Haber Aktüel editörünün kaleminden caz müziği

Haber Aktüel editörünün kaleminden caz müziği.13990
  • Giriş : 05.02.2008 / 00:30:00
  • Güncelleme : 01.09.2016 / 14:49:21

Tütün ve pamuk tarlalarında çalışan Batı Afrikalı kölelerin başlattığı bir macera...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


HABER AKTÜEL - Haber Aktüel editörü Erhan Özgenç’in Selçuk Üniversitesi’ne ait “Selçuk İletişim Gazetesi” için kaleme aldığı “Bilinen sanatların gölgesinde kalmış bir müzik türü; Caz” başlıklı yazısı okurlardan tam not aldı.

 

Özgenç’in “caz müziğinin inişli çıkışlı tarihinde birçok zorluklara göğüs gererek bugünkü modern hale nasıl geldiğini” anlatan haberin de Caz müziğiyle ilgili bir çok bilgilere yer verildi.

 

BİLİNEN SANATLARIN GÖLGESİNDE KALMIŞ BİR MÜZİK TÜRÜ; CAZ

 

ERHAN ÖZGENÇ’in haberi…

 

Tütün ve pamuk tarlalarında çalışan Batı Afrikalı kölelerin başlattığı bir macera, bugün resmi olarak 90 yaşında.

 

Caz müziği inişli çıkışlı tarihinde birçok zorluklara göğüs gererek bugünkü modern halini aldı.

 

Caz müziğin çoğunlukla 1917 yılında ortaya çıktığı düşünülür. Ancak bu efsanevi müziğin kökeni çok daha eskiye, Amerika’daki iç savaş yıllarına dayanır. Amerika’nın Loisiana Eyaleti’nin New Orleans bölgesinde tohumları atılan caz müziğinin ortaya çıkmasında Batı Afrikalı köleler büyük pay sahibidir. İç savaştan sonra demiryolları yapımında, tütün ve pamuk tarlalarında, limanlarda çalışan işçiler söyledikleriyle şarkılarla farkında olmadan yeni bir tür müzik oluşturdular. Geçmişinin 1700’lere kadar dayandığına inanılan cazın kelime anlamı hakkında çeşitli iddialar ortaya atılmıştır. Princeton Üniversitesi Profesörü Harold Bender’in açıklamalarına göre caz, Batı Afrika sahilinden Amerika’ya götürülen yerlilerle birlikte geldi ve anlamı da hızlandırmak, heyecanlandırmaktı. Bir diğer iddia ise Glasgow Üniversitesi Profesörü Henry George Farmer’a ait. Prof. Harmer’a göre caz kelimesi Arabistan’dan Sudan vasıtasıyla Afrika’ya süzüldü ve cazib, cezbe gibi Arapça kelimelerden türetildi. 1920’lerde ise caz müziğe, dinleyenlerin kanını kaynattığı ve enerji verdiği için “hot” yani sıcak denildi. 1945 yılında bop müziği ortaya çıkana kadar caz müzik bu şekilde telaffuz edildi.




          


Büyük göçle birlikte ortaya çıkan kültür, Amerikan ya da Avrupa kültürü değildi. Bu tamamen Afrika kültürüydü. Sanayi devrimi ile hız kazanan köle ticareti sonucu Afrika uygarlığı Avrupa kültürü ile karışarak yepyeni bir kültür doğurmuştu. İşte caz müzik tam da bu kültür çatışmasının ortasında doğdu. Yani caz müzik için Avrupa ve Afrika uygarlıklarının birlikte ortaya çıkardıkları melez çocuk denilebilir. Köle ticareti yıllar içinde yüz binlerce Senegalli’yi, Nijeryalı’yı ve diğer batı Afrika ülkelerinin vatandaşlarını Güney Amerika, Karayipler gibi bölgelerde tütün, pamuk tarlalarında çalışmak zorunda bıraktı. Bu ülkelerde ve Amerika’nın güney eyaletlerinde (daha çok Lousiana bölgesinde) işbaşı şarkıları söyleyen Afrikalıların beklide tek eğlencesi bu olduğu için Protestan İngilizler haricindeki ülkeler kölelerin şarkı söylemesine izin verdi. Kölelerin şarkıları söylemesi işverenlerin de işine geliyordu. Zira işbaşı şarkıları hem işçilerin moralini yükseltiyor hem de verimi artırıyordu. Kölelerin söyledikleri şarkılara el çırparak ritim tutması ile başlayan caz macerası, iç savaştan sonra ıskartaya çıkan ordunun müzik aletlerini yok pahasına satması ile önemli bir gelişme yaşadı. Iskartaya çıkan trompet, trombon ve klarnetleri satın alan zenciler bu fırsatı iyi değerlendirdiler. Ordu bandolarında bulunmayan piyano ve saksofon ise caz müziğe daha sonraki yıllarda girmiştir.

Ülkemizde fazla bilinmediği için bazen blues ve caz kavramları birbirine karıştırılır. Blues, trompet, trombon, klarnet ve piyano gibi müzik aletleriyle yapılan cazın temel taşıdır. Blues formunda gam belirli ve sabittir. Cazda ise her an her şey olabilir. Cazda daha çok doğaçlama ve tek taraflı atışma yapılabilir. Ancak ülkemizde bu kavram tam olarak algılanamamış olacak ki 1980 yapımı “Blues Brothers” adlı film Türkçeye “Cazcı Kardeşler” olarak çevrildi. Caz ve Blues birbirinden çok farklı kavramlar değildir ancak aynıdır da denemez.

 

NEW ORLEANS’TA CAZIN DOĞUŞU

 

200 yıl boyunca Amerika kıtasında zorla çalıştırılan ve faşistlerinin ırkçı söylemlerine maruz kalan Afrikalı kölelerin çabaları ile ortayla çıkan caz müzik, 1900’lere gelindiğinde artık bir form haline gelmesi gerekiyordu. O yıllarda kimse caz müzik diye farklı bir tür olduğunu yüksek sesle söylemese de, blues formundaki müzikler New Orleans’a ısıtmaya başlamıştı. Kornet, klarnet, pistonlu trombon, gitar ve davulla müzik yapan gruplar çok popüler olmaya başlamıştı. Çoğunlukla siyahların yöneldiği bu müzik türü için dönüm noktası 1917 yılı sayılır. 1917 yılında bir grup soluk benizli New York’ta Reisenweber’s adlı mekanda bir gece caz yaptılar. Müşteriler dinledikleri müzik ile kendilerinden geçti ve dans etmeye başladılar. Original Dixieland Jazz Band (ODJB) adlı 5 kişilik grup ellerini çabuk tutarak art arda “Livery Stable Blues” ve “Original Dixieland One-Step” isimli albümleri piyasaya sürdüler. Caz müziği keşfeden ODJB grubu değildi ama ilk caz plaklarını yaparak, bu müziğin gelişmesinde önemli rol oynadılar. 200 yıllık bir tarihi olan caz müziğini ODJB grubu üyeleri New Orleans’ta Storyville mahallesinde, resmigeçitlerde ve cenaze törenlerinde dinlemişlerdi. Yaptıkları 2 albümle ceplerini dolduran grup üyeleri adeta caz müziğinde yeni bir sayfa açmışlardı.

 




           


Caz müziğinin doğumu olarak bilinen dönemde New Orleans’ta başlıca stil yaratıcı ünlü trompetçi Joe (King) Oliver’dır. Creole Jazz Band grubunun kurucusu Joe Oliver, caz müziğinin duayeni sayılan Louis Armstrong ve Bix Beiderbeck’e ilham kaynağı olmuştur. Hatta bu iki sanatçı, Joe Oliver’ı hoca olarak gördüklerini belirtmişlerdir. 1910 yıllarında Armstrong ve Beiderbeck henüz çocuk yaşlardayken, Joe Oliver, New Orleans’ın en iyi bando ve dans topluluklarında çalışıyordu. Genç Armstrong yetenekliydi ancak tecrübe kazanması ve kendisini geliştirmesi gerekiyordu. Bu nedenle Oliver’ın orkestrasına katılmadan önce Fate Marable Orkestrası ile birlikte nehir gemilerinde çalıştı. 1922 yılında Oliver’ın Creole Jazz Band grubunda trompet çalan Louis Armstrong New Orleans tarzı cazla zaman kaybetmeyerek kendini geliştirdi ve dönemi için oldukça orijinal sayılabilecek çalışmalara imza attı. Ancak daha sonra Armstrong piyanist karısı Lil Hardin’in isteği üzerine Joe Oliver ile yollarını dostça ayırdı ve Chicago’ya gitti. Burada Hot Fives adlı toplulukta çalışarak caz müziğin ilk klasiklerine imza atıyordu. Armstrong’un bu dönemde yaptığı çalışmalar daha sonraki caz sanatçılarına ışık tutmuştur.

Armstrong’la aynı dönemlerde ünlü olan Bix Beiderbeck ise saksofoncu ortağı Frankie Trombauer ile Detroit’te çalışan ünlü bir dans orkestrasına katıldılar. Caz müziğin bu yükseliş dönemi ve sonrasında çoğunlukla zenci sanatçılar ilklere imza atsa da, cazın gelişiminde Yahudilerin de etkisi yadsınamaz. O dönemde eğlencenin merkezi olarak anılan New York’un Broadway caddesi tamamen Yahudilerin elindeydi. Müzikli piyeslerin çoğunluğunu yazan Yahudi sanatçılar büyük orkestra şefleri ve solistler konusunda zencilerin en büyük rakibiydi. Cazın doğuş ve yükseliş dönemindeki en önemli Yahudi cazcılara, Benny Goodman, Artie Shaw, Harry James, Gene Krupa, Buddy Rich, Sony Berman ve Stan Getz örnek verilebilir. New Yort’ta Yahudi ve zencilerden sonra en çok cazla ilgilenen İtalyan sanatçılar bulunuyordu. Lennie Tristano,  Buddy de Franco, Frank Rosolino bunlar arasında en çok bilinenlerdir.

Cazın doğduğu ve geliştiği kent New Orleans olsa da aslında belli başlı tüm kayıtlar Chicago’da yapılmıştır. 1900’lerde Amerika’da yaşayan zencilerin üçte biri kırsal kesimde yaşıyordu. Tarım sektöründeki ağır işlerden ve gittikçe tırmanan ırkçı söylemlerden bıkan zenciler Chicago’ya doğru kaydılar. Göç tam da eğlence sektörünün her geçen gün geliştiği ve caz kelimesinin telaffuz edilmeye başlandığı dönemlere denk geliyordu. Cazın moda olmasında önemli olan bir diğer etken de, 1920 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde yürürlüğe giren içki yasağıydı. Yasakla birlikte içki kaçakçılığı inanılmaz boyutlara geldi. İnsanlar içki içebilecekleri mekanları aramaya başladı. İşte o mekanlarda, müşterilere içkinin yanında caz servis ediliyordu.


           


1930 SONRASI CAZ

 

 1930’lara gelindiğinde caz müzik endüstrisi büyük bir krize girdi. Bu yıllardaki ekonomik çöküntü ve hızla gelişen radyo yayıncılığı plak şirketlerini çok zor duruma düşürdü. Kriz atlatılıp yeniden caz yapılmaya başladığında ise New Orleans tarzı müzik demode olmuştu. Artık swing dönemi başlıyordu. Swing daha hızlı, daha güçlü bir türdü. Swing ritmik yapısı nedeniyle caz ve bluestan daha çok dansçıyı kendisine çekmiştir. 1930’larda başlayan ve büyük orkestralarda çalınan swingin modası 1940’lara gelindiğinde artık geçiyordu. Kenny Clarke, Ben Webster, Dizzy Gillenspie, Charlie Parker gibi caz sanatçıları swingin tekdüzeliğinden vazgeçerek armonileri genişlettiler ve caz müziğinin kabuk değiştirmesine sebep oldular. Kullandıkları tarza ise bebop dendi. Bebop döneminde hep kendi işine bakan Louis Armstrong bile bu türü eleştirerek şöyle konuştu; “Anlamsız tuhaf akorlar… Ne akılda kalacak bir melodi var, ne de dans edebilirsiniz”. 1950’lere gelindiğinde 2. Dünya Savaşı’ndan çıkmış Amerika’da beyazlar da caz müzikte etkin olmaya başlamıştı. Stan Kenton, Chet Baker, Gerry Mulligan, Bill Evans gibi cazcılar bu dönemde yaptıkları çalışmalarla adlarından sıkça söz ettiriyorlardı. Öte yandan 1952 yılında İtalyan Lennie Tristiano, Lee Konitz ve Warne Marsh New York’ta bir caz okulu açtılar. 60’lı yıllarda Vietnam Savaşı’nın etkilerinin caza yansıması ile daha çok özgür eserler yapılmaya başlandı. Bu yıllarda Ornette Coleman ve John Coltrane gibi isimler öne plana çıksa da “Rock N Roll” bütün dikkatleri üzerine çekti.

 

70’lere kadar sürekli kendini yenileyen, yeni alt kültür oluşturan caz müzik, bu yıldan sonra rock müzikten ister istemez etkilendi. Caz kökenli gruplar rock yapmaya başladılar. Günümüzde hala dinlenen, caz severler tarafından efsane sayılan belli başlı sanatçıları ise şöyle sıralayabiliriz; Louis Armstrong, Bix Beiderbecke, Sidney Bechet, Duke Ellington, Coleman Hawkins, Billie Holiday, Lester Young, Count Basie, Charles Mingus, Charlie Parker, Dizzy Gillespie, Miles Davis, Thelonious Monk, Art Blakey, Sony Rollins, John Coltrane, Ornetto Coleman, Keith Jarrett.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious