Hangi sıcak gündemler yüreğimizi yakıyordu? YORUM

Hangi sıcak gündemler yüreğimizi yakıyordu? YORUM.58480
  • Giriş : 13.11.2007 / 22:40:00

Lütfen hafızanızı yoklayın; yakın bir geçmişte neleri tartışıyordu Türkiye?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


EKREM DUMANLI yazdı...

Hangi sıcak gündemler yüreğini yakıyordu insanımızın? Siyasî tansiyon insanları nasıl cephelere bölüyordu? Ve daha önemlisi; şimdi nasıl oldu da o tartışmalı konular unutulup gitti? Daha dün hararetle tartıştığımız mevzuları bugün muzip bir tebessümle karşılıyoruz. Senaryo hep aynı. Önce sıcak bir gündem icat ediliyor; ardından o gündem, herkese zindan ediyor hayatı. Tartışmalar, atışmalar, didişmeler...

Bu arada mağdur edilen, en azından incitilen, insanlar. Ve suçlamalara muhatap kalan insanların kendilerini müdafaa gayreti. Açıklamalar, çırpınışlar, müdafaalar... Sonuç ne? Kocaman bir hiç! Çünkü vehim dolu tartışmaların içi boş. Bu nedenle hiçbir şey yaşanmamışçasına hayat devam ediyor.

Gündemi kasıp kavuran Malezya tartışmasını hatırlayanınız var mı mesela? Neydi manşetlerden düşmeyen can alıcı soru: Türkiye bir gün Malezya olur mu? Absürt bir soru. Bir ülke niçin bir başka ülkeye benzeyecekmiş ki! Aslında yeni değil bu tartışma. Türkiye İran olur mu, Suudi Arabistan olur mu, Pakistan olur mu diye de sorulmuştu bir zamanlar. Daha öncesine gidecek olunursa "Türkiye Çin olur mu, Rusya olur mu, Arnavutluk olur mu?" gibi sorulara da rastlamak mümkün. Bu derin tecessüslere bakınca sanırsınız Türkiye, yüzer-gezer bir ülkedir ve ne olacağına bir türlü karar veremediği için bir başka ülkeye benzetilmeye hazır ve nazırdır. Tarihî gerçek şu ki; daha önceki yakıştırmalar, soğuk savaş döneminin anlaşılabilir korkularını yansıtırdı ve o evhamı besleyecek örgütlenmelerden bahsedilebilirdi. Malezya tartışması belki de o yüzden komedi filmlerini aratmayacak kadar matrak bir seyir takip etti. Düşünebiliyor musunuz, tartışma çıkar çıkmaz "duayen gazeteciler/yazarlar", soluğu Malezya'da aldı ve uzaydan yayın yapıyormuşçasına ayrıntılar (!) sundu kamuoyuna. Bu arada halkın önemli bir kısmı yapılan gazeteciliğe kıs kıs gülüyordu ve muhtemelen şöyle düşünüyordu: Neden benzeyecekmişim bir başka ülkeye? Malezya ile ilgili artık ne bir haber çıkıyor ne bir yorum. Hani büyük bir tehlikeydi bu? Acaba duyarlı yayınlar (!) sonucunda "tehlike" savuşturulmuş mu oldu? Hayır! Suni bir gündemin balon manşetleri bir güç gösterisiydi; toplum hayatında gerçekliği olmadığı için de unutulup gitti...

Ya "mahalle baskısı" tartışmalarına ne demeli? Güya Türkiye'de mahalle baskısı vardı ve bu baskı yüzünden insanlar özgür bir biçimde yaşayamıyordu. Kıyametler koptu bu iddialar üzerine. Onlarca makale kaleme alındı, yüzlerce yorum yapıldı, gece yarılarına kadar koca koca adamlar papatya falı açar gibi mahalle baskısı var/yok oyunu oynadı... Sonuç ne? Kocaman bir hiç! Çünkü tartışma sosyal bir gerçekliğe dayanmıyordu; o yüzden çıkış yolları ve çözüm önerileri aranmıyor; sadece ayrışımlar öne çıkıyor ve kamplaşmalar tahrik ediliyordu. Halk nezdinde gerçekliği olmadığı için kısa bir süre sonra unutulup gitti.

Anayasa tartışmaları da öyle. Daha ortada taslağın taslağı bile yokken vuruşmalar başlıyor, aklıselimle yapılacak tartışma, semboller kavgasına dönüştürülüveriyor. Kuzey Irak'a yapılması düşünülen sınır ötesi harekâtın med-cezirleri de günlük politikaların heyecanına hapsedilmiş durumda. Öyle bir an geliyor ki herkes "derhal sınır ötesi operasyon yapılsın" diye feryat ediyor; öyle bir an geliyor ki herkes "aman bizi bataklığa çekiyorlar" diye yeri göğü inletiyor.

Türkiye yorgun. Günlük telaşlara mahkûm güncel tartışmalar yüzünden bu ülke, sağlıklı karar veremiyor. Yarınlara dair planlarımız yok; çünkü yakamızı vehimlere kaptırmışız ve kendi gölgemizle boğuşuyoruz. Tartışmanın biri bitiyor diğeri başlıyor. Her memleket meselesine tüketim metaı gibi bakılıyor. Ve maalesef bu ülke iç enerji israfından dolayı sürekli güç kaybediyor. Bir de tersini düşünün lütfen; şayet Türkiye her alanda ufku zorlayacak bir ivme yakalasaydı bugün nerelerde olurdu? Suni gündemlerden yakamızı kurtarmadıkça, insanımızın standardını yükseltmemiz ve dünya dengelerinde rol üstlenmemiz mümkün değil! İnsan ister istemez bir yandan boşuna harcanan enerjiye bakıyor, hayıflanıyor; diğer yandan da kaçan fırsatlara bakıp iç geçiriyor. Yazık olmuyor mu bu ülkeye?

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious