Gülten Kaya siyahlara büründü

Gülten Kaya siyahlara büründü.8338
  • Giriş : 22.03.2009 / 09:50:00

9 yıl içinde önce eşi Ahmet Kaya'yı, ardından büyük abisini, annesini ve son olarak abisi Yusuf Hayaloğlu'nu kaybeden Gülten Kaya, "artık siyahım" diyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ahmet Kaya, Gülten Kaya, Yusuf Hayaloğlu. 'Davamız' dedikleri sanat hayatında hep birlikte olan üç isim. Bu grubun üye sayısı Ahmet Kaya'nın ölümüyle ikiye, 9 yıl aradan sonra Yusuf Hayaloğlu'nun ölümüyle de bire indi. Geriye sadece Gülten Kaya kaldı. Gülten Hanım güçlü bir kadın. Bizimle Yusuf Hayaloğlu'nu, Ahmet Kaya'lı günlerini, ölümü, yaşadıklarını paylaştı. Ahmet Kaya ile Yusuf Hayaloğlu'nun tanışmasınıın, birlikte ortak çalışma yapmalarının temelinde hep Gülten Kaya vardı. O aslında hala yaşamaya devam eden bu grubun gizli kahramanı, dengesi. Gülten Kaya ile konuştuklarımız arasında TRT Şeş de vardı, Ahmet Kaya seven İslamcılar da...

Ölüm; dönüşü olmayan ayrılık…Ne kadar koparabilir sevdiklerimizden. Ölüm kimileri için sadece somut tarafı yitirmek anlamına geliyor. İşte böyle Gülten Kaya'nın hayatı. 15 yıl, 24 saatini birikte geçirdiği ilk ve son aşkı Ahmet Kaya'nın ani ölümünün ardından, yakın zamanda abisi şair Yusuf Hayaloğlu'nu kaybedişi. Renklerini birer birer toprağa gömerken hayat nasıl akıyor? Yeri dolmayan o boşluklarda neye tutunarak yürünüyor? Bütün idolojilere, etnik kökenlere, ve kimliklere bakmaksızın sadece ilk olduğumuz halimizle 'insan' olma gerçeğimizle ölüm herkese uğruyor. Ve Gülten Kaya, gidenin ardındaki ölümü tarif ediyor… 

Eşiniz Ahmet Kaya 9 yıl önce, abiniz geçen haftalarda vefaat etti. Ama siz hiç dağılmamışsınız. Bu gücü nereden alıyorsunuz?

O dışarıdan görünen kısmı. Ama ben de geriye dönüp 49 yıla göz attığımda ve hayatın bana sunduklarının karşısındaki duruşuma baktığımda kendimi güçlü görebiliyorum. Böyle bir ülkede inandıklarınız yüzünden size yaşatılacak olan herşeye hazırlıklı olmalısınız. İnandığınız gibi yaşamanın bedellerini ödemek güç gibi algılanabiliyor. Mesela; çok ciddi hayal kırıklıkları yaşamıyorsunuz o zaman.

Ölümü içinize sindirebildiniz mi?

Yok. Çünkü sindirebilmek zamana ait birşey. Asla onun bittiği bir nokta veya şu kadar zaman çok koyu, sonra rengi açılıyor diye birşey yok. Çünkü gidenin yerine koyabileceğimiz hiç birşey yok. Hem seçeneğinizin, hem de yapacak birşeyinizin olmayışını size kabul ettiriyor. Acı çok tek kişilik yaşanan bir duygu. Paylaşılmayacağına inanıyorum. Onun için de soylu buluyorum.

Ahmet Kaya tehdit alıyor muydu?

Evet. Burada kalsaydı sevgili kardeşimiz Hrant Dink gibi olacaktı. Her an herşey olabilir. Merkez medyanın bilinçli bir biçimde ürettiği, sokağın bilinç altına yaydığı sipariş algı çok yordu onu.

Yaşadıklarınız sadece 'kürt' kimliğinizle ilgili mi?

Öyle düşünmüyorum. Çünkü o etnik kimlik. Bizim politik kimliklerimiz de var. Muhalifiz ve sosyalistiz.

Basının algıladığı ile Ahmet Kaya'nın yaptığı arasında ne kadar mesafe var?

Ahmet Kaya'yı vatan haini ve bölücü olmak ile suçladılar. Bunun Ahmet Kaya'nın yola çıkışıyla hiç bir alakası yok. Özgürlüğünüzü talep ettiğiniz andan itibaren sizi zaten kuşatıyor. Ama o algı sağlıklı değil.

Peki Ahmet Bey'in amacı sadece sanat yapmak mıydı? Hiç mi politik protestolar yoktu?

Bir sanat ürününe ne kadar siyaset yükleyebilirsiniz? Yükleyemezsiniz. Düşünce ve fikir yükleyebilirsiniz elbette. Bunun içinde siyasette olabilir. Onların geliştirdiği korkulara getireceği birşey olmaz o. Bütün bir kitabı siyasi olarak yazsanız dahi, sonuçta onu edebi ürün olarak algılamanız lazım. Bölmek, parçalamak vatana ihanet etmek bunlar çok ağır kavramlar. O çünkü fiili bir durumdur. Örgütlenirsiniz Ergenekon gibi.

Kültür Bakanı ile yaptığınız görüşmeler oldu, ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Sadece bir kez, telefonda görüştük. Sayın Bakan'a da söyledim; Bu sanatçılar, bu ülkenin güzel değerleri ile ilgili yapılacak çok şey var. Mezar taşımanın son derece sembolik olduğunu düşünüyorum.

Radikal Gazetesi'nde Memduh Özdemir'in kaleme aldığı bir yazı var. 'İslamcılar Ahmet Kaya'da ne buldu?'.

Biz hiç kimseyi ayrıştırmadık. Bu ülkenin içinde hangi hakikatler varsa, bizim düşünce dünyamız ve duruşumuzda da vardı. İslamcılar ya da başkaları. Onlar bizim nasıl düşündüğümüzü biliyorlardı, biz de onların biliyorduk. Biz özgürlükleri savunurken düşünceden, başörtüsüne baktık ve öyle savunduk. Ahmet Kaya'nın başörtüsü konusundaki fikirleri de bu ülkede istismar edilmiştir.

İslamcı diyenler de oldu…

Halbuki onu doğru bir yerden kavramaya niyetli değillerdi. Niye dövülsün başörtüsü taktığı için bir kız? Bir kesim İslamcı olduğunu da yazdı. Öyle algılansa ne olur? Bizim hassas noktalarımız 'vatan haini' gibi söylemler. Onun dışında Müslüman bir toplumda seçsenizde seçmesenizde aidiyetiniz bu. Ahmet Kaya canı yakılan incitilen herkesin yanında oldu.

AJDA PEKKAN'IN SAMİMİYETİNİ SORGULAMAYA GEREK YOK

Güldünya konserinde sanatçı Aynur'un Ajda Pekkan ile yaptığı düet çok konuşuldu. Kürtçe trend haline mi geldi?

Ajda Pekkan üzerinden yola çıkarak söylemiyorum ama evet böyle bir trend var. Tarihin trendle yazılmayacağını düşünüyorum. Toplumcu gerçekçi olduğunu ifade eden insanlar üzerinden konuşuyor olsaydık samimiyeti sorgulardık. Ama Ajda Pekkan üzerinden bunu sorgulamayı doğru bulmuyorum. Sadece şarkılarını söyleyen bir insan. Bana göre, Ajda Pekkan'ın içinden gelmiştir ve söylemiştir.

Ahmet Kaya'nın yuhalandığı davette Ajda Pekkan da Onuncu Yıl Marşını ayakta söylüyormuş…

Ajda Pekkan'ın politik bir duruşu yok, bir düşünce insanı değil. Evet o davette ben de vardım ve Ajda Pekkan da vardı. Eşim sahnedeyken okuduğu şarkıya eşlik ediyordu. Ama sonrasında Onuncu Yıl Marşını da okudu. Yani biz ondan ne beklemeliyiz bilmiyorum.

'Hepimiz kardeşiz' olgusuna ne kadar inanıyorsunuz?

Ahmet'in söylediği benim de çok sevdiğim bir cümle var. Bu ülke aydınları bin yıldır kendilerine düşman ettikleri Yunanistan'la barışmak için dostluk köprüleri kuruyorlar. Ama kardeşiz dedikleri Kürt halkının dilinden hiç bir şarkı okudu mu? Bolca Rumca, İngilizce okudular ama. Türk olup da Kürtçe şarkı okuyan yoktu şu zamana kadar. O tarafa ait kültür, sanat, edebiyat karşı o kadar kapadılar ki kendilerini.

Siz TRT Şeşi de eleştirdiniz…

Benim açımdan hayatın içerisindeki bütün gelişmeler kendi iç dinamiği ile olmalı. Olgunlaşma evresini tamamlayıp kendi kendini var etmeli. Bunun itici gücü dinamikleri elbette vardır, devlette bunlardan biridir. Ama ben medya, sanat gibi alanlarda iktidarın, disipline edici olmaması gerektiğini düşünüyorum. İktidar sadece destekleyici olmadır.

Yani zayıf kalıyor…

Diyelim başörütüsü yasağı kaldırıldı. Eğer bu yasal düzenlemeye gidilmezse başka bir meclis bileşeni de tekrar yasak koyabilir. İktidar desteklesin, ben TRT Şeşi de bir adım olarak görüyorum. Şu sıralarda yayın hayatına başlayacak olan Kurd 1 de benim için heyecan verici. Bazı süreçler kendi iç dinamikleri içersinde gelişmeli ve olgunlaşmalıdır. Sağlıklı olan budur.

Reha Muhtar konuğuna Kürtçe şarkı söyletiyor…

Ama on yıl öncesinin Reha Muhtar'ı Kürtçe şarkı söylemeyi bölücülük gibi algılayabiliyordu. Bunu kendi iradeleriyle yapmıyorlar. Konjonktüre uyuyorlar.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*