet, yargı, polis, ordu, 'ben bunlardan kuşkulanıyorum, bunların evinde silah bulunmasını sağlayayım' diyemez.

Bunu yapmak suçtur.

Devletin ve ordunun suç işleme özgürlüğü yoktur.

Ordu bunu bir türlü anlamıyor.

Plan üstüne plan yapıyor.

Ona buna iftira atmak, dehşet salmak, panik yaratmak ve insanları bölmek için plan yapan Ordu olmaz.

Ordu, ülkeyi savunur ve mümkünse kendi gömdüğü mayınları çıkartmayı becerir.

Artık bizim Ordu kendi işinin 'askerlik' olduğunu kavrasa da Türkiye bir rahatlasa.

Yoksa bu Ordu bu ülkeye rahat vermeyecek.”

YENİŞAFAK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*