HAMAS’ı ezerken yeni HAMAS’lar üretmek!

HAMAS’ı ezerken yeni HAMAS’lar üretmek!.11471
  • Giriş : 01.02.2009 / 08:36:00

Gazze'nin yeniden imarı için gereken miktarın, asgari 2 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Cemal UŞŞAK yazdı

İsrail'in 23 günlük Gazze operasyonun faturası:

1400 ölü (Üçte biri çocuk).
5500 yaralı (bir kısmı bir hayli ağır).
Maddi hasar:
5.000 civarında yıkılan ev.
1500 harap olan fabrika.
16 Yıkılan Hükümet konağı.
20 Yerle bir olan cami.

Ayrıca alt yapı tesislerinin önemli bir kısmı, şehir suyu şebekeleri ve yollar önemli ölçüde hasar gördü.

Yeniden imarı için gereken miktarın, asgari 2 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Bütün bunları İsrail niye yaptı? Resmi açıklamalara göre, sınır bölgesi civarında yer alan yerleşim birimlerine devamlı füzeler atan, “Terörist HAMAS'ı çökertmek için”.

İsrail, bunu elbette ilk defa yapıyor değil. Daha önce “Cenin katliamı” diye anılan operasyonu niye yapmışsa, Sabra ve Şatilla trajedilerini sonuç veren operasyonları niye yapmışsa Gazze operasyonunu da onun için yapmıştır.

Peki, önceki operasyonlar “Filistin Direnişi” ni kırmaya yetmiş midir? Elbette hayır. Bütün dünyanın gözü önünde cereyan eden, yıkılan binaları, bebek ölümlerini, ah ü figanları adeta canlı yayında izlediği, yumuşak ifadesiyle adına “Operasyon” denen sivil katliâmın, daha nice HAMAS'lar üretmeye müsait bir zemin teşkil ettiği apaçık ortada değil mi?

İsrail, elbette bu nevi “operasyonları” yapan yegane ülke değildir. 1948'den bu yana, ihtiyaç duyduğu her anda kendisine siyasi, stratejik ve ekonomik desteği veren Amerika'nın, Afganistan'da, Pakistan'da ve Irak'da yaptığı da tam tamına aynı zihniyetin ürünü değil midir?

Bush iktidarının, “Önleyici savaş” doktrinin bir parçası olarak yaptığı operasyonlar sonucunda ölen kişi sayısı, en mütevazı rakamıyla 800.000 kişidir. Ki bunun büyük çoğunluğu da sivildir.

Peki terör yüzünden ölen kişi sayısı nedir? 8.000'in altında. Dostlar, sormak gerekmiyor mu, bu ne menem bir “terörle mücadele” stratejisidir ki, kendisi yüzünden ölen kişi sayısı 8.000'in altında; mücadele uğruna ölenler 800.000'in üzerinde. Burada bir bit yeniği yok mu sizce ?

Sakın ola bu “mücadele tarzı”, “hegemonya”nın hakimiyet alanlarını korumak veya muhafaza etmek için seçtiği, dolaylı bir yöntem olmasın?

Bu iğrenç politika, asla “direnç noktalarını” ortadan kaldırıp, düşmanlarının tamamen yok olmasını istemez. Yok olursa bile, yenisini üretir. Çünkü o her daim, bir “iblisleştirilmiş öteki”ne muhtaçtır.

Necip Fazıl Kısakürek Merhumu yine analım. Bu menhus zihniyeti ne de güzel tasvir ediyor:

“Ey düşmanım! Sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana sen lazımsın.”

Bu zihniyet için, Hamas'ın yüzde 75 oyla seçimleri kazanmış olmasının hiç mi hiç kıymet-i harbiyesi yoktur. Tam tersine, bu onu daha da “tehlikeli” hale getirir.

Bütün umudumuz, geçmiş dönemden çok farklı sinyaler veren Barack Hüseyin Obama'da ve HAMAS'ın “savaşçı cephe”ye taze fırsatlar sunmayan yeni bir mücadele stratejisi benimsemesinde.

Umarız ki Obama'nın “Çatışma ve savaş yerine diyalog” vaadleri” gerçeğe dönüşür. Dönüşür de, mazlumlar ve mağdurlar nefes alır.

Bekleyeceğiz ve göreceğiz.

Not : Şu satırların yazıldığı ana kadar, Gazze'deki dramın sona ermesi için siyaseten bir şey yapamamanın ayıbını üzerinde taşıyan Arap Birliği, Gazze için bir fon oluşturulmasına yönelik somut bir adım atamamıştır. Kısacası, dindaşlarının ve ırkdaşlarının yaralarını sarmak için olsun ittifak edemedi. Ne hazin!

Zarûri bir açıklama

Geçen haftaki “Antisemitist Yahudi Olur mu?” başlıklı yazıma hiç ummadığım bir şekilde, iki farklı kesimden tepki geldi. Birincisi, kimi 'şapı şekere karıştıran' toptancı Müslümanlardan, 'bunların hepsi birdir' diyerek, İsrail'in şiddet yanlı politika taraftarlarıyla kendi halinde inancını yaşamaya ve geleneğini sürdürmeye çalışan Yahudileri İslam'ın ve insaniyetin ruhuna aykırı biçimde birbirine karıştırıyorlardı. İkincisi ise, şu hassas ortamda yazdıklarımın “gerçekten anitsemitist olanlara”malzeme ve bahane teşkil etmesinden endişe eden Musevi vatandaşlarımızdan. Şimdiye kadar yazdıklarımda ve söylediklerimde şiddet yanlısı İsrail politikalarıyla, inancını yaşamaya ve geleneğini sürdürmeye çalışan samimi Yahudileri birbirinden ayırmaya çalışageldim. Hele ki; 500 seneden beri bu topraklarda yaşayan, Müslüman vatandaşlar gibi vergisini veren nice insanlar var, bunları birbirinden ayırmamız lazım. Benim yaptığım sadece ve sadece insaf ve i'zân sahibi yüzbinlerce İsrail vatandaşı ve dünyanın muhtelif köşelerinde yaşayan Yahudilerin yaptığından ibaret. Mağdur Filistinlilerin derdine yanan nice insaniyetperver Yahudi dostlarım olduğu gibi, Amos Oz'un kitaplaında deşifre ettiği karakterlerde gibi Filistinlileri adeta pislik görenler de var, İsrail'in şiddet yanlısı politikalarından daha fazlasını savunan Müslümanlar da.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*