Gül, BM Genel Kurulu'na hitap etti

  • Giriş : 23.09.2006 / 00:00:00

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Birleşmiş Milletler (BM) 61. Genel Kurul çalışmaları kapsamında Genel Kurul'a hitap etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


ORTA DOĞU

Orta Doğu meselesine değinen Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Lübnan'daki çatışmalar ve ağır tahribatın BM'ye olan inancı sınadığını ve neticede, üye devletlerin kararlılığının ortaya konabildiğini belirtti. Abdullah Gül, "Lübnan'daki krizin başından itibaren Türkiye aktif bir diplomasi izlemiş ve akan kanı durdurabilmek için yürütülen uluslararası çabaların en ön saflarında yer almıştır. Bu dönemde ihtilafın tüm taraflarıyla yakın temas içinde olduk. Ayrıca Lübnan halkına insani yardım sağladık ve on binlerce yabancı ülke vatandaşının acil tahliyesine yardımcı olduk. Doğru yönde atılmış önemli bir adım olarak gördüğümüz 1701 sayılı BMGK kararını destekliyoruz. Ancak, halen devam eden birçok sorun karşısında bu kararı, bölgeye barış ve istikrar getirme yönünde atılmış bir ilk adım olarak görüyoruz. Bu anlayışla, Lübnan Hükümeti'nin siyasi egemenliğini yeniden tesis etme amacına matuf bu kararın uygulanmasına aktif katkıda bulunmaktayız. Gerçekten, 1701 sayılı kararın sunduğu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz. Ümidimiz, bu kararın ardında yatan iradenin, tüm bölge için geniş bir siyasi perspektife dönüştürülebilmesidir. Lübnan'daki trajik olaylar bize tek taraflılığın doğru yanıt olmadığını ve güç kullanımının çözüm getirmediğini kanıtlamıştır. Aynı şekilde, bu olaylar Orta Doğu'daki sorunların özünde Filistin meselesinin yattığını herkese açıkça göstermiştir. Konu sadece iki taraf arasındaki basit bir ihtilaf değildir. Herkesin ağır bir bedel ödediği ve küresel düzeyde tahrip edici etkileri olan bir sorundur. Gerçekten, bu sorunun devamı tüm dünyada aşırılığın meşru kılınması için istismar edilmektedir. Bu nedenle, Orta Doğu'da kalıcı barış yönünde ilerleme sağlanması diğer sorunlar üzerinde de olumlu etki yapacaktır" dedi.

Abdullah Gül, bu bağlamda, herkesin Lübnan'da meydana gelen olaylardan gerekli dersleri çıkardığını gözlemlemekte olduğunu ve şimdi, bu trajedinin ışığında, yeni bir barış inisiyatifinin başlatılabilmesine imkan veren farklı bir ortam doğduğunu söyledi. Gül, "Zaman, Orta Doğu barış sürecini yeniden rayına oturtmak için taze bir çaba içine girme zamanıdır. Bu itibarla, ilgili tüm taraflara ve uluslararası topluma bu fırsatın kaçırılmaması yönünde içten bir çağrı yapıyoruz. Şimdi barış yolunu ısrarla takip edecek kuvvetli ve kararlı bir liderliğe ihtiyaç duyulmaktadır" dedi.

KÜLTÜRLER ARASI UYUM

Orta Doğu sorununun yarattığı artan adaletsizlik duygusunun, kültürel algılamaları da olumsuz yönde etkilediğini belirten Abdullah Gül, bölgedeki gelişmelerin, sağlanması için yoğun çaba sarf edilen kültürler arası uyum yönündeki umutları baltalamasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.

Gül, kültürler arasındaki karşılıklı anlayışın iyileştirilmesinin küresel uyum için vazgeçilmez olduğuna inandığını ve Türk ve İspanyol Başbakanlarının Genel Sekreter tarafından hayata geçirilen Medeniyetler İttifakı girişimine eş-sunuculuk yapmasının yegane sebebinin de bu olduğunu belirtti. Gül, "Amacımız farklı toplumları insanlığın ortak birikiminde birleştiren değerleri öne çıkartmaktır. Medeniyetler İttifakı çerçevesinde kurulan Yüksek düzeyli Grup yakında Genel Sekreter'e bu yönde kapsamlı bir rapor sunacaktır. Raporun kültürler arası diyalogu geliştirmeye yönelik somut ve pratik tedbirlere yer vermesi öngörülmektedir. Esasen, içinde bulunduğumuz aşamada böyle bir belgeye tüm dünyanın ihtiyacı vardır. Bu itibarla girişimin üye devletlerin güçlü ve samimi desteğini arkasına alacağını ümit etmekteyiz" diye konuştu.

IRAK

Orta Doğu üzerine odaklanırken Irak'ın da gözden kaçırılmaması gerektiğini belirten Gül, etnik ve mezhepsel şiddetten arındırılmış, demokratik ve müreffeh bir Irak'ın kurulabilmesinin diğer sorunlar kadar acil bir ihtiyaç olduğunu ifade etti. Gül, bu bağlamda, Irak'taki şiddet nedeniyle çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini ve Irak halkına ulusal bir uyum ve oydaşma sağlamaları ve aralarındaki farklılıkları diyalog ve demokratik süreçler yoluyla çözmeleri yönünde yardım edilmesi gerektiğini vurguladı. Gül, bu yönde en başta çaba sarfetmesi gerekenlerin de bizzat Irak halkının kendisi olduğunu sözlerine ekledi.

TERÖRİZM

Gül, geçtiğimiz yıl boyunca terörizmin, masum insanların hayatlarına mal olmaya devam ettiğini ve bu bağlamda terör eylemlerinin hiçbir şekilde mazur görülemeyeceğine dair gerçekçi bir anlayışın giderek yerleşmekte olduğunu dile getirdi. Gül, "Bu mücadelede çifte standartlara ve teröristler arasında ayrımcılık yapılmasına tahammülümüz bulunmamaktadır. Aynı şekilde, asırlar boyunca bir baskı ve korku yöntemi olarak varolan terörizmin hiçbir kültür veya dinle doğrudan bağlantısı olmadığını da aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu itibarla, terörizmi herhangi bir inanç sistemiyle özdeşleştirme konusunda çok ihtiyatlı olmalıyız" dedi.

KIBRIS

Gül, 2004 yılında yapılan referandumlarda BM'nin Kapsamlı Kıbrıs Çözüm Planı'na olumlu oy veren Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplumun beklentilerine de olumlu karşılık verdiğini ancak, Genel Sekreter'in yoğun ve içten çabalarına rağmen, Kıbrıslı Rumlar'ın anılan planı reddettiğini hatırlattı.

Gül, "Planın reddine rağmen, Türk tarafı Kıbrıs meselesinin, Genel Sekreter'in iyi niyet misyonları sürecinde oluşmuş olan yerleşik parametreler çerçevesinde adil, barışçıl ve kapsamlı bir çözüme kavuşturulması hedefine halen bağlı bulunmaktadır. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Genel Sekreter'in bu yöndeki misyonuna tam ve güçlü destek vermeye devam etmektedir. Gerçekten de, tüm Ada halkına kalıcı barış, işbirliği ve refah sağlayabilecek tek sağlıklı platform Birleşmiş Milletler olarak durmaktadır. Türk tarafı hala Kıbrıs Rum liderliğinin Kıbrıslı Türk karşıtlarıyla siyasi eşitlik temeline dayalı yeni bir ortaklık kurulması vizyonu doğrultusunda hareket edeceğini ümit etmektedir" diye konuştu.

Gül, Kıbrıs Türk tarafının 8 Temmuz anlaşmasına desteğini vermiş olduğunu ve zaman içinde bu anlaşmanın uygulanabilmesi amacıyla BM tarafından yapılan önerileri de onayladığını belirtti. Gül sözlerine şöyle devam etti: "Bu yeni sürecin temel noktası, Ada'daki iki lider arasında özlü konulara ilişkin kapsamlı müzakerelerin başlamasına dayanmaktadır. Öte yandan, Ada'daki tüm kısıtlamaların eş zamanlı olarak kaldırılmasın öngören 24 Ocak 2006 tarihli önerimiz de halen masada durmaktadır. Bu çağda, adil olmayan kısıtlamalar altında yaşamak mantığa aykırı bir durum teşkil etmektedir. Kıbrıslı Türklerin küresel ekonomiyle bütünleşmeye başlamaları için artık zaman gelmiştir. Genel Sekreter'in çağrıları paralelinde, uluslararası topluma vaadlerini yerine getirmesi ve hiçbir hukuki veya ahlaki temeli olmayan tecridin sona erdirilmesi yönünde kuvvetli bir çağrıda bulunuyoruz."

KAFKASYA

Kafkasya'daki donmuş ihtilafların herkesin acil ilgisini beklemekte olduğunu belirten Gül, Dağlık Karabağ sorununun Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözümlenmesi bölge barış ve refahı bakımından hayati önem taşımakta olduğunu söyledi. Gül, Türkiye'nin bölgenin işbirliği temelinde yükselen bir refah alanı olmasını istediğini kaydetti.

AFGANİSTAN

Türkiye'nin Afganistan'daki siyasi süreci ve yeniden imar çabalarını desteklemeye devam ettiğini belirten Gül, Türkiye'nin ISAF bünyesindeki kuvvetli varlığına ek olarak aynı zamanda Vardak eyaletinde bir İl İmar Ekibi oluşturduğunu ifade etti.

TÜRKİYE'NİN GÜVENLİK KONSEYİ ADAYLIĞI

Türkiye'nin son iki yıldır, 2009-2010 döneminde Güvenlik Konseyi üyesi olabilmek için yoğun bir kampanya yürüttüğünü belirten Gül, "Türkiye bu organda en son 1961 yılında temsil edilmiştir. Bu garip bir durum teşkil etmektedir. Bu itibarla ve eşit rotasyon ilkesi uyarınca, Güvenlik Konseyi'nde temsil edilme zamanımızın çoktan geldiğine inanıyoruz. Türkiye'nin üyeliği Güvenlik Konseyi'nin çalışmalarına fevkalade önemli bir katkı yapacaktır. Eşsiz özelliklerimizle Konsey'in çalışmalarına farklı bir zenginlik kazandıracağız. Üyeliğimiz, insanlığın haklı umutlarının gerçekleştirilmesinde BM'nin giderek önem kazandığı bir dönemde, Konsey'e yeni bir perspektif ve bakış açısı getirecektir" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious