GÜNAYDIN SÜVARİ'DEN, BONJUR SÜVARİ'YE...

GÜNAYDIN SÜVARİ'DEN, BONJUR SÜVARİ'YE....14150
  • Giriş : 26.01.2007 / 00:00:00
  • Güncelleme : 02.06.2007 / 01:06:13

SÜVARİ’nin Genel Koordinatörü Fatih Coşkun, Genel Yayın Yönetmenimiz Muaz Kalaycı’yı misafir etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gülen yüzlü personellerinin ardında bizi bekleyen Fatih Coşkun sorularımıza içtenlikle cevap verdi.

Bir zamanlar "Günaydın Süvari" diye müşterilerini karşılayan Süvari, artık yurtdışındaki müşterilerinede "Bonjur Süvari" diye sesleniyor.

Süvari’nin marka olma yolunda kat ettiği mesafeden Süvari’nin hedef kitlesinin kimler olduğuna kadar sorulan tüm sorulara cevap veren Coşkun, “İnsanlar giyimleriyle karşılanır, fikirleriyle ağırlanır” sözünün giyimin ne kadar etkili bir iletişim yolu olduğunu anlatmaya yeterli olduğunu söyledi.

"Fatih Coşkun’u en mutlu eden şey nedir" sorumuza Sayın Coşkun’un verdiği cevap oldukça şaşırtıcı. Coşkun, İsviçre’deki mağazalarını her aradığında telefonun diğer ucunda duyduğu “Süvari bonjur” sesinin kendisini çok mutlu ettiğini söylüyor. "Bu ses bir Türk markasının çok çalışarak aslında neler yapabileceğini anlatan çok derin anlamları olan bir sestir." diyerek duydukları gururu ifade eden Fatih Coşkun, değişimin insanlık tarihi boyunca yaşanmaya devam edeceğini vurguluyor.

— Süvari kimdir? Nasıl doğdu? Nasıl büyüdü? Kimin için nelerle savaştı?

Süvari’yi, 1997 yılında Coşkun Tekstil bünyesinde kurduk ve bu isimle kısa sürede ülkenin önde gelen erkek hazır giyim markası olduk. Zaten Coşkun Tekstil olarak 1967 yılından bu yana tekstil sektörünün içerisindeyiz. 1997 yılında bir markayla büyümeye karar verdik ve birçok alternatif isim arasından SÜVARİ’yi seçtik. SÜVARİ kurulduğu günden beri, hedeflerini hep dünya markası olma üzerine kurdu ve alt yapısını bunun üzerine hazırladı.

— Bir marka olarak Süvari’yi tanımlar mısınız?

Süvari’yi ismi ve karakteriyle özdeşleşmiş, kaliteyi ve en önemlisi müşteri memnuniyetini birinci ilke edinmiş, çizgisini tüm koleksiyonlarında koruyan ve geliştiren bir moda öncüsü diye tanımlayabilirim.

SÜVARİ, 2007 YILINDA DA BÜYÜYECEK

— 2006 Süvari için nasıl geçti? Süvari 2007’den ne bekliyor?

2006 yılı Süvari için oldukça verimli ve iyi geçti. Koymuş olduğumuz hedefler tutturuldu ve hedeflenen büyüme gerçekleşti. Biz hedefleri belirlerken yıllık, beş yıllık ve on yıllık planlar halinde programlıyoruz. 2007 yılı ülkemiz için iki önemli dönüm noktasına sahne olacak. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler bu yılın siyasi ve dolayısıyla ekonomik durumuna yön verecek. Mevcut her türlü siyasi gelişmeye uygun altyapı hazırlıklarını tamamlayan Süvari, 2007 yılında da büyümeye devam edecektir.

— Büyük bir firma olarak yeni koşullara ayak uydurmanın gerekli olduğunu biliyoruz. Peki, yeni koşullara ayak uydurmak sizce ne gerektiriyor?

Ne iş yaparsanız yapın kendinizi tekrarlamak ve yenilikleri takip etmemek sizi her zaman geriye adım atmaya zorlar. Yeni koşullara ayak uydurmak için de gündemi ve özellikle işinizle ilgili teknolojiyi çok yakından takip etmeniz gerekmektedir. Tam bu noktada Süvari ekibinin her bir üyesi kendini sürekli yenileyen ve geliştiren birer çalışan olarak çağın koşullarına kolaylıkla ayak uydurabilmektedir. Özellikle sektörel AR-GE Süvari’nin her departmanında bulunan ve bahsedilen yenilikleri yakalamayı sağlayan önemli bir birimdir.

— Süvari’nin hedef kitlesinde kimler var?

SÜVARİ’nin hedef kitlesi şık ve kaliteli giyinmeyi seven, kendini farklı hissetmekten hoşlanan, olgun fakat rahat ve aristokrat havasını dışa yansıtmayı seven bütün beylerdir.

— Hedef kitlenizi tanıma konusunda neler yapıyorsunuz?

Hedef kitlesini tanıma noktasında sürekli AR-GE çalışmaları kontrol gruplarıyla yeni ürün denemeleri ve anket çalışmaları yapılmaktadır.

İLETİŞİMİN EN İYİ YOLU: MAĞAZADA MÜŞTERİLERLE KURULAN DOSTLUK

— Sizce tüketici ile en iyi iletişim yolu nedir?

Tüketici satın almayı düşündüğü ürünle duygusal bağ kuramazsa o ürünü alsa bile kullanırken kafasında hep bir soru işareti olacaktır. Yani tüketiciye en iyi ulaşma biçimi ürünü kullanırken kendini iyi hissetmesini sağlamaktır. Böylece sadık müşteriler elde edip onlara hiç zorlanmadan tekrar tekrar ulaşabilirsiniz. Ürün eğer tüketiciyi mutlu etmiyorsa istediğiniz iletişim yolunu kullanın kesinlikle faydası olmayacaktır. Reklâm ve halkla ilişkiler çok önemli ve etkili yollar olsa da bunlardan en etkilisi kesinlikle müşteriyle birebir iletişime geçerek mağazada kurulan dostluktur.

— Reklâm konusunda neler söylemek istersiniz. Reklâm bir marka için neyi ifade eder? “Reklâm bir savaş türüdür” diyebilir miyiz?

Reklâm marka bilinirliğinin arttırılmasında ve hedef kitleyi yakalama anlamında olmazsa olmazların başında geliyor. Reklam bir marka için prestij demektir. Biz reklâmı bir savaş türü olarak hiçbir zaman görmedik. Agresif savaş zihniyetli reklâm politikalarının müşteriyi fazlasıyla yorduğu kanaatindeyiz. Reklâmı sadece müşteriyle iletişim aracı olarak kullandık.

KÜRESELLEŞMENİN ÖNÜNE GEÇEMEYİZ

— Tüketim anlayışının da küreselleştiğini söyleyebilir miyiz? Böyle bir küreselleşmenin varlığını kabul ediyorsanız; bu küreselleşme, millî özelliklerimizden nelerin kaybedilmesine yol açıyor?

Tüketimde küreselleşmenin varlığını kimse inkâr edemez. Daha önce rakibimiz komşumuzdu, şimdi ise tüm dünyayla başa çıkıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda yurt dışına ürün satmak çok büyük bir zahmetti, şimdi ise bütün firmalar yurt dışına ihracat yapabilmektedir. Küreselleşmenin önüne geçemeyiz ancak millileşmemize ve daha ilerde de özümüzü kaybetmemize sebep olmasını engelleyebiliriz. Dünyadaki yeniliklere ayak uydurarak kendi benliğini korumak bizim için küreselleşmeyi en az tehlikeli hale getirecektir.

— Ülkemizde ve dünyada rekabet hakkında ne söylemek istersiniz? 20. yüzyılda rekabet ne kadar adil?

Rekabet aslında belli sektörler dışında yaşadığımız çağda oldukça adil ve baş edilebilir düzeyde. Yani eğer yaptığınız işte en iyisiyseniz yada en iyisini yaptığınıza inanıyorsanız rekabet sizin için tatlı bir motivasyon kaynağı olarak kalır ve işinize olumlu yansır. Ancak savaş mantığıyla rekabete girip rakibinize karşı her tökezlediğiniz anda yeniden kalkamayacak hırsa sahipseniz işte o zaman 20. yüzyıl rekabet çağı sizin için kara bir dönem haline gelecektir.

— Ülkemizdeki tüketici profili hakkında neler söylemek istersiniz?

Ülkemizdeki tüketici profili bilinçli tüketici olma yolunda hızla ilerlemektedir. Bu bilinç aslında bir anda var olmayan, toplumların geçirdiği evrelerle ortaya yavaş yavaş çıkan bir tüketim bilinci. İnsanlar artık alışverişlerine vakit ayırmakta zorlanıyorlar. Bu yüzden de daha dikkatli ve en önemlisi daha makul alışverişler her zaman bilinçli tüketim anlayışının oluşmasında önemli rol oynamaktadır. İnsanların alışveriş zamanını da iyi kullandırmak üreticilerin başarısına bağlıdır.

RAKİPLERİMİZ BİZİ MOTİVE EDİYOR

— Sektörünüzdeki diğer firmalar arasında SÜVARİ’nin duruşu hakkında neler söylemek istersiniz?

Sektörde rekabet etmemiz gereken oldukça kaliteli firmalar bulunmaktadır. Rakiplerin güçlü olması hedeflere ulaşırken daha çok çalışmamıza motive ediyor bizi. Dolayısıyla Süvari diğer firmalar arasında oldukça zirveye yakın ve bir o kadarda yeni ama gelişmeye açık bir noktada bulunmaktadır.

— Sektörünüzün en büyük avantajı ve en büyük problemi nedir?

Bence sektörümüzün en büyük avantajı; insanın doğumundan ölümüne kadar tekstil ürünü kullanmak zorunda olmasıdır. En büyük problemi ise insan kaynakları sıkıntısı ve kar marjlarının düşmesi...

— 20. yüzyılda SÜVARİ olmak, SÜVARİ kalabilmek… Bize SÜVARİ’nin yarınları hakkında neler söylemek istersiniz?

20. yüzyılda Süvari olmak, Süvari kalabilmek ve Süvari’nin yarınlarına sağlam altyapılar hazırlayabilmek zaten en baştan beri şirket politikalarımızın ilk sıralarında gelmekte. Süvari olarak kurulduğumuz günden bu yana hep dünya markası olacağız dedik ve tüm hazırlıklarımızı, alt yapımızı bunun üzerine kurduk. Şimdiye kadar olan kısımda bunları büyük ölçüde tamamladık. 2015 yılı ise Süvari’nin dünya markası olduğunu kanıtlama adına bizler tarafından hedef yıl olarak belirlenmiştir.

AVRUPA’DAKİ BÜYÜME HEDEFLERİMİZİN BAŞLANGIÇ NOKTASI: İSVİÇRE

— En büyük pazarlarınızın İsviçre ve Rusya olduğunu biliyoruz. Niçin İsviçre ve Rusya…

İsviçre gelir seviyesine ve toplum refahına bakıldığında her markanın var olmayı isteyeceği alım gücünün yüksek olduğu müşterileri barındıran bir Avrupa ülkesi. Ayrıca koleksiyonlarımız klasik erkek giyimine öncülük etmekte ve İsviçre’de iş dünyasının ve finansın dünyadaki en önemli merkezlerinden birisi konumunda. Bu yüzden bizde İsviçre’de iki mağaza açtık. Hatta Avrupa’daki büyüme hedeflerimizin başlangıç noktası olarak bu ülkeyi belirledik. Rusya ise 90’lı yılların başından beri yabancı yatırımcılara aç bir tekstil sektörüne sahip. Dolayısıyla henüz dilimleri ufak fakat kendi büyük bir pasta var Rusya’da. Bizde Süvari olarak hem bu pastaya katkıda bulunmak ve pasta büyüdükçe de dolaylı olarak pastadan aldığımız payı artırmayı hedefliyoruz. Rusya sınırları içerisinde hali hazırda iki Süvari mağazası bulunmakta ve yenilerinin açılma çalışmaları devam etmektedir.

— Süvari çalışanları ile Süvari yönetimi arasında nasıl bir diyalog var?

Süvari çalışanları ile yönetim arasında çok sıkı bir diyalog var. Süvari kurumsallığını tamamlama yolunda kısa sürede çok yol kat etti. Her çalışanın fikirlerine mutlaka başvurulur, saygı duyulur. Yönetim birim yöneticileriyle istişare edilmeden her hangi bir karar verilmez.

— Paranın gücüne ne kadar inanıyorsunuz? Para gerçekten güç müdür?

Ticaret yapabilmeniz için para mutlaka gerekiyor. Para güç demektir ama para her şey demek değildir. Ticarette önemli olan karşıdaki kişilerin ya da firmaların birbirine güvenmesi… O güveni ve dürüstlüğü sağlamışsanız para sadece bir aracıdır.

— Gençliğin giyim tarzını nasıl buluyorsunuz?

Gençliğin giyim tarzı her zaman farklıdır. Gençlik biraz daha rahat giyinmeyi seviyor. Süvari’de gençlere yönelik ürün çok fazla bulunmamakla birlikte ilerleyen dönemde bizde o kesime hitap eden ürünler yapabiliriz.

İNSANLAR GİYİMLERİYLE KARŞILANIR, FİKİRLERİYLE AĞIRLANIR

— Giyim bir insanı ne kadar anlatır?

Giyim bir insanı her şeyiyle anlatır. İletişimin birinci kuralı ilk intiba dediğimiz şey ise giyinmek insanın kişiliğine yönelik ciddi ipuçları verir. Bu konuyla alakalı mizah efsanesi Nasrettin Hoca’nın ünlü sözü “ye kürküm ye” oldukça esprili ve bir o kadarda gerçekçi bir sözdür. Ayrıca şunu unutmayalım ki “insanlar giyimleriyle karşılanır, fikirleriyle ağırlanır”. Bu söz giyimin ne kadar etkili bir iletişim yolu olduğunu anlatmaya yeterli galiba.

— Geçmişten bugüne “iyi değişti” dediğiniz şeyler… Ve “keşke gelecekte de hiç değişmese…” dediğiniz şeyler…

Değişim insanlık tarihi boyunca yaşanmış ve yaşanmaya devam edecek. Elbette ki olumlu ve olumsuz değişim süreçleri yaşanıyor. Geçmişten günümüze baktığımda özellikle bilimsel alanda yaşanan gelişmeler, insanlığın ulaştığı teknolojik değişim iyi ki değişti dedirtecek türden. Diğer taraftan örf ve adetlerimizin, geleneklerimizin ve kültürümüzün hiç değişmeden yıllar boyunca hayatımızın bir parçası olarak varlığını korumasını isterim.

SÜVARİ BONJUR

— Fatih Coşkun’u Süvari’de en çok mutlu eden şey nedir?

Beni en mutlu eden şey; İsviçre mağazamızı her aradığımda telefonun diğer ucunda duyduğum “Süvari bonjur” sesi. Bu ses bir Türk markasının çok çalışarak aslında neler yapabileceğini anlatan çok derin anlamları olan bir sestir.

…BİTTİ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious