Gökyüzünde diplomasi

  • Giriş : 04.02.2007 / 00:00:00

Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçiliği'ne atanan Tan, kendisini İsrail'e götürecek uçağa bindiğinde bir sürprizle karşılaştı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Birçok ülkede yabancı diplomatlar ev sahibi ülkenin devlet başkanına güven mektuplarını sunmak için aylarca beklemek zorunda kalırlar. Bu, sıkıntılı bir durumdur. Çünkü, protokole göre, bir büyükelçi güven mektubunu sunmadan o ülkede resmen işbaşı yapmış sayılmaz.

Türkiye'nin yeni İsrail Büyükelçisi, eski Dışişleri Sözcüsü Namık Tan'a İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav'ın jet hızıyla randevu vermesi bu sıkıntının yaşanmasını önledi. İsrail'e 21 Ocak Pazar sabahı ayak basan Namık Tan, tam 24 saat sonra 22 Ocak günü saat 10.15'te Cumhurbaşkanlığı sarayında Katsav'ın huzuruna çıktı.

Katsav'ın bu jesti, İsrail'in Türkiye'ye verdiği önemin en iyi yansıması olarak yorumlandı.
Katzav, aynı gün güven mektuplarını kabul ettiği Estonya, Uganda ve Portekiz büyükelçileriyle 15'er dakika görüşürken, Tan'a tam 55 dakika ayırdı, ayrıca "Türkiye'nin birinci sınıf diplomatlarını İsrail'e atamasından memnunuz" diyerek yeni Türk büyükelçisini övdü.

İlk temas değildi!
Katsav'a ziyaretini Tan'ın büyükelçi olarak İsrail'le kurduğu ilk resmi temas sayanlar yanıldılar. İlk temas 24 saat önce ve çok ilginç bir ortamda gerçekleşmişti. Tan, bunu başka bir büyükelçiye kolay kolay nasip olmayacak hoş bir tesadüfe borçluydu.

21 Ocak sabahı İstanbul'dan Tel Aviv'e giden THY uçağına binen büyükelçi Tan ve eşi Fügen Tan için uçağın 1-A ve 1-C numaralı koltukları ayrılmıştı.
Ancak uçağın kapısından girişinde Tan'ı aklından bile geçmeyen bir sürpriz karşıladı. Büyükelçi olarak gideceği İsrail'in Dışişleri Bakanı Tzipi Livni koridorun sağ tarafındaki 1 D numaralı koltukta oturuyordu. Livni, Japonya'da yapılan uluslararası bir toplantıdan ülkesine İstanbul üzerinden dönüyordu.
Tan, Livni'ye kendisini tanıtıp Türkiye'nin yeni İsrail Büyükelçisi olduğunu aktardıktan sonra espriyle karışık, "Sayın Bakan, doğrusunu söylemek gerekirse sizi bu kadar erken göreceğimi tahmin etmiyordum" dedi.

Tan'ın büyükelçi olarak İsrail ile ilk teması açık semalarda bulutların üzerinde gerçekleşti. Neyse ki bir türbülans yoktu ve uçak sarsılmadan yere indi.
Bakalım Tan'ın büyükelçiliği döneminde Türk - İsrail ilişkileri türbülanssız seyredebilecek mi?

Büyükelçi Demiralp'ten vefa örneği

Türkiye İş Kadınları Derneği'nin (TİKAD) her yıl verdiği geleneksel yılın en başarılı ödüllerinde yaşanan ilginç bir olay Ankara'daki diplomasi kulislerde de dilden dile anlatılıyor.
Törende pek çok önemli şahsiyete, bu arada Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski'ye de ödül verildi. Yılın devlet adamı ödülü ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a verildi. Ardından Erdoğan, sahnede kalarak diğer ödül sahiplerine plaketlerini bizzat takdim etti.

Sıra, yılın en başarılı diplomatı ödülüne geldi. Bu ödül AB Genel Sekreteri Büyükelçi Oğuz Demiralp'e verildi.
Ödül töreni, eski dışişleri bakanı İsmail Cem'in ölümüyle aynı güne rastladı. Cem'in 1998'de dışişleri bakanı olmasından sonraki yaklaşık iki yıl boyunca kendisinin başmüşavirliğini yapan ve kendisiyle çok yakın bir mesai yürüten Demiralp, törende gerçekten üzgündü.

Ödülünü Erdoğan'ın elinden aldıktan sonra mikrofonu eline alıp yaptığı kısa konuşmada şöyle dedi:
"Bu ödülü çok kederli bir günde alıyorum. Sayın Cem ile hem tanışmak hem de onunla çalışmak onurunu yaşadım. Kendisi büyük bir devlet adamı ve müstesna bir entelektüeldi. Türkiye'nin AB'ye tam üyelik hedefine gönülden inanıyordu ve bu sürece çok büyük katkıları oldu. Aldığım bu ödülü Sayın İsmail Cem'in anısına ithaf ediyorum."
Demiralp'in bu vefalı davranışı Erdoğan da dahil olmak üzere salondan büyük bir alkışla karşılık gördü.

Vakit hiç Batı'ya gitmeyecek mi?

Vakit, açıkça köktendinciliği savunan bir yayın organı. Gerek editoryal çizgisi, gerek çıkan bazı köşe yazıları bu doğrultuyu izliyor. Bu gazetede, Taliban'a sempatiyle yaklaşan yazılara yer verilebiliyor. Keza, anti - semitik çizgisiyle de dikkat çekiyor Vakit. Örneğin, Yahudi soykırımının hiçbir zaman olmadığı yolunda yazılar da yayımlanabiliyor bu gazetede.
Son günlerde basın çevrelerinde tartışılan konulardan biri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ANA uçağına bu gazetenin bir kez daha davet edilmesi oldu. Pek çok gazeteci ve siyasi ile ilgili yazdıkları nedeniyle hakkında sayısız hakaret davası da açılmış bulunan Vakit yazarı Hasan Karakaya, geçenlerde Etiyopya'ya yaptığı gezide Erdoğan'a eşlik eden davetli gazeteciler arasındaydı.
Başbakan, uçağa istediği gazeteciyi alır. Sorun Karakaya'yı uçağa alması değil; sadece İslam ülkelerine götürüp Batı ülkelerine giderken çağırmaması...

İlginçtir ki, Başbakan, son dönemde Karakaya'yı Batı ülkelerine yaptığı gezilere hiç davet etmiyor. Örneğin Washington, New York, Londra gibi merkezlere gidiyorsa, Vakit davet edilmiyor. Ama İslam ülkeleri söz konusu olduğunda Vakit yazarı Hasan Karakaya davet ediliyor.

Başbakan'ın geçen mayıs ayından bu yana yaptığı gezilere bakıldığında, Karakaya'nın seyahatlerden dördüne davet edildiği ortaya çıkıyor. Bunlar arasında Erdoğan'ın mayıs ayında Endonezya'ya, kasım ayında Ürdün'e, aralık ayında İran'a ve son olarak da geçen hafta Etiyopya'ya yaptığı ziyaretler var.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious