Hani iki Türkiye vardı? (YORUM)

Hani iki Türkiye vardı? (YORUM).9297
  • Giriş : 07.08.2007 / 23:07:00

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni soruyor: Hani iki Türkiye vardı?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye ilginç bir ülke. Kavgaların önemli bir kısmı sahici değil. Medyanın pohpohladığı kavgalar statükonun da işine gelince, ortaya ürkütücü bir manzara çıkıyor. Ancak bu manzara, gerçeği yansıtmıyor; en azından gerçeğin tamamını yansıtmıyor.
Çok örnek var yukarıdaki iddiamı ispatlayacak. Mesela Türkiye 1980'li yıllara sağ-sol çatışmasının gölgesinde girdi. Öyle büyük bir kutuplaşma yaşanmıştı ki aile fertleri adeta birbirine düşman kesilmişti. Sağcıların "kurtarılmış bölgeleri" olduğu gibi solcuların da "kurtarılmış bölgeleri" vardı. Hiç kimse karşıt görüşün sokağından geçemezdi. Faili meçhul cinayetler, karanlık ilişkiler, ses getiren eylemler... Peki ne oldu sonuçta? Bir gece (12 Eylül 1980) darbe yapıldı ve her şey bir anda değişti. Baltalar gömüldü, kavgalar bitti; hatta dostluklar, iş ortaklıkları, evlilik bağları kuruldu. Darbe feci bir şeydi; insanlık dışıydı. İşkenceler yapıldı, haksızlıklar ortaya kondu. Bu doğru; ancak kavgalar niçin bir anda bitmişti? Meselenin komploya açık bir yanı var. O yüzden darbe öncesinin Başbakanı Süleyman Demirel "12 Eylül sabahı ne oldu da bütün eylemler sona erdi? Oysa biz askerimize her türlü yetkiyi zaten vermiştik" diyerek serzenişte bulundu. Bu işin bir yönü. Oysa madalyonun diğer bir yüzü var; o bize gösteriyor ki sağ-sol kavgası suni idi, fikrî bir temeli, içtimaî bir sebebi yoktu.

Türkiye'de medyanın şişirdiği kavgaların sosyal gerçekliği yoktur. Bazı güç odakları bir hava oluşturur ve insanların arasına uçurumlar koyar. Sonra her hadise bu uçurumu büyütür. Mesela Türkiye'de Alevi-Sünni kimlikleri yüzyıllardır beraber yaşıyor. Kimi zaman bu ayrılıklar kışkırtılır ve sonuç da alınır. Ancak bu insanlar birbirinin komşusudur, arkadaşıdır, ortağıdır. Heyecanlar yatışınca iletişim kanalları yeniden açılır ve dostluklar pekiştirilir.

Kürt meselesi de öyledir Türkiye'de. Düşünebiliyor musunuz bu ülkede 30 yıla yakın bir süredir ırkçı ve terörist Kürt örgütü (PKK) ile Türk ordusu çarpışıyor ve bunca yıldır süren kavga Kürtler ve Türkleri birbirine düşürmüyor. İyi ki de düşürmüyor; çünkü bu iki topluluk da yüzlerce yıldır beraber yaşıyor. Her iki topluluğun neredeyse tamamı Müslüman. İslam, ırkçılığı ve terörizmi çok net bir şekilde lanetliyor. Yüzyıllar içinde oluşan bir dostluk ve akrabalık söz konusu. O yüzden bir yandan çatışmalar oluyor; diğer taraftan insanlar aynı apartmanda oturuyor, aynı işyerlerinde çalışıyor.

Birkaç gün önce yeni seçilen milletvekilleri Meclis'e ilk kez adım attı. Kürt milletvekilleri ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) liderinin el sıkışması gazetelere manşet oldu. Bunu dışarıdan bir gözün tam anlaması çok zor. Daha ilk günden büyük kavga çıkmasını tahmin edenler vardı. Olmadı. Çünkü toplum dinamikleri kavgadan değil diyalogdan yana baskı yapıyor.

Bu duruma rağmen önemli bir riskten söz etmek mümkün. PKK ve lideri Öcalan daha şimdiden bağımsız Kürt milletvekillerine baskı yapmaya başladı. Örgütün yayın organı Gündem gazetesinde Apo, esip yağıyor yeniden. MHP'lileri de kışkırtmak isteyenler var. Ancak topluma inildiğinde görülecektir ki Türkiye'de insanlar kamplaşmak, kutuplaşmak istemiyor. O yüzden Cumhuriyet Mitingleri'ndeki aşırı laikçi söylemlere halk büyük öfke duydu ve AK Parti'ye yüzde 47'lik destek sağladı. Bir çeşit protestoydu bu. Şimdi yeni parlamento ile yeni bir sayfa açıldı. Vatandaş iki farklı Türkiye manzarasına yol açanları 22 Temmuz'da cezalandırdı. Bu yasama döneminde kavgadan yana olanları da bir sonraki seçimlerde cezalandıracak. Çünkü vatandaş iki Türkiye'ye değil, tek ama çoğulcu ve katılımcı demokrasiyle yönetilen bir Türkiye istiyor...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious