'Global krizi kendimiz getiriyoruz'

'Global krizi kendimiz getiriyoruz'.10214
  • Giriş : 07.12.2008 / 00:30:00
  • Güncelleme : 06.12.2008 / 23:59:24

Zonguldak'ta temaslarda bulunan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, işadamlarına para kazanmanın 4 yolunu anlattı, krizle ilgili yapılan en büyük hatayı açıkladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, alınacak tedbirle krizin en hasarsız şekilde atlatılabileceğini belirterek, iyi yönetimle krizde para kazanmanın da mümkün olabileceğini söyledi.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde yapılan Çaycuma TSO binasının açılışını yapmak üzere kente geldi. TSO binasının açılışını yapan Hisarcıklıoğlu, sanayici ve tüccarlara "Küresel Kriz ve Türkiye" yansımaları konulu seminer verdi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bugüne geçen 85 yıl içerisinde 1 milyon 500 bin firma açıldığını belirten Hisarcıklıoğlu, "1990'dan sonra dünya ekonomisinde küreselleşme başladı. Yani dünya ekonomisinde sınırlar kalktı. Müthiş bir gelişme oldu. 1990'da dünya ticareti sadece 3 trilyon dolardı. 2007 sonu itibariyle 17 trilyon dolar oldu. Küreselleşme ticarette, sanayide, ülkelerin refahında müthiş bir katkı sağladı. Biz bunun 1990-2001 devresini kaybettik. Biz birbirimizle uğraşmaktan bu ticaretten istifade edemedik.

2001 krizi öyle bir vurdu ki Cumhuriyet tarihinin en büyük yumruğunu yedik. O zaman gözümüz açıldı. Baktık ki dünya birbiriyle mal alıp satıyor. Zenginlik, refah düzeyi almış başını gidiyor. Biz de 2002'den sonra yakaladık. Bizim
ki 5-6 sene sürdü. Kriz gelmesi nedeniyle kısa sürdü. Bundan herkes müspet olarak faydalandı. Ama şimdi ilk defa küreselleşmenin menfi etkisini yaşıyoruz. ABD'de çıkan kriz tüm dünyayı etkilemeye başladı. Bu da kimin elinin kimin cebinde bulunduğunun belli olmadığını gösterdi.

Herkesin eli, cebi birbirine karışmış. Bu nedenlerle tüm dünya bu küresel krizden etkileniyor. Sanal balon, gerçek dünyaya doğru dönmeye başladı. Bu da 2007'nin ikinci yarısında başladı. Aç doyar, aç gözlü doymaz atasözünün anlattığı gibi bir durum. Küresel sistemin ilk krizini yaşıyoruz. Dünya denildiği gibi haritası çıkarılmamış, topraklardan geçiyor. Dünyanın ekonomik krizde yaptığı da bu haritası çıkarılmamış, tecrübe edilmemiş topraklardan geçmesidir. Kriz gelişmiş ülkelerden gelişmeye çalışan ülkelere doğru kayıyor. Kriz ilk mali sektörde çıkmıştı. Yavaş yavaş, tüm dünyadaki reel sektörü etkilemeye başladı. 38 ülke etkiyi azaltmak için şimdiden tedbir paketlerini açıkladı" dedi.

"ÜLKE OLARAK DA BİZİM BÜYÜMEKTEN BAŞKA HİÇ BİR ŞANSIMIZ YOK"

Krizin ülkedeki etkilerini, "Bizim ülkenin durumu ise 'dağılmasın' diye sellektör yakıyor" diye değerlendiren Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: "Bütün ekonomilerin sağlıklı olup olmadığına bakılan birinci unsur büyümedir. Ekonomide büyüme varsa, sağlıklıdır. Diğer yan unsurlar varsa, onları tedavi edersiniz. Ama büyüme yoksa o zaman problem var. Ülke olarak da bizim büyümekten başka hiç bir şansımız yok. Ekonomimizi büyütmeye mahkumuz. Çünkü her yıl 700 bin genç istihdam arıyor. Her yıl bu gençlere iş bulacağız. 2.5 milyon insan da işsiz. Bunlara iş bulacağız. Yine TUİK'in rakamları, 2 milyon 600 bin kişi, iş arama umudunu kaybetmiş.

İş aramıyor. Ekonomi büyümezse bunlara iş yok. Biz ekonomiyi büyütmek durumundayız. En önemli sorunu istihdam sorunu olarak gelecek. Tek ilacı büyümedir. Ekonomi büyümüyorsa, istihdam ettiğiniz nüfus artıyor demektir. Büyüme demek zenginlik demektir. Hem zengin olmak istiyorsak, hem sosyal meselemiz olan işsizliği çözmek istiyorsak, ekonomiyi büyütmemiz gerekiyor.

Büyümemiz, 2001'de Cumhuriyet tarihinin en büyük büyümesini yaşadık. Daha sonra hızla alınan tedbirlerle beraber, defa daha önce yakalanmayan rakamlar yakalandı. Yüzde 10'lara vuran büyümeler yaşadık. Türk özel sektörü olarak müthiş bir başarı hikayesi yazdık. Ülkenin geleceğine yönelik yatırımlar yaparak, büyümeyi sağladık. 2005'e geldiğimizde hepimizi rehavet kapladı. Rehavete kapıldığımızın somut göstergesi, ekonominin büyüme hızı sabit gitmeye başladı. Fakat 2007'ye gelince millet olarak rahatlık bize batıyor. Bu sefer, birbirimize girdik. Bereketi kaybetmeye başladık. Ekonomimiz, dünya krizi başlamadan önce küçülmeye başladı. Bunun sebebi, kendi içerimizdeki kavgalarımızdandır. 2008'de de küçülme devam ediyor. Dünya krize girmeden önce bizim ekonomimiz, yavaş yavaş aşağıya doğru gidiyordu. Bize sinyal veriyordu."

Krizin Türkiye'deki etkilerini de anlatan Hisarcıklıoğlu, "Birinci olarak, kredi kararlarında tıkanma yaşıyoruz. İş tasarrufumuz yeterli olmadığı için dışarıdan paranın akışının Türkiye'ye sağlanması gerekiyor. Dış kaynak olmayınca da banka ve şirket bilançolarında küçülme ve ekonomide yavaşlama yaşıyoruz. Tüketicilerimizin ve reel sektörün, bekleyişleri bozuluyor. Burada bekleyişler bozulduğu zaman da iç piyasada, içerdeki daimi piyasada alışveriş duruyor. Dış pazarlarda da müthiş bir daralma var.

İhracatımız, sanayi malları ihracatında son ay yüzde 25 küçülme yaşadık. İmalat sanayi 2006'da 8.4 oranında, 2007'de 5.6 oranında, 2008'de ilk 6 ayında 4.7 oranında, Ağustos ayında 5.7 oranı, Eylül ayında 6.4 oranında seyir ederken, Ağustos ayında ise -10 oranına düşüyor. Üretim olmazsa, işsizlik olur. Bir sıkıntı var. İmalat sanayide olup da 'mal satmam, fabrikamı kapatıyorum' diye kimse ortaya çıkmaz. Selektör veriyor dediğim tablolardan biri bu. Bu Ekim 2008 itibariyle baktığımızda tüketici güven endeksi yüzden 60'a inmiş durumda. Bu da içeride piyasada sıkıntının var olduğunu gösteriyor. Bunu da en güzel KDV tahsilatı gösteriyor. Önceki yılın ilk on ayı ile 2008'in ilk 10 ayı kıyaslandığında devletin KDV artış oranı yüzde 2 gerçekleşti" diye konuştu.

"ÇIĞIRTKANLIK YAPARAK KRİZİ KENDİMIİZ GETİRİYORUZ"

Tüm bu olumsuz tablolara rağmen ülkenin geleceğinden umutlu olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, tüm tüccar ve sanayicilerin gerekli tedbirleri almasını isterken, kriz çığırtkanlığı yapılmaması konusunda da uyardı. Panik yapılmaması konusunda uyarıda bulunan Hisarcıklıoğlu, "Bugün artık tam tedbirli olma zamanıdır. Ama panik yapma zamanı değil. Biz maalesef, kriz çığırtkanlığı yapmakla krizi kendi kendimize getiriyoruz. Kendi ayağımızı kendimiz vuruyoruz. Biz bunu yaptıkça işsizler ordusu daha fazla artar. Ekonomi matematik ilmi değildir. Ekonomi beklentiyi yönetme sanatıdır. Şimdi kriz çığırtkanlığı yaparak, ekonomiyi pozitif noktaya getiremeyiz. Bu sefer vatandaş tüketmez. Herkes tasarruf eder. Paniklemeden, tedbirleri elden bırakmadan atlatmamız lazım" ifadelerini kullandı.

Alınacak tedbirle krizi en hasarsız şekilde atlatılabileceğini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, iyi yönetimle krizde para kazanmanın da mümkün olabileceğini ifade etti. Hisarcıklıoğlu para kazanma yöntemlerini şöyle anlattı:
"En önemli hadise alacak vademizle, borç vadesinin birbirine uyması lazım. Eskiden alacağımızın vadesine bakmadan rahat borçlanıyoruz. Eskiden bol ve ucuzdu. Şimdi bankada yok. Varsa da pahalı. Hangi para cinsinden borcun varsa alacağın da o cinsten olacak. Önümüzdeki dönemde kredi maliyetleri yukarıya çıkacağı için bundan sonraki yatırımlarda verimlilik ve karlılık çok önemli olacak. Verimli ve karlı olmayan hiç bir işe girmenizi tavsiye etmiyorum. Artık gelirden çok harcama yapmamanız gereken bir dönem. Şimdi tam dişten arttırma zamanı.

Para kazanmak için 4 formül var. Tavsiyeme uyarsanız çok para kazanırsınız. Biri ortaklık kültürü. İşi büyütebilmek için, para lazım. Para kıt ve kıymetli. Ortak ise sıfır maliyetli para veriyor. Kazananların içerisinde olmak için ortaklık kurma zorunluluğundasınız. Millet olarak da beceremiyoruz. Yoklukta kıtlıkta beceriyoruz. Ne zaman cebimiz para görse beceremiyoruz. 'Ölçek ekonomisi, ekonomiyi işin hacmini büyütmek lazım' diyoruz. Tarladan başlıyoruz
küçültmeye, düşürdük 5'er dönüme tarlalar bizi beslemez oldu. Çok üreten, çok alan çok satan olacaksın. İşinizi kurumsallaştırın. Yapamadığımız diğer iş de bu. İşimizi ikinci nesilden 3. nesle devir edemiyoruz. Bilgi beceri, örf adet hepsini taşımamız lazım. Nedeni ise mirasta bir haksızlık yapıyoruz. Kız çocuklarını ayırt ediyoruz. Bunlara 1-2 daire verip, onu çırak çıkarmanın peşindeyiz. Adaletsizlik üzerine kurulan her düzen yıkılmaya karşıdır.

Şirketinizi sizden sonra götürebilecek şekilde onları bir araya getirerek yazılı olan formülleri yürürlüğe koyun. Bir de işinizi marka haline getirin. Marka haline getiremezseniz para kazamazsınız. Ne iş yaparsanız marka haline getirin. Mal saraya girince değeri artar. Malınızı sıraya sokacaksınız. Bugünkü devirde artık dün bildiğimiz her şey eski. Bugün iş yapmak, para kazanmak istiyorsan dün babadan öğrendiğin ve para kazandığın usullerin hepsi bitti. 'Devam edeceğim' dersen kusura bakma kimse bir şey yapamaz. Her gün kalktığımızda işinizde nasıl en farklıyı
ortaya koyabileceğinizi düşünün" dedi.

TÜM SİSTEMİN YENİLENMESİ TALEBİ

Hisarcıklıoğlu, ülkedeki hukuktan anayasal düzene kadar tdMIüm sistemin yeniden yapılandırılmasını istedi. Tüm sistemi yeniden dizayn etme mecburiyeti bulunduklarını anlatan Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu:
"Ülkenin kalkınabilmesi, zenginleşebilmesi için güçlü ekonomi, kaliteli demokrasi olmalıdır. Demokrasinin kalitesi yüksek olması için ekonominin güçlü olması lazım. Birbirlerinden ayrılmaz unsurlar. Birini tercih edeceğiz derseniz, olmaz. Tüm sistemi yeniden dizayn etmek zorundayız. Sistemin her tarafı çökmüş durumda. Bu sistemi yeniden tasarlamak lazım. Önümüzde bir hedef koyduk. Cumhuriyetin 100. yılında en büyük ekonomileri arasında olma hedefini koyduk. Bugünkü düzende ancak 17.'ye getirebildik.

Daha gitmiyor. Biz de zengin olmak istiyoruz. Arkadan gelen gençler için zengin olmaya mahkumuz. Başta anayasa, siyasi partiler anayasası, hukuk, kamu, yönetim reformu, eğitim reformu olmak üzere bir dizi yenilikleri yapmalıyız. Bunu yapabilmek içinde demokrasinin kalitesini arttırabilmek için muhakkak kayıtlı ekonomiye geçmek lazım. Katılımcı demokrasi anlayışı, yasal da haklarınız da var. Her türlü işleyişi sorgulanabilir. Bireyi esas alıyor.

Kültürümüzle aynı noktaya geldi. Tek kişinin hakkı, insanın hakkı
bütün dünyanın hakkı konumuna geldi. Gelecekten ben umutluyum. 25 yılda bu milletin evlatları olarak müthiş bir başarı hikayesi yazdık. 25 sene önce ihracatı 3 milyar dolar. Yüzde 90'ı da tarım ve maden ürünü. Yüzde 10 sanayi ürünü. 25 yıl önce annemin çamaşır makinesi vardı. Banyoda çalıştırmaya başlardı, yürüye yürüyen makine antreye gelirdi. Oradan nereye geldik. Biraz ufkumuzu açtılar nereye geldik. Bugün 132 milyar dolar ihracat yapıyoruz. 200'ü aşkın ülkeye ihracat yapıyoruz. Avrupa'da her üç beyaz
eşyadan biri Türk malıdır. Tek istediğimiz, şartlarımız rakibimizle eşit olsun."

Rekabet ve zihniyet konusunda bir örnek veren Hisarcıklıoğlu, Mehmet Aurello'nun da futbolu Türkiye'de öğrendiğini söyleyerek, "1990'a kadar futbolda başarımız yoktu. İki başarı vardı. Macar galibiyeti, Alman galibiyeti. Benim hatırladıklarım şerefli mağlubiyetler vardı. 1990'dan sonra ne oldu da, dünya 3.'sü olduk. Aynı evlatlar, aynı genler, aynı milletin çocukları. Tek Mehmet Aurello hariç. Oda, oynamasını biz de öğrendi. Hepsi bizim çocuklar. Fark sadece zihniyet değişimi" diye konuştu.
Hisarcıklıoğlu'na, program sonunda teşekkür plaketi verildi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*