Gerçek Kraliçe: Neşe Erberk

  • Giriş : 23.08.2006 / 00:00:00

Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun olmuş, tam bir aile kadını kaç güzellik kraliçesi vardır sizce ülkemizde?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Onun da dediği gibi sektör fast food anlayışıyla ilerlemeye devam ettiği sürece aklımıza gelen tek isim Neşe Erberk olacak korkarım. İşte bu haftaki havuzbaşı konuğum, bu eşi benzeri olmayan sıradışı kadındı. Onunla İstanbul'un nadide havuzlarından birinde buluşmak yerine kendi evinin havuzunda sohbet ettik. Tabii hem dilimizden hem çevremizden üçüzleri eksik olmadan.

Boğaziçi Üniversitesi mezunu başarılı bir iş kadınısınız. Demek güzel olmasaydınız da bu noktada olabilirdiniz. Doğru mu?

Güzelliğin avantaj olduğu noktalar da var, dezavantaj olduğu noktalar da. Güzel bir kadın olmasam belki manken olmazdım, belki güzellik kraliçesi olmazdım ama yine iş hayatının başka bir kolunda alır başımı giderdim. İyi bir pozisyonu garantilerdim. Çünkü güzel olmak insana sadece bazı kapıları açıyor, ama o kapılardan girip iş bitirmek için bir de akıl ve zeka gerekiyor. Üstelik güzellik aynı zamanda başa bela da olabiliyor. Özellikle hemcinslerinizin kıskançlıkları yüzünden pek çok kapılar yüzünüze çarpılabiliyor, karşınıza pek çok zorluklar da çıkabiliyor. Üstelik bir de güzeller akıllı olmaz diye damgalıyorlar sizi. Bu da başka bir dezavantaj olarak çıkıyor karşımıza, ama eğer yeterince zekiyseniz benim gibi siz de bu durumla kıvrak bir şekilde baş edebiliyorsunuz eninde sonunda. Ama kısaca gördüğünüz gibi güzellik her zaman artı bir şey olmuyor insanın hayatında.

ÇABUK TÜKETİLİYOR

Sizin kraliçe olduğunuz zamanla bugünkü güzellik kraliçesi kavramı aynı mı?

Mankenlik ve modellik dünyası benim zamanımda çok daha farklıydı. Maalesef çok yozlaştı artık. Her şeyde olduğu gibi bu sektörde de fast food tarzı kendini göstermeye başladı. Her şey çok çabuk üretilip çok çabuk tüketilmeye başladı. Değerini kaybetti pek çok şey. Benim zamanımda ahlaki değerler daha ön plandaydı. Bazı şeyleri yapmak ayıptı. Şimdi onları yapmak değil yapmamak ayıp oldu.

Hep çok güzel kadınlarla çalıştınız, sizi kıskandıran biri çıktı mı hiç karşınıza?

Modellerim açısından hiç olmadı. Onlar ya benim çocuklarım ya da çalıştığım organizasyonun parçaları olarak yer aldı. Ama kendi organizasyonumun dışında görüp de 'Ah ah!!!' dediğim kadınlar olmaz mı?

Kimdi onlar?

Her dönem değişir o. Ben fiziksel şartları kıskanırım. Mesela 'Ah ne güzel bacaklar, ne güzel basen' dediğim oluyor zaman zaman benim de. E ben de bir kadınım, olacak tabii ki!

Hep anne ve iş kadını Neşe Erberk'i duyduk. Neşe Erberk nasıl bir eş, nasıl bir sevgilidir?

Onu eşime sormanız lazım ama söylemez. Eşimi kıskanırım ve bundan çok memnunum. Kıskanıyorsam değer veriyorum demektir. Kıskanılmaktan da hoşlanırım. Eşim hiç belli etmez ama bence o da beni kıskanıyor. Onun dışında doğal bir insanım ben. Evde de rahat ve huzur içinde bir halim vardır. Olduğum gibiyimdir. Kızlarımla yerlerde yuvarlanırım mesela. Çocuk ruhumu hiç kaybetmedim. Eşimle de aynı çocuk ruhumla eğlenirim, arkadaşlarımla da. Doğal olmayı seviyorum, kendim olabilmeliyim.

Güzel, zeki ve başarılı olduğunuz için kıskananlarınız çoktur. Onları sevindirecek olumsuz yönleriniz var mı?

Kadınların yüzde 99.9'unun kendinde mutlu olmadığı bazı şeyler vardır. Zaman zaman değişir bunlar bende. Mesela bazen aşırı kilo olur, bazen şu can sıkıcı selülitler. İsterse bir dünya 'Çok hoşsunuz, fıstık gibisiniz' desin, ben bir şeye takmışsam ona savaş açmalıyım hemen.

Kızlarınız manken olmak isteseler ne tepki verirsiniz?

Olabilir ama öyle bir karar verirlerse onlara bu sektörle ilgili tüm gerçekleri anlatırım.

AJANSI BIRAKTIM

Bize de anlatsanıza...

Çok zorlu bir çalışma, o kadar kolay görünmemeli. Dışarıdan çok pırıltılı gözüküyor ama o kadar kolay değil. Fiziğine ciddi bir yatırım yapması gerekiyor. Disiplinli olması şart. Uykusuna, yemeğine, hayatına dikkat etmeli. Sonra sabırlı olmalı. Bir sürü görüşmeye gidecek, belki de bir sürüsünde geri çevrilecek. Aynı zamanda kendine çok güvenirken, pırıltılara aldanmamasını bilmeli.

Kızlarınızdan biri 10 yıl sonra deri pantolonlu, kaşı piercing'li, saçı da mor bir adamı 'Kocam' diye eve getirse ne yaparsınız?

Dış görünüşünün dehşetine kapılmadan o çocuğu tanımaya çalışırım.

Hadi canım! Kızmaz mısınız?

Zaten evlenmişse yapacak bir şey yok ki o noktadan sonra. O yüzden de hemen negatif tepki vermem sanırım. Önce derin bir nefes alırım herhalde. Ne yapayım başka?

Çocuklarla ilgili projelerinize yönelmek için ajansınızla ilişkinizi kestiniz. Bunca yıllık emeği bırakmak zor olmadı mı?

Zor olmadı çünkü çok daha heyecan veren yeni bir projeye yöneldim. Üstelik 18 yıl da çok uzun bir süre. Ben ciddi bir sabır örneği gösterip 18 yıl hizmet verdim bu sektöre. Artık beni daha çok heyecanlandıran bir sektöre geçmeyi hak ettim. Ama burada öğrendiğim, edindiğim tüm tecrübeleri de yeni işimde rahatça kullanacağım. Tek fark, bu sefer yetişkinler yerine çocuklara yönelik olacak çalışmalarım.

Voleybol gibi bir takım sporu yapmışsınız bir dönem. Sizce iyi bir takım oyuncusu musunuz?

Yıllarca tek başıma savaştım. Takım oyununa inanırım ama fazla idealistim. Karşımdakinin başaramadığını gördüğüm zaman tutamam kendimi ve ben bitiririm o işi.

Gerek Joy Full House, gerekse Erberk Ajans hem isimleriyle hem barındırdıkları havayla buram buram Neşe Erberk kokuyor. Ön planda olmak bir ihtiyaç mı sizin için?

Aslında ön planda olmayı sevmem ama yıllardır iş hayatında olduğum için ismim bir güven ve titizlik sembolü oldu. Bu yüzden de mecburen ön plana çıkarılıyorum. Biraz da buna yönlendirildim.

Hiç ünlü olmamayı istediniz mi?

Hiç mankenlik yapmasaydım keşke demezdim, hiç ünlü olmasaydım da diyemem. Çünkü o da iş hayatımda çok yardımcı oldu bana. Şöyle olsa, mesela iş hayatımda ünlü olsam da özel hayatımda tanınmasam. Yani şöyle rahat rahat bir alışveriş yapabilsem mesela. 10 dakika içinde 10 ayrı kişiden, 'Benim çok güzel bir kızım var, elinden tut gözünü seveyim Neşe Hanım'cım' lafını duymasam. Bu biraz yorabiliyor insanı.

BAYİLİK VERİYOR

Günler nasıl geçiyor?

Sabah kızlarla başlıyor günüm 07:30 gibi. Günün sonu da kızlarla bitiyor. Kızlar saat 22:00 gibi uyuyunca günün benim için daha başka yönden özel olan bir bölümü başlıyor. Eşim ve arkadaşlarımla paylaştığım. Öyle olunca da saat 02:00'dan önce uyuyamıyorum. Gün içinde de bir dergi, bir okuldayım. Bazen veli toplantısında, bazen müşteri ziyaretinde oluyorum. Kısaca hep koşuşturuyorum hep!

Joy Full House'un bayilikleri durumunda son nokta ne oldu?

Joy Full House Yetenek Geliştirme Merkezi'nin Levent'teki ilk okulundan sonra Ankara, İzmir, Bursa ve İstanbul / Florya açıldı. Diyarbakır, Kayseri ve Kahramanmaraş yolda. İki yılda 52 franchise hedefim var. Tabii öbür yandan da 'Neşe'li 0-14' dergimin çalışmaları devam ediyor.

'Neşe'li 0-14'ten bahsetsenize biraz da...

Joy Full House'u franchise ile yaymaya karar verdiğimde, yani 2005 Eylülü'nde bir basın desteğim olsun diye 'Neşe'li 0-14' projesine yöneldim. Tabii bir de kızlarım büyüyor artık. Onları düşünmeliyim.

Nasıl yani? Kızlarınızla ne alakası var ki derginin?

Piyasada hep bebek ve anne dergileri var ama hiç ilköğretim çağındaki çocuklarla ilgili bir yayın yok. Benim de ihtiyacım var böyle bir dergiye, tıpkı tüm bu yaşlarda çocuğu olan ebeveynlerin olduğu gibi. İlk yıllık hedefim de iki ayda bir yayınlanan bir dergi olmasıydı ama 2007 itibarıyla aylık olsun istiyorum.

Kitap da olacak mı? Mesela 'Ailemizin Neşe'si' adlı bir otobiyografi veya 'Neşe'nin Sırları' adlı bir çocuk bakım kitabı gelecek mi?

(Gülüyor) Planlarım içinde yok ama zaman zaman 'Bir de kitap yazsam mı acaba' dediğim oluyor. Sıra ona ne zaman gelir bilmiyorum, çünkü ondan ve kızlarım ilköğretimi bitirmeden önce kendi ilköğretim okulumu da açmak istiyorum. Sanırım ben hiç emekli olamayacağım.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious