Gereği neyse yapılacak, noktaysa nokta, virgülse virgül

Gereği neyse yapılacak, noktaysa nokta, virgülse virgül.9486
  • Giriş : 02.12.2007 / 22:30:00

Çiçek, Kanal 24 Televizyonunda katıldığı Ankara Masası programında soruları yanıtladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, terör örgütüne yönelik sınır ötesi operasyon konusunda ''iş neyi gerektiriyorsa onun yapılacağını'' söyledi. Çiçek, ''Noktaysa nokta, virgülse virgül diyelim. Bunun gereğini, zamanlamasını Genelkurmay Başkanlığı tayin etti, ediyor, edecek. Bir defa yapılan operasyonda maksat hasıl oluyorsa 1 defa yapılır, 10 defa gerekiyorsa 10 defa yapılır'' dedi.

Çiçek, Kanal 24 Televizyonunda katıldığı Ankara Masası programında soruları yanıtladı.

''Sınır ötesi operasyona ilişkin Genelkurmay Başkanlığına siyasi direktif verme ihtiyacı nereden doğdu? Bu ne anlama geliyor?'' sorusunu yanıtlarken, Türkiye'nin terörle mücadeleyi 30-35 yıldır sürdüğünü ve en önemli güvenlik mesele olduğunu dile getiren Çiçek, bu konuların ilgili kurumların düzenli toplantılarında ele alındığını kaydetti.

Türkiye'nin 1983-1984'ten sonra uğraştığı en önemli terörün etnik terör olduğunu ifade eden Çiçek, ancak buna rağmen devletin diğer terör örgütleriyle de mücadelesini sürdürdüğünü kaydetti. Bugüne kadar 38'e yakın terör örgütünün Türkiye'de varlığını sürdüğünü anlatan Çiçek, devletin bunların bir kısmını etkisiz hale getirdiğini, bugün itibariyle de 4 bine yakın bu örgütlere mensup tutuklu ve hükümlünün bulunduğunu bildirdi.

Son zamanlarda meydana gelen terör saldırılarının büyük ölçüde Kuzey Irak'tan kaynaklandığını kaydeden Çiçek, ''Bunların orada yuvalandıkları çok açık...'' dedi.

Türkiye'nin aradan geçen süre içinde bütün dünyaya o bölgede terör yuvalanması olduğunu kabul ettirdiğini kaydeden Çiçek, şöyle konuştu:

''Eğitimin orada görüyor, mühimmatını oradan temin ediyor, sonra Türkiye sınırlarından geçerek eylem koyuyor. Bunun anlatılması kolay olmamıştır. En haklı olduğumuz konular iyi anlatılmadığı takdirde daha sonra yapacağımız işler farklı mecralara sürüklenebiliyor. Türkiye ve hükümet, bu süreçte büyük bir kararlılık ortaya koymuştur. Gerçekten iktidar olarak terörle mücadele konusunda bir hükümet ne kadar kararlı olabilecekse biz o kadar karalıyız. Bunu laf olsun diye söylemedik, söylemiyoruz. Terörle mücadelede öncelikle kararlı olmak gerekir. İkincisi sabırlı olmak icap eder. Belki en zor noktalardan bir tanesi budur. Çünkü insanların yürekleri yanıyor. Heyecan en üst noktaya çıkmış. Böyle bir noktada insanlar ister ki hemen anında yapılması gereken ne varsa yapılsın. Ülkeyi yöneten insanlar olarak sadece o anı değil, ondan sonraki gelişmeleri de iyi hesap etmemiz lazım. Devlet duygusal olamaz.''

-''SIFIR HATA''-

Böyle bir kararla, ''gencecik, 20 yaşındaki insanları pikniğe göndermediklerini'' ifade eden Çiçek, ''Pikniğe, tatile göndermiyorsunuz. Sıcak bir çatışmanın içerisine gönderiyorsunuz. Yani hayatını ortaya koyarak orada bir mücadele verecek. Arzu etmediğimiz sonuçlar da olabilir. O halde sabır ve soğukkanlı olmak durumdayız. Bu noktada hata yapma şansımız da yoktur'' dedi.

İşi ''sıfır hatayla'' götürmek zorunda olduklarını belirten Çiçek, ''hükümetin bu konuda bir iş yapmadığı'' şeklindeki eleştirilerin haksız olduğunu söyledi.

Çiçek, 1 Mart tezkeresine muhalefetin karşı çıktığının hatırlatılması üzerine de 1991'deki Körfez Savaşında da muhalefetin benzer tavır sergilediğini söyledi.Çiçek, şöyle konuştu:

''Bugün yaşadığımız sıkıntıların bir kısmı o döneme kadar gidiyor. Türkiye o zaman doğru bir politika sürdüremedi bana kalırsa. Özal düşmanlığıyla Türkiye'nin menfaatlerini heba ettik. 1991'de Türkiye yanlış yapmıştır. BM kararına uygun olarak o zaman Kuzey Irak'a girebilseydi ki, uluslararası ve hukuki meşruiyet vardı, BM'nin kararı vardı, hem sonradan tampon bölge dedikleri husus hem 600 bine yakın insan o zaman gelmezdi, çekiç güç denen bela bugünkü sonuçları doğurmazdı. Yani bunun bir arka planı var. Onun için muhalefetin üslubu değişmeli.''

Aradan geçen süre içinde konuya ilgi duyanların, ''Türkiye'nin o dönemde yanlış yaptığını'' ifade ettiklerini anlatan Çiçek, ''Devlet hayatında bir hata yaptığınız zaman nesiller bunun bedelini ödemeye uzun süre devam ediyor'' dedi. Bir kısım insanların ''şuraya girilsin, buraya girilsin'' diyebileceklerini belirten Çiçek, ''Devletteki bilgi onlarda olmadığı için onların vatandaşların bu noktadaki beklentisini anlayışla karşılarız ama şunu görmek lazım biz hükümet olarak bugüne kadar şuna dikkat ettik bizim için en kolay şey kararı almaktır. Neden ince eleyip sık dokuyoruz? Bunun sebebi şudur; aldığımız bir karar bizi varmak istediğimiz hedefe yaklaştırıyor mu uzaklaştırıyor mu? Bu önemli...'' diye konuştu.

-''ABD ORANIN FİİLİ HAKİMİDİR''-

''Bu hükümet terörle mücadelede en kararlı hükümetlerden birisidir'' diyen Çiçek, konunu çok karmaşık olduğunu, yalnızca 3-5 bin kişiyle değil, uluslararası güçlerle irtibatlı, uluslararası politikaların parçası haline gelmiş kanlı bir örgütle uğraşıldığını söyledi.

Kararın alındığı anda artık geriye dönüşün olmadığını vurgulayan Çiçek, Genelkurmay'ın sınır ötesi operasyon için yetkilendirilmesi sürecine ilişkin bilgi verdi. Tezkerede hangi çerçevede operasyon yapılacağı konusunun bulunduğunu ifade eden Çiçek, bir operasyon yaparken bunun doğal olarak dış yansımalarının olabileceğini, bunun da yapılacak harekatı destekleyecek nitelikte yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

''Askeri operasyon tek başına sorunun çözümünde önemli faktördür ama bu yeterli değildir. Bir süre sonra bunun dış dünyada hemen yansımaları olur'' diyen Çiçek, hükümetin bu işi ''çok iyi götürdüğünü'' bildirdi. Çiçek, şöyle devam etti:

''En başta ABD ki, oranın fiili hakimidir, şimdi 'kabadayılık yapın, efendim oradan izin mi alınacak' gibi sorumsuzca beyanlar var. O sorumsuzluklara tahammül ederek biz doğru işi yapmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla bir taraftan Irak merkezi hükümetiyle, ABD, AB üyesi ülkeler... Konu çarpıtmaya müsaittir. Geriye dönüp baktığımızda bütün Arap, İslam ülkelerinin bu konuda bilgilendirilmesi lazımdı. İddia edilenin tersine bizim doğrudan doğruya hedefimiz terör örgütüdür. Irak'ın zenginliğiyle ilgili bir niyetimiz yok.''

-''FARKLI ZEMİNE KAYABİLİR''-

Kampların kapatılıp teröristlerin Türkiye'ye verilmesini istediklerini anlatan Çiçek, konu iyi anlatılamadığı takdirde farklı bir zemine kayabileceğini söyledi. ''Siyasi direktif, Genelkurmay'ın hazırladığı harekat planına onay vermek mi?'' sorusuna Çiçek, şu karşılığı verdi:

''Tabiatıyla bu tezkereyi kim uygulayacak? Uygulama makamı kim? Genelkurmay Başkanlığı. Çünkü o bölgede bu manada sınır ötesi operasyonu yapacak olan makam Genelkurmay Başkanlığıdır. Onlar baştan beri bu hazırlıkları yapmıştır. Oturuldu, konuşuldu. Sonuçta maksat hasılı anlamında bize gelen talep doğrultusunda hükümet de bunu onaylamıştır, yetkilendirilmiştir, görevlendirmiştir. Bunun gereği 1 yıllık süre içerisinde yapılacaktır. Tabiatıyla bunun zamanlamasını takdir edecek olan Genelkurmay Başkanlığıdır. Ama hükümetle devamlı işbirliği içerisindedir.''

-''NOKTA, VİRGÜL...''-

Operasyonların, ''nokta operasyon'' şeklinde gerçekleşip gerçekleşmeyeceği şeklindeki soru üzerine de Çiçek, ''İşin gereği ne gerektiriyorsa yapılacaktır diyoruz. Noktaysa nokta, virgülse virgül diyelim. Bunun gereğini, zamanlamasını Genelkurmay Başkanlığı tayin etti, ediyor, edecek. Bir defa yapılan operasyonda maksat hasıl oluyorsa 1 defa yapılır, 10 defa gerekiyorsa 10 defa yapılır'' diye konuştu.

Terörün, ''Uluslararası politikanın parçası olarak kullanıldığı için bir tek tedbirle, bir operasyonla çözülecek nitelikte bir bela olmadığını'' ifade eden Çiçek, şunları kaydetti:

''Bugün dünyanın bir çok bölgesinde değişik terör örgütleri var değişik isimler altında. Bunlar içinde en çok dış desteğe sahip örgüt bu örgüttür. Bir terör örgütüne eğitim, sığınma, parasal, lojistik ve yayın desteği olur. Tabiatıyla Türkiye, bu örgütün kanlı eylemlerine ne zaman tanık oldu? 1984.

Bir kısım ülkelerin terör örgütü olarak kabul etmesi çok zaman sonra. Terör örgütü olarak kabul edilmeyince o bölgelerde rahatça gezip dolaştılar, eğitimini yaptılar, para topladılar, oradan insanını eğitti. Bölgeye bir kısım militanlarını gönderdi. Bakın halen biz istiyoruz, birçok yerden gelmiyor.''

Çiçek, neredeyse Avrupa ülkelerini tamamından istenen terör örgütü üyesi olduğunu söyledi.

Terör örgütü olarak kabul etmenin yeterli olmadığını, bunun gereğinin yapılması gerektiğini vurgulayan Çiçek, buna Danimarka'dan yayın yapan Roj Tv örneğini gösterdi. Çiçek, ''halen bir kısım insanlar iade edilmedi, bunların şirketleri kapatılmadı. 400'e yakın bunların şirketlerdi, derneği, vakfı var'' diye konuştu.

-''İYİ BAKMAK LAZIM''-

Türkiye'nin ''terörist'' dediğine, bir başkasının bu şekilde nitelemediğini kaydeden Çiçek, iade konusunda uluslararası hukukun tam anlamıyla işlemediğini, bu konuda bazı sıkıntılar bulunduğunu söyledi.

Bakan Çiçek, terörle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemine değinerek, şunları söyledi:

''Türkiye 1984'ten bu yana neleri kaybetti? Şimdi soruyoruz, sözüm ona bakarsanız, bildirisine, söylemine, şuna buna, bunlar, Güneydoğu'daki vatandaşlarımızı temsil ediyor. Allah'ını seven söylesin, birisi söylesin, 2 yaşındaki çocuğun katledilmesinin, 80 yaşında yaşlı, hamile kadın, bir yere bomba konuluyor, katlediliyor bunun insanlıkla ilgisi var mı? İnsanlıktan bunlar nasibini almış mı? Bunlar kimin parçası neye hizmet ediyor. Buna iyi bakmak lazım...''

Terör örgütünün elebaşlarından Murat Karayılan ve Cemil Bayık ile ilgili bir gelişme olup olmadığı sorusuna yanıtlarken de Çiçek, bu konuda çıkan haberlerin kendilerinden kaynaklanmadığını söyledi. Çiçek, uzun zamandan beri o bölgede olduğunu bildikleri insanları uluslararası hukuk çerçevesinde istediklerini anlattı.

-DTP-

Katıldığı uluslararası toplantılarda, ''bir örgütün terör örgütü olarak kabul edilmesi için kaç insanın ölmesi gerektiği'' sorusunu yöneltiğini anlatan Cemil Çiçek, ''bunu Meclis'te grubu olan bir siyasi hareket var. Ona da sordunuz mu?'' sözleri üzerine şöyle konuştu:

''Onlar bu örgütün siyasi uzantısı olduğunu söylemekte bir beis görmüyorlar. Bunu telefuz ederek politikaların yapmaya çalışıyorlar. Ama yeri gelmişken söyleyeyim. Onlar bu günlerde DTP'nin kapatılmasını istiyorlar. PKK da istiyor, kendileri de istiyor. Çünkü böyle olması işlerine geliyor, şu an çok sıkıştılar, demokratik sistem onları köşeye sıkıştırdı.

Şuan Güneydoğu'da çok ciddi taban kayıpları var. Senelerdir belediye başkanları hizmet yapmıyor. Çöplerini bile doğru düzgün temizlemediler, varsa yoksa terör örgütünü sözcülüğünü yapmaya çalıştılar. Türkiye'yi dışarıya gammazlamaya çalıştılar. Milletin hizmete ihtiyacı var. Dolayısıyla taban kayması başladı...

Hizmet için seçildiler, onlar terör örgütünün sözcülüğünü yapmaya, çanak tutmaya çalışıyorlar. Onun için baktılar ki bu sistem içinde taban kaybı var, istiyorlar ki bir kavga çıksın, yurt dışına gitsinler yine o çevrelere propaganda yapsınlar...

DTP'nin kapatılmasını çok net iddia ediyorum, hem PKK istiyor hem partinin kendisi istiyor. Yoksa bu kadar ahmakça politikayı götürmezlerdi.''

Terörün önlemesine yönelik eylem planlarından bahsedildiğini hatırlatılması üzerine Çiçek, GAP Projesinin canlandırılması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi. Projenin çok sekteye uğradığını anlatan Bakan Çiçek, devletin terörle mücadele konusunda bir eylem planının var olduğunu söyledi.

Bölgeler arası dengesizliğin ortadan kaldırılması için hükümetin zaten çaba gösterdiğini anlatan Çiçek, GAP'ın terör nedeniyle geciktiğini söyledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı Cemil Çiçek, projenin bitmesi halinde 3 milyon 800 bin insanın iş bulma imkanına sahip olacağını kaydederek, ''GAP'ı bitirmek istiyoruz'' dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious