Hakan Şükür'ü keşfeden adam bilinmeyenleri anlattı

Hakan Şükür'ü keşfeden adam bilinmeyenleri anlattı .11534
  • Giriş : 06.09.2007 / 13:36:00

1. lig tarihinin en golcüsü unvanını alan Hakan Şükür'ü keşfeden Ekrem Karaberberoğlu, bilinmeyenleri anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sadece Şükür değil...

80 yaşındaki Ekrem hoca, Türk Futbolu’na öyle renkli isimler, öyle büyük yıldızlar sundu ki...
Galatasaray’ın efsane golcüsü Hakan Şükür’ün, Bursaspor’dan önce Sakaryaspor forması giydiğini, Türk futbolunu yakından tanıyan hemen hemen herkes bilir. Ancak onu Yeşil-Siyahlı ekibe kimin kazandırdığı, nedense pek konuşulmaz. İşte Kral’ı huzurlarımıza sunan adam; 80 yaşındaki Ekrem Karaberberoğlu... Ve Ekrem Hoca’dan, Şükür’ün doğuşuyla ilgili bilinmeyenler:

Esat, Şaban, Soner ve Hakan...
Hakan Şükür’ün babası Selmet Şükür orta sahada oynardı. Zaten bütün Futbol hayatı da o yuvarlağın içinde geçti! Bir gün bana geldi, “Bende bir oğlan var, futbola çok meraklı'' dedi. O zaman Yıldırımspor’da oynuyordu zaten Hakan. Ertesi gün babasıyla birlikte geldiler. Şöyle bir baktım karşıdan Hakan’a, fizik süper, deve gibi! “Tamam'' dedim, gelsin... Geldi. Önce sağ kanatta denedim, hani fizik iyi, hızlıdır, takımı ileri taşır diye. Yok, olmadı. Sonra liberoya çektim, rakibe havadan top bırakmaz diye, olmadı. Yerinde duruyor, top bekliyordu, otobüs bekler gibi! En nihayetinde bir de santrfor deneyelim dedik. Oğlum Esat sağ açık, Şaban Yıldırım sol açık o zamanlar bizim takımda. Bir de Soner var, savunma oyuncumuz ama deve gibi! İdman bitiyor, sesleniyorum: “Esat, Şaban, Soner, Hakan, bir de kaleci kalsın bakalım...'' Esat sağdan, Şaban soldan ortalıyor; Soner ile Hakan kafa topuna çıkıyor. Soner, Hakan’a vuruyor da vuruyor. Hakan bazen isyan ediyordu, “Soner yapma ama ya...'' Hemen devreye giriyordum, “Ne sızlanıyorsun. Bak, senin boyun ondan uzun. Sen de çık, onu devir...'' 3.5-4 sene böyle çalıştık biz hep beraber. Sonra işte Hakan Şükür doğdu! Tıpkı Gündüz Kılıç gibi oldu.

Sarı nikâhı kaçırdı!
Sakaryaspor amatör ile Şekerspor amatörün maçındayız. Ben ve yanımda yardımcım Sarı Muammer (Adatepe) kulübede büyük heyecan yaşıyoruz. Herkes bize bakıyor, çünkü üzerimizde eşofman değil, takım elbise var. Boynumuzda da gravat takılı. Maç uzadı, Sarı Muammer çıldırmak üzere. Neden mi? Çünkü o gün nikahı vardı, ben de şahitlik yapacaktım. Herkes salona gelmişti, gelin dahil. Biz sonradan gittik, Muammer kendi nikahına geç kalmıştı.

Oğuz’a bir çift tokadım var!
Oğuz Çetin, Sakaryaspor A Takımı’na alınmıştı. Bir gün maç öncesi soyunma odasına girdim, bizim çocuklar gülüyor. Sesimi yükselttim: Ne var lan? Çocuklar yanıt verdi: Hocam, Oğuz senden Tokat yemeden A takıma yükseldi, kurtuldu! “Öyle mi'' dedim. Hemen Oğuz’u bizim odaya çağırdım. Karşıma aldım, bir sağ yanağına bir de sol, patlattım tokatı. Sonra da “Hadi, şimdi git, oyna'' dedim. Şaka değil, benim tokadım uğurludur. O tokadı yiyenler hep iyi futbolcu olmuştur!

O Engin var ya...
Yetiştirdiğim en haylaz isim kesinlikle Engin Korukır’dı. Bir gün kamptayız, ertesi gün maç var. Saat 11.30-12.00 gibi odaları geziyorum. Bir odada ışık var. Gidiyorum, anahtar deliğinden içeriye bakıyorum. Engin almış kağıtları, çocuklara 31 oynatıyor. Kapıyı vuruyorum; “Açın lan!!!'' Kapı açılırken Engin kağıtları Ekrem’in eline tutuşturdu. Girdim içeri, Engin’e bir sağ bir de sol tokat... “N’oldu hocam, bende bir şey yok'' deyince, bir de ensesine patlattım, bu da garnitürüydü!

Aklını başını al Arda
Genç ve şöhretli oyuncu hovarda olur. Eğlenmek hepsinin hakkı ama, ben hocası olsam Arda yanmıştı! Önce yanıma çağırır, bir mevlüt okurdum. Sonra da iki dize: “Sen bir garip çingenesin... Nene gerek senin gümüşlü zurna!'' Bu söyleşiden sonra, ben sağ, o selamet; gönderirdim takımdan. Aklını başına alması lazım.

Recep nasıl kaçtı?
Recep Çetin’i ben orta sahada oynatırdım. Çok çabuktu, uçar gider, golü atar gelirdi. Bir gün Bolu’da Bolu’yu 2-1 yendik. Ertesi gün Sakarya’ya biri gelmiş, beni buldu. “Hocam, sana bin 500 lira verelim, Recep’i bize ver'' dedi. “Ben Sakarya’nın paralı askeriyim'' dedim ve adamı kovmaktan beter ettim. Ertesi gün Başkan Tuncer Tepe’ye söyledim, “Recep’e profesyonel imza attır, gidecek'' dedim. Recep’i çağırdık, söyledik durumu. Ben bir konuşup geleyim dedi, bir daha gelmedi! Abisi Bolu ile anlaşmış, iş bitmişti. “Bir daha benimle konuşmasın'' diye haber yolladım. Bir gün milli maç var, Sakarya’da oynanacak. Recep de milli takımdaydı. Oğuz’u (Çetin) araya sokmuş, bana haber gönderdi ‘barışalım’ diye. Oralı olmadım. Stat Müdürü olduğum için koridorda gezerken birdenbire biri elime sarıldı. Bir de baktım Recep! Uzatmadım, barıştık.

Hocadan nasihatlar
*Futbol oynarken kaleciydim. Bana ilk öğretilen şu oldu: Bir kaleci 1.5 saniyede karar verecek. Bu kadar hızlı değilsen, kaleci olamazsın. Sen bu kadar hızlı olamazsan da merak etme; file nasılsa tutar topu!!!
*Bir insan bastığı yere iyi bakacak. Bütün çocuklarıma hep bunu nasihat ettim.
*Bir teknik adamdaki en önemli vasıf dürüstlüktür. Çünkü bir öğretmen gibi çocukları büyütüyorsun.
*Sen dürüst değilsen, yetiştirdiklerin nasıl olacak. Futbolla uğraştığım yıllar boyunca hep bu ilkeyle çalıştım. Bakıyordum, süper yetenekli, büyük futbolcu olacak, ama dürüst değilse, ahlaklı değilse yallah...
*Fenerbahçe-Sivasspor maçı var. Oğlum Esat, Sivasspor’da antrenör. Bilet ayarladı, maça gel dedi. Gittim... Biz eskiden stada gidince donardık. Orası ne öyle? Koltuğa oturduk, çocuktan çay istedik. Ohh.. Sımsıcak stat, elinde çayın, sahadaki maçı izliyorsun. Helal olsun dedim Aziz Yıldırım’a... Bravo.
*Ben terziyim. Ancak hiç bir öğrencime bir takım elbise dikmedim. Daha doğrusu, hiç biri bana gelip de böyle bir talepte bulunmaya cesaret edemedi!

Ekrem hocanın Türk futboluna sundukları:

Hakan Şükür
Yılmaz Vural
Oğuz Çetin
Bülent Uygun
Turan Sofuoğlu
Soner
Güngör
Kostik Mustafa
Rahim Zafer
Esat Karaberberoğlu
Recep Çetin
Engin Korukır

Aykut Yiğit Aykut Kocaman Mustafa Şirin Necat Ersin Ercan Zorlu Sadun Asbay Orhan Vahdet Mehmet Şen

FANATİK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious