Gözün düşmanı hastalıklar!

  • Giriş : 22.03.2006 / 00:00:00

Diyabet, göz sağlığı için önemli bir tehdit. Göz tansiyonu ise düzenli kontrollerde yakalanılabilen sinsi bir rahatsızlık.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu nedenle diyabet hastalarının düzenli olarak göz doktoru kontrolünde de olması gerekir. İstanbul Cerrahi Hastanesi Göz Bölüm Başkanı Op. Dr. Sinan Göker, katarakt ve diyabet arasındaki ilişkiye dikkat çekerek ''Göz içinde bulunan normalde şeffaf olan merceğin yaşlılık, göze darbe gelmesi, şeker hastalığı, kortizonlu ilaç kullanımı gibi nedenlerle bulanıklaşmasına katarakt denir. Diyabet hastalarında katarakt daha sık görülür.

AYRINTILI MUAYENE ÇOK ÖNEMLİ
Ayrıntılı göz muayenesi sonucunda ameliyat kararı verilen hastanın genel durumu ve kullandığı ilaçlar kontrol edilerek kan sulandırıcıların kullanımına ameliyat öncesinde dahiliye uzmanının öngördüğü şekilde ara verilir. Katarakt ameliyatı öncesi kan şekeri regülasyonu çok önemlidir. Hastanın doktor kontrolü altında olması ve açlık kan şekerinin operasyon öncesi 200'ün altında olması gerekir.
Diyabete bağlı (retinopati) -retina kanamaları olan hastalara mutlaka ameliyat öncesi retina muayenesi yapılır, gerekirse FFA denilen retina filmi çekilir sızıntı ve oksijensiz kalan bölgelere argon lazer tedavisi uygulanır. Ameliyat daha sonra yapılır. Eğer ameliyat öncesi katarakt nedeniyle retina seçilemiyorsa ultrasonla göz arkası değerlendirilerek hasta bilgilendirilir. Diyabet hastalarında göz yaşı eksikliği sık görülür bu durumda yapay gözyaşı verilir ya da üst göz kapağındaki delikler tıkaçlar ile tıkanarak gözün ameliyat sonrası kuru kalması önlenir.
Diyabetik hastalarda göz bebeği zor büyür,ameliyat sırasında zorluk yaşanabilir, özellikle gözün renkli kısmında şeker hastalığına bağlı damarlaşma gelişmiş olan hastalarda ön kamara açısında da yeni damar oluşumu gelişebileceğinden; göz tansiyonu ameliyat öncesi dikkatle ölçülmeli ve ameliyat sırasında oluşabilecek kanamalar göz önünde bulundurulmalı ve ameliyat çok dikkatle yapılmalıdır.

BİR BAŞKA TEHDİT GLOKOM
Göz sağlığımız için tehlike oluşturan bir başka rahatsızlık ise ''Glokom'' ya da halk arasında bilinen adıyla göz tansiyonu. Göz küresinin içini dolduran sıvı göz içindeki bazı dokuların beslenmesi ve oksijen almasını sağlamaktadır. Sürekli olarak yenilenmesi gerekli olan bu sıvının göz içinde birikmesi göz tansiyonunun artmasına neden olur. Oluşan bu aşırı basınç görme siniri üzerinde baskı oluşturur. İşte görme sinirinin bu tansiyon nedeniyle hasar görmesine glokom denir. Her yaşta görülebilir, ancak görülme sıklığı ilerleyen yaşla birlikte artar. Akrabalarında glokom bulunan, yüksek miyop yada hipermetrop görme kusuru olan, kortizonlu ilaçlar kullanan, travma geçiren yada üveit gibi göz hastalıkları bulunan kişiler için risk daha yüksektir.

NASIL BELİRTİ VERİR?
Erişkinlerde görülen glokom vakalarının çok büyük çoğunluğu sinsi olup görme kaybı oluşuncaya kadar hiçbir bulgu vermez. Bazı hastalarda hafif derecede Ağrı ve göz yorgunluğu görülebilir. Glokom hastalığında erken teşhis çok önemlidir, çünkü tanı konuluncaya kadar geçen sürede oluşan görme sinirindeki hasarın geri döndürülmesi mümkün olmaz.Hastalığın tedavisinde üç yöntem kullanılır. En sık uygulanan tedavi göze damla uygulamasıdır. Bu tedavi ile kontrol altına alınamayan hastalarda ya da dar açılı glokom gibi bazı özel glokom türlerinde lazer tedavisi uygulanır. Örneğin bebeklerde görülen doğuştan glokomun tedavisi için endoskopik açı cerrahisi kullanılır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious