Gül ve Erdoğan'ın dilinden Atatürk

Gül ve Erdoğan'ın dilinden Atatürk.16039
  • Giriş : 10.11.2008 / 12:33:00
  • Güncelleme : 11.11.2008 / 08:15:30

Reisicumhur ve başbakan, ölümünün 70. yıl dönümünde Atatürk'ü anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


''O ASLINDA İMKANSIZ GİBİ GÖRÜNEN FİKİRLERİ, BÜYÜK CESARETLE HAYATA GEÇİREN BİR AKSİYON ADAMIDIR''

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Atatürk'ün çağın ruhunu anlayan, ileri görüşlü barışçı bir lider olduğunu bütün dünya görmüştür. O aslında imkansız gibi görünen fikirleri, büyük cesaretle hayata geçiren bir aksiyon adamıdır'' dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumunca düzenlenen ''10 Kasım Atatürk'ü Anma Töreni''ne yaptığı konuşmada, Cumhuriyet'in kurucusu Atatürk'ün ebediyete intikalinin 70. yıl dönümünde herkesin aynı duygular ve hissiyatlar içinde olduğuna inandığını söyledi.

Bugün milletçe hem Atatürk'ün aziz hatırasının saygıyla yad edildiğini, hem de temelini attığı Türkiye Cumhuriyeti'nin başarılarıyla iftihar edildiğini belirten Gül, şunları kaydetti:

''Aslında bu anma toplantıları vatanın hangi şartlar altında nasıl kurtarıldığını, ne bedeller ödendiğini, ne büyük mücadeleler verildiğini hatırlamamız ve yeni nesillere en iyi şekilde anlatmamız için bize vesile olmuştur. Birkaç gün önce Atatürk'ün 'en büyük eserim' dediği Cumhuriyetimizin 85. kuruluş yıl dönümünü coşkuyla kutladık. Milletimiz bu özel günlerde birlik ve beraberliğini, Cumhuriyet'in değerleri etrafında ne kadar sıkı kenetlendiğini en güzel şekilde göstermektedir.''

Cumhurbaşkanı Gül, uzun savaşlardan sonra tamamen harap olmuş, tükenmiş, imkansızlıklar içindeki bir ülkenin üreten, gelişen, modern ve dinamik bir ülkeye dönüştürülmesinin kolay bir iş olmadığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Nitekim, Türkiye'nin yakın tarihini inceleyen bilimsel çalışmalarda bu hususa özel vurgu yapmaktadırlar. Atatürk'ün liderlik vasıflarını ve başarısını takdirle ve hayranlıkla teyit etmekte ve yad etmektedirler. Gerçekten Atatürk'ün çağın ruhunu anlayan, ileri görüşlü barışçı bir lider olduğunu bütün dünya görmüştür. O aslında imkansız gibi görünen fikirleri, büyük cesaretle hayata geçiren bir aksiyon adamıdır. Türk milletinin tabiatına en uygun idare şekli olarak gördüğü Cumhuriyeti kurması ve bunu bizlere emanet etmesi bunun en güzel ispatıdır.

O'nun öncülüğünde hayata geçirilin inkılap ve reformlar, demokratik, modern, hür ve müreffeh Türkiye'nin temellerini atarak, büyük bir dönüşüm ve modernleşme sürecini başlatmıştır. Cumhuriyet, donuk ve statik bir süreç değildir. Demokrasinin insan hak ve özgürlüklerinin gelişmesine imkan tanıyan bir yapıdır. Dinamik ve yenilikçi bir süreçtir. Devamlı ilerlemeyi, dünyayla rekabet etmeyi ve yarış halinde olmayı gerektirir. Atatürk, bunu bizzat kendisi öngörmüş ve Cumhuriyeti yeniliklere uyum gösterecek bir yapıda kurmuştur.''
-''SORUNLARIN MÜZAKERELERLE AŞILMASINI AMAÇLAMIŞTIR''-

Cumhuriyet'in kurucularının diğer taraftan da milli egemenlik ilkesinin hayat verdiği, tüm halkı kucaklayan eşitlikçi, özgürlükçü, katılımcı bir rejime ulaşmayı hedeflediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi:

''Esasen meclisin açılması da Cumhuriyet'in kurulması da Atatürk'ün Türk milletine verdiği önemi ve duyduğu güveni ortaya koymaktadır. Meclisimiz savaş idare eden, başarıya ulaştıran gazi bir meclistir. Bu nedenle dünyada özel bir yere sahiptir. Yüce Meclisimiz milli çıkarlarımızı her zaman titizlikle savunarak millet iradesini en iyi şekilde temsil etmiştir. Olağanüstü şartlarda zor görevler yürüten Atatürk, savaş ortasında bile meclisimizin açık kalmasına özen göstermiştir. Kararlarını Meclisimize danışarak, müzakere ederek ve tartışarak hayata geçirmiştir. Bu da Atatürk'ün milli iradeye ve onun yegane temsilcisi olan Meclisimize ve demokrasiye olan inancını göstermektedir.''

Cumhurbaşkanı Gül, tarihe ve insanlığa mal olmuş en büyük devlet adamlarından olan Atatürk'ün, askerliğinin yanında, aynı zamanda önemli bir diplomasi dehası olduğuna da dikkati çekerek, dönemi inceleyen yazarlar, tarihçiler, bilim adamlarının, Atatürk'ü tanıyan devlet yöneticilerinin, hatıralarında, kitap ve yazılarında onun bu vasfını hep öne çıkardıklarını kaydetti.

Uluslararası ilişkilerde cesaretle hareket eden ve reel bir politika izleyen Atatürk'ün, hiçbir zaman maceraperest olmadığına işaret eden Gül, şöyle konuştu:

''Vatanı kurtarmak için savaşmak zorunla kaldığı devletlerle bile savaşın ardından dostluk ilişkileri kurması onun barışçı kimliğinin ve cesaretinin bir yansımasıdır. Atatürk, her zaman sorunların müzakereler yoluyla aşılmasını amaçlamıştır. Türkiye bu dönemde attığı cesur adımlarla komşularıyla ilişkilerini kurmuş ve Atatürk bize sınır problemleri bırakmayan büyük bir lider olmuş ve dünyanın takdirini kazanmıştır. Dikkat ederseniz birçok devletler kurulduktan sonra bir çok sınır ve komşuluk problemi onları ilerde çok yormuş ve onların önünde çok büyük engel olmuştur. Atatürk'ün aslında bize en büyük armağanlarından birisi de bu olmuştur.

Atatürk'ün 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' anlayışına dayanan bu politikası Türkiye'yi bölgesinde güçlü ve özel kılmıştır ve bugün de kılmaya devam etmektedir. Bu anlayışın temellerini oluşturduğu Türk dış politikası barışçı ve gerçekçi esaslar üzerine kurulmuştur. Bu geleneksel çizgisini sürdüren Türkiye, bölgesel ve uluslararası planda, barış, istikrar ve refahın hakim kılınmasını amaçlayan bir ülke olarak dünyada büyük bir itibar ve takdir görmektedir. Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesi, bölgesel ve küresel sorunların çözümünde oynadığı aktif rol, bu politikanın başarısının somut tezahürlerindendir.''

-''ATATÜRK'ÜN GÖZÜ ARKADA KALMAMIŞTIR''-

Cumhurbaşkanı Gül, bugün gelinen noktada Atatürk başta olmak üzere Cumhuriyet'in kurucularının tasavvur ettiği istikamette ilerlemenin gururunun hep beraber yaşandığını belirterek, şunları kaydetti:

''Türkiye bir güven, denge ve istikrar unsuru olarak Atatürk'ün ideallerini kararlılıkla hayata geçirmekte, o gün olduğu gibi bugün de birçok ülkeye örnek olmaktadır. Atatürk'ün idealleri sadece Türkiye'nin değil, birçok genç devletin de idealleri olmuştur. Biz de Türkiye'yi bu şuurla geleceğe, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşımaya çalışıyoruz. Büyük bir itinayla kurduğumuz milli ve manevi değerlerimizden güç alarak öz güven içinde daima ileriyle bakıyoruz.

Türkiye içeride ve dışarıda giderek daha da güçlenmektedir. Gelişmelerde söz sahibi, önemli bölgesel bir aktör olmuştur. Tabii ki Türkiye'nin sorunları da vardır. Ama biliyoruz ki Türkiye'nin bunları çözecek gücü ve birikimi de vardır. Türkiye, bugüne kadar karşılaştığı tüm sorunları toplumun gücüyle, birlik, beraberlik içerisinde çözebilmiş bir ülkedir. Türkiye'nin giderek daha güçlü bir devlet ve daha müreffeh bir toplum haline geleceğinden ve dünyada çok daha fazla ilgi ve cazibe merkezi olacağından hiçbir kuşkum yoktur. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Atatürk'ün gözü arkada kalmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti, emin ellerde ve hedeflerine doğru kararlı yürüyüşünü sürdürmüştür ve sürdürmeye de bu istikamette devam edecektir.''

Cumhurbaşkanı Gül, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'nun bütün hazırlıklarını yürüttüğü ''Atatürk Ansiklopedisi''nin basım aşamasına gelmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ''Aslında şimdiye kadar devlet eliyle bu kadar kapsamlı, bilimsel ve herkese en doğru referans olacak bir ansiklopedinin çıkmaması gerçekten bir noksanlıktır. Bu eser, Büyük Atatürk'ün ruhunu taziz ettiği gibi bizi de mutlu etmiştir. Gelecek nesillere, gençliğe, herkese en iyi şekilde kaynak olacaktır'' dedi.

Bu eserin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasını, ''Ebediyete intikalinin 70. yıl dönümünde Cumhuriyetimizin kurucusu, milletimizin unutulmaz lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, O'nun şahsında dava ve silah arkadaşlarını, İstiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını, sevgi, saygı, rahmet ve şükranla anıyorum'' diye tamamladı.

ERDOĞAN: BUGÜN HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE, TÜRKİYE'Yİ YENİ HEDEFLERE TAŞIMAK ZORUNDAYIZ''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu topraklara ve bu medeniyete ait her türlü etnik grubun, İstiklal Savaşı'nı yürüten bayrak ve sancak altında toplandığını, bir ve bütün olarak kurtuluş mücadelesini verdiğini belirterek, ''Cumhuriyetimiz de yine birleştirici ve bütünleştirici bir ruhla aynı bayrak altında hayat bulmuştur'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumunca düzenlenen ''10 Kasım Atatürk'ü Anma Töreni''nde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Gazi Mustafa Kemal'in işaret ettiği doğrultuda, çağdaş dünya ile bütünleşme yolunda çok önemli mesafeler kat ettiğini, önemli eşikleri geride bıraktığını söyledi.

Bugün artık AB'ye katılım sürecine kararlılık ile devam eden, BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyeliğine seçilen bir ülke olarak görev icra edecek bir ülke konumuna geldiğini kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin medeniyetler arasındaki uçurumları gidermek, bölgesel ve küresel sorunlara çözüm ürütmek için aktif girişimlerde bulunan bir ülke olduğunu kaydetti.

Bütün bu ve buna benzer atılımların, milli egemenlik ve demokrasiden alınan güç ile bir başka değişle, milletten alınan güç ile inşa edildiğin belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

''Amacımız bugün 17. sırada olan Türkiye'yi 2023 yılında dünyanın ilk on ekonomisi içine sokmaktır. Şunun altını çizerek ifade etmek istiyorum; Türkiye eğer özellikle son 6 yılda, demokrasi ve milli egemenlik kavramına bu kadar vurgu yapmamış, bu kavramlara sahip çıkmamış ve bu kavramların gereğini yerine getirmemiş olsaydı ne ekonomide ne de dış politikada tek bir adım atmamız mümkündü.

Güven ve istikrarın güç kazanması, milli iradenin ve demokrasinin güç kazanmasıyla mümkün olmuştur.

Türkiye dışa açıldıkça, bariyerleri ortadan kaldırdıkça, engelleri aştıkça, zihinleri özgürleştirdikçe, demokrasi ve insan haklarını çağdaş standartlara ulaştırdıkça, ilerlemeye, kalkınmaya devam edecektir.

Unutmamalıyız ki, milletimiz top yekun aynı idealler etrafında bütünleştiren tarihi ve kültürel ortak bir mirasa sahibiz. Milli, manevi ve kültürel değerlerimiz aynı zamanda millet olarak en değerli hazinemizdir.

Bu miras ve değerler üzerinde veya çevresinde, yıkıcı hiçbir tartışmaya, kavgaya, hiddete ve ayrımcılığa yer olamaz. Aksine, Cumhuriyet'in kazanımları ve tüm ortak değerlerimiz bizi birbirine daha sıkı sıkıya bağlamalıdır.

Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devlet olan Cumhuriyetimizin her özelliği önemlidir, gereklidir. Birbirini tamamlayıcısıdır.

Cumhuriyetimizin temel niteliklerini her türlü tartışmanın üzerinde tutmak, birini diğerine tercih etmemek, birlik ve beraberlik içinde ortak değerlerimize sahip çıkarak hedeflerimize kilitlenmek durumundayız.

Geleceğin dinamik, bağımsız, güçlü ve lider Türkiye;sini ancak bu şekilde inşa edebiliriz.''

-EVRENSEL DEĞERLER-

Bu evrensel değerlerin, milleti birleştirici, bütünleştirici ve huzur içerisinde yaşamasına yönelik olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Milli mücadele, herhangi bir sınıf, mezhep, meşrep, bölge ve grup yararına değil, bütün bir millet yararına yapıldığı içindir ki, millet bu mücadele bir bütün olarak yer almıştır. Bu noktanın çok önemli olduğuna inanıyorum...

Bu topraklara ve bu medeniyete ait her türlü etnik grup, İstiklal Savaşımızı yürüten bayrak ve sancak altında toplanmış, bir ve bütün olarak kurtuluş mücadelemizi vermiştir. Cumhuriyetimiz de yine birleştirici ve bütünleştirici bir ruhla aynı bayrak altında hayat bulmuştur.

Değişen dünya şartları karşısında zaman zaman geride kalmış, ileriye gitmiş olabiliriz. Ancak bizleri, geleceğe taşıyacak olan, hiç şüphesiz, İstiklal Savaşı ruhu ve bu ruhun ortaya koyduğu birlik ve bütünlüktür.

Vefatının 70. yıl dönümünde, Gazi'nin bu bu idealinin ve bu ideali başarmadaki birleştirici rolünün bir kez daha hatırlanmasında büyük yarar olduğuna inanıyorum.''

-''ATATÜRK'ÜN EN ÖNEMLİ BAŞARILARINDAN BİRİ''-

Atatürk'ün en önemli başarılarından birinin, her türlü farklılığı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı paydasında birleştirmesi ve ülkenin onurlu, saygın, asli bir unsuru haline getirmesi olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Atatürk, milli mücadeleyi başlatırken milli birliği sağlamayı ve milli iradeyi tesis etmeyi en önemli önceliği olarak görmüştür.

Nitekim, Atatürk, Anadolu'ya çıktığı ilk günden itibaren, faaliyetlerini, 'milleti birleştirmek' ve 'milli birliği tesis etmek' çizgisi üzerinde yürütmüştü.

İlk iş olarak Ordu birlikleri, idare ve halk ile kurulan temaslar, hep bir 'birlik çağrısı' üzerine kuruluydu.

Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas kongreleri, nihayet Ankara'da bir meclisin açılması gibi faaliyetler öncelikle, milletimizi toparlamak, bir araya getirmek, milli iradeye dayalı bir hareket oluşturmaya amacına yönelikti.

Bugün her zamankinden daha çok birlik ve beraberlik içinde, Türkiye'yi yeni hedeflere taşımak zorundayız.

Yine bugün, her zamankinden daha çok çalışmaya, üretmeye, öz güvene, milli birlik, beraberlik, paylaşma ve dayanışmaya ihtiyaç duyuyoruz.

Cumhuriyet ideallerimize, birlik ruhumuza, kardeşliğimize yönelik her türlü saldırı, bu milletin arasında bugüne kadar asla sığınak bulamamıştır, bundan sonra da bulamayacaktır.

Atatürk'ün en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti vasfıyla, kendi coğrafyasında ve dünyada barış, huzur ve istikrar sembolü olarak yoluna devam edecektir.

Türkiye, siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda yürüttüğü atılımlarını hızla tamamlayarak, modern ve çağdaş dünyanın en saygın ülkelerinden biri olarak konumunu daha ileri noktalara taşıyacaktır.

Milletçe en büyük arzumuz ve hedefimiz budur ve bu hedeflerimize de mutlaka ulaşacağımıza inanıyorum.''

-ATATÜRK ANSİKLOPEDİSİ-

Geçen yıl bu salonda, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun, ''iyi niyetli bir çalışması olan Atatürk Ansiklopedisi'nin hızla yürümesinden'' duyduğu memnuniyeti ifade ettiğini anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bana verilen bilgiye göre, içeriği 700 maddeden oluşan Atatürk Ansiklopedisi'nin metinlerinin dil ve ilmi incelemesi sonuçlandırıldı.

Bunun yanında, 500'e yakın fotoğraf, resim ve belge, tıpkı basımları yapılıp, grafiklerin yazılı metinlerle uyumu sağlanarak ayrıca kayıt altına alındı. Şimdi, bunların da baskısı gerçekleştirilecek.

Ziraat Bankası Genel Müdürlüğümüz, bu eserin hem baskı hem de CD olarak çoğaltılması giderlerini üstlendi. Yanlışsız ve belgelere dayalı doğru bilgilerden oluşan bir Atatürk Ansiklopedisi'nin, güncel pek çok tartışmaya da çözüm getireceğine inanıyorum. Bu çalışmanın İngilizce, Almanca, Arapça, Çince, İspanyolca, Japonca ve Rusça gibi temel dünya dillerine çevrilerek yayımlanması, bu konudaki önemli bir eksiği de giderecektir.

Bu çalışmanın başlatılmasından sonuçlanmasına kadar her aşamasında emeği geçenlere teşekkür ediyorum.''

''10 KASIM, ATATÜRK'ÜN TEMEL FELSEFESİNİ VE ESERLERİNİ ANMAK, ANLAMAK VE GELİŞTİRMEK AÇISINDAN ANLAMLI BİR FIRSAT SUNMAKTADIR''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Hükümet olarak önceliğimiz, Cumhuriyet'in kuruluş amaçlarına ve ideallerine bağlı kalarak, Cumhuriyet'in temel değerlerini ve kazanımlarınını korumak, ülkemizi hak ettiği çağdaş konuma ulaştırmaktır'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Cumhuriyetin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, ebediyete intikalinin 70. yıl dönümünde bir kere daha rahmetle ve şükranla andıklarını söyledi.

Atatürk ile Kurtuluş savaşının tüm kahramanlarını, Cumhuriyet'in kuruluşuna emeği geçen tüm şahsiyetleri, bu vatan için canını feda eden şehitleri ve gazileri de rahmet ve minnetle yad ettiklerini kaydeden Erdoğan, ''Bize emanetleri olan Türkiye Cumhuriyeti'ni, egemen ve bağımsız şekilde, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma mücadelesini ilk günkü heyecan ve kararlılıkla sürdürüyoruz'' dedi.

Hükümet olarak önceliklerinin, Cumhuriyet'in kuruluş amaçlarına ve ideallerine bağlı kalarak, Cumhuriyet'in temel değerlerini ve kazanımlarınını korumak, ülkenin hak ettiği çağdaş konuma ulaştırmak olduğuna işaret eden Erdoğan, bu amaç ve ideali, gelecek nesillere aktarma sorumluluğunu öncelikli bir politika olarak gördüklerini kaydetti.

''Atatürk'ün aramızdan ayrıldığı 10 Kasım günleri, sadece Türk milletinin matem günü değildir'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu tarih aynı zamanda, geçmişte ve bugün sahip olduğumuz değerlerin muhasebesini ve değerlendirmesini yapmamıza da vesile olan önemli bir gündür.

10 Kasım, Atatürk'ün temel felsefesini ve eserlerini anmak, anlamak ve geliştirmek açısından anlamlı bir fırsat sunmaktadır.

Dün Erzurum'da meydanda toplanan yaklaşık yüz bin vatandaşımızın huzurunda da ifade ettim: Erzurum Kongresi'yle birlikte artık cesur bir şekilde dile getirilen milli egemenlik kavramı, 'milletin ve millet egemenliğinin üzerinde bir güç yoktur' ifadesiyle somut hale gelmiş, Kurtuluş Savaşımız da bu kavram üzerinde doğmuş, Cumhuriyetimiz bu ideal üzerinde yükselmiştir.

'Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait' olduğunu çok açık bir şekilde vurgulayan Gazi Mustafa Kemal, şöyle diyordu: Süngü ile, silahla, kanla elde ettiğimiz zaferden sonra, kültür, bilim, teknik, ekonomi gibi alanlarda zafer kazanmak için çalışacağız. Milleti refah ve mutluluğa götürecek bu alanlarda güvenle, başarıyla yürüyebilmek ise yalnız bir şarta bağlıdır. Bu şart şudur; Milletin, doğrudan doğruya kendi egemenliğine kendisinin sahip olmasıdır.

Gazi'nin bu düsturu, bugün de milletimizi refaha ve mutluluğa götürme çalışmalarımızın şiarını oluşturuyor.''

-6 YILDA GERÇEKLEŞTİRİLEN REFORMLAR-

Geride bırakılan 85 yılda atlatılan bütün badirelere rağmen, milli egemenlik kavramının günden güne güçlendiğini, bugünün ve geleceğin teminatı haline geldiğine dikkati çeken Erdoğan, ''Milli egemenlik kavramının ve demokrasinin zafiyete uğradığı dönemlerde, Türkiye'nin her alanda bir geriye dönüş yaşadığını bizatihi yaşayarak tecrübe etmiş bir nesiliz'' dedi.

Aynı şekilde, son 6 yılda gerçekleştirilen reformların, ekonomiden dış politikaya, siyasetten sosyal yaşama kadar her alanda kazanılan ''sevindirici başarıların'' da milli egemenlik kavramının bir tezahürü olarak ortaya çıktığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Cumhuriyetimizin kuruluşunun 85'inci yılında, bugün Türkiye, güçlü ekonomisiyle, itibarlı ve aktif dış politikasıyla, geleceğe güvenle bakan toplumsal dinamikleriyle dünyanın en önemli ülkelerinden biri haline gelmiştir.

Kırılgan ekonomik yapımız, gerçekleştirmiş olduğumuz reformlarla bugün küresel ölçekteki krizlere dahi direnebilecek bir yapıya kavuşmuştur. 1923 yılında, İstiklal Savaşımızın hemen ardından başlayan ekonomik İstiklal mücadelemiz, 50 milyon dolar ihracatla yola çıkmıştı.

Atatürk'ün İzmir İktisat Kongresi'yle yörüngesine giren ve ivme kazanan ekonomimiz, bugün yıllık 133 milyar dolarlık bir ihracat rakamına ulaşmıştır.

Enerji alanında bugün uluslararası dev projelerin merkezinde Türkiye bulunuyor. Ulaştırma noktasında uluslararası konumumuzu yine tarihi projelerle pekiştirmiş durumdayız.

Başta GAP, DOP ve KOP projeleri olmak üzere, Cumhuriyet tarihimizin en büyük projeleriyle bölgesel kalkınma alanında güçlü bir mücadele veriyoruz ve 2013 yılı sonunda Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve orta Anadolu çok daha farklı bir konuma ulaşacak.''

Başbakan Erdoğan, konuşmasının sonunda, vefatının 70. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve tüm silah arkadaşlarını, tüm şehitleri, gazileri tekrar şükranla ve rahmetle andığını bildirdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*