Google nereye koşuyor?

  • Giriş : 20.07.2006 / 00:00:00

İnternet hayatımızın bir parçası haline geldi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Büyük ümitler bağlanan bu yeni ortama para yatıranlar, bir süre sonra geri kaçmak zorunda kaldı. Büyük bir paylaşım ve e-ticaret haline gelen internet beklenen "geliri" yatırımcılara vermedi. Teknoloji firmalarının bulunduğu Silikon Vadisi'nde de pek çok firma kapısına kilit vurdu. Bu ümitsiz ortamda ayakta durmayı başaran siteler yayın hayatlarına devam etti. Bu dönemde Yahoo gibi portal siteler popülerlik kazanmaya başladı. İnternetin giriş noktası sayılabilecek bu siteler, oyundan, e-kart hizmetlerine, aramadan tatil yeri bulmaya kadar geniş yelpazede bir yayın sürdürüyordu.

Websiteleri denince her türlü hizmeti vermesi anlaşılan bir dönemde Amerikalı bir şirket sadece arama yapmayı vaat ederek yayın hayatına başladı. Sade arayüzü ile ilk önce biraz yadırganan site sadece arama yapma ile ne kadar ayakta durabileceği soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Ancak geçen zamanla bu arama sitesi yani Google, internette bilgi bulmak isteyen kişilerin başlangıç noktası oldu. Sadece arama ile başlayan site, zamanla e-posta, mesajlaşma programları gibi klasik hizmetlerin yanı sıra Google Earth gibi coğrafi konularda da hizmet sunan dev bir firma haline geldi. Google ile ilişkilendirilen işletim sistemlerinin her ne kadar yalan olduğu daha sonra ortaya çıksa da resimleri yayınlandı. Artık Microsoft'un tahtına göz diktiği söylentileri yayılan bu basit arayüzü ile beğeni toplayan şirket nasıl bu noktaya geldi ve bundan sonraki adımları neler olacak? Google'u kuran iki kafadar, Yahoo'yu kuran iki kişi gibi Stanford Üniversitesi'nden. Google'u kuran Larry Page ve Sergey Brin, okul gezisi sırasında tanışıyor. Larry'nin Sergey'i "küstah" olarak görürken Sergey'de Larry'nin "sevimsiz" olduğunu düşünmesine rağmen iki kafadarı internette arama konusunda düşündükleri birleştiriyordu. Varolan arama motorları, siteleri kodlarında yazan anahtar kelimelere göre ararken iki kafadar daha iyi bir sistemin var olabileceğini düşünüyordu. İkili, bir siteye ne kadar çok atıf yapılıyorsa o sitenin aranan site olduğunu düşünüyordu. Yani, bir sitenin arama ile ne kadar yakın olduğunu bulmak "PageRank" denilen sisteme bağlanmalıydı. "Adidas" diye arama yaptığınız zaman bu aramanın sonuçlarında çıkacak ilk site o sayfanın derecesine bağlıydı. Bunu tezlerinin baş konusu haline getiren ikili, araştırma sonuçlarında da başarı gösterince bu fikri benimsediler. Peki, Google bu şekilde mi büyüdü? Cevabın bir kısmı bu olsa da bu iki ayaklı bir gelişmeydi.

Google hem kullanıcıyı rahatsız etmeyecek hem de reklamverenlerin işini kolaylaştıracak bir sistem bulmuştu. Kullanıcının Google'da yaptığı aramaya göre sonuçların yer aldığı sitede reklâmlar yer alıyordu. "AdSense" olarak adlandırılan sistem ile Türkiye'den "çiçek" diye araştırma yapan kişi, Türk çiçek şirketlerinin reklâmları ile arama sonuçlarının yer aldığı sitede karşılaşabiliyordu. Ayrıca şirket, reklâm için en çok parayı veren şirketi arama sonuçlarının yer aldığı sitede en üste koymak yerine kullanıcıların daha çok ziyaret ettiği siteyi üste koyuyordu. Bu iki ayaklı sistem sayesinde Google, Yahoo ve AOL gibi ortaklıkların da etkisi ile 2004 yılında internette yapılan aramaların yüzde 84,7’sini gerçekleştirebilecek hale geldi.

Bu iki ayaklı sistem üzerinden büyüyen Google o kadar başarılı oldu ki artık pek çok sitede Google'un sistemine benzer reklâmlar görmek mümkün. Hatta Hotmail ya da Yahoo'da e-postalarınızı kontrol ederken Türk firmalarının reklâmları ile karşılaşmak artık olağan hale geldi. Bu reklâm sistemindeki başarı Google'un arama motorundaki başarısı ile birleşince büyüme için temel oluşmuştu. Google bu temelin üzerine, şirket yapısının da getirdiği çeşitlilikle ilerleme başladı. E-posta servisinden anında mesajlaşmaya kadar hizmet vermeye başlayan Google, online arama motorunu masaüstünü de arayabilecek şekilde programlaştırdı. Aranabilecek her şeyi arama heveslisi Google, masaüstü programı ile kullanıcıların sabit disklerine kaydettikleri doküman, resim, müzik ve diğer bilgileri aramasını sağladı. Bununla birlikte Google, dünyanın haritasının bulunduğu Earth programı ile de Amerika'da tanıdıklarınızın kaldıkları evleri kuşbakışı görmenize ya da hiç gidemediğiniz şehirleri gezmenize imkân sağlıyordu. Google, Earth programındaki NASA ile olan işbirliğini Ay ve Mars'ın sahip olunan haritalarını internete taşıyarak daha da genişletti. Google, bu adımlarının yanı sıra bedava sağladığı online hizmetlerle de kullanıcı sayısını arttırmakta. Amerikalı arama şirketi en son Microsoft'a karşı online bir Excel programını kullanıcıların hizmetine soktu. Takvim hizmeti de veren Google, yakında internet tabanlı Word programını kullanıcıların beğenisine sunacak.

Google'un bu kadar büyümesi tabii ki cepheleşmeleri de beraberinde getiriyor. Her eve bir bilgisayar girecek parolasının sahibi Bill Gates'in çocuğu Microsoft, arama sisteminde değişikliğe gitmeye çalışırken Google Earth'un gelişmiş bir versiyonunu Amerikan sokaklarında gezmeyi sağlayan bir program üretti. Yahoo, Google'un reklam programına karşı olarak daha rekabetçi bir sistemi yakında uygulamaya soktu. Rakiplerinin attığı adımların yanı sıra Google'un elinde bu kadar bilgi bulunması da bazı tartışmaları beraberinde getirdi. İnternetin indeksinin elinde bulunduğunu düşünebileceğimiz Google, bu bilgi ile neler yapabilecek henüz tam net değil. Bununla birlikte, Google'un e-posta servisi G-Mail’deki postaların sonsuza kadar silinemeyeceği de tartışmaların dozunu yükseltti. Sonuç mu? Şunu söyleyelim: Google, hayatımızda belli bir yere sahip olacak ancak Microsoft gibi bir firma olması uzak bir ihtimal.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious