Gül: İsviçre ile güçlü ilişkilerimiz var

Gül: İsviçre ile güçlü ilişkilerimiz var.9769
  • Giriş : 10.11.2008 / 21:30:00

Cumhurbaşkanı Gül, İsviçre ile Türkiye arasında güçlü ilişkiler olduğunu söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsviçre ile Türkiye arasında güçlü ilişkiler olduğunu belirterek, ''Özellikle son dönemde İsviçre'nin terör örgütleriyle ilgili aldığı tedbirleri takdirle karşıladık. Bunların uygulamasının en iyi şekilde yapılacağına eminiz. Ben ilişkilerin daha da iyi olacağına inanıyorum'' dedi.

Cumhurbaşkanı Gül ve Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan İsviçre Konfederasyonu Başkanı Pascal Couchepin, Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirilen heyetler arası görüşmelere başkanlık etti. Gül ve Couchepin, görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Couchepin'i Türkiye'de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirterek sözlerine başlayan Cumhurbaşkanı Gül, konuk başkanının ziyaretinin Türkiye ile İsviçre arasında devlet başkanı seviyesinde gerçekleştirilen ilk ziyaret olduğuna dikkati çekti.

İki ülke arasında tarihi dostluk bağları olduğunu belirten Gül, İsviçre'nin bazı kentlerinin Türkiye Devleti'nin kuruluşuna ilişkin önemli anlara tanıklık ettiğini hatırlattı. İsviçre'nin Ankara'daki ilk diplomatik temsilcisinin 80 yıl önce Atatürk'e güven mektubunu sunduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Gül, bu yıl iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin başlangıcının 80. yıl dönümü olduğunu vurguladı. Gül, diplomatik ilişkilerin başlangıcı dolayısıyla yarın Devlet Resim Heykel Müzesi'nde düzenlenecek törenlere Couchepin ile birlikte katılacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, Couchepin ile gerçekleştirdikleri başbaşa ve heyetler arası görüşmelerde ikili, bölgesel ve uluslararası konuların ele alındığını aktardı. Son dönemde İsviçre ve Türkiye arasındaki üst düzey ziyaretlerin sıklaştığını vurgulayna Cumhurbaşkanı Gül, iki ülke ilişkilerinin her bakımdan kuvvetlendiğini ifade etti.

İsviçre'nin Türkiye'yi, ''dünyadaki 10 büyük pazar'' olarak adlandırdığı ülkeler içerisinde gördüğüne ve büyük önem verdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, siyasi ilişkilerin yanı sıra enerji gibi önemli ekonomik alanlarda da işbirliğine gidilebileceğini ve potansiyeli olan bu konuların geniş şekilde ele alındığını söyledi. Gül, yatırımlar ve ticaret konularını da ayrıntılı ele aldıklarını ve teşvik ettiklerini belirtti.

Kültürel alanda da İsviçre'de Türkiye'yi tanıtan birçok etkinlik düzenlendiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, bunların iki ülkeyi birbirine yaklaştırdığını ve ülkelerin birbirini daha iyi tanımasına olanak sağladığını ifade etti.

İSTANBUL'U BENDEN ÖNCE GÖRMÜŞ

İsviçre Konfederasyonu Başkanı Pascal Couchepin'in Cuma günü Ankara'ya geldiğini ve hafta sonu, Nevşehir, Kapadokya ve Konya'ya giderek hem ekonomik hem de kültürel faaliyetlere katıldığını, incelemelerde bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Gül, ''Kendisi Türkiye'yi çok yakından bilen, Türkiye'yi 1963 yılında gelip gezen birisi. Aramızda konuşurken, benden önce İstanbul'u gördüğünü söyledim. O, 1963 yılında İstanbul'a gitmiş, ben 68-69 yılında gitmiştim. Türkiye'ye gerçekten çok büyük bir sevgisi olan bir devlet adamı'' dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, İsviçreli bir gazetecinin ''Türkiye ile İsviçre arasında dönem dönem gerilimler yaşandığını'' hatırlatarak, iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeyinin bunların üstesinden gelinmesi için yeterli olup olmadığını sorması üzerine, iki ülke arasında köklü ve tarihi ilişkiler olduğunu tekrarladı.

Bu çerçeve içerisinde zaman zaman problemler yaşanabileceğini ve farklı anlayışların olabileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, ''Önemli olan bütün bunları aşabilmektir. O açıdan şu anda İsviçre ile Türkiye arasındaki ilişkiler gayet güçlüdür, kuvvetlidir. Bugün her şeyi gözden geçirdik. Zaman zaman yanlış anlaşılan konular da dahil olmak üzere, bu konuların hepsini gözden geçirdik. Özellikle son dönemde İsviçre'nin terör örgütleriyle ilgili aldığı tedbirleri takdirle karşıladık. Bunların uygulamasının en iyi şekilde yapılacağına eminiz. Ben ilişkilerin daha da iyi olacağına inanıyorum'' diye konuştu.

İsviçre Konfederasyonu Başkanı Pascal Couchepin, İsviçre ile Türkiye arasında bazen istenmeyen gerilimlerin olabileceğini, ancak iki ülke arasındaki güven ve dostluğun bunların önüne geçecek nitelikte olduğunu söyledi.

Couchepin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Çankaya Köşkü'nde yaptığı görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, ilk kez bir İsviçre Konfederasyon Başkanı'nın Türkiye'yi ziyaret ettiğini anımsatarak, bu çerçevede ziyaretinin büyük önem taşıdığını kaydetti.

İsviçre ile Türkiye'yi 80 yıllık diplomatik ilişkileri içinde bir araya getiren pek çok unsur olduğuna işaret eden Couchepin, bunlar arasında Lozan Anlaşması, Montrö Sözleşmesi ve İsviçre Medeni Kanunu'nu saydı.

İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerinin 80. yıl dönümünün yarın Gül'ün de katılacağı bir etkinlikle kutlanacağını hatırlatan Couchepin, ülkesinde çok dikkatli bir şekilde korunan Lozan Anlaşması'nın imzalandığı masanın bu etkinlik sırasında takdim edileceğini belirtti.

İkili ilişkilerin çok iyi seviyede olduğunu ifade eden Couchepin, "Bazan bazı istenmeyen gerilimlerin olması olasıdır, ama iki ülke arasındaki gerek güven, gerek dostluk bunların önüne geçecek niteliktedir" diye konuştu.

Görüşmelerde, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi konusunda mutabık kalındığını söyleyen Couchepin, özellikle yatırımlar itibarıyla İsviçre'nin, Türkiye'de yatırım yapan ülkeler sıralamasında gerilere düşmesinden büyük üzüntü duyduğunu belirtti.

"Özür dilemiyorum, çünkü benim elimde olan bir şey değil. Ancak, bu konuda üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum" diyen Couchepin, Trans Adriyatik Petrol Boru Hattı ile bu gerilemenin önüne geçilebileceğini kaydetti.

Önümüzdeki dönemde ikili işbirliği ve yatırımların artırılması için çok daha önemli fırsatların çıkabileceğini kaydeden Couchepin, bunların dikkatli şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Couchepin, "Türkiye'yi çok önemli bir ortak olarak görüyoruz" diyerek, bu bağlamda gerçekleştirilecek projelerin bir an evvel somut hale getirilmesini arzu ettiklerine işaret etti. Couchepin, iki ülke arasında KOBİ'ler düzeyinde işbirliğinin sağlanması için de büyükelçiler tarafından karşılıklı bir çalışmanın yapıldığını bildirdi.

Türkiye'nin bölgesel konumuna da değinen Couchepin, Türkiye'nin dikkatle dinlenmesi ve deneyimlerinden yararlanılması gereken bir ülke olduğunu söyledi. Couchepin, Türkiye'nin bölgedeki istikrar unsuru olmasını ve gerek Orta Doğu'da, gerek Kafkaslardaki çabalarını selamladıklarını ifade etti.

İsviçre Konfederasyonu Başkanı Couchepin, konuşmasının sonunda Gül'ü ülkesine davet etti.

YASA DIŞI FAALİYETLERİN ÖNLENMESİ İÇİN

Couchepin, Türkiye'nin terör örgütü PKK ile ilgili İsviçre Hükümetinden beklentilerine ilişkin soru üzerine, İsviçre Hükümetinin son dönemde bazı yasa dışı örgütlerin yası dışı faaliyetlerinin engellemesi için çok sayıda önlem aldığını söyledi. İsviçre Konfederasyonu Başkanı Couchepin, bu önlemlere para toplanmasının engellenmesi konusundaki uygulamayı örnek gösterdi.

Couchepin, geçen dönemde büyük üzüntü yaratan Türklere karşı yapılan bazı saldırılarla ilgili olarak da pek çok tedbir alındığını ve gözetimlerin artırıldığını kaydetti. Couchepin, bu doğrultuda yasa dışı örgütlerin amaçlarının gerçekleştirilmesinin engellenmesi yönünde büyük gayret sarf edildiğini belirtti.

TARİH TARİHÇİLER TARAFINDAN KONUŞULSUN

İsviçre'deki Ermeni iddialarını inkar yasasıyla ilgili bir soru üzerine Couchepin, İsviçre Ceza Kanunu'nun 261. maddesi B şıkkıyla ilgili olarak, Gül'le de görüştüklerini söyleyerek, şunları kaydetti:

"Bizler her zaman şunu ifade ediyoruz. Diyoruz ki; Bırakın tarih tarihçiler tarafından konuşulsun. Bunu bir siyaset unsuru haline getirmeyin."

Couchepin, bu doğrultuda Türk ve Ermeni tarihçilerin bir araya gelerek, yaşanmış tarihe bilimsel bir açıklama getirmek için ortak çalışma yapabilmelerini umut ettiklerini söyledi. Pascal Couchepin, İsviçre Hükümetinin bu yasayı, o dönemde yaşanan revizyon dalgası nedeniyle, özellikle Yahudilere karşı yapılan Nazi soykırım ile ilgili olarak çıkarttığını kaydetti.

Couchepin, İsviçre'de o dönemki tartışmalarda ifade özgürlüğü ile ilgili olarak; herkes her istediğini ifade edebilir diye düşünen Amerikan yaklaşımı ile devletin ifade özgürlüğüyle ilgili belirli hususlarda müdahale etmesi gerektiğini söyleyen Fransız yaklaşımı olduğunu belirtti. O dönemde alınan bu yasa doğrultusunda, İsviçre'deki hakimlerin bunu kendi vicdanları uyarınca yorumladıklarını ifade eden Couchepin, İsviçre'de hakimlerin bağımsızlığına verilen önemi dile getirdi.

Couchepin, bu doğrultuda dönem dönem provokasyonlar yaşandığını söyledi. Sorunların özüne inilmesi gerektiğini ifade eden Couchepin, "1915 olaylarıyla ilgili olarak da bunun bu şekilde yapılması ve çözümlenmesi gerektiğini" sözlerine ekledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*