Gül: Genelkurmay ziyaretimiz önceden planlanmıştı

  • Giriş : 22.06.2007 / 08:56:00
  • Güncelleme : 22.06.2007 / 09:07:45

Gül, Genelkurmay Başkanlığı'na yapılan ziyaretin 3-4 gün önceden planlandığını belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, ABD ile terörle mücadele konusundaki işbirliğinin yeterli olmadığını, ancak bu konuda ''topu sadece dışarı atmanın'' da yanlış olacağını kaydetti.
Kanal 7 Televizyonu'nda yayımlanan ''Başkent Kulisi'' programına katılan Abdullah Gül, Türk dış politikası ve iç gelişmelere dair soruları yanıtladı.
Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanlığı'na yaptıklarıziyarete ilişkin soru üzerine, bunun 3-4 gün önceden planlanan bir ziyaretolduğunu ve bu kadar önemli gündem maddeleri içinde ve terörle mücadelesürerken bu tür görüşmelerin gayet normal olduğunu kaydetti.
''Kimse zannetmesin ki Türkiye seçime gidiyor, hükümet sadece seçimle ilgili, bu konu göz ardı ediliyor. Kimse böyle düşünmesin'' diyen Gül, ziyaretin bu çerçevede birçok konunun gözden geçirildiği bir ziyaretolduğunu bildirdi.
Gül, hükümet ile TSK arasında sınır ötesi operasyon ve terörlemücadele konularında görüş ayrılıkları bulunduğu yönünde bir izlenimoluştuğunun hatırlatılması üzerine, böyle bir durum varmış gibigöründüğünü ama böyle birşeyin söz konusu olmadığını kaydetti. ''Türkiyeiçin bu kadar önemli olan bir konuda asker- sivil ayrımı söz konusuolamaz'' diyen Gül, bu konuda TSK ile mutabık görüşlerinin olduğunu veyakın istişare içinde olduklarını bildirdi.
Böyle bir konuda ''asker ve hükümet ayrı'' diye bakmanın yanlış olacağını,böyle bir intibanın çıkmış olabileceğini ama bunun niyetini aşmış konuşmalardan kaynaklanabileceğini söyleyen Gül, ''Kimsenin böyle bir görüntü verme niyeti söz konusu olamaz. Böyle bir konuda tam bir istişare ve kararlılık içinde hareket ediyoruz. Böyle bir lüksümüz asla söz konusu olamaz'' diye konuştu.
Terörle Mücadele Kurulunda ne gibi kararlar alındığının sorulması üzerineGül, bu kurulun bir koordinasyon kurulu olduğunu, operasyonel kararlaralmadığını hatırlatarak, kurulda ilgili devlet kurumları arasındakoordinasyon sağlandığını, ihtiyaçların belirlendiğini kaydetti. Gül, toplantıda bununla ilgili kurumlardan listeler geldiğini, kiminneye ihtiyacı olduğunun belirtildiğini ve bunların hemen herhangi birbütçe düşünülmeden onaylandığını bildirdi.

MAYIN TUZAKLARI

Gül, mayın tuzakları ile ilgili soruya karşılık da, bu mayınların bazenuzaktan kumandalı, bazen kablolu şekilde yerleştirildiğini söyleyerek, sonsaldırılarda yol yapılırken yani asfalt dökülürken mayınların yolun altınayerleştirilmiş olduğunu ifade etti.
Bir dönem yolların neden asfaltlanmadığının konuşulduğunu anımsatan Gül,bunun üzerine bütün yolların yapıldığını ama teröristlerin simdi başka taktiklere başvurduğunu kaydetti. Gül, bu mayınları engelleyeceksistemlerle ilgili tedbirlerin alınmakta olduğunu, terörle mücadele edenkurumların ihtiyaçlarını bildirdiğini, kendilerinin de bunları hemenkarşıladıklarını belirtti.
ABD'nin terör örgütü PKK ile mücadele edeceğine yönelik umut olup olmadığının sorulması üzerine Gül, bu soruyu yanıtlayabilmek için öncedoğru analiz yapılması gerektiğini bildirdi. ''Eğer analizleri sağlıklıyapmazsak, topu başka yere atarız, esas sorunu çözemeyiz'' diyen Gül,terörün Türkiye'nin içinde de olduğunu, geçen sene başlamadığını, 30senedir uğraşıldığını, Doğu Anadolu'da yolların kesildiği acılıdönemler yaşandığını hatırlattı.
Gül, sınır kenti olmamasına rağmen Tunceli'de de terör bulunduğunubelirten Gül, ''Türkiye'yi bırakıp topu sadece dışarı atarsak bu bizi yanıltır'' dedi. Kuzey Irak'ın kontrolsüz bir bölge olduğunu ve Irak'ıntamamının karmaşa içinde olduğunu söyleyen Gül, teröristlerin böyle kaosiçindeki yerleri sevdiğini, kendilerine sığınma alanı bulduklarınıbildirdi.
Otorite boşluğundan dolayı eskiden beri Irak'ta kamplar olduğunu, terörörgütü başı Öcalan yakalandıktan sonra militanlarının bu kamplaraçekildiğini söyleyen Gül, bu mücadelenin hiç durmadığını, halk dakazanılmaya çalışılarak çok boyutlu bir şekilde sürdürüldüğünü bildirdi.Gül, demokrasinin önemine de işaret ederek, ''Demokrasi tek basınaterörü mağlup edemez ama teröristi izole eder'' dedi.
AB reformlarının terörle mücadeleyi zaafa uğrattığı yolundaki yorumların hatırlatılması üzerine Gül, tam tersine özgürlük alanının genişlemesinden en çok rahatsız olanların teröristler olduğunu belirtti. Teröristlerin halkı kaybetmeye başladıklarını gördüklerini ve faaliyetlerine bunun üzerine yeniden başladıklarını belirten Gül, terörün baskı, zulüm ve olağanüstü hal isteyerek, böylelikle kendine gerekçe yarattığını bildirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın terör örgütünün siyasallaşmaya başladığına ilişkin bazı sözler sarfettiğinin belirtilmesi üzerine Gül, Meclis'te ilk Kürtçe yemin edildiği dönemdeki vekillerin Baykal'ın mensubuolduğu partinin bünyesinde TBMM'ye girdiğini anımsattı.

ABD'DEN BEKLENTİLER

ABD'den beklentilere ilişkin soruya karşılık Bakan Gül, ABD'den beklentilerinin çok olduğunu çünkü artık Türkiye'nin komşusu olduğunu ifade etti. ''Tabi ki ABD bize yardımcı olmak zorundadır, kendilerindenbeklentimiz bizim hakkımızdır. Sadece Bağdat'ı, Basra'yı kontrol ederim,kuzeyi kontrol etmem deme hakkı yoktur'' diyen Gül, şimdiye kadarkiişbirliğinin yeterli olmadığını kaydetti.
Sınır ötesi harekat konusundaki soruya karşılık da Gül, böyle biroperasyonun insanla yapılacağını, herkesin çocuğunu kendi çocukları gibidüşündüklerini, böyle bir mücadele sırasında tabi ki şehid de verilebileceğini, eğer bir savaş içinde olunursa bunların göze alınmak zorunda olunduğunu söyleyerek, ama bu kayıpların.minimize edilmesi ve başarılı olunmasının da önemli olduğunu bildirdi.
Bu konunun seçim kampanyasının bir parçası yapılması durumunda samimiyetsiz olunacağını belirten Gül, şunları kaydetti:
''Aslında herkesin bizi takdir etmesi gerekir. Bizim yerimizde başkasıolsaydı, bu sorumluluk duygusu içinde değil, dört gazete manşetidoğrultusunda hareket eder, sonra da bunu seçim kampanyasının parçasıolarak lanse ederdi. Biz tam tersine böyle yapmıyoruz, dikkatli hareketediyoruz. Ama tabi ki bu demek değil ki hiç birşey yapılmaz, her şeymasanın üstündedir. Ama bütün bunlar büyük bir sorumluluk duygusu içinde,netice alacak şekilde ve nihayetinde bu işi yapacak olan askerlerimizin,istihbarat teşkilatımızın tavsiyeleri ve analizlerinin sonucuna göreyapılır''.

HUDSON ENSTİTÜSÜ

Hudson Enstitüsündeki senaryo ile ilgili soruya karşılık Gül, bu konuda fazla bir şey eklemek istemediğini söyledi.
Gül, Genelkurmay'ın açıklamasını tatmin edici bulup bulmadığının sorulmasıüzerine de, ''Türkiye açık bir toplum, herkes düşüncesini paylaşıyor buülkede. Açıklamalar da yapıldı zaten'' dedi.
Söz konusu senaryoları Türkiye'nin dış politika kararlarına nüfuz etmeçabası olarak görüp görmediğinin sorulması üzerine de Bakan Gül, şunlarısöyledi:
''Olabilir, yapacağımız her şeye bizim kendimizin karar vermesi lazım.İnisiyatifin tamamen bizde olması lazım ve böyledir de. Hükümet tahrikleregelerek veya bazı çevrelerin yönlendirmesi ile hareket etmez. Hükümetkendi devlet kurumları, kendi güvenlik teşkilatlarının ciddi tahlilleri vetavsiyelerini dikkate alır ve bunlar neticesinde hareket eder''.

"ÜMİT EDİYORUM Kİ ANAYASA MAHKEMESİ BU KEZ DAHA ÖNCEKİ GİBİ DAVRANMAZ, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ DİKKATE ALARAK HAREKET EDER"

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle ilgili Anayasa Değişikliği paketinin Anayasa Mahkemesine gittiğine işaret ederek, "Ümit ediyorum ki Anayasa Mahkemesi bu kez daha önceki gibi davranmaz, gerçekten hukukun üstünlüğünü dikkate alarak hareket eder" dedi.
Kanal 7 Televizyonu'nda yayımlanan "Başkent Kulisi" programına katılan Abdullah Gül, Türk dış politikası ve iç gelişmelere dair soruları yanıtladı.
Muhalefet partilerinin AB ve Kıbrıs gibi konularda AK Parti'ye karşı olan eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Gül, şunları söyledi:
"AB süreci Türkiye'yi zayıflatmış mı, fakirleşmiş mi? Hamasetle dış politika olmaz. Kıbrıs'tan bir tane asker mi çektik? Bir metrekare toprak mı verdik? Kıbrıs'ın geleceğini kararttık mı? AK Parti iktidar olmadan önce Kıbrıs'ta bir kişiye düşen milli gelir 4800 dolardı, şimdi 11200 dolar oldu, yüzde 50'nin üstünde gelir artışı sağlamışız 4,5 sene içerisinde. Kıbrıs daha mı zayıfladı, daha mı çok güçlendi? Kıbrıslılar daha mı çok milli davlarına sahip çıkacaklar, daha mı az? Kıbrıs'ın önü daha mı kapalı daha mı açık? Böyle hamaset yapıp yalan söylemesinler, çok ayıp birşey bu" KKTC'nin cumhurbaşkanının eskiden sadece New York'a gittiğini ve sadece BM ile görüştüğüne dikkati çeken Gül, AK Parti iktidarının Kıbrıs politikası neticesinde KKTC Cumhurbaşkanının ilk önce Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref tarafından ilk kez resmen davet edildiğini, sonra ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya, Finlandiya dışişleri bakanlarının, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nu resmen kendisiyle görüştüklerini, ayrıca KKTC'nin ilk kez 10'a yakın ülkede büro açtığını hatırlattı.

"ÇOK AYIP EDİYORLAR"

Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
"KKTC'ye gidin bakın, 30 yılda yapılan yoldan daha fazla yol yapılmıştır, çift yol yapılmıştır. Kaç tane 5 yıldızlı otel yapılmıştır. Antalya'daki otellerden daha güzel oteller yapılmıştır, 7 yıldızlı otel yapıldı Kıbrıs'ta. Neden oluyor bunlar? Kıbrıs satıldığı için mi oluyor? Çok ayıp ediyorlar.
AB süreciyle Türkiye'nin ekonomik gücü çok daha artmaya başladı. AB sürecinin ekonomiye o kadar çok yardımı oldu ki, demokratik reformlar, ekonomik reformlar, tümü AB sürecinin de bir parçasıdır. AB süreci kötüyse, niçin o zaman 1960'dan beri tüm hükümetler bunun için uğraşmış?. Bunlar tamamen hamasettir ve çok acı şeylerdir. Türkiye'nin önü açılmıştır.
Bugün bakkallar bile biraraya gelip süpermarket oluyor. Böyle bir ortam içerisinde dünyada herkes birleşiyor. AB ile 40 yıldır uğraşılmıştır müzakereye başlayalım diye, maalesef yapılamamıştır. Niçin yapılamamış? 1990'lı, 1970'li yıllarda hep fırsatlar kaçtı. o zaman çok daha kolaydı. 1990'lı yıllarda koalisyon hükümetleri, iç krizler, ekonomik krizler o noktaya gelmiştir ki, Türkiye 'ev ödevimi yapayim, AB'ye ben hazırım' diyememiştir. Halbuki en kritik dönemdir. Sovyetler çökmüş, Doğu bloku ülkeler yeni yeni ortaya çıkmış, AB ile bütünleşme çabası içine girmiş. Mutfakta yemek pişirilirken biz kendi iç sorunlarımızla uğraştığımız için maalesef mutfağın dışında kaldık. Onun için 15'den 27'ye çıktı AB. Biz eğer o zaman Türkiye olarak görevimizi yapmış, demokratik standartlarımızı yükseltmiş, kendimizi düzene koymuş olsaydık, biz de bugün onun içindeydik. Ne oldu? Bütün o kolay günler geçti şimdi zor günlere kaldık.
Şimdi bu zor günlerde bu perspektifi Türkiye kaybederse Türkiye'nin geleceği çok parlak olmaz, bunu söylemek isterim. Türkiye'nin kazanılmış haklarıdır bunlar. Onun için önümüzdeki dönem çok önemli. Türkiye, tekrar istikrarlı dönemine devam etmek zorundadır. Güven ve istikrar herşeyin başıdır. Bazıları çıkıp koalisyon hükümeti olsun falan diye konuşuyorlar, bunlar öyle kolay şeyler değil. Türk halkı da istikra ve güvenden neler kazandığını çok iyi biliyor."

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ PAKETİ

Gül, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in anayasa değişikliğini paketini referanduma götürmesi ve ayrıca Anayasa Mahkemesine başvurmasına dikkat çekilerek, AK Parti olarak yeni bir yol haritası çizip çizmediklerinin sorulması üzerine de şöyle konuştu:
"Bu yaşananlar çok üzücü ve çok zorlama. Bunlar Türkiye'ye yakışmaz. Türk halkının da haketmediği şeylerdir. Cumhurbaşkanının nasıl seçileceği anayasada belliydi. Ve o kurala göre de Türkiye 3 Cumhurbaşkanı seçmiştir. O kurallarda en ufak bir değişiklik yapılmamıştır. Ne zaman ki TBMM'de benim seçilme ihtimalim 1.turda belirmiştir, ki şimdiye kadar cumhurbaşkanları hep 3.turda seçilmişlerdir, maalesef Türkiye'ye yakışmayan bu işler yapılmıştır. Bunlar Türkiye'ye zarar vermiştir" Gül, "CHP üyelerinin, 'getirin adaylarınızı görüşelim, AK Partili birine de (evet) derdik ama siz getirmediniz" yönündeki sözlerinin hatırlatılması üzerine de, "Bunların hepsi hikayedir. CHP kendi grubuna güvenememiştir, eğer CHP TBMM'ye girip kendi adayını çıkartmış olsaydı bu bir aslında samimiyet örneği olurdu" dedi.
Gül, sözlerine şöyle devam etti:
"Milletvekillerinin TBMM'ye en büyük görevleri nedir? Gelecek, bir şeye 'evet' ya da 'hayır' diyecek. Bunu yapmamıştır. Şundan dolayı; eğer gelmiş olsaydı, CHP milletvekilerinin 3'te 1'i bana oy verecekti, bunu çok iyi biliyorlardı. Ama bunu önlemek için onu yapmışlar. Dolayısıyla bunların hepsi bahanedir.
Ayrıca ben şöyle miydim ki; benim adaylığım ortaya cıkınca Türkiye'ye birdenbire bir bomba mı, bir yas mı düştü? Benim adaylığım ilan edildiğinde, 'nereden buldular bu adamı mı' dedi Türk halkı? Tam tersi, ertesi gün herkes, AK Parti'yi destekleyen, desteklemeyen, tüm televizyonlar, tüm gazetelerin manşeti nasıldı? Hepsinde bir rahatlama sözkonusuydu. Borsa yükseldi ama maalesef 2 gün sonra Türkiye'deki bazı çevreler Türkiye'yi bu kaosun içine sokacak oyunlar oynadılar"

"HALKIN CUMHURBAŞKANINI SEÇMESİNDEN KORKULUR HALE GELDİ BU ÜLKE"

Gül, anayasa değişikliğinin şu anda maalesef Anayasa Mahkemesine götürüldüğüne dikkati çekerek, "Yani halkın Cumhurbaşkanını seçmesinden bile korkulur hale geldi bu ülke. Böyle birşey olabilir mi?" ifadesini kullandı.
Dışişleri Bakanı Gül, şöyle devam etti:
"Bu, rejim düşmanlığıyla neredeyse bağdaştırılmaya kalkışıldı. Meclis'te kilitleniyorsa o zaman halk seçsin. Şimdi bunu nasıl önleriz oyunları oynanıyor. Şimdi Anayasa Mahkemesine gitti, ümit ediyorum ki Anayasa Mahkemesi bu kez daha önceki gibi davranmaz, gerçekten hukukun üstünlüğünü dikkate alarak hareket eder. Anayasa Mahkemesiyle ilgili tespitim de şudur; son yıllarda maalesef bir hukuk organı gibi çalışmayı bıraktılar, bir senato gibi çalışmaya başladılar. TBMM'nin aldığı siyasi kararı, sanki kendileri bir senato gibi, siyasi kararla düzeltme eğilimine girdiler. Bu, Türkiye'ye zarar veriyor, Türkiye'de hukukun üstünlüğünü zedeliyor. Ümit ederim bu sefer öyle yapmazlar.
Bu paket Anayasa Mahkemesinde şu anda. İkinci kez 3'te 2 çoğunlukla TBMM, 'cumhurbaşkanını halk seçsin'i cumhurbaşkanına gönderdi. Cumhurbaşkanı şimdi tekrar Anayasa Mahkemesine gideceğim dedi. CHP de bunu Anayasa Mahkemesine götürdü. Anayasa Mahkemesi nasıl karar verecek, bunu göreceğiz. Düşüneceklerini ümit edelim bu sefer. Çünkü Türkiye'nin kaosa girme vakti değildir. Türkiye'de bu kadar olaylar olacak, terörle bu kadar acımasızca mücadele ederken, terör örgütü bu kadar saldırırken ondan sonra Türkiye böyle siyasi kaosların içine çekilecek, niçin? Nasıl olur da AK Parti'den birisi Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olmasın diye. Bunlar yakışmaz Türkiye'ye" Gül, "bu süreçte eğer beklentinizin tersine gelişme olursa, cumhurbaşkanını yeni parlamento mu seçecek?" sorusunu, "Eğer iptal edilirse tabii ki yeni meclise kalacak" diye yanıtladı.

"BENİM ADAYLIĞIM MEYDANLARDA ZATEN ONAYLANMIŞTIR"

Böyle bir durumda Cumhurbaşkanı adaylığını çekmesinin ihtimal dahilinde olup olmadığının sorulması üzerine Gül, "Ben parti başkanı değilim ama benim adaylığım meydanlarda zaten onaylanmıştır. Benim adaylığım devam etmektedir" dedi.
Gül, bir başka soru üzerine, "Farklı senaryolara göre tabii farklı durum ortaya çıkar. Bizim oyumuz yetmezse, halk fikrini değiştirir, bugün AK Parti'yi destekleyen halk yarın fikrini değiştirip desteklemezse, biz tutup da zorla bize oy vermeyecek milletvekillerini 'bana oy ver' diye zorlayacak halimiz yok" diye konuştu.
Bakan Gül, Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili tüm bu yaşananları nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine şunları kaydetti:
"Biz şu anda hükümetiz, çoğunluğumuz da var. Ve inanıyorum ki tüm bu olup bitenlere halkın tepkisi sandıkta zaten ortaya çıkacaktır. Türkiye 10-20 sene önceki Türkiye değildir. Türkiye daha açık bir toplumdur. İnsanların vicdanının kabul etmediği şeylere tepkileri vardır. Bu parti ayrımı yapmaksızın böyledir. Zannetmeyin ki sadece AK Parti'ye oy verenler bu duruma üzüldü. Hayır. Böyle aleni bir haksızlık, böyle aleni ayak olunları, bunları Türkiye haketmiyor. Dolayısıyla halkın da tepkisi çok açık ve aleni şekilde ortada. Bunları öyle ya da böyle sınıflandırmanın hiçbir anlamı yok, Türkiye'nin haketmediği bir süreç" di Gül, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden aldıkları desteğe ilişkin bir soru üzerine de şunları belirtti:
"Çok büyük heyecan ve çok büyük destek var. İnsanlar kadirşinas. Sade insan daima kadirşinastır. Sağduyusuyla hareket ediyor. Tabii ki bu demek değil ki tüm vatandaşlarımız bizim partiye oy vermek zorunda, hayır böyle değil tabii ki. Ama vatandaşlarımız, yaptığımız hizmetleri en iyi onlar takdir ediyorlar. Köydes projesi içinde yaptığımız hizmetler var. Suyu olmayan binlerce köye götürdüğümüz hizmetler var. insanlar bunu görüyor. İnsanlar 4-5 sene öncesiyle mukayese ediyor. Büyük imar faaliyetleri var, havaalanları var, kaç ile uçak gidiyordu 5 sene önce, şimdi kaç ile uçak gidiyor. Kaç kişi uçağa biniyorodu, şimdi kaç kişi uçağa binmeye başladı? Şimdi neredeyse otobüs fiyatına uçakla gidip geliyorlar. Bunu gören insan hiç mi kadirşinaslık duygusu içinde olmuyor? oluyor"

''KOALİSYON DİYE BİRŞEY DEFTERİMİZDE YAZILI DEĞİL. YİNE TEK BAŞIMIZA İKTİDAR OLACAĞIZ''

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, ikinci bir dönem için de tek başına AK Parti'nin iktidara geleceğinden hiç kuşkusunun olmadığını belirterek, ''Koalisyon diye birşey defterimizde yazılı değil. Nasıl tek başına iktidarsak yine tek başına iktidar olacağız'' dedi.
Kanal 7 Televizyonu'nda yayımlanan ''Başkent Kulisi'' programına katılan Abdullah Gül, Türk dış politikası ve iç gelişmelere dair soruları yanıtladı.
Gül, 22 Temmuz seçimlerinde halkın oylarını almak için ne tür söylemlerin etkili olacağı şeklindeki bir soru üzerine şöyle konuştu:
''Bizim açımızdan esas arzu edilen şey şudur; icraatlarımızı anlatmak. 4,5 sene gece gündüz çalışmışız, bunun neticesinde büyük başarılar elde etmişiz. Birçok hükümetin rüyasında bile göremediği olayları gerçekleştirmişiz. Biz doğrusu bunların konuşulmasını isterdik, başka partilerin de çıkıp, ne yapacaklarını anlatmaları ve bizi tenkit etmelerini isterdik. Türkiye'ye bu lazım aslında, halkın ihtiyacı bu. Ama üzülürek ifade etmek isterim ki bunlar birdenbire gölgelendi ve neredeyse ikinci önemli nokta gibi oldu. Tamamen bu cumhurbaşkanlığı seçimi, hukuku zorlamalar, antidemokratik gelişmeler, bütün bunlar tekrar Türkiye'nin önemli konusu haline geldi. Türkiye, bunları haketmiyor. Olması gereken şey icraatleri anlatmaktı'' ''Bu süreç size mi yarıyor'' şeklindeki bir soruya, ''Şüphesiz ki, ama bunu istemezdim ben'' diye yanıtlayan Gül, ulaşım, sağlık, ekonomi gibi alanlarda yaptıkları önemli icraatlerden bahsetti.
Gül, rejimle ilgili tartışmaların hatırlatılması üzerine, ''Tabii ki bazı insanların haklı ya da haksız korkuları, eleştirileri varsa, bunları ciddi şekilde dikkate alarak bunlarla ilgili izahatlari yapmak bizim görevimizdir'' dedi.
''Türkiye'de cumhuriyet tehlikeye girecek, Türkiye'yi doğuya çekiyorlar, Türkiye din devleti olacak'' şeklindeki eleştirilere dikkati çeken Gül, bu eleştirilerle ilgili şunları söyledi:
''Bizim böyle bir kaygımız olsa niçin demokratikleşme sürecini gerçekleştirecektik? Niçin 8 tane reform paketi çıkaracaktık? Niçin AB ile bu kadar çok ısrarcı olacaktık. Şimdi AB'nin içine girmiş bir ülke din devleti olabilir mi? AB'nin standartlarını Türkiye'nin standartı yapmak için uğraşıyoruz. Tüm bunlar olunca, böyle bir ülke batıdan, Avrupa'dan uzaklaşıp doğuya mı gider?
Bunu, bazılarının AK Parti'yi hala hazmedememesine bağlıyorum. Bazıları var ki, 'Türkiye'nin esas sahibi sanki benim' davranışı içinde, böyle birşey olamaz. Türkiye'nin demokratikleşmesinden korkan insanlar var, böyle birşey olabilir mi?'' Gül, 22 Temmuz seçimlerinden sonra kaç partili meclis beklediğinin sorulması üzerine, ona Türk halkının karar vereceğini belirterek, ''Türk halkı neye karar verirse onu saygıyla karşılayacağız, isterse bize hiç oy vermesin'' dedi.
Gül, şöyle devam etti:
''Bugünkü duruma geldiğimizde kamuoyu yoklamaları gösteriyor ki AK Parti'ye büyük bir ilgi var. Dolayısıyla ikinci bir dönem için de tek başına AK Parti'nin iktidara geleceğinden hiç şüphem yok.
İstikar ve güven çok önemli. Bir ülkede istikrar ve güven olursa, o ülkede ekonomik kalkınma, refah olur, gelecekle ilgili önemli adımlar atılabilir. Yoksa yine kavgalı bir TBMM, koalisyon hükümetleri, birbiriyle devamlı kavga eden siyasi gruplar, böyle bir parlamento ve böyle bir parlamentodan çıkacak hükümet Türkiye'ye yük olur.''

''İNŞALLAH BU SEFER YÜZDE 40'I AŞACAĞIZ''

Gül, bir soru üzerine, 3 Kasım 2003'den daha fazla oy alabileceklerini düşündüğünü ve bu sefer yüzde 40'ı da aşacaklarına olan inancını dile getirdi.
Dışişleri Bakanı Gül, 4,5 yıl boyunca gayet bilinçli çalıştıklarını ifade ederek, seçim beyannamesini aynen uyguladıklarını belirtti. Gül, ikinci dönemlerinde, tüm bu yaptıklarını daha da ileri götüreceklerini, demokratik ve ekonomik reformların aynı kararlılıkla devam edeceğini kaydetti.
Gül, bir soru üzerine, ''koalisyon diye birşey defterimizde yazılı değil. Tek başımıza iktidar olacağız. Nasıl tek başına iktidarsak yine tek başına iktidar olacağız. Koalisyon ihtimali sözkonusu değil'' diye konuştu.
Bilkent Üniversitesinde kızı Kübra Gül'ün mezuniyet töreniyle ilgili YÖK'ün soruşturma başlattığının hatırlatılması üzerine Gül, şöyle konuştu:
''Buradaki hoşgörüsüzlüğü gösteriyorlar sadece. Yaptıkları şey bu. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir manzara yoktur. Koca koca insanlar bunu yapıyorlar. Ben onlar adına üzüldüm. Üstelik üniversitenin açık bir anfisinde, dışarıda yapılmış bir şey. Bir genç kızın en mutlu olacağı günü bile bu şekilde zehir etmeyi kendilerine görev arzetmişler. Hoşgörüsüzlükten başka birşey değil''.
Gül, bir soru üzerine, seçim beyannamesinin son rötüşlerini yaptıklarını, hükümetin reformist niteliğinin devam edeceğini, sadece eğitim alanında değil, birçok alanda bu reformist niteliğin süreceğini vurguladı.

FİLİSTİN'DE YAŞANANLAR

Gül, Filistin'de yaşanan olaylarla ilgili bir soru üzerine de, olanların çok üzücü olduğunu belirterek,Türkiye olarak, ''kapıları tekrar açın'' tavsiyesinde bulunduklarını söyledi.
Olanların Afganistan'ı hatırlattığını belirten Gül, Afganların da Sovyet işgalinden kurtulduktan sonra kendi kendileriyle savaştığını ve çok sayıda Afganın yaşamını yitirdiğini hatırlattı.
Gül, sözlerine şöyle devam etti:
''Şimdi bu çok tehlikeli bir gelişme. Ama Türkiye olarak biz bunu çok önceden gördük. Onun için çok iyi niyetli gayretler içinde olduk. Genel seçimler yapılıp da Hamas seçimleri kazanınca, onlarla bu iyi niyet içerisinde ilişkiye geçtik. Bizi açıktan eleştirenler baş başa kaldığımızda bize hep övgü yağdırdılar. Şimdi ne oldu? Filistin ikiye bölündü. Tabii ki bu kendiliğinden olmadı. Filistin'e uygulanan ekonomik izolasyon, ambargolar, orada inanılmaz sıkıntılar doğurdu ve birbirine düşürdü. Bunların hiçbiri kendiliğinden olmadı. Ulusalararası camianın çok büyük sorumluluğu var burada. Kendilerinin de tabii çok büyük sorumluluğu var. Şimdi ikiye bölünmüş oldu, birbirlerini öldürdüler...
Onlara tavsiyemiz şu; 'kapıları tekrar açın, diyaloğunuz tekrar başlasın, tekrar birleşin, görüşün'. İsrail'in de çıkarına değil tabii böyle bir bölünmüşlük çünkü bu durumlarda daha da radikal hareketler ortaya çıkar.Büyük bir gayret içindeyiz tekrar orada aklıselimin hakim olması için''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious