Halkbank nasıl özelleşecek?

  • Giriş : 03.02.2007 / 00:00:00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Şimdi herkes Halk Bankası'nı bekliyor. Sabırlı olun. Biz de zemin kokluyoruz. Belki biz de Akbank'ın yaptığı gibi birşey yaparız'' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Törende bir konuşma yapan Erdoğan, VOB'un kuruluşunda ve gelişiminde emeği geçen tüm yetkililere, kendisi ve ülke adına teşekkür ettiğini söyledi.

Ekonomide değişen koşullara ve ihtiyaçlara cevap verebilen, yatırım araçlarını çeşitlendirerek özel sektörün güçlenmesinde rol oynayan bu tür kurumlara yıllardır hasret kaldıklarını ifade eden Erdoğan, İzmirli girişimcilerin çok büyük riskler alarak, büyük bir adım attıklarını bildirdi.

2001 ve 2002 yıllarında yaşanan krizden en çok mali sektörün etkilendiğini, hükümetlerinin mali sektörün güçlendirilmesi ve sağlam bir yapıya kavuşturulması için 4 yılda çeşitli reformlar gerçekleştirdiğini kaydeden Erdoğan, bankacılık sektöründe tarihsel adımlar attıklarını, sermaye piyasalarının da güçlenerek derinleşmesi için önemli düzenlemelerde bulunduklarını söyledi.

VOB Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Yemişçi'nin çıtayı yükselterek, özelleşmesi durumunda İMKB'yi de almak istediğini belirttiğini ifade eden Erdoğan, bu iddiasından dolayı kendilerini kutladığını, kararın güzel bir rekabeti de beraberinde getireceğini kaydetti.

''ÖNCE KENDİNE GÜVENMESİNİ BİL''

Erdoğan, şöyle konuştu:
''Biz göreve geldiğimizde İMKB 10-11 bin noktasındaydı. Dönemimiz içinde 48 bine kadar dayandı. Mayıs-haziran aylarında sıkıntılar yaşadığımızda gerilere düştü. Birileri de zil takıp oynadı. (Bak işte sanaldı) dedi. Ama biz (yine 48'i bulacak) dedik. (Ekonomimizin zemini sağlamdır) dedik. İşte buyurun şimdi 43 bini yine aştı, 48 bine doğru yola çıktı. Yakalayacağız, bunu da aşacağız. Buna inanıyoruz. Niye? Herşey ortada. Şu anda küresel sermaye, dünyada Türkiye'yi konuşuyor. Ama birileri de (bankacılık sektörü yabancıların eline geçiyor, halimiz ne olacak?) diyor. Haline birşey olmayacak. Sen önce kendine güvenmesini bil. Ben sürekli söylüyorum. Para civa gibidir. Nerede kendisi için uygun zemin bulursa oraya gelir. Bırak nereden geliyorsa gelsin. Bankacılık sektöründe yerli sermaye bu rekabetin içinde yerini almadığı sürece zaten yok. İşte o 22 banka ne oldu, fona devroldu. Bunlar sanaldı.'' Erdoğan, son olarak bir bankanın yalnızca yüzde 20'sini 3.1 milyar dolara Citibank'a sattığını, bunun bir gücün göstergesi olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Şimdi herkes neyi bekliyor biliyor musunuz? Halk Bankası'nı bekliyor. Gittiğimiz yerlerde soruyorlar, satıyor musunuz, satacak mısınız? Satacağız, ama biraz sabırlı olun. Biz de zeminini kokluyoruz. Bulduğumuz anda zeminini biz de yaparız. Belki biz de Akbank'ın yaptığı gibi birşey yaparız veya farklı enstrümanlar kullanabiliriz. Önemli olan ne? Kıymetli olan bir noktada değerlendirmek.'' Erdoğan, zarar eden Vakıfbank ve Ziraat Bankası'nın şu anda gayet iyi bir duruma geldiğini, eskiden yüzde 59 faizle kredi verebilen Ziraat Bankası'nın şu anda çiftçiye yüzde 7 ila 13 arasında değişen faiz ve kredi olanağı sunabildiğini söyledi.

''SERMAYE PİYASALARIMIZIN ATILIM İÇİNDE OLMASI''
Erdoğan, dün İMKB endeksinin 43.11 olduğunu görünce mutluluk duyduğunu, borsanın yeniden tırmanışa geçtiğini ifade ederek, ''2002 yılında ortalama işlem hacmi 422 milyon YTL iken, bugün 1 milyar 380 milyon YTL'yi aştığını görüyoruz. Bu göstergeler, sermaye piyasalarımızın nasıl bir atılım, canlılık ve hareket içinde olduğunu ortaya koyuyor'' diye konuştu.

2 yıl önce VOB'un açılışını yaparken, bu borsanın kuruluşunu sağlayanların büyük bir heyecan içinde olduklarını gördüğünü ve borsanın 2 yılda çok büyük mesafeler katettiğini belirten Erdoğan, burada güvenin çok önemli olduğuna dikkati çekti.

Şirketlerin alternatif finans arayışlarına cevap verebilmek amacıyla açılan VOB'un, ekonomide önemli bir boşluğu doldurduğunu dile getiren Erdoğan, gelişmiş ülkelerin tamamında vazgeçilmez bir kurum olan vadeli işlemler borsasının, Türkiye'de ilk kez uygulanmasına karşın başarı elde edildiğini vurguladı.

Hükümetleri döneminde Türkiye ekonomisinin kronik sorunlarını çözmek amacıyla topyekun bir mücadele başlattıklarını, geriye dönüp bakıldığında önemli bir başarı sağlandığının görülebileceğini ifade eden Erdoğan, ''Hiç kuşkusuz henüz çözemediğimiz ya da tam olarak çözüm sağlayamadığımız alanlar var. Ama bu konularda da çözüm kararlılığımız ilk günkü gibi devam ediyor'' dedi.

''DİKKATLE İZLİYORUZ''
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu ülkede ekonomiyi sadece gazete sayfalarından, önlerindeki ekranlardan ya da yalnızca bir kesimle temas kurarak yönetenler vardı. Bu tür bir yönetim anlayışının sonuçlarını hepiniz biliyorsunuz, faturalarını nasıl ödedik, biliyorsunuz. Biz böyle bir yönetim anlayışını asla benimsemiyoruz. Aldığımız kararların, uyguladığımız politikaların, elde ettiğimiz başarıların toplumun değişik kesimlerine ne yönde yansıdığını, hedefimizin ne kadarını tutturduğumuzu, nerede aksama olduğunu dikkatle izliyoruz. Ülkemizin her köşesindeki sanayicilerimizle sık sık görüşüyor, sorunlara birlikte çözüm yolu arıyoruz. Tüm sorunları çözdük, sorun kalmadı demedim, demem, diyemeyiz. Ancak 4 yıllık süreçte özellikle sanayicilerimizin sorunlarına hassasiyetle eğildik, eğilmeye de devam edeceğiz. İhracat rakamları, kapasite kullanım oranları, büyümeye özel sektörün katkısı ortada. Kısmi de olsa işsizlik oranlarının gelişimi ortada. Bir puan da olsa azalma var.'' 2002 yılında mevduat bankalarının kullandırdığı toplam kredi miktarı yalnızca 32.2 milyar YTL iken, bu miktarın 2006'da 171 milyar YTL'ye tırmandığını belirten Erdoğan, ''Yine 2002 yılında ticari kredi miktarı 22 milyar YTL iken 2006'da 90 milyar YTL'ye ulaştı. Bankacılık sektörü iyileşiyor, güçleniyor. Bankalar reel sektörü sürekli fonluyor'' diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious