Gül, kimin cumhurbaşkanı olacak? (YORUM)

Gül, kimin cumhurbaşkanı olacak? (YORUM).13044
  • Giriş : 24.08.2007 / 22:07:00

Önce Devlet Bakanı, Dışişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı, Başbakan oldu. Şimdi Çankaya'ya çıkmaya hazırlanıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


ALİ BAYRAMOĞLU yazdı...

Abdullah Gül'ün öyküsü Türkiye'nin öyküsüyle paralellikler taşır.

Zira Gül bir yanıyla "İslami kesimin kendi iç dinamikleriyle görece sekülerleşmesini simgelemekte", diğer yanıyla "laik kesimin demokratikleşme eğiliminin gücüne işaret etmekte"; bir anlamda Türkiye'yi yansıtmaktadır…

Çok değil bundan 7 yıl önce TBMM'deki Gümrük Birliği tartışmaları sırasında, AB'yi bir "Hıristiyan Kulübü" olarak tanımlayan bir siyasetçinin, son 4 yıl içinde AB-Türkiye ilişkilerinin en önemli mimarlarından birisi olarak ortaya çıkması, din ve siyaset arasına ciddi ve aşılmaz barajlar koyan çağa uygun ve seküler muhafazakâr bir model oluşturması son derece önemli ve anlamlı bir gelişmedir.

Bu da bir anlamda dindar, daha doğrusu İslami kesimin laiklik ve sekülerlik kavramlarıyla tanışmasının önemli kanıtlarından birisidir.

Şöyle de ifade etmek mümkün: "Türkiye'de laiklik ya da dindarlık temelinde yaşanan bir kutuplaşma ekseninde, taraflar homojen bir kutup olmak yerine, kendi içlerinde farklılaşarak heterojenleşmişler, bu farklılaşma yeni bir sentezin tohumlarını atmıştır."

Gül, yüzde 47'lik AK Parti oyu ve bu oyun niteliği dikkate alınacak olursa sadece muhafazakar kesimin değil, laik kesimin demokratlarının, demokrat solun ve liberallerin de Cumhurbaşkanı adayıdır…

Denebilir ki Gül, bu "sentezin hem bir meyvesi hem bir göstergesi"dir. Bu anlamda iki kesimin değişimini, iki kesimin buluşmasını temsil etmektedir. Ve bu yönüyle toplumun Cumhurbaşkanı olacaktır…

2007 baharında Türkiye'nin önünde iki yönlü bir demokrasi sınavı vardı.

Özellikle Gül'ün adaylığının açıklanmasından sonra ilk sınav başlamış ve soru şu olmuştu: Sistem siyasi partileri ve devlet kurumlarıyla bu durumu sindirecek mi? 1982 Anayasa'nın öngördüğü iki başlı yürütme ya da devlet iktidarı siyasi iktidar ayrımı modelinin sona ermesini kabullenebilecek mi?

Malum sistem bu sınavdan geçemedi.

Devreye büyük jürinin, yani toplumun devreye girmesiyle sınav tekrarlandı, soru tazelendi ve sorun aşıldı.

Şimdi ikinci sınav başlıyor.

Çankaya'yı, TBMM Başkanlığı ve muhtemelen hükümeti elinde bulunduran bir siyasi parti, kendini denetleyecek ve frenleyecek mekanizmalar geliştirebilecek mi? Örneğin Gül'ün YÖK'e, rektörlere, Anayasa Mahkemesi üyelerine yönelik atama politikası cemaatçi mi olacak liberal mi? Gül, hükümetten gelecek atama kararnamelerine tarafsız bir gözle mi yaklaşacak yoksa partili bir gözle mi?

İkinci sınav da budur…

Bir yandan son 10 yılın deneyimlerinin özellikle AK Parti gibi yapılarda ürettiği siyasi olgunluk ve demokratik temkin, öte yandan Gül'ün kişiliği ve temsil ettiği sentez bu konuda, bu sınav açısından önemli bir güvencedir.

Türkiye bu sınavı rahatlıkla geçecektir.

Meseleye bu açıdan baktığımız zaman Türkiye ve Türk demokrasisinin kritik bir eşikten geçtiği söylenebilir…

Açık:

Uzun süre İslami kökenli addedilen bir siyasi parti ve siyasi aktörler siyasi merkeze tüm gücüyle damgasını vuruyor ve her geçen gün merkezî bir özellik kazanıyor. Ülke emekli ve devlet dengeleri gözeten Cumhurbaşkanı modelini de terk etmeye hazırlanıyor. Asker, kışla ile siyaset arasında huzursuz bir şekilde zihni ve siyasi gezintiler yapıyor. Bu çerçevede "laiklik elden gidiyor, karşı devrim gerçekleşiyor" üzerine kurulu, toplumsal karşılığı bulunmayan siyasi seferberlik çabaları son ciddi kurşunlarını atıyor.

Bir toplumsal gelişmenin önünde köhne siyasi yapıların direnç göstermesi mümkün değildir.

Toplumsal gelişme siyasi gelişmeyi peşinden sürükler ve sürükleyecektir…

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious