Greenpeace: "Bush, petrol şirketlerinin adamıydı"

Greenpeace:
  • Giriş : 21.02.2008 / 14:25:00

Greenpeace Uluslararası Başkanı Gerd Leipold, kişi başına düşen sera gazı salınım oranı en yüksek ülkenin ABD olduğunu vurgulayarak, küresel ısınma konusunda gezegende bir eşitsizlikten söz edilecekse, Bush Hükümeti'nin irdelenmesi gerektiğini kaydetti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Leipold, "Bush petrol şirketlerinin adamıydı ve daima da öyle kaldı. Bush iklim değişikliğini hiç anlamadı ve bunu ciddiye almadı. Kendi bilim adamlarını dinlemedi. Enerji sorunuyla başa çıkmak için, enerjide bağımsızlık için eski moda yolları kullanmakta ısrar etti ve iklim değişikliğini görmezden geldi. Bu, tarih kitaplarında dünyanın en güçlü ülkesinin lideri tarafından sergilenmiş sorumsuz bir hareket olarak yer alacak" dedi. Greenpeace Uluslararası Başkanı Gerd Leipold, İpek Cem'in NTV'de yayınlanan "Dünyayı Yönetenler" programının konuğu oldu. Cem ile Amsterdam'da görüşen Leipold, küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda ülkelerin izledikleri politikalarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Küresel ısınmanın nedeni olan sera gazlarının atmosfere salınmasının azaltılmaması durumunda bugün yaşananların gelecekte yaşanacakların yanında hafif kalacağına dikkat çeken Leipold, "Sanayileşmiş dünya bugün sera gazlarının salınımının yüzde 80'inden sorumludur ve bunu zengin olmak ve büyüyen bir ekonomiye sahip olmak için yapmıştır. Bu nedenle bugüne kadar sorunlara neden olan ülkelerin sera gazı salınımlarını azaltması gerekeceğine ve bu salınımın sonuçlarıyla mücadele etmenin maliyetini karşılamaya katkıda bulunması gerekeceğine hiç şüphe yoktur" dedi. Bazı kaynaklara göre, 2009'da Çin'in, sera gazı salınımında ABD'yi geride bırakacağının hatırlatması üzerine Leipold, "Kyoto Protokolü'nün müzakerelerinde, Çin Hükümeti, birçok hükümete kıyasla kendini geliştirmeye çok açıktı. Gelecekte yaşanacak sorunda rollerinin ne olduğunu biliyorlardı. Ayrıca, geçmişte ne olmuşsa olsun, gelecekte iklim değişikliğinin bir noktada Çin'i de vuracağının farkındalar" diye konuştu. ABD'de kişi başına düşen gaz salınımı oranının, Çin'de kişi başına düşen gaz salınım oranından çok daha yüksek olduğuna dikkat çeken Leipold, şöyle konuştu: "Bu nedenle, gezegen üzerinde bir eşitsizlikten söz edeceksek, Amerika Birleşik Devletlerini ve özellikle de Bush Hükümetini irdelemeliyiz. Amerika'da hâlâ bazı güzel gelişmeler oluyor; ama George Bush petrol şirketlerinin adamıydı ve daima petrol şirketlerinin adamı olarak kaldı. Bush iklim değişikliğini hiç anlamadı ve bunu ciddiye almadı. Kendi bilim adamlarını dinlemedi. Enerji sorunuyla başa çıkmak için, enerjide bağımsızlık için eski moda yolları kullanmakta ısrar etti ve iklim değişikliğini görmezden geldi. Bu, tarih kitaplarında dünyanın en güçlü ülkesinin lideri tarafından sergilenmiş sorumsuz bir hareket olarak yer alacak."

-"ABD, KÖTÜ ÖRNEK OLUŞTURUYOR"-

ABD'de başkanlık seçimleri öncesi adayların çevre politikalarını ön plana çıkarmasına dikkat çekilerek yöneltilen bir soru üzerine Leipold, şunları söyledi: "İçinde bulunduğumuz bu durum, olumlu bir gelişme. İki, üç yıl önce hiç kimse iklim değişikliği konusunun ABD Başkanlık seçimlerinde bir rol oynayacağını düşünemezdi. Ama bugün Cumhuriyetçi Parti'den John McCain iklim değişikliği konusuna en fazla ilgi gösteren isim. Demokrat Partideki adaylar Obama ve Clinton da "iklim değişikliğini ciddiye almalıyız" diyor. Bu nedenle ABD'deki Başkanlık seçimlerinde hangi parti kazanırsa kazansın, bir önceki yönetime göre büyük bir değişiklik yaşanacak. Bunun yaşanması gerekiyor, çünkü ABD sera gazı salınımının büyük bir kısmından sorumlu ve aynı zamanda 'ne istersek yaparız; zenginliğimiz tartışma konusu olamaz' diyerek kötü bir örnek oluşturuyor."

-TÜRKİYE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINA YATIRIM YAPMALI-

Leipold, "küresel ısınmanın Türkiye üzerinde ne tür etkileri olacağı ve ne tür önlemler alınabileceği" şeklindeki soru üzerine, iklim değişikliği sorununun bir maliyet unsuru olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılması gerektiğine dikkat çeken Leipold, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünyanın her yerinde enerji altyapısının büyük bir kısmı hâlâ eski ve yenilenmesi gerekiyor. Şimdi bunu doğru bir şekilde yapabiliriz. Yenilenebilir enerji kaynaklarının sayısız avantajından biri de, bunun daha çok yerel sanayiye yönelik olmasıdır. Yerel sanayiler, ülke dışından gelen petrole ve doğal gaza bağımlı değildir. Küçük çapta ve yeni işler daha fazla iş imkanı yaratır. Böylece yerel ekonomi de gelişir. Yenilenebilir enerji kaynağına yöneliyorsanız, o zaman çatınıza bir panel koymanız gerekir; ya da rüzgar gücünden yararlanacaksanız, rüzgar türbinlerinin inşasını üstlenecek yerel bir şirketle çalışmalısınız. Başka bir ülkeden çokuluslu bir şirketin gelmesini bekleyemezsiniz. Bunu kendi bölgenizde yaparsınız ve iş imkanları yaratırsınız, hizmet sunarsınız. Bütün bunları yerel düzeyde yaparsınız. Uluslararası enerji krizlerinin ve petrol krizlerinin gelişimine baktığınızda, rüzgar enerjisinden, güneş enerjisinden elektrik üretebilen herkes, petrole bağımlı olanlara göre uzun vadede daha mutlu olacak."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious