Gönül yanmadan dil söylemiyor

Gönül yanmadan dil söylemiyor.10176
  • Giriş : 08.09.2007 / 16:50:00
  • Güncelleme : 08.09.2007 / 16:56:36

O, önce ‘Zor’la duyurdu kendini bize, ‘Mühürlü Kaderim’le sevdirdi, ‘Dem’le demlerken ‘Efkârlı’yla büyüledi. Nev’den bahsediyoruz tabii ki...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şiir tadındaki şarkıların yorumcusu, ‘nev’i şahsına münhasır’ müziğin sesi o.

Yeni albümünü dinlerken, “Yine yapmışsın yapacağını.” diyoruz. “Gönül yanmadan dil söylemiyor ki aga...” diyerek cevap veriyor. Evet! Nev, üç yıllık bir aradan sonra ‘Işığım ve Gölgem’ albümüyle müzikseverlerin karşısında: “Eksiklerinin farkında, seksenlerdeki ruhu özleyen, kendi gölgesine sahip çıkan, alternatif durmaktansa kucaklayabileceği herkese göz kırpan, deniz gibi bir albüm.”

Onun müziğini tek bir kelimeyle tanımlamak mümkün değil. Rock da, pop da, alaturka da yalnız başına onun tarzını anlatmaya yetmiyor. Tınıları da ismi gibi müsemma. Şiir tadındaki şarkıları, güçlü sesiyle birleşince ortaya ‘nev-i şahsına münhasır’ bir yorum çıkıyor. Adını önce ‘Zor’la duyurdu, sonra ‘Mühürlü Kaderim’le kendini sevdirdi; ‘Dem’le demlerken ‘Efkârlı’yla büyüledi. Tabii ki Nev’den bahsediyoruz. Yeni albümünü dinlerken “Yine yapmışsın yapacağını.” diyoruz. “Gönül yanmadan dil söylemiyor ki aga…” diyerek cevap veriyor. Evet! Nev, üç yıllık bir aradan sonra ‘Işığım ve Gölgem’ albümüyle müzikseverlerin karşısında. Yeni albümü için, “Eksiklerinin farkında, seksenlerdeki ruhu özleyen, kendi gölgesine sahip çıkan, alternatif durmaktansa kucaklayabileceği herkese göz kırpan, deniz gibi bir albüm.” diyor Nev.

Hareketli bir albüm olmuş...

Bu albümde bütünü kucaklamak istedim. Deniz gibi hem sığ hem de derin tarafları olsun istedim. Sığ olması boş veya anlamsız olması demek değil. Denizin sığ tarafı eğlencelidir. Derin tarafı da enerji ister. ‘Cevriye Cabbar’la coşsun, ‘Kör kuyular’ ve ‘Gölge’ ile de içerik derinleşsin istedim. ‘Işığım ve Gölgem’ diyerek denge bulmaya çalıştım. Albümün prodüktörlüğünü de ben yaptım. Birçok enstrümanı ben çaldım. Keyfimce Nev’i ifade etmek istedim.

‘Işık’ ve ‘Gölge’ neyin sembolü?

Işığın ve cismin olduğu her yerde gölge var. Gölge karanlık demek değil. Sadece ışığın eksikliği demek. Bizim gölgeli yanımız da eksikliklerimiz. Tasavvufta da böyle. Allah’la nefsimiz arasındaki ilişkide de böyle. Allah’ı ışığın kaynağı, nefsimizi de cismimizin yanında duran gölge olarak görebiliriz. İbn-i Arabî’nin bir sözü var. “Ayna kendini bilmez.” diyor. Ayna, sır ve suretle ilgili yazmaya çalışırken fark ettim ki gölge meselesini anlamadan ayna anlaşılamaz. Gölgeyi araştırırken gördüm ki bu mesele üzerinde çok durulmuş. Sadece sanatta ve sinemada kullanılmamış. Psikolojiden felsefeye, halk edebiyatından Karagöz’le Hacivat’a kadar her yerde var. Mistik tavırlarımızın içine yerleşmiş. Hayata yalnız Homeros’tan bakmak bana pek sevimli gelmiyor. Bizim büyüklerimizin, Muhyiddin İbn-i Arabi’nin ortaya koyduğu “Ayna kendini bilmez.” söylemi içerisindeki incelikleri ve sanatı görmeye çalışıyorum. Benim için sanat kesretle vahdet arasındaki köprüdür. Allah’ın, insanı yaratışındaki gayeyi idrak çabasıdır. O yüzden de ışığa gitmeden, gölgeli yanlarımızla yüzleşmek çok mühim.

Müziğini nasıl değerlendiriyorsun?

Benimki bir Nev’i müzik. Bunun alt başlığına girersen, kendi dilimizin ve coğrafyamızın enerjisini, melodilerini, ritimlerini reddetmeden doğasıyla, olduğu gibi kabul eden ve bunu öyle sunan bir Nev. Bu tarz içinde bize ait her şey var. Zaten Nev de o demek. Efkârlanırsın. Bu daha bizden bir şey. Hüzün daha Batılı bir şey. Önceki albümde Efkârlı diye bir parçam vardı. Efkârlıyım derken ‘F’ ye şöyle bir basarsın. Daha bizden yani.

Hayranların popüler olmanı istemiyor. Neden?

İnsanlar beni yapmadıklarımla değerlendiriyor. Neyi yapmıyorsanız o sizi anlamlı kılıyor. Beni sevenlerin aklına magazin anlamında hep kötü örnekler geliyor. O yüzden ortada çok görünen bir adam olmamdan korkuyorlar. Ben cemiyet hayatı içerisinde bir adamım. Doğru tanımlanmış magazinin içinde yer almaktan da mutluluk duyarım. Amacım şarkı üretmek ve o şarkıları da insanlara ulaştırmak. Dolayısıyla bu beni doğru yerde tutuyor.

İlk albüm için neden 33 yaşına kadar bekledin?

İstanbul Üniversitesi’nde işletme okudum. Sonra finans alanında yüksek lisans yaptım. Dünyanın en büyük spor ayakkabısı üreten firmalarında çalıştım ve birinin de pazarlama müdürlüğünü yaptım. Ama bunları yaparken müzik hep hayatımın merkezinde oldu. Öğrenim görürken de yazları tatil köylerinde harçlık kazanmak için gitar çalardım. Baktım burada bir meslek oluşmuş. Fakat ‘İcra etmeyi istediğim meslek bu ama geçimimi sağlayacak meslek bu mu?’ diye sordum kendime. Memur çocuğu olduğum için, biraz temkinli yaklaşmam normal. Bir taraftan maddi açıdan böyle bir tercih var. Öte taraftan müziğimle ve müzik kariyerimle ilgili bir başka tercih yapmam gerekiyor. Benim ilk şarkım ‘Her şeye rağmen’di. İlk albüme ismini veren parça da oydu. Engelliler için yazmıştım. Biraz da deli cesareti gerekiyor. Engelliler için yaptığım şarkıyı çıkarmadan kendi içimdeki engelleri de ortadan kaldırmam gerekti. Bütün bunlarla mücadele ederken de biriktirdim.

Üç yıldır neler yapıyor Nev; deniz merakı devam ediyor mu?

Ediyor tabii. Babam Akdeniz Gemisi’nin kaptanıydı. Büyük kaptandı, süvari diyorlar. İnsanın babasına layık olması lazım ya. Yelken filan yapıyorum, ama kaptanlık ehliyetim de var. Öğreniyorum yavaş yavaş. Amatör yat kaptanlığı ehliyetim de var. Haftada 1-2 gün Fenerbahçe’den çıkıyoruz, dolaşıyoruz. Uzak yol yapmadım; bunu yapmak istiyorum. Başka bir deneyim, bambaşka bir serüven olur.

Peygamberimize saygısızlık eden ülkede konser vermem

Danimarka’da, Peygamberimiz ile ilgili çirkin karikatürlerin çıktığı sırada sen oranın müzik listelerinde üst sıralardaydın. Hatta bir konserin bile vardı, sonra iptal ettin. Neden?

Bunu nereden duydunuz bilmiyorum ama madem sordunuz cevaplayayım. Gitmedim; çünkü o bizim maneviyatımıza yapılmış bir saygısızlık ve edepsizlikti. Hz. Peygamber’e saldırı vardı. Bu bir duruş; bir tavır meselesi. Nerede, ne olursa olsun gitmem. Bunun sonuçlarına katlanırım, ki hiç sorun değil. Ha! Benim bu tepkimi anlayabileceklerini ya da anlasalar bile pek umursayacaklarını zannetmiyorum. Bunların hiçbirinin doğru, sağduyulu insanlar tarafından kabul edildiğini sanmıyorum.

ZAMAN-CUMAERTESİ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious