Halk dalkavukluğu krizden başka ne getirdi?

Halk dalkavukluğu krizden başka ne getirdi?.58480
  • Giriş : 31.05.2007 / 21:46:00

İyisiyle kötüsüyle eldeki IMF denetimine dayalı istikrar programı amacına ulaştı; ancak miadını doldurdu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yeni dönemde daha çok kalkınma konuşmalıyız.
Kalkınma deyince iktisatçılar temelde ekonomide yapısal bir dönüşümü (tarımdan sanayiye, sanayiden de hizmet toplumuna gidiş), beşeri yapının niteliğinin artırılmasını ve temel refah göstergelerinin düzeltilmesini anlar. Birleşmiş Milletler'in kalkınma endeksi, temel olarak kişi başı gelir, hayat ortalaması, temel eğitim düzeyi ve sağlık hizmetlerine erişimi esas alıyor. Doğru; ancak eksik. Kalkınmanın hedefi sadece insanın karnını doyurmak ve barınak sağlamak değildir. Kalkınmanın nihai hedefi, insanın özgürleşmesi ve kendine yabancılaşmamasıdır.

Kalkınma deneyimlerine gireceğim. Ancak Türkiye'de pek vurgu yapılmayan üç kritik doğruya işaret edeyim: Doğru fiyatlar, doğru kurumlar ve doğru kültür. Bu yazıda birinciyi açayım.

Doğru fiyat, mal ve hizmetlerin ve üretim faktörlerinin fiyatlarının gerçeği yansıtmasıdır. Yani fiyatlar kaynakların kıtlığını, verimliliğini, kârlılığını yansıtmalı. Enflasyondan dolayı herkesin etiket üstüne etiket yapıştırdığı bir ülkede anlaşılmayabilir; ancak fiyat mekanizmasını anlayana kadar boşa kürek çekeceğiz. Yüksek enflasyon ortamında, aşırı sübvanse edilen, destekleme alımlarıyla ayakta tutulan, rekabetin yok edildiği, tekelleşmenin yoğun olduğu, vergilerle aşırı sapmaya uğratılan sektörler ve bunların yaygın olduğu ekonomilerde gördüğünüz fiyat 'gölge fiyat'tır. Bu sektöre girmeli mi, girmemeli mi? Yükselen bir sektör mü, çöken bir sektör mü, bilemezsiniz. Gördüğünüz fiyat gerçek değildir çünkü. Oysa girişimci herhangi bir sektöre girerken fiyatlara bakarak karar verir. Satıştan ne kazanacak, neye mal edecek, bilmeli. Aksi takdirde rasyonel karar alamaz. Parayı gömer, kaynakları heba eder. Cironun yüksekliğini kâr zanneder.

Karadeniz'in fındığını ve çayını alın. Üretim fazlası var. Birçok üründe bu böyle. Peki nasıl oluyor da halkımız, alıcısı olmayan veya katma değerini artırıp dönüştürüp iyi bir fiyattan dünyaya satamadığı bir ürünü bu kadar üretebiliyor? Rey karşılığı yüksek destekleme alımları sebebiyle. Halk şunu dayatıyor: 'Benden al denize dök, istediğim fiyatı da ver. Yoksa seçimde sandığa gömerim.' Yani, rey halktan, destekleme Süleyman'ın hazinesinden. Mesut Yılmaz 1990 başında iktidara gelerek ücretlere bastı zammı. Dudaklarımız uçukladı. 1994-2001 arasının üç derin krizinin pimini çeken karar oydu.

Japonya kadar zengin olsan, nüfusun sadece yüzde 3'ü tarımda yaşasa, pirinç üreticisini Hazine'den zengin edebilirsin belki. Ancak sen fukarasın, nüfusun yarısı tarımda, verimlilik dipte. Nasıl sürdüreceksin? Görüyorsunuz, sonunda el birliği ile ülkeyi IMF'nin arka bahçesine gömdük. Kimse de zenginleşmedi.

Seçime gidiyoruz, daha ucunu yeni yeni görmeye başladığımız 'doğru fiyat'ları bozmak için siyaset esnafı vaat yarışına girecek. Evet, büyük bedeller ödenerek maliye iki yakasını bir araya getirdi, borçlar azaldı. Bir hükümet dönemi için eski düzene, halk dalkavukluğuna dönebiliriz. Ancak beş sene sonra, 2012'de nur topu gibi bir krizimiz daha olur. Hani şimdi yabancılar büyük paralar vererek bankaları vs. alıyor ve züğürtler çenesini yoruyor ya! Verilen paralara, satanlar bile inanamıyor ya! Bu ülkede şu meşhur asker soslu ulusalcı koalisyon döneminde bankaların kaça satıldığı da herkesçe malum. Milyar dolarlık bir bankayı kimlerin birkaç yüz milyon dolara kaptığı hafızalardaki yerini koruyor.

Yeni bir krizde sadece ulusal şirketleri değil, devleti de kapatırlar, haberiniz ola.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious