Gül'ün seçimi ulusal bir sorun (HABER YORUM)

Gül'ün seçimi ulusal bir sorun (HABER YORUM).9984
  • Giriş : 12.08.2007 / 11:00:00

İnsanlar akıl ile taçlandırılmış şanslı varlıklardır; bu sebeple insanın olduğu yerde -iyi veya kötü- mutlaka bir düzene erişilir.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Siyasi varlık olarak da insan mâkul davranır ve kendisinin, yakın çevresinin, ülkesinin, dünyanın çıkarlarını belli ölçülerde kollayan tercihlerde bulunur.

Son seçimde yaklaşık her iki insandan birinin oyunu Ak Parti'ye vermesinin de anlaşılabilir sebepleri var; birden fazla sebep... Kimi o sebeplerden bazısını öne çıkarıp Ak Parti'yi oyunu vermeye lâyık buldu, kimi başka bazısını... Bu seçimde seçmene çok yönlü tercihler sunan hemen tek parti de oydu zaten; seçmenin bazısı ekonomik durumun daha da iyileşeceği umuduyla, kimi önünü görebildiği için -yani olumlu beklentilerle-, kimi de Ak Parti'ye dönük kırıcı yayınlar veya Cumhurbaşkanı adayının önü kesildiği için -yani öfkeyle- oyunu kullandı. Liderinin sempatisi -buna 'karizma' deniyor- partisinden ileride göründüğüne göre, Tayyip Erdoğan'ın kendisi de oy-çeken bir güç oldu bu seçimde AK Parti için…

Değişik sebeplerle oylar kullanıldı, hepsi birleşti ve Ak Parti'yi yeniden tek başına iktidara taşıdı.

"Vatandaş istikrara önem veriyor" demek bu sebeple elbette yanlış değil, tam tersine mâlumun ilâmı... Bundan sonraki her adımda herkesin mutlaka dikkate alması gereken sihirli sözcük 'istikrar' olmak zorunda. Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve dış politik hedeflerine kısa yoldan erişebilmesi, ancak 'istikrar' sözcüğüne olağanüstü önem vermekle mümkün olabilir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde de ön planda tutulması gereken 'istikrar' kavramına uygun davranışlardır. Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı adayı olması ve yeterli oyu alabilirse Çankaya Köşkü'ne çıkması, Ak Parti, Türkiye ve Türkiye'nin dünyada oynayacağı roller açısından, kısaca 'istikrar' sözcüğüyle ifade edilebilecek bir gelişmeye karşılık geliyor.

22 Temmuz öncesinde o kadar değildi; o dönemde AK Parti içerisinden bir başkası da aday gösterilip cumhurbaşkanlığı makamına getirilebilirdi. Ancak seçim kampanyası sırasında muhalefetin sürdürdüğü aleyhte propagandalar yüzünden, Abdullah Gül, sadece halk için değil AK Parti açısından da o makam için bir 'standart' haline geldi. Her adayın ona bakılarak değerlendirilebileceği bir 'standart'... Halkın yıllarca ününü işitip durduğu 'Bolu Beyi' türü bir yarı-efsane...

Ülke açısından da durum hiç farklı değil. Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığının kendisine rağmen engellenmesi ülkeyi istikrarsızlaştıracak ciddi bir güvenlik sorunu doğurabilir. Çankaya Köşkü'ne çıkacak bir başkasına bakışı çok olumsuz etkileyecek bir durum var ortada. Kriz çıktığından beri kamuoyunun Ahmet Necdet Sezer'e tavrında bile değişiklikler meydana geldiğini fark etmiyor musunuz?

Biraz daha geriye çekilir ve Türkiye dışından ülkemize bakarsanız, Abdullah Gül'ün önü kesilerek gidilecek bir cumhurbaşkanlığı seçiminin ne kadar ters ve ülkemize zarar verecek bir biçimde değerlendirileceğini hemen fark edersiniz. Demokrasi, sivil-asker ilişkileri yönünden zaten varolan önyargılar daha da pekişir ve önemli ülkelerle ikili ilişkiler zora bile girebilir. Bu işin şakası yok.

Doğallığı içerisinde yürütülseydi sıradan olmaktan öteye gitmeyecek bir cumhurbaşkanlığı seçimini, zorlamalar ve müdahalelerle, bir ulusal güvenlik ve istikrar sorunu haline dönüştürdük ve Abdullah Gül'ün o makama gelmesinin önlenmesini imkânsızlaştırdık; bunu yapanlara helâl olsun gerçekten…

"Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olmasın" diyenler, ülkenin istikrarını tehdit eden müthiş tehlikeli bir teklifte bulunduklarını artık anlasalar iyi olacak...

FEHMİ KORU

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious