Gerçek çocuk oyuncu yok!

  • Giriş : 25.07.2006 / 00:00:00

Türk filmlerinin küçük oyuncusu Parla Şenol, hem o yılları hem de sonrasını ‘Parlama Noktası’ adlı kitabında anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Eski Türk filmlerinin sevimli ve zeki çocuğu Parla Şenol’u şimdilerde seyretmekten çok yaptığı seslendirmelerde dinliyoruz. Bir de kitap geldi üzerine; sanatçı, oyunculuğa başlayışını, bırakışını ve sonrasını ‘Parlama Noktası’nda (GİTa Yayınları) yazdı. Biz de kitaptakilerle yetinmeyip daha fazlası için kapısını çaldık Parla Şenol’un.

Kitabın kapağındaki keyifle gülümseyen biri küçük biri büyük, iki Parla Şenol’dan yola çıkarak Türk sinemasının iki dönemini, Yeşilçam’ı ve bugünü karşılaştırmasını istedik Şenol’dan. Doğrusu ne Yeşilçam’daki ne de bugünkü çocuk oyunculuklar tatmin ediyor onu. Her iki döneme de itirazları var: “Bizim zamanımızda rolü oynamak, onu canlandırmak değildi. Yani o role bürünmüyorduk. Kalıplar içine giriyorduk, doğaldan uzaktı. Bugünse genellikle deneyimsiz çocuk oyunculara birden önemli roller veriliyor. Onlar zaten oyunculuk yapma kaygısından ziyade, oldukları gibi davranıyorlar ve zaten seçilirken de doğal davranışları o role uygun olanlar seçiliyor. O yüzden de sanki çok başarılı oyuncular gibi adlandırılıyorlar, ama oyunculuk bu değil.”

Şenol’un karşı çıktığı daha çok tesadüfî gelen ve eğitimle geliştirilmeyen başarılar. Çünkü bunlar oyuncunun üzerine yapışan rollere, başarı grafiğinde düşüşe ve buna bağlı olarak aniden gelen şöhretin yine aniden gidivermesine yol açıyor. “Keşke çocuk oyuncuların aileleri, bilinçli olup çocuklarına o yönde eğitim aldırsalar.” diyor Şenol. Gerçi o da çocuk oyuncu olarak tanındıktan sonra oyunculuk değil Boğaziçi Üniversitesi’nde psikoloji eğitimi almış; ama açıksözlülükle “Şimdiki aklım olsaydı oyunculuk okumak isterdim.” diyor. O zamanki tavrını ise biraz ortama biraz da kendine bağlıyor. “Ben üniversite çağına geldiğimde okullu sanatçı kavramı gündemde değildi.” diyen Şenol, kendisini de “8-10 yaşında şöhret olmuş insanın, 20 yaş aklıyla ‘bunun bir de okulunu okuyayım’ demesi pek söz konusu değil. Ben zaten kendimi yetkin bir oyuncu olarak görüyordum.” diye eleştiriyor. Bu seçim, sinemayı bırakmayı getirmişse de başka şeyle karşılaştırılamayacak bir kazancın kapısını da açmış; 23 yıllık eşi Nazar Basmacıgil’le tanışmasının. Ayrıca tabiatta hiç boşluk kalmaması gibi, o da sinemanın ve bir dönem sürdürdüğü müzik çalışmalarının yerini hep başka başarılı işlerle doldurmasını bilmiş. İşte bu yüzden şimdi içi çok rahat “Hiç pişman değilim.” diyebiliyor.

Parla Şenol, hâlen NTV’de düzenli olarak seslendirme yapıyor. Şimdilik en önemli görevi olan seslendirmeye başlamasını da şöyle anlatıyor: “Seslendirme de şanstı. Seslendirmecilerin çoğu tiyatrocuydu ve alaylı olanlarında bile o havayı hissederdin. Onların arasında kalabilmek kolay değil, ben o ortama kendimi yakıştırmayı becerdim ve o meslekte ilerledim. Değişik roller konuşmayı seviyorum; çünkü o zaman kendimi gösterebiliyorum.” Bu kitapla başlayan yazı serüveni ise belki de bundan sonra hayatına en çok ağırlığını koyacak şey. Daha önceden başlamış olduğu roman ve öykülerini tamamlamanın yanında, sanat hayatını daha ayrıntılı anlatacağı bir başka kitap projesini şekillendiriyor bugünlerde. Yazdığı bir çocuk oyunu ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda sahneleneceği günü bekliyor. Mehmet Ergen’le ortak çalıştıkları, uyuşturucu sorununu, bir aşk hikâyesi çerçevesinde ele alan oyunu ile, Ziya Kürküt için yazdığı bir vodvil de çalışmaları arasında. Ama hani şöyle bir fırsat çıksa gözü illa ki şarkı söylemekte!

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious