Hadi gel Ferdi Baba evimize geri dönelim

Hadi gel Ferdi Baba evimize geri dönelim.13459
  • Giriş : 22.12.2007 / 11:33:00

Orhan Gencebay ve Müslüm Gürses’ten sonra, Ferdi Tayfur da ‘televole’ çarkına yakalanmaktan kurtulamadı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


‘Allah katında evliyiz’ dediği Necla Nazır’dan neredeyse canlı yayında ayrılan ünlü sanatçı, bugüne kadar sürdürdüğü yaşam tarzının dışına çıkarak magazine malzeme oldu. Kimi ‘reklam kokan hareketler bunlar’ dedi, kimi kaset promosyonu yaptığını söyledi.

Ünlü sanatçı Ferdi Tayfur da sonunda magazin malzemesi oldu. 30 yıllık sanat hayatı boyunca televizyonlara egemen olan “televole” kültüründen uzak kalmayı başaran Tayfur, dini nikahlı eşi Necla Nazır’dan ayrılınca magazinin tam göbeğine düştü. Birkaç ay önce Türk sanat müziği albümü yapan sanatçının bir televizyon kanalında yayınlanan “Yersiz Yurtsuz” isimli dizisi de reyting düşüklüğü gerekçesiyle kaldırıldı. Albümünün de satmadığını iddia edenler Tayfur’u reklam yapmakla itham ediyor. Hayranları ise 30 yıllık ‘baba’larının “Sende mi Leyla”, “Ben de Özledim Ben de”, “Huzurum Kalmadı”, Yaktı Beni” gibi klasikleşen ‘Ferdi şarkıları’yla gündeme gelmek yerine, “televole”lik konularla ekranda görünmesinden mutlu olmuyor. Onu tanıyanlar da sanatçının geldiği noktayı-düştüğü durumu şaşkınlıkla izliyor. Nedeni ise Tayfur’un 30 yıllık sanat geçmişinde gizli…

Onun hayatı arabesk

Ferdi Tayfur hayranları iyi bilir de, sevmeyenlerin de istemeden de olsa aşina olduğu “Çeşme” şarkısının Tayfur’un meslek ve özel hayatındaki çizgisinin belirlenmesinde büyük rolü vardır. Sanatçı 1975’te bestelediği “Susadım çeşmeye inmez olaydım, Elinden bir tas su içmez olaydım” dediği ve milyonların gönlünde taht kurduğu şarkısına bir de film çekmişti. Bir çeşme başında şırıl şırıl akan suyu dolduran yarini uzaktan aşk dolu gözlerle seyreden Tayfur, sonrasında da hayatını işte o filmdeki sevgilisiyle yani Necla Nazır’la paylaşmayı tercih etmişti. Adana’nın bir köyünde arabesk filmlerine taş çıkartacak bir yokluk ve yoksunlukla başlayan hayat yolculuğu ‘çeşme’nin tertemiz suyuyla yerini, alkışlara, şöhrete ve zenginliğe bırakmıştı.

Adana Beyköylü Cemal’ın 5 çocuğundan biri olan Ferdi Tayfur’un dünyaya gelmesi babasını hiç memnun etmemiş. Aile açlık ve yokluk içindedir. Namus meselesi yüzünden cinayet işleyen Beyköylü Cemal, yoksul ama gururlu bir adamdır. Küçük Ferdi’nin oyuncakçı dükkanı önünde gördüğü kamyonu istemesine rağmen alamamış olması nedeniyle sabaha kadar gözyaşlarını tutamamıştır. Varlık nedir bilmeden de bu dünyadan göç ederek geride dört öksüz bırakmıştır. Küçük yaşta babasını kaybeden Ferdi’nin çocukluğu okul sıraları yerine pamuk tarlalarında geçer. Bir taraftan traktör kullanıp pamuk toplarken diğer taraftan da sesinin güzelliğiyle ‘ırgatları’ eğlendirir. İlk gençlik dönemleriyle birlikte şöhret olma hayalleri kurar. 1968’de gelir büyük şehre; ancak yaptığı albüm tutmaz. Vazgeçmez, ikinci kez tekrar dener. Üstelik bu kez söylediği şarkı “Bana gerçekleri söyle”dir. Olmayınca olmaz ve şöhreti yakaladıktan sonra hayranlarının en sevdiği şarkılar listesinde yer alan bu şarkı da Tayfur’u mutlu etmez. Ve gerçek şöhreti Çeşme ile yakalar…

Ferdi Tayfur, Necla Nazır ile ‘resmen’ olmasa da Allah huzurunda evliliğini herkese ilan eder. Çiftin yaşam tarzı, hayata bakışı, sanat camiasının alışkın olduğu tarza uymaz. Her iki sanatçının da ismi magazine malzeme olmaz; ama onlar yaptıkları işlerle adlarından söz ettirmeyi başarır. Ferdi Tayfur’un albümleri milyon satışlara ulaşırken çevirdiği filmler de gişe patlaması yapar.

Halk onu çok sevse de tıpkı Orhan Gencebay ve Müslüm Gürses’te olduğu gibi o da tek kanallı dönemde ekran yasaklıları listesinde yer alır. Ama arabeskin ruhunda olan “Seversem ölene kadar” düsturu hayranlarıyla arasına perde konmasına izin vermez. Bu nedenle Gülhane’de verdiği konsere 160 bin kişiyi toplayarak kırılması zor bir rekora imza atar. Bugün Açıkhava Konser Salonu’nun 5 bin kişilik olduğunu söylersek 160 bin rakamının büyüklüğü daha iyi anlaşılabilir.

Özel kanallar devreye girip TRT yasağı bitince diğer arabesk babaları gibi o da ekranlarda boy gösterip hayranlarıyla buluştu. Ancak gelen bütün tekliflere rağmen ne televizyon dizilerinde oynadı ne de ‘Meraba Televole’ dedi. Necla Nazır’la mütedeyyin bir hayatı tercih etti. Buna rağmen yaptığı bütün albümler en çok satanlar listesine girdi. Onun müziğini yoz bulan, karşı çıkan ‘elit’lere gitar eşliğinde söylediği “Emmioğlu” parçasıyla el uzattı. Ancak ne Müslüm Gürses gibi “Rock da söylerim, Açıkhava’da konser de veririm. İçecek reklamında ‘Bırr’ deyip, banka reklamında ‘ihtiyacım var LCD’ye’ derim” düşüncesinde olmadı. Hayranlarının büyük tepkisine rağmen Popstar’da jürilik yapan Orhan Gencebay gibi yapmadı. Evinde oturdu, işini yaptı, kariyerine yakışacak, sevenlerini üzmeyecek programlarda boy gösterdi.

Arabeski dışlayanların ‘en köylü’ gördüğü, aralarına almak için çaba göstermediği Tayfur onları da şaşırtarak içinde hayat hikayesinden kesitler olan “Şekerci Çırağı” isimli bir kitap çıkardı. Uzun bir süre sonra yeniden kamera karşısına geçen Tayfur “Yersiz Yurtsuz” isimli dizide namusuna düşkün ve onurlu bir babanın dramını ekranlara yansıttı. Geçtiğimiz yıl reytinglerde zirvede olan dizi, bu sene izlenmediği gerekçesiyle yayından kaldırıldı. Bu süreçte “Emmioğlu dönemi hariç” hayranlarına hiç hayal kırıklığı yaşatmadı. Mayıs ayı içinde ise tarzının dışına çıktı ve sanat müziği albümü yaptı. Hayranları bu albümün şokunu atlatamadan şimdi de Necla Nazır’dan ayrılma haberleriyle gündemimize girdi ünlü sanatçı.

Ferdi Tayfur’un bir dönem dillerden düşmeyen, üzerine pek çok sosyolojik yorumların yapıldığı bir şarkısı vardır. Şehirli olamayan varoştaki insanların yeniden köylerine dönmesini temenni eden şarkıda Ferdi Baba “Hadi gel köyümüze geri dönelim, Fadime’nin düğününde hayal çekelim” diyordu. Hayranları ise şimdi aynı parçayı istek olarak ‘baba’larına gönderiyor: Hadi gel Ferdi Baba köyümüze (evimize, özümüze) geri dönelim. Sevenlerinin gönlüne geri girelim…

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious