Güngören patlaması davası yapıldı

Güngören patlaması davası yapıldı.28351
  • Giriş : 11.05.2009 / 22:33:00

Güngören'de biri hamile kadın 17 kişinin ölümü, 154 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı saldırıya ilişkin davanın ilk duruşması bugün görüldü.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sanıklar olayla ilgileri bulunmadığını ileri sürdü. Olayı kınadıklarını söyleyen sanıklar, adliye çıkışında ise, "Biz suçlu değiliz, asıl suçlular dışarıda" diye bağırdı. Sanıkların tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme duruşmayı erteledi.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar Hüseyin Türeli, Nusret Tebiş, Ziya Kiraç, Abdurrahman Oral, Şerafettin Kara, Cevat Aydın, Aydın Ağlar ve Mehmet Salih Yanak ile tutuksuz sanık Şaban Güneş katıldı. Sanık Hüseyin Türeli, iddiaları kabul etmedi. Türeli, "Ben Mehmet Sami Yanak'ı enişteme para verdiği için tanırım. Telefon konuşmalarımız parasını alamadığı için yapılan görüşmelerdir. Şaban Güneş'in benim aleyhime söylediklerini kabul etmiyorum. Kendisini eskiden beri tanırım. Ancak örgütsel bir çalışmamız yok. Gizli tanığın beyanlarını da kabul etmiyorum. Bize emniyette gizli tanığın söyledikleri kabul ettirilmek istendi. Bize, 'biz burada kimi alırsak, o iş onun üstüne kalır' diyorlardı. 'Gizli tanık olun, sizi kurtaracağız. İstanbul Emniyet Müdürü ve Valilik sizi bekliyor. Size yardım edecek. Ben polis olarak görüşemiyorum onlarla, siz görüşeceksiniz' diyorlardı. Psikolojik ve küfür bazında bize yönelik baskılar oldu. Fiziki şiddet olmadı. Ancak bir kere bana yumruk attılar. Hangisinin vurduğunu bilmiyorum. Görevlilerden şikayetçiyim" dedi.

Avukat Kanar'ın "Olay günü neredeydin?" sorusuna ise Türeli, "Olay günü öğlene kadar yatmıştım. Öğlen 1 gibi kalktım. Ağabeyimin kayınbiraderi Ahmet Tekin bizdeydi. Onunla beraberdik. Ahmet, Batman'a gidecekti. 14.00-15.00 sıralarında havalimanına gitmek üzere evden ayrıldık. Yolda giderken Çavuşpaşa'dan amcamın oğlu Musa Türeli'yi de alarak Şirinevler'de merkez camiinin yanındaki parka gittik. Uçak saatine kadar orada oturduk. Sonra da havalimanına gitmek için 18.00 sıralarında ayrıldık. Sonra da Çavuşpaşa'da herkesin gittiği bir kahveye gittik. Saat 20.30'da da ayrılıp eve gittim. Evde ağabeyim ve yengem vardı. O gün Ahmet Tekin'i havalimanına götürmeseydim, ağabeyim ve yengemle birlikte pikniğe gidecektim. 22.30 sıralarında yengem böyle bir olayın olduğunu söyledi. Televizyondan duymuşlar. 23.00'te de Batman'dan ağabeyim Mehmet Türeli aradı. Böyle bir olayın olduğunu duymuş. Bize bir şey olup olmadığını ve haberimiz olup olmadığını sordu" dedi.

Saldırıyı alçakça olarak niteleyen sanık Nusret Tebiş, "Güngören'de alçakça yapılan olayı gerçekten kınıyorum. Bu olayla ilgim yok. Bu olayın gerçek faillerinin tespit edilmesini istiyorum. Bu olayı üstümüze atanlar utansın." Diye konuştu. Emniyete gelen bir ihbar mailinde, olayın asıl faili olduğu iddia edilen şahısla çekilmiş fotoğrafı olduğunu belirten Tebiş, "Fotoğraftaki beyaz gömlekli benim. Ancak fotoğrafın çekildiği yeri bilmiyorum. Ben emniyette fotoğrafın fotomontaj olduğunu söylemiştim. Ancak o sırada polis, fotoğrafın 25 Mayıs'ta çekildiğini söyledi. Ancak iddianamede, ihbar mailinin ben gözaltına alındıktan sonra yani 31 Temmuz'da geldiği yazıyor. Oysa o fotoğraf ben 29 Temmuz'da gözaltına alındığımda da bana gösterilmişti. Fotoğraftaki şahsı tanımıyorum." şeklinde konuştu.

Olay günü Tokatlı Ahmet adında, Türk Telekom'da çalışan bir kişinin evinde kartonpiyer işi yaptığını anlatan Tebiş, ''İşimi bitirdikten sonra saat 19.00 ile 22.00 arasında ayrıldık, oradan Esenyurt Devlet Hastanesi önünde indim. Orada MOBESE kameraları varsa, evime gittiğim de görülecektir." dedi.

-BANA İŞKENCE YAPANLAR, ENGİN CEBER DİYE BİRİNİ DE ÖLDÜRMÜŞ-

Tebiş, emniyette birçok tutanağın okumadan imzalatıldığını ve kendilerine karşı çok önyargı olduğunu aktararak, "Susma hakkımı kullanma nedenim, polisin bana ana avrat küfretmesidir. Biz emniyette kabak dayak görmedik. Metris cezaevine götürüldükten sonra asker ve gardiyanlar insanlık dışı bir vahşet sergileyerek bana işkence yaptılar. Polisler de orada oturmuş izliyorlardı. Yamyamlar insana ne yapıyorsa onu yaptılar bana da. O gardiyanlar sanırım daha sonra cezaevinde ölen Engin Ceber'i de öldürdü. Olayı gazetelerden öğrendim. Davalarının görüldüğü mahkemede onları teşhis edebilirim" dedi.

Tutuklu sanıklardan Şerafettin Kara, hiçbir örgüte üye olmadığını savundu. Emniyette ifadesi alındığı sırada uyuşturucu krizinde olduğunu, mahkemeye çıktığını hatırlamadığını bu nedenle ifadesini kabul etmediğini söyledi. Kara'ya, polisler kendisine gözaltına almaya geldiğinde uzun süre neden kapıyı açmadığı soruldu. Uyuşturucu kullandığı için sızdığını belirten Kara, " Gözaltındayken uyuşturucu krizindeydim. 3 gün emniyette kaldığım sırada rahatsızlandım ve hastaneye götürüldüm. Bana mahkemeye çıkarılmadan önce de ilaç verildi. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Nöbetçi mahkemenin zaptına da krizde olduğum geçti. Şu anda rahatsızım." diye konuştu.

Sanıklardan Aydın Ağlar da patlamayı nefretle kınadığını ve örgütle hiçbir alakasının olmadığını ileri sürdü. Ağlar, "Benim tek suçum okumadığım şeye imza atmam oldu. Şu anki ifadem doğrudur. Polis ifademe söylediğim tek kelimeyi koymamışlar. Şerafettin dayımın oğludur. Onunla hiçbir örgütle alakamız yoktur. Benim sabıkam yoktur. Daha önce gözaltına alınmadığım için bilmediğimden yazılanları okumadan imzaladım. Suçlamaları kabul etmiyorum." dedi.

Diğer sanıklar da suçlamaları kabul etmeyerek tahliyelerini istediler.

Duruşmaya verilen öğle arasında ise ölenlerin yakınları sanık avukatlarına tepki gösterdi. "Onları nasıl savunursunuz" diyen aileler avukatlardan davadan çekilmelerini istedi.

-MAKTUL YAKINLARI: BU İNSANLARIN SUÇU NEYDİ

Sanıkların savunmalarının ardından patlamalarda hayatını kaybedenlerin yakınlarının ifadeleri alındı. Patlamada ölen Şeyma Özkan'ın babası Aydın Özkan, ilk patlamadan sonra kızı ve eşiyle birlikte balkona çıktıklarını ifade ederek, ikinci patlamada kızının kalbine bir parça geldiğini ve bu şekilde hayatını kaybettiğini söyledi. Özkan, davaya müdahil olarak katılmak istediğini de sözlerine ekledi.

8 aylık hamile eşini patlamada kaybeden İlhan İkiz de, sonuna kadar davayı takip edeceğini belirtti. Mustafa Şentürk, oğlu Furkan Şentürk'ün fotoğrafını elinde tutarak ifade verdi. Şentürk, "Benim oğlum Kuleli'yi kazanmıştı. Bu insanlık mı? Vicdanlar rahat mı? Bu insanlığa sığar mı?" dedi.

Beyhan Ağca da "Tek şey soracağım, çocuğum ne yaptı onlara? Suçumuz günahımız ne? Tek oğlumdu" diye konuştu. Ölen Şeyma Özkan'ın ablası sosyolog Zeynep Özkan, "Şikayetçi misiniz?" sorusuna "Bu benim yaşam mücadelemdir" diye yanıt verdi.

-SANIK AVUKATLARI: SUCLULARSA CEZALARINI ÇEKSİN ANCAK SONUCU BEKLEYELİM

Sanık avukatlarından Ercan Kanar, emniyetin gerçek failleri yakalayamadığını ve olayı bu şahısların üzerine yıktığını iddia etti. Diğer avukatlar da müvekkillerinin peşinen suçlu kabul edilmemesi gerektiğini söylediler. Avukatlar, "Olayı nefretle kınıyoruz. Hiçbir şekilde masum insanlar katledilemez. Müvekkilimiz suçlu ise cezasını çeksin. Ama sonucu bekleyelim." şeklinde konuştu.

Sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme duruşmayı 14 Ekim 2009 tarihine erteledi.

-SANIKLAR: ASIL SUÇLULAR DIŞARDA

Duruşmanın ardından adliye önünde polis güvenlik önlemi aldı. Jandarma tarafından adliyeden çıkarılan sanıklar cezaevi aracına bindirildi. Sanıklar bu sırada kendilerinin suçsuz olduğunu iddia ederek "Asıl suçlular dışarıda" şeklinde bağırdılar. Sanıklar cezaevi aracıyla götürülürken olayda ölenlerin yakınları sessizce da onları izledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*