General Electric: "Hem biz hem Türkiye kazanacak"

General Electric:
  • Giriş : 23.03.2008 / 10:23:00

Deniz suyundan içme suyu elde etme konusunda, GE'nin projesi gündemde.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


General Electric (GE) Türkiye ve Güney Batı Asya Genel Müdürü Kürşat Özkan, küresel iklim değişimine paralel olarak Türkiye'nin de su sıkıntısı çeken ülkeler kategorisine doğru gittiğini söyleyerek, "Türkiye olarak su sıkıntısını henüz çok fazla hissetmiyoruz, bir anlamda idare ediyoruz. Ancak iklimcilerin tahminine göre Türkiye de 20-25 yıl içinde su sıkıntısı, su stresi çeken ülkelerin arasına girecek. Denizden içme suyu elde etme dahil yeni su arıtma teknolojileri ile alternatif su kaynakları yaratmak durumunda. GE olarak deniz suyundan içme suyu elde etme ve atık suların yeniden kullanıma sokulması konusunda Türkiye için yeni projeler geliştirme aşamasındayız" dedi.

GE Türkiye'nin faaliyetleri ve Dünya Su Günü dolayısıyla, açıklamalarda bulunan Özkan, temiz enerjinin GE için bir hobi değil, temel iş stratejisinin en önemli unsuru olduğunu ve temiz enerji ile ilgili yıllık 1.5 milyar dolar araştırma bütçesi ayrıldığını söyledi.

-ÇEVREYİ KİRLETİP SONRA TEMİZLEMENİN BEDELİ ÇOK AĞIR

Kürşat Özkan, atık suların çevreye zarar vermeyecek şekilde arıtılması için yeni teknolojilerin belirleyici olduğunu ve bu konudaki mevzuatın daha sıkılaştırılması gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi: "Mevzuat kadar, uygulama disiplininin de sıkı tutulması önemli. Sanayi kuruluşları çevresel önlemleri bir maliyet olarak görmemeli. Çünkü çevreyi kirletmenin maliyeti çok daha büyük. Çevreyi önce kirletip sonra temizlemek çok daha pahalı. Atık suların ve sanayi atıklarının arıtılması ve yeniden kullanıma kazandırılması için yapılacak daha çok şey var. Devletten, yerel yönetimlerden beklemek yerine kurumlar, kuruluşlar ve bireyler olarak atıkların arıtılması konusuna hepimiz sahip çıkmalıyız."

-SU SAVAŞLARI BEKLENİR BİR DURUM-

GE'nin su teknolojileri konusunda dünya çapında çok ciddi yatırımları bulunduğunu ve bu teknolojileri Türkiye'de de yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirten Kürşat Özkan, şunları söyledi: "Denizler dahil, dünyadaki su kaynaklarının ancak yüzde birini kullanabilir durumdayız. İklim değişimi, hızlı nüfus artışı, hızlı kentleşme karşısında su giderek kıymetli bir emtia haline geliyor ve ilerde daha da kıymetlenecek. Kıymeti parasal ifadeden çok, giderek daha kıtlaşmasından kaynaklanıyor. Bir yandan suya talep de artıyor ve su kıtlığının etkisi de şiddetleniyor. Su kıymetli bir emtia haline geldikçe suyun etrafında da dünyayı etkileyecek çok şeyler olacaktır, bu da doğaldır. Su kıtlığı savaşa yol açabilecek ve uluslar arası politikayı etkileyecek nedenler yaratabilir."

-DENİZ SUYUNDAN İÇME SUYU FİZİBIL-

Kürşat Özkan, GE'nin esas olarak kullanılamayacak ve kirletilmiş durumda olan suyun yeniden kazanılması konusuna odaklandığını belirterek, "Sanayi atıkları yanı sıra kuyu suyu olsun, deniz suyu veya yağmur suyu olsun bunların yeniden kullanıma sokulması bugünkü teknolojilerle fizibıl hale geldi. Son dört-beş yıldır ciddi yatırımlar yaptık ve yeni teknolojiler geliştirdik. Temiz enerji konusunda araştırma ve geliştirme bütçemiz yıllık 1.5 milyar dolara ulaşıyor. GE teknolojileri sayesinde, arıtma sonrasında hangi kalitede su istiyorsanız o kalitede su arıtabilir duruma geldik" dedi.

-SANAYİ TESİSLERİNİN YÜZDE 90' INDA GERÇEK ARITMA YOK-

Kentsel atıkların ve özellikle de endüstriyel atıkların arıtılmasının çevre açısından çok önemli olduğunu ifade eden Özkan, "İstatistikler gösteriyor ki Türkiye'de sanayi tesislerinin yüzde 90'ında gerçek anlamda hala arıtma tesis yok. Bu korkunç bir rakam. Ayrıca sanayideki atıkların arıtılması sonucunda ortaya çamur ve sıvı karışımı atıklar çıkıyor ve bu sefer de bunların muhafazası sorunu gündeme geliyor. Halbuki arıtma sonrasında tümüyle katı atık çıkmalı ve bu da yeniden ekonomik olarak değerlendirilebilmeli. Bizim teknolojilerimiz buna izin veriyor" diye konuştu.

-DENİZ SUYU İÇİN MARMARA VE KARADENİZ DE UYGUN-

Deniz suyundan içme suyu elde etme konusunda Türkiye için de örnek bir proje yaptıklarını açıklayan Özkan, "Bu tür bir tesis deniz suyuna ulaşılabilir ve arıtılan suyun da borularla taşınabilir durumda olduğu her yerde kurulabilir. Tabii ki bu bir arıtma tesisi olacağı için temizlenen suyun da depolanarak dağıtımı söz konusu. Bu nedenle su tankları için de uygun boş alanların bulunması lazım. Marmara Denizi de, Karadeniz kıyıları da deniz suyu arıtma tesisleri için uygun alanlar" şeklinde konuştu.

-MALİYET SUYUN YAPISINA BAĞLI-

Arıtma sonucu ortaya çıkan suyun maliyeti konusunda da bilgi veren Özkan, "Arıtmada fizibilite ölçüsü tümüyle arıtma için aldığınız suyun cinsine ve kimyasal yapısına bağlı. Arıtmak için aldığınız suyun kompozisyonu ne kadar arıtılmış suya yakınsa maliyeti de o kadar düşük olacaktır. Bunun en ucuz olanı da yağmur suyudur. En zoru ve pahalı olanı da kentsel atıklar, çünkü bu atıklar çok yoğun kimyasallar içeriyor. Ayrıca burada arıtma sürecinde kullandığınız elektriğin maliyeti de belirleyici. İstanbul ölçeğinde şu anda böyle bir arıtma gayet fizibıl görünüyor" açıklamasını yaptı.

-TEMİZ SU KAYNAKLARINI KORUMAK ÖNCELİK-

Özkan, "temiz su kaynakları dururken deniz suyuna göz dikmek ne kadar doğru " şeklindeki soruya, öncelikle temiz su kaynaklarını korumak ve su havzalarını geliştirmenin birinci öncelik olduğu yanıtını verdi. Özkan, şöyle dedi : "Türkiye'de de mevcut su kaynakları giderek yetersiz hale geliyor. Öncelikle bu kaynakları korumak ve yeni su havzaları yaratmak gerektiğine şüphe yok. Diğer öncelikli konu ise endüstriyel süreçlerde çok yüksek miktarlarda su kullanıldığı dikkate alınınca, buradaki atık suların arıtılarak yeniden kullanımı çok önemli. Şu anda endüstri tesislerinde deniz suyu arıtılarak temiz su kaynağı yaratılıyor. Bunun çok daha yaygınlaştırılması lazım. Deniz suyunu arıtınca sonuçta ortaya çevreye bir zararı olmayan tuz çıkıyor. Hatta buradan elde edilen tuz da kullanılabilir."

-HEM BİZ HEM TÜRKİYE KAZANSIN YAKLAŞIMINDAYIZ-

Türkiye'de sanayi, bankacılık ve enerji dahil bir dizi alanda faaliyet gösterdiklerini belirten Kürşat Özkan, " Türkiye'de orta ve uzun vadede tam olarak ne yapmak istiyorsunuz" şeklindeki soruya şu yanıtı verdi: "Türkiye'de çevreye duyarlı teknolojileri geliştirmeye yönelik yatırımlarımız bulunuyor. Amacımız çevreye duyarlı teknolojilerle Türkiye'nin potansiyelini daha fazla açığa çıkarmak. Türkiye'de güçlü katma değer yaratacak iştiraklerimiz var. Bu iştiraklerimizle birlikte bölgesel ve küresel ölçekte fırsatları beraber değerlendirmeye ve iştiraklerin dünyaya açılmasına vesile olmak istiyoruz. Biz GE olarak kendimiz kazanabiliriz, ama Türkiye'ye de kazandırmak önemli. Tusaş ile uçak motoru üretiminde ortaklığımız var ve yüzde 95'ini ihracat yapıyoruz. Gama Enerji ile İrlanda'dan Sibirya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada pek çok iş yaptık. Garanti Bankası ile genişleyen Avrupa'da büyüme çabası içindeyiz. Avrupa'da Garanti markası ile büyümeyi hedefliyoruz."

-TÜRKİYE' NİN PIRLANTALARINI DÜNYAYA KAZANDIRIYORUZ-

Özkan, doğru ve çevreye saygılı teknolojilerle Türkiye'nin altyapı ihtiyaçlarını karşılama yaklaşımı içinde olduklarını belirterek, "Ekonomik büyüklük ve çeşitlilik açısından Türkiye'ye önem veriyoruz ve Türkiye bizim için önemli olmaya devam edecek. Türkiye'nin bir anlamda pırlantaları olarak gördüğümüz kuruluşlarıyla beraber iş yaparak bu ortaklıkları hem bölgesel hem de küresel anlamda dünyaya açılan bir kapı haline getirmeyi amaçlıyoruz" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious