Hadi gülümseyelim

  • Giriş : 02.01.2007 / 00:00:00

Gülmemek 43, gülmek ise sadece 17 kas hareketi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Yeşildağ, değişimin sürekli olduğuna da değinerek, insanların kendilerini değişime ayak uydurmak yerine farklı çözümler ürettiğini belirterek, "Değişim derken insanlar kendilerini değiştirmek yerine arkadaşını, işini, her şeyini değiştiriyor. Ta ki başbakanı ve cumhurbaşkanını bile değiştiriyor." dedi.

Değişimden önce insanın kendini değiştirmesi gerektiğini kaydeden Yeşildağ, "Başkasından güler yüz değil önce kendisi güler yüz göstersin. Daha sonra başkalarından değişim istesin. İnsan yaratılışında bile gülmek var. Çünkü insan vücudunun yaptığı 638 kas hareketinden gülmek için sadece 17 kas hareketini kullanması gerekirken gülmemek için 43 kas hareketini yapmalı. En kolayı gülmek için 17 kas hareketini yapmaktır. O zaman değişim için öncelikli olarak kendimizden başlamalı ve etrafımızdaki insanlardan ondan sonra değişmelerini istemeliyiz" diye konuştu.

Efkan Yeşildağ, her geçen gün dünyada değişimler olduğunu ve bu değişimlere ayak uydurmanın çok zor olduğuna dikkat çekerek, "İnsanlar varlıklarını kabul ettirmek için olmadık şeyler yaparlar. Çocuklar da varlıklarını kabul ettirmek için mafya dizilerini izleyerek onlar gibi olmaya çalışıyorlar" diye uyarıda bulundu.

Psikolog Danışman Efkan Yeşildağ, değişimin günümüzde büyük önem arz ettiğini dile getirerek, "Bugün insanlar (ben değiştim) demekle değişmiş olmuyorlar. Değişim o kadar zor ki insanların kabullenmesi çok zor olur ve uzun süre alır. Güneşin bile her gün aynı yerden doğmadığı ve günün her zamankinden farklı geçtiği zamanımızda, teknolojinin de hızla ilerlediğini düşünürsek değişimin çok kolay olmadığını anlamanız mümkün" dedi.

İnsanların değişime ayak uydurmalarını ama yaşam amacından da bildiği doğrulardan da vazgeçmemesi gerektiğini anlatan Yeşildağ, günümüzde şehirleşme ile birlikte her geçen gün kendi değerlerini kaybeden insanların, evde bile eşler ile çocuklar arasında sohbeti göremez olduklarını ifade etti.

"Tabii ki akşam olduğunda insan bu ihtiyacını televizyonla gideriyor." diyen Yeşildağ, tespitlerini şöyle değerlendirdi: "Bizim kültürümüz ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, üzerinde yaşadığımız topraklardaki değerlerle ilgisi bulunmayan bir yaşantı şeklini televizyonda görüyoruz. İnsanlar kendi problemlerini, sosyal problemlerini başka yerlerde arıyoruz. İnsanlar kendilerini çıkış noktası olarak gördükleri televizyon programlarına atarak sorunlarına artık burada çözüm arar duruma gelmiştir. İnsanlar sosyal farklık olduğu için kendisinin fark edilmesini isterler. Fark ettirilmek için çabalar. Bu nedenle insanlarımız artık kendilerinin fark edilmesi için fark ettirmeye çalışması için binlerce kişinin izlediği televizyon programlarında mahremlerini anlatıyorlar. Yine çocuklarımızda kendi varlıklarını ispatlamak ve kanıtlamak için televizyonlarda mafya dizilerini seyrederek o tarafa yöneliyorlar. Bunlar insanlarımız için sağlıklı gelişmeler değildir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious