Google Earth bile görüyor

Google Earth bile görüyor.14739
  • Giriş : 29.10.2007 / 11:13:00

Google Earth görüyor, muhabirler buluyor, Barzani hala "burada PKK yok" diyor

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İngiliz gazetesi The Independent, PKK'nın Kuzey Irak'taki kamplarının uzaydan bile görüldüğünü, teröristlerin bölgedeki varlığını saptamak için uydu fotoğraflarına bakmanın yeteceğini söylüyor ve ekliyor: "Kandil dağlarındaki PKK karargahlarının önüne baksanız, Abdullah Öcalan'ın boyanmış taşlarla yapılmış dev portresini bile görebilirsiniz."

Başka gazeteler de üşenmiyor, muhabirlerini Kuzey Irak'a yolluyorlar.

Amerikan gazetesi Los Angeles Times'ın PKK ağzıyla konuşan muhabiri bile, Kandil'de röportaj yaptığı bir teröristin, eğitimini Kuzey Irak'ta tamamladıktan sonra "ilk görevini" nasıl aldığını, silahlı 10 kişiyle sınırı geçip nereden Türkiye'ye girdiklerini, bir askeri konvoya saldırdıktan sonra yenileceklerini anlayıp neden tekrar Irak'a kaçtıklarını anlatıyor.

Sunday Times da farklı şeyler söylemiyor. İngiliz muhabir, Kuzey Irak'taki kontrol noktalarında Irak ordusu askerlerine PKK kamplarını sorduğunu, onların da memnuniyetle yolu tarif ettiklerini bildiriyor. Zaten şehirlerden dağlara giden yollarda erzak dolu kamyonların da, hiçbir engellenmeyle karşılaşmadan PKK'yı beslediğini belirtiyor.

Aslında bunlara bile gerek yok: Associated Press ajansının, sınırımızın sadece bir kilometre ötesinde bir otoyolda elini kolunu sallayarak gezen otomatik silahlı iki PKK'lıyı görüntülediği fotoğraf, Irak'ın kuzeyini bir "terör yuvası" olarak tescillemeye yeter.

Yani Google Earth gibi internette herkese açık yeryüzü görüntüleme programlarıyla bile PKK üslerinin yerleri tespit edilebilirken, yabancı muhabirler dahi bölgedeki teröristleri eliyle koymuş gibi bulabilirken, Irak'ın kuzeyinde bir numaralı otorite olan Mesud Barzani hala tüm dünyaya yalan söyleyebiliyor.

BARZANİ'Yİ ZORLAMAK

Barzani, bu tür yalanlar, çelişkiler ve tutarsızlıklarla aslında en büyük zararı kendisine verdiğinin farkında değil. Bu noktada Türkiye olarak, sınır ötesi harekatın ötesine geçen bir vizyonla çok daha kararlı ve planlı olmamız halinde tüm dengeleri lehimize çevirebilir ve PKK belasını sonsuza dek bitirecek bir yola girebiliriz.

Son birkaç hafta içerisinde hem PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığının şüphe götürmeyecek biçimde dünyaya kanıtlanması, hem de Barzani'nin, uluslararası kamuoyunun büyük çoğunluğu tarafından terörist olarak damgalanan bu örgüte yardım ve yataklık yaptığının anlaşılmaya başlaması önemli. Ankara'nın üzerinde durması gereken nokta da bu olmalı.

Türkiye, 1992-1997 dönemindeki sınır ötesi harekatlar öncesinde PKK'nın sınırı nasıl geçtiğini Birleşmiş Milletler dahil tüm uluslararası platformlarda delilleriyle ortaya koymuştu. Saddam Hüseyin döneminin özel koşullarından faydalanarak, tam bir uluslararası meşruiyetle bu harekatlar gerçekleştirildi.

Ankara'nın bugün aynı rahatlıkla davranabilmesi imkansız olsa da, Barzani yönetiminin bir "haydut oluşum" olarak dünyaya kabul ettirilmesi, hele ki Kürt aşiret lideri böylesine büyük bir aymazlık içindeyken elbette mümkündür. Barzani'nin bölgede başta İngiltere, Kanada ve Norveç olmak üzere çeşitli ülkelerin büyük şirketlerine önemli imtiyazlar vermesi ve özellikle ABD'de etkin bir lobi oluşturmuş olması bile, bu tutumunun üzerine gidildiği takdirde kendisini kurtaramayabilir.

Barzani, petrol fiyatlarını manipule etmek, bölgede "ulusal bilinç" yaratmak ve PKK unsurlarını da yönetimine entegre etmek amaçlı tehlikeli oyununun, kendisini bir "terör ağası" haline getirdiğinin farkında değil.

Sadece Birleşmiş Milletler Kurucu Antlaşması'nın 51. maddesi gerekçe gösterilse dahi, "önleyici müdahale" için gerekli olan silahlı saldırı vuku bulmuş, saldırıların süreceği de özellikle Barzani'nin PKK hamiliğinin ayyuka çıkması ile birlikte kesinlik kazanmıştır. Dolayısıyla bugün kısmen ABD'nin ve AB'nin bile kabul ettiği Türkiye'nin meşru müdafaa hakkı, Erbil'deki haydut yönetime doğru genişletilebilme imkanına sahiptir.

Unutmayalım ki, ne İsrail Lübnan'a girdiğinde elinde böylesine sağlam kanıtlar vardı, ne de ABD Afganistan'ı veya Irak'ı işgal ettiğinde eli bu kadar güçlüydü. Ancak tüm bu askeri operasyonlar, ilk aşamada birer "küresel emri vaki" olsa da, son aşamalarında hep bir Birleşmiş Milletler veya NATO meşruiyetiyle desteklenmişlerdi.

Kısacası Türkiye, yabancı basında yer alan Kandil haberleriyle, Barzani'nin ısrarla "Burada PKK yok" dediği beyanları yanyana getirse ve kararlılıkla savunsa bile, uluslararası toplumu ikna edebilir.

Uluslararası siyaset ve hukuk alanında meşruiyet sağlayacak bu ikna da, kısa vadeli bir taktik çözüm anlamına gelen askeri harekatın ötesinde, daha uzun vadede sonuçlar verecek stratejik bir manevra alanını Türkiye'ye açar.

HÜRRİYET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious