Güney Ergenekon'un neresinde?

Güney Ergenekon'un neresinde?.9038
  • Giriş : 16.01.2009 / 08:54:00

Şu noktada bir netliğe kavuşalım: Ergenekon soruşturması Tuncay Güney’in ifadesiyle başlamadı. Ümraniye’de el bombalarının bulunmasıyla ilk tutuklamalar gündeme geldi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu tutuklamanın önemi neredeydi? Bu bombaların, Cumhuriyet'e atılan bombalarla aynı kafileden olmaları iddiası, soruşturmanın seyrini bir anda değiştirdi.

Ümraniye bombalarıyla ilişkili olarak isimleri gündeme gelen emekli subaylarla Danıştay saldırısı arasındaki bağlantı öne çıktı. Buraya kadar soruşturma ve tutuklamalarla Tuncay Güney'in ifadelerinin bir ilişkisi olmadı. Ne zaman ki, her gün ortaya çıkan yeni gerçeklerle Tuncay Güney'in 2001 yılında polise anlattıkları örtüşmeye başlayınca bu anlatılanlara ilgi arttı.

Tuncay Güney'in, şimdi Ergenekon davasında sanık olarak isimleri geçenlerin birçoğuyla yakın ilişkisi olduğunu bizler o zaman öğrendik. İlginç bir şekilde Güney'in Veli Küçük'ten, Doğu Perinçek'e, Samanyolu TV'den Ulusal Kanal'a kadar girip çıkmadığı, ilişki kurmadığı insanın kalmadığı anlaşıldı.

Önceki gün TV kanallarına ulaşan 2001 sorgusu, kaçınılmaz olarak dikkatlerin Tuncay Güney'in söylediklerine odaklanılmasına yol açtı. Söylediklerinin ne kadarı doğrudur, ne kadarı hayal mahsulüdür, bunu araştırmak gazeteciler açısından da, devlet güçleri açısından da çok zor değildir.

Çünkü birçok konuyu, yer ismi söyleyerek, zamanını ifade ederek dile getiriyor. Tabii daha da önemli olanı, bütün bunları saatlerce anlattığı halde o zaman bu anlattıkları neden dikkate alınmadı? Dikkate alındıysa neden bir takip konusu olmadı?

O zaman sıcağı sıcağına İstanbul Cumhuriyet Savcılığı bu iddiaları araştırsaydı, belki de daha sonra yaşanan birçok saldırının önüne geçilebilirdi.
O dönemde böyle bir soruşturmayı derinleştirmeye savcılık ya cesaret edemedi, ya da bu iddialardan hoşlanmadı. Bu 'yok sayma'nın nedenlerini açıklayacak olanlar o soruşturmayı yürüten savcı veya savcılardır.
O zaman bu yapılmadı ya da yapılamadı diyelim. Bundan 8 yıl önce söylenmiş, iddia edilmiş bu iddiaların en azından bir kısmının bizim kaba bilgilerimizle örtüştüğünü söyleyebiliriz. Bazı iddialarının ise kendi yorumu, kendi hayali olduğu da işin bir başka boyutu.

***

Tuncay Güney ne derse desin, ortada gerçekten korkutucu bir tabloyla yüz yüze olduğumuz bir gerçek değil mi? Bu bombalar, bu silahlar kime ve kimlere karşı kullanılacaktı? Daha önce yaşadıklarımızla neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamayacak kadar akıldan izandan yoksun muyuz?

Bu ülkede yüzlerce aydını kimler öldürdü? Onlar Amerika'dan mı geldiler? Bu cinayetler hangi etkili gücün engellemesi nedeniyle 'faili meçhul' kaldı? Bunları anlamayacak kadar cahil miyiz?

Tuncay Güney'in kim olduğunu benim gibiler Ergenekon soruşturmasının belli bir aşamasında öğrendiler. Ergenekon davasının birçok önde gelen sanığının onunla bağı olduğunu da bu şekilde anladık.
O zaman Tuncay Güney'le iyi ilişkiler içinde olanlar da benim gibiler değildi. Onu tanımıyorduk bile. Onlar belli ki birbirlerini tanıyorlardı.

Birçok işi birlikte yapmış olduklarına dair iddiaları da şimdi cevaplaması gerekenler bizler değiliz. Bunun ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış kanıtlaması gereken de.

Ancak ortada bir gerçek var, yeraltından, yer üstünden ortalığa silahlar ve bombalar saçılıyor. Bunlar kime ve neye karşı kullanılacaktı? Bunu tahmin edebilecek kadar bu ülkenin yakın tarihini biliyoruz.

İş öyle bir noktaya geldi ki, “Bu silahları da kim gömmüş ki, bir oyun olmasın” diyebilecek kadar akıl ötesi bir savunma tutumuyla, yok sayma anlayışı ile karşı karşıya kaldık.

Bu davanın önemli bir dava olduğunu, ortaya çıkan korkutucu, ürkütücü gerçeklerin üzerine gidilmesini istemenin neresi kötü? Usul tartışmalarını yok saymadan işin özü üzerinde yoğunlaşalım.

Hani hepimiz demokratik bir Türkiye istiyorduk...

Yoksa hepsi yalan mıydı?

oralcalislar@gmail.com

Radikal

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*