Güler Sabancı: Laiklik ve demokrasi bizim DNA'mıza işlemiş

Güler Sabancı: Laiklik ve demokrasi bizim DNA'mıza işlemiş.8558
  • Giriş : 23.09.2007 / 17:00:00
  • Güncelleme : 23.09.2007 / 17:09:51

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı İngiliz TV’sinin sorularını yanıtladı

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, ''Ben ve benim gibi çalışan kadınlar, bizler 83 yıllık cumhuriyetin eseriyiz. Ben Cumhuriyete güveniyorum. Laiklik ve demokrasi bizim DNA'mıza işlemiştir'' dedi.

Sabancı Holding'ten yapılan açıklamada, Londra'dan yayın yapan Bloomberg TV'deki ''For The Record'' programında, Güler Sabancı'nın AB ile ilişkilerden, Sabancı Holding'in faaliyetlerine kadar pek çok konudaki görüşlerine yer verildiği belirtildi.

Açıklamaya göre, program sunucusu Nina de Roy'un sorularını yanıtlayan Sabancı, neden iş dünyasını seçtiği şeklindeki soru üzerine, çocukluk dönemimde dedesinden etkilendiğini, dedesinin kendisinin iş hayatında olmasını istediğini, ilerleyen yaşlarında kendisinin de bu seçimi yaptığını, çalışmayı, özellikle sanayide çalışmayı sevdiğini ifade etti.

Güler Sabancı, ''Türkiye'de bir kadın olarak, iş hayatının içinde olmanın nasıl bir şey olduğunun'' sorulması üzerine ise Türkiye'de kadın olarak iş hayatının içinde olmanın ilginç ve çok destek gören bir durum olduğunu belirterek, kariyerinde öncelikle ailesinden sonra da iş arkadaşlarından çok destek gördüğünü kaydetti.

Sabancı, ''Sizin Türkiye'de laik devletin bir eseri olduğunuzu söyleyebilir miyiz?'' şeklindeki soruyu da ''Ben ve benim gibi çalışan kadınlar, bizler 83 yıllık Cumhuriyetin eseriyiz. Ben Cumhuriyete güveniyorum. Laiklik ve demokrasi bizim DNA'mıza işlemiştir'' diye yanıtladı.

-TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ-

Programda AB müzakerelerine ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Güler Sabancı,Türkiye ve Avrupa ilişkilerinin 700 yıl öncesine dayandığını hatırlatarak,Türkiye'nin AB'ye üye olmasının bir devrim değil, evrim olduğuna inandığını ifade etti.

Türkiye'nin her zaman Avrupa'daki gelişimlerin ve Avrupa tarihinin bir parçası olduğunu belirten Sabancı, şunları kaydetti:

''Sonuç olarak, Türkiye'nin AB'ye üyelik süreci vakit alacak, ancak sonunda her iki tarafta kazanacak ve fayda sağlayacak diye düşünüyorum. Türkiye'nin müzakere sürecine uzun vadeli bakmalıyız. 1996'dan beri Gümrük Birliği'ndeyiz ve iki taraf da bu ekonomik bütünleşmeden memnun. Üyelik sürecinden kastımız Türkiye'deki düzenlemeleri AB standartlarına yükseltmemiz. Bu hem demokrasimizi hem de insan haklarını geliştirecektir. Bu düzenlemeler zaten Türkiye'nin kendisi için halihazırda yapması gerekenlerdir. Türkiye AB standartlarına ulaştığı zaman her iki taraf da bugünkünden daha da istekli olacaktır.''

Sabancı, bu konuda resmi makamlara, fikir liderlerine ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düştüğünü belirterek, Türk halkının AB'ye giriş sürecini desteklediğini, Türkiye'nin üyelik yolundan sapmadıkça, sonucun hem Türkiye, hem de AB için iyi olacağını kaydetti.

Güler Sabancı, Bridgestone, Carrefour gibi yabancı ortaklıkların Türkiye ile AB arasında bir köprü olup olmadığına ilişkin bir soruya ise Avrupalı iş adamlarının Türkiye'ye ilgisinin olmasının, Türkiye'ye gelmelerinin ve yatırım yapmalarının Türkiye'yi daha yakından tanımaları anlamına geldiğini belirterek, ''Birbirimizi daha yakından tanıdıkça, daha yakından ilgilendikçe bence yolumuz daha aydınlanacaktır'' diye konuştu.

-SABANCI HOLDİNG'İN İŞ ALANLARI-

Sabancı Holding'in iş alanları ile ilgili olarak da Güler Sabancı, her iş kolunda her yıl yeniden değerlendirme yaptıklarını, bu büyüklükteki bir grup için bazı iş kollarından çıkmanın, birleşmeler yapmanın ve satın almaların çok doğal ve gerekli olduğunu söyledi.

Güler Sabancı, iş alanındaki soruları da şöyle yanıtladı:

''Enerji alanındaki özelleştirmelerle yakından ilgileniyoruz. Ancak diğer taraftan biz de yatırım yaparak, hidrolik, termik santrallar ve diğerleri için lisans alarak önemli büyüme sağlıyoruz. Bir hedefimiz ve stratejimiz var. Buna göre, 2015 yılında Türkiye'nin toplam enerji üretiminin yüzde 10'nunu karşılamayı hedefliyoruz. Halihazırda yüzde 2-3'ünü karşılıyoruz.''

Türkiye'de çimento pazarında iyi bir payları olduğunu, son 3 yıl içinde ciddi bir büyüme sağladıklarını ve bazı yeni çimento üretim tesislerini satın aldıklarını hatırlatan Sabancı, mevcut faaliyetlerini büyütmeyi hedeflediklerini bildirdi.

''Arkadaşlarıma, şimdi biraz Türkiye'nin dışına bakmamız ve çimento işimizde bölgesel bir oyuncu olmamız gerektiğini anlatıyorum'' diyen Sabancı, lastik işinde de önemli planları olduğunu, stratejik ortakları Bridgestone ile birlikte Lassa'nın global bir marka olmasını görmek istediklerini dile getirdi.

-''BİZ PERAKENDE DE BÜYÜYECEĞİZ, MİGROS'LA YA DA MİGROS'SUZ''-

Güler Sabancı, Migros'un Koç ailesinden satın alınmasıyla ilgili bir soruya da şu yanıtı verdi:

''İş hayatında işler, satın almalar ya da birleşmeler duygularla yapılmaz. Biz 5 ana iş koluna odaklanıyoruz. Bu her bir ana iş kolunda ortaya çıkacak fırsatlarla ciddi şekilde ilgileniriz. Perakendecilik bizim ana işlerimizden biridir. Ortağımız Carrefour'la birlikte agresif bir büyüme planımız var. Migros'la ya da Migros olmadan agresif bir büyüme planımız var. Migros'un satışı bir fırsattır ve biz de ana işimiz olacağı için değerlendireceğiz.''

Sabancı, Sabancı Vakfı'na çok önem verdiklerini, aile üyelerinin her zaman vakfın gelişimiyle ilgilendiğini, Sabancı Vakfı ile 30 yıldan fazla zamandır Türkiye'nin her yerinde 100'den fazla proje gerçekleştirdiklerini bildirdi.

Hayırseverlik adına yaptıkları en büyük yatırımlarının Sabancı Üniversitesi olduğunu belirten Güler Sabancı, Sabancı Üniversitesi'ni kurmuş olmaktan çok memnun olduğunu dile getirerek, Sabancı Üniversitesi'nin Türkiye'de yüksek öğrenimde fark yarattığını ifade etti.

-''İYİ ŞARAPÇILIK YAPILAMAMASININ NEDENİ DEVLET TEKELİ''-

Güler Sabancı, programda şarap üretimine ilişkin olarak da şunları söyledi:

''Şarabı seviyorum ve her zaman yurt dışında Porto'da, Toskana'da, Napoli'de tadımlarına giderdim ve Türkiye'nin de tarihte şarap üretilen bir ülke olduğunu biliyorum. Bizim Müslüman bir ülke olduğumuz için şaraplarımızın iyi olmadığına dair bir düşünce var. Bu doğru değil. Türkiye'de iyi şarapçılık yapılamamasının nedeni Türkiye'nin Müslüman bir ülke olmasından değil, bu sektörün uzun yıllar devletin tekelinde olmasıdır. Bu topraklar tarihte olduğu gibi çok kaliteli şarapların üretilmesi için uygundur. Ben serbest piyasaya ve rekabete inanıyorum. Adil ve serbest rekabet iş dünyasının vazgeçilmez unsurudur. Rekabet sizi daha iyi hale getirir. Bu nedenle başladım. İyi bir iklimimiz ve toprağımız var. Neden daha iyi şarap üretmeyelim?''

Güler Sabancı, röportajın sonunda Sabancı Topluluğu'nun geleceğine ilişkin soruya da ''Sabancı Topluluğu'nun önümüzdeki 10 yıllarda değerini ve gücünü artırarak devam edeceğine ve Sabancı ailesinin kontrolünde olacağına inanıyorum'' cevabını verdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious