Görüntü almak yerine imdada koştu

Görüntü almak yerine imdada koştu.8004
  • Giriş : 11.07.2009 / 21:13:00

Karaman'da su kanalına düşen iki çocukla ilgili olay yerine polisten önce ulaşan gazeteci makinayı bir kenara bırakıp suya atladı ama....

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Karaman'da su kanalına düşen 2 çocuktan birinin boğuldu olayda, bir yerel televizyon muhabiri polis ekibinden önce olay yerine ulaştı. Çekim yapmayı bir kenara bırakıp suya atlayan muhabir Bünyamin Katırcı, ''Önce çocukların hayatı önemliydi, daha çekim yapmadan üzerimdeki ceketi çıkarıp suya atladım'' dedi.

Medya tarihinin en çok tartışılan ve bir türlü netlik kazanmayan konusu hiç kuşkusuz ''Önce haber mi, insan mı?''... Bu soruya yıllardır farklı yanıtlar verilir. İletişim Fakültelerinde gazetecilik mesleğine başlayacak yetenekler, en çok belki bu konu üzerinde tartıştırılır. Gazetecilik bir meslek, ancak bu mesleği yapanlar aynı zamanda bir insan...

Haberci, sadece gözleyen ve zamanı geldiğinde ses kayıt cihazını çalıştırıp, fotoğraf makinesinin deklanşörüne basan mı, yoksa gerektiğinde insan hayatını her şeyin üstünde tutan biri midir?

''Önce haber mi, insan mı?'' tartışmasına en güzel örneklerden biri bugün Karaman'da yaşandı. Karaman'da yerel bir televizyonun muhabiri ''önce insan diyerek'' bir hayatı kurtardı. Bu olayın kahramanı Karaman'da yerel yayın yapan Gençliğin Sesi Televizyonu muhabiri Bünyamin Katırcı'ydı...

Televizyon binasında polis telsizi dinleyen Katırcı, bulunduğu yere yakın bir bölgede boğulma anonsları duydu. Bunun üzerine kamerasını alan Katırcı, motosikletine atlayarak olayın yaşandığı bölgeye hızla gitti. Polisten de önce olay yerine varan Katırcı, Çeltek Mahallesi Dağ Oteli mevkisinde vücutları bir çalı grubuna takılmış şekilde suda batıp çıkan çocukları gördü.

-''ÖNCE İNSAN DEDİ''

''Önce çocukların hayatı önemliydi, daha çekim yapmadan üzerimdeki ceketi çıkarıp suya atladım'' diyen Katırcı, AA muhabirine olayı şöyle anlattı:

''Benden bir kaç dakika sonra olay yerine Asayiş Şubeye bağlı bir polis ekibi geldi. Sivil polis memuru Mustafa Tekenci de benimle birlikte suya atladı, ikimiz birlikte çocukları sudan çıkardık. Çocuklardan birini kucaklarken, kalp atışlarını hissettim, bu nedenle daha fazla gayret gösterdim. Maalesef çocuklardan birini kaybettik, keşke ikisinin de yaşamını kurtarabilseydik.''

Polis memuru Mustafa Tekenci ise ''Gazeteci arkadaş suya atlayınca ben de cesaretlendim. Suyun derinliğinin yaklaşık 3 metre olduğunu sonradan öğrendim. Tek tesellimiz, çocuklardan birinin hayata yeniden dönmesi'' dedi.

Tüm müdahalelere rağmen hayata döndürülemeyen Ferhat Şimşek'in (15) ailesi, cenazenin bulunduğu hastanenin önünde sinir krizleri geçirdi.

-OLAY-

Çeltek Mahallesi Dağ Oteli mevkisinde, su kanalının kenarına oturarak serinlemek isteyen Ferhat Şimşek (15) ile arkadaşı Durmuş Kömür (14), oturdukları yerden kayarak kanala düştü, kuvvetli akıntıda yaklaşık 100 metre sürüklenen çocukları gören çevredeki bir kadın, durumu 112 Acil Servis ile polise bildirdi.

İhbardan yaklaşık 15 dakika sonra olay yerine ulaşan ilk kişi olan yerel televizyon muhabiri Bünyamin Katırcı, suya atlayarak çocukları, bir polis memurunun yardımıyla dışarı çıkarmayı başardı.

Ambulansla hastaneye kaldırılan Ferhat Şimşek, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamış, kalbi duran Durmuş Kömür ise acil sağlık ekiplerince 20 dakikalık uğraş sonucu kalp masajıyla hayata döndürülmüştü.

-MEDYA TARİHİNDE YAŞANAN İLGİNÇ OLAYLAR-

Amerika Birleşik Devletleri'nin Alabama Eyaleti Anniston kentinde 1983 yılında yaşanan olayda Cecil Andrews isimli genç, işsizliği protesto etmek amacıyla kendisini sokakta yakmaya karar verir. Önce bir yerel televizyon istasyonuna telefon ederek, gelip kendisini yakarken görüntülemelerini ister. Bir kameramanla yardımcısı önce polise haber verir ve ardından eylemin gerçekleşeceği alana giderler. Olay yerine ulaştıklarında ortalıkta kimse yoktur. Kamerayı kurarlar ve beklemeye başlarlar. Birkaç dakika sonra Cecil Andrews görünür. Ortalıkta polis ya da başka kimse yoktur. Andrews, üzerine benzin dökmeye başlar ve benzini tutuşturmak için birkaç kez kibrit çakar. Son denemede benzin ateş alır ve işsiz genç yanmaya başlar. Kameraman bütün olup bitenleri kaydetmektedir. Yardımcısı da olan biteni izlemektedir. Alevler gencin bütün vücudunu sardığında yardımcı genç harekete geçer ve elindeki not defteriyle yangını söndürmeye çalışır, ancak başarılı olamaz. O sırada olay yerine gelen bir itfaiye eri genci kurtarır.

Oregon Journal gazetesi muhabiri William T. Murphy bir sabah işe giderken, yolunun üzerindeki köprünün üzerinde bir olaya tanıklık eder. 40 yaşlarındaki bir kişi köprüden atlamaya çalışırken, karısı da onu eyleminden vazgeçirmek için ikna etmeye çalışır. Murphy, ilk fotoğrafını çeker. Murphy, köprüden geçen hiçbir aracın durmadığını fark eder. Yavaş yavaş, adamla kadına yaklaşan Murphy, intihar girişiminde bulunan kişiyi ikna etmek için konuşmaya başlar. Ancak bunların hiçbirisi işe yaramaz ve intihar girişimcisi eylemini gerçekleştirir. Murphy, köprüden kendisini bırakan bu kişinin üçüncü fotoğrafını da çeker. Murphy'nin gazetesi bu fotoğrafları yayımladığında oldukça öfkeli mektuplar gelir. Bir okuyucu mektubunda, ''Gazetecilik etiği, insan yaşamının haberden önce geldiğini söylemiyor mu?'' diye tepkisini dile getirir.

Washington Post gazetesi Lübnan muhabiri Nora Boustany ise bir anısını şöyle anlatıyor:

''Televizyon kameraları otelin önünde Anglikan Kilisesi elçisi Terry White'ın otelden çıkmasını bekliyorlardı. Bu sırada silah sesleri duyuldu. Sokakta yaralı insanlar vardı. Fransız Sipa ajansında çalışan Türk foto muhabiri Coşkun Aral ile Visnews muhabiri Lübnanlı Ali Musa, görüntü almayı bırakıp kurtarma çalışmalarına katıldılar. Bu iki gazeteci risk alarak hayat kurtarma cesareti gösterdi. Diğer gazeteciler de sadece ve sadece kendi profesyonel görevlerini yerine getirme cesaretiyle yetindi. Onlar için hayat kurtarmak, görüntü almaktan daha az değerliydi.'

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*